T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/767
KARAR NO: 2025/1263
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22.01.2025
NUMARASI: 2024/526 Esas - 2025/50 Karar
DAVA: Tazminat (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket işletmesinde kullanmak üzere 28/02/2022 tarihinde ... marka 19 tane ... Btu/h Ekolojik ... Klima, ... Adet ... Klima'yı davalı ... Mühendislik'ten satın aldığını, ödemelerini eksiksiz şekilde yaptığını, alınan klimalar için verilen ayıplı hizmet sebebiyle defaatle yaşanan aksaklıklar neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını, taraflarınca davalılara Kartal ... Noterliği ... Yevmiye 05/12/2022 tarihli ihtarname ile müvekkilinin zararının karşılanması talep ettiğini, Ancak davalılar vermiş oldukları zararı kabul etmediklerini, müvekkilinin zararının giderilmesini yönelik olarak davalılar aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla icra takibi ikmal edildiğini, Davalılar tarafından iş bu takibe itiraz edildiğini, akabinde arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, Tüm bu sebeplerle müvekkilinin zararının tazmin edilebilmesi adına huzurdaki davayı ikmal etme gereği hasıl olduğunu, müvekