T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1906
KARAR NO: 2025/1790
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20.08.2025
NUMARASI: 2025/107 Esas
BİRLEŞEN DAVA (Bakırköy 2.ATM 2025/323 Esas)
DAVA: Yöneticinin Azli
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve yönetim kurulu üyesinin azli talepli asıl ve birleşen davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen ihtiyati tedbire itirazın reddine dair 16.07.2025 tarihli ve 20.08.2025 tarihli ara kararlara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... ... vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 24.01.2025 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların usulsüz olduğunu, şirketin 200 adet hamiline yazılı hisse senedi bulunduğunun MKK'da kayıtlı olduğunu, genel kurul kararlarının ve oy dağılımının hukuka uygun olup olmadığının tespiti için MKK’dan alınacak kayıtlarla hissedar paylarının doğrulanması gerektiğini, şirketin %60 payına sahip olan davacının 24.01.2025 tarihli toplantıda, ... ...’ın vekaleten kullandığı ve gerçekte kendisine ait olmayan oranlarıyla ... ...’ın yönetim kurulu başkanı seçildiğini, ... ...'ın kendisine emanet edilen ve hukuken yetkisi bulunmayan hisseleri kötüye kullanarak, şirkette hâkimiyet kurmaya çalıştığını, pay sahiplerinin toplantıya usulüne uygun şekilde çağrılmadığını, ... ..., ... ... ve... ... hakkında devam eden ceza soruşturmaları bulunduğunu ve bu kişilerin şirkete zarar verdiklerini, bu kişilerin birlikte hareket ederek şirketin bilgilerini kötüye kullandıklarını, hastalara ait özel verileri rakip hastanelere sattıklarını, asılsız ihbarlar ile şirkete polis baskınlarına neden olduklarını, hakkında devam eden ceza soruşturmaları bulunan ... ...’ın yönetim kurulu başkanı olmasının, şirketin itibarını ve ticari varlığını tehlikeye soktuğunu, yönetici hakkındaki dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma ve haksız rekabet suçlarından yürütülen soruşturulmasının ortaklar ve ortaklık açısından risk oluşturduğunu ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptali ile ... ...'ın yönetim kurulu yetkilerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesi 18.03.2025 tarihli ara kararı ile davalı ... ...'ın yönetim kurulu üyeliğinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara yönelik istinaf başvurusu Dairemizin 22.05.2025 tarih ve 2025/884-889 Esas ve Karar sayılı kararı ile incelenerek reddedilmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... ...'ın %80 oranında engelli olması, yönetim kurulu başkanlığı görevini kötüye kullanarak şirketi iflasa sürüklemesi, şirkete ait hesap şifrelerini hukuka aykırı şekilde değiştirmesi, SGK ve vergi yükümlülüklerini engellemesi, banka hesaplarından şahsına ve 3. kişilere para aktarması, kira borçlarını ödememesi, iş yerine 3 aydır uğramaması ve hakkında bu göreve engel ceza soruşturması bulunması nedeniyle, davalı ...'nın yönetim kuruluğu üyeliği ile şirketi temsil yetkisinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini ve davaların birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalılar vekili savunmasında özetle; şirket hissedarlarından ... ...'ın 1.000.000,00 TL sermayeli davalı şirketin 510.000,00 TL payına sahip olduğunu, davacının eşi ... ...'ün görev süresinin 31.08.2024 tarihinde sona ermesine rağmen usulsüz işlemler yapmaya devam ettiğini, bu nedenle kendisine Bakırköy 40.Noterliğinin 10.09.2024 tarihli ihtarının gönderildiğini, süresinde genel kurulun toplantıya çağrılmaması üzerine Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/676-288 E-K sayılı genel kurul çağrısına ilişkin kararı uyarınca atanan kayyumun organizesi ile 24.01.2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, bu toplantıda herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığını, davalı ...''nın yönetim görevini kötüye kullanmadığını, davacının eşinin halen dahi seçilen yöneticiyi şirkete almadığını, davalının yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, halen dahi davacının, eşi tarafından imzalanan evrakları mahkemeye sunduğunu ve usulsüzlüklerin davalı tarafından yapıldığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. Davacının talebi üzerine ilk derece mahkemesinin 30.04.2025 tarihli duruşmasının 2 numaralı ara kararı ile davalı şirkete ...'in denetim ve onay kayyumu olarak atanmasına karar verilmiştir. Bu ara karar üzerine 06.05.2025 tarihli gerekçeli ara karar yazılmış ve TTK'nın 630. maddesindeki, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın yöneticilerin yönetim hakkının sınırlandırılmasının talep edebileceği, ileri sürülen olguların yaklaşık ispat düzeyinde gerçekleştiği belirtilerek, ...'in denetim ve onay kayyumu olarak atanmasının davalı şirketin her türlü karar ve tasarrufunun denetim ve onay kayyumunun onayına bağlanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar tarafından sunulan 14.05.2025 tarihli istinaf başvurusu ilk derece mahkemesinin 11.06.2025 tarihli kararı ile itiraz dilekçesi olarak kabul edilmiş ve itiraz duruşmasının 16.07.2025 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. Davalıların itirazı 16.07.2025 ve 20.08.2025 tarihli ara karar ile değerlendirilmiş ve itiraz dilekçesinde belirtilen koşulların gerçekleşmediği, taraflar arasındaki güvensizlik ve husumetin, alınan kayyum raporlarının değerlendirilmesinde birtakım usulsüz işlemler yapıldığının belirlendiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Ayrıca şirket yöneticisinin denetim kayyımının izin ve onayı olmadan ödemeler yapması, bir kısım kişilerin gerçekte çalışmadığı halde sigortalı yapılması, usulsüz işlemler yapıldığının denetim ve onay kayyımı raporu ile berilenmesi karşısında, denetim kayyımının yönetim kayyımı olarak görev yapmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin 16.07.2025 tarihli ara kararı ile 20.08.2025 tarihli ara kararlarına karşı, davalı ... ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
İptali istenilen genel kurulun Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/676 E. 2024/288 K. sayılı dosyandaki çağrı kararı üzerine yapıldığını, atanan kayyımın genel kurul toplantısının gündemini belirleyerek tebliğ ettiğini, 24.01.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığı gibi usulsüz herhangi bir işlem de bulunmadığını, toplantının usulsüzlüğüne ilişkin kanıt sunulmamasına rağmen mahkeme nezdinde farklı bir algı yaratılarak şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, yönetim kayyımı atanması kararına gerekçe olarak kayyım tarafından hazırlanan rapordaki, şirkette sigortasız işçi çalıştırılmasının gösterildiğini, ancak bu işçilerin davacı ve eşi ... ...'ün çalıştırdığının mahkemeye iletilmediğini, müvekkilinin haklı sebeple bu işçilerin işten çıkarıldıklarını, işçilerin müvekkilinin muhalefetine karşın, davacı tarafından sigortasız şekilde çalıştırıldığını, atanan kayyımın bu duruma sessiz kaldığını, müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olarak kayyım ile birlikte hareket etmesi gerekirken, kayyımın müvekkilini dikkate almadan şirketi yönettiğini, davacının mahkemeye dahi eşinin imzaladığı evrakları sunmaya devam ettiğini, buna rağmen kayyıma yönelik itirazların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, hastanede usulsüz işlemler yapılması, keyfi ve ciddi bir tutardaki paraların gayrı resmi olarlar davacı ve eşi tarafından alınmasının yönetimin değişmesine neden olduğunu, müvekkili ile diğer hissedarın şirketten para almadığını, 01.09.2024 ile 18.02.2025 tarihleri arasında otel kayıtları ile kasa kayıtları uyuşmayan 374 hasta tespit edildiğini, kayıtlara göre ortak dahi olmayan davacının eşinin 10 milyonu aşan para aldığını, atanan denetim kayyımının, müvekkilin bilgisi olmadan 9.932.659,00 TL ödeme yaptığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen davalar, davalı şirketin 24.01.2025 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali ile şirket yöneticisi olan davalının yönetim yetkisinin sonlandırılması istemine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise, dava konusu genel kurulunun 3. maddesinde alınan yönetim kurul üyeliğine ... ...'