T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1461
KARAR NO: 2024/1870
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/06/2024
NUMARASI: 2022/863 E. - 2024/496 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari faaliyeti kapsamında davalıya sattığı mallar karşılığında; 31/12/2021 ... Nolu, 54.027,65 TL ve 13/01/2022 tarihli , ... Nolu, 55.680,31 TL olmak üzere toplamda 109.707,96 TL fatura düzenlenip ve fatura içeriği malları davalıya teslim etmiş bulunduğunu ve davalının hiçbir şekilde itirazı olmadığını, hatta, müvekkili şirketin alacağına karşılık, 07/01/2022 tarihinde 4.570.-TL, 19/01/2022 tarihinde 4.000.- TL, 29.04.2022 Tarihinde 2.000.-TL ve takip sonrası 21.05.2022 Tarihinde 3.000.-TL ödeme yapıldığını ve takip öncesi yapılan ödemeler mahsup edilerek 99.137,96 TL alacak üzerinden takip yapılmış olduğunu, satılan ürünler teslim alındıktan ve bir kısım ödemeler yapıldıktan sonra davalının kötü niyetli davranışlar sergilemeye başladığını, bu kapsamda takip konusu faturaları teslim aldıktan ve ticari defterlerine kaydettikten aylar sonra 12/04/2022 T. ... Nolu, 109.797,96 TL olan E-ARŞİV İADE faturası düzenlediğini ve bu faturayı 22/04/2022 tarihinde whatsup üzerinden müvekkili şirket çalışanına göndermiş olması nedeniyle haberdar olunduğunu, borçtan kurtulmak üzere geçmiş tarihli olarak düzenlendiği anlaşılan bu iade faturasının, whatsup yazışmasının yapıldığı aynı gün Kadıköy ... Noterliği, 22/04/2022 T. ... yn.' lu İhtarnamesiyle kabul edilmediğini ve davalıdan herhangi bir ürün iadesin de alınmamış olduğunu, davalının kötü niyetli davranışlar sergilemesi sonucunda, alacağın tahsili amacıyla, İst. And. ...İcra Md. nün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, ancak davalı borçlunun borca karşı yapmış olduğu itirazı nedeniyle işbu takibinin durmuş olduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın İptaline, takibin devamına, en az %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının beyanlarının gerçeklikten uzak ve ticari kurallarla bağdaşmadığını, müvekkilinin davaya konu malların hiçbirini teslim almadığını ve davaca tarafa da herhangi bir ödeme yapmamış olduğunu, müvekkili davalının, E-Ticaret üzerinden kozmetik ürünleri sattığını ve bununla ilgili vergi kayıtlarının bulunmakta olduğunu, müvekkili adına 2 adet fatura kesildiğini ve müvekkilinin bu faturalardan davacı şirket yetkililerinin telefon açması üzerine haberdar olduğunu ve davaya konu faturaların kendi adına kesildiğini öğrendikten sonra muhasebecisi ile görüşüp iade faturası kesmiş olduğunu, işin aslını araştırdıklarında, dava dışı 3.Şahıs ...' nin işbu malları aldığını ve müvekkili davalının vergi/fatura bilgilerini davacı tarafa verip fatura kestirdiğini öğrendiklerini, davanın dayandığı İst. And. ...İcra Md. ... E. sayılı icra dosyasına ekte kendi el yazılı bir suretini de ekledikleri şekliyle; “ Davaya konu malları bizzat kendisinin teslim aldığını, davacı firmanın vergi levhası açılış bilgilerini istediğini, kendisinin de vergi açılışının olmaması nedeniyle müvekkili davalının bilgilerine erişip bu bilgileri verdiğini buna istinaden işbu faturaların düzenlendiğini” beyan ve ikrar etmiş olduğunu, davacının, davalının borçtan haberdar olunduğu hatta muhtelif tarihlerde ödemeler yaptığını iddia ettiğini bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, bahsi geçen ödeme dekontlarının dosyaya celbini talep ettiklerini, dekontların celbi halinde görüleceği üzere bu ödemelerin hiçbirinin müvekkili tarafından yapılmadığını ve dava dışı 3.şahıs ...' nın işbu ödemeleri kendisinin yaptığını davacı şirkete beyan etmiş olduğunu, müvekkili davalının ticaret unvanını kullanan ve tanımadığı bilmediği 3.şahıs ... tarafından işbu ticaretin yapıldığını ve sehven muhasebe kayıtlarına girmiş olan bu faturaların öğrenildiği anda iptal-iade işlemi yapıldığını, davacının müvekkilinin bir anlık zaafından faydalanarak işbu haksız parayı talep etmekte olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davaya konu uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen mutlak ticari dava anlamında bir uyuşmazlık niteliğinde olmadığı gibi, davalını tacir sıfatının bulunmadığı, davalının ticari faaliyetinin VUK 177. Maddesinde belirlenen esnaf haddini aşmadığı dolayısıyla davalının ticari faaliyetinin esnaf sınırları içerisinde kaldığı, bu haliyle nispi ticari dava ölçüleri yönünden de ilgili şartların oluşmadığı, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi mümkün olmayıp 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2/2 maddesi gereğince görüm ve çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda anlatılan nedenlerle TTK'nun 4(1) maddesindeki düzenleme nedeniyle somut davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsiz olup davaya bakmanın mümkün olmadığı, görevin dava şartlarından olduğu ve HMK nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, görevli Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, HMK'nın 20. maddesindeki usul çerçevesinde talep hâlinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, yasal süre içinde mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile ihtarına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının 2021 - 2022 yılları mal alış satış toplamlarının esnaf haddini aştığını, vergi usul kanunun 177 maddesinde belirtilen herhangi alış veya satış hadlerinden herhangi birisinin yarısını aşması durumunda davalının tacir kabul edileceğini, esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydının yaptırmamış olmasının tacir olmadığını göstermeyeceğini, esnaf sayılmayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, davalının tacir olup olmadığı, mahkemenin görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı gerçek kişi adına değişik ürünlere ait e-faturalar düzenlendiği, faturalardan kaynaklanan alacaklarla işlemiş faizler toplamı 103.462,23 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 23.05.2022 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, faturaların 31.12.2021 ve 13.01.2022 tarihli olduğu, davalının takibe itirazı üzerine, davacının İİK 67.maddesi gereğince itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri üzerine gerekli bilgi ve belgeler dosya içerisine celp edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü 29.12.2022 tarihli yazılarında, davalıya ait BA/BS Formlarının talep edildiği, adı geçenin 12.04.2021 tarihinden itibaren radyo, tv, posta yoluyla veya internet üzerinden yapılan perakende ticaret ve gıda maddelerinin bir ücret veya sözleşmeye dayalı olarak satışını yapan aracılar faaliyetleri ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, mükellefiyetinin devam ettiği, 2021 yılında işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, işletme esasına tabi olması nedeniyle BA/BS bildirimi verme yükümlülüğünün bulunmadığı belirtilmiştir. 24.04.2023 tarihli talimat yolu ile düzenlenen bilirkişi raporunda; davalının 2021 yılındaki alım satımları dikkate alındığında bilanço usulüne göre defter tutma hadlerine ulaşamadığı, 2022 yılında 2022 alış tutarı yönünden belirlenen haddi aşmamış olduğu ancak satış tutarı yönünden davacının faturası (iade faturası) dahil edilmesi ile 2022 yılında belirlenen haddi aştığı, iade faturasının dahil edilmemesi durumunda satış tutarının 469.620,28 TL olmakla 2022 yılı için belirlenen 570.000,00 TL satış tutarına dair haddi aşamadığı belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ila (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalardır. TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Aynı Yasanın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK m.11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK m.11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK m.12/1). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK m. 15/1). TTK'nın 24 ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez. Bu bilgilere göre somut olay incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık, ürün satımına ilişkin olarak ürün bedelinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemine ilişkin olup satım sözleşmesi TTK'da düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması hâlinde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilecektir. İşbu davada, davalının tacir sıfatını haiz olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Bu nedenle mahkemece verilen görevsizlik kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.12.2024