ın seçilmesine ilişkin karar ile bağlantılı olarak seçilen kişinin yönetim kurulu üyeliği yetkilerinin kullanılmasının tedbiren durdurulmasına, şirkete denetim kayyımı atanmasına, şirket yöneticisinin denetim kayyımından habersiz iş yapması nedeniyle denetim kayyımının yönetim kayyımı olarak görevlendirilmesine dair ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine ilişkin verilen 16.07.2025 ve 20.08.2025 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen ihtiyati tedbire yönelik ara karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davalı ... ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada, TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanılacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. Yasada yönetim kurulu üyelerinin görüşlerinin bizzat sunmasına ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır. Davacı vekili 24.01.2025 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini, 3 no'lu kararın yürütmesinin durdurulmasını istemiştir. Diğer maddeler yönünden açık bir icranın geri bırakılması talebi bulunmamaktadır. Esasen, anılan madde ile seçilen yöneticinin yetkilerinin kullanılmasının önlenmesi istenmiş olup, bu talep genel kurulun 3 no'lu maddesinin yürütmesinin durdurulması mahiyetindedir. Birleşen davada ise şirket yöneticisinin azli talep edilmiştir.TTK'nın 630/2. maddesine göre, her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Maddenin 3. fıkrasına göre ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ... bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. TTK'nın 630. maddesinde, azil davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca, davacının, yaklaşık ispat koşulunu y erine getirmiş olması gerekir.Somut olayda; davacı vekili, davalı yöneticinin, şirket hesaplarında usulsüzlük yaptığını ileri sürmektedir. Mahkemece bu iddianın yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığı kabul edilerek 06.05.2025 tarihinde denetim ve onay kayyımı atanmıştır. Bu karar yönelik itiraz için duruşma açıldığı, bu süreçte denetim ve onay kayyımının sunduğu 30.05.2025 ve 16.06.2025 tarihli raporlarda, şirket yöneticisinin yaptığı bir kısım usulsüzlüklerin yapıldığı; denetim ve onay kayyımının bilgi ve onayı dışında ödemeler yapıldığı belirlenmiştir. Mahkeme ve denetim kayyımı tespitine göre, yöneticinin şirket işlerine yeterli mesai ayırmadığı, şirkte sigortasız işçi çalıştırdığı, şirketin borçlarının ödenmesi ve şirketin kullanabileceği teşvikler hususunda gerekli adımların atmadığı belirlenmiştir. Şirketin yöneticisinin davalı olması nedeniyle bu işçilerin kural olarak yönetici tarafından işe alındığı kabul edilmelidir. Şirkette yönetimi bulunmayan kişilerin sigortasız işçi çalıştırdıkları ise yargılama sırasında sunulacak deliller ışığında değerlendirilecektir. Ticaret şirketlerinin seçilmiş organları eliyle yönetilmesi asıl olup, kural olarak şirkette organ boşluğu bulunmaması halinde şirkete kayyım atanmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak ortaklığın ve ortakların menfaatinin gerektirmesi halinde, ortaklığın yönetimi ile ilgili usulsüzlüklerin tespiti halinde şirkete ihlalin ağırlığına göre denetim ve onay kayyımı veya yönetim kayyımı atanabilir. Şirket müdürünün görevlerini yerine getirmediği, atanan denetim ve onay kayyımının yetersiz kaldığı mahkemece usulüne uygun delillerle belirlenerek yönetim kayyımı atanmış olup, yaklaşık ispat olgusu gerçekleştiğinden ilk derece mahkemesinin ara kararı ve gerekçesi yerinde görülerek, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3, 394/5 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine dair verilen ara kararlar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 13.11.2025
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 394/5 maddeleri gereğince karar kesindir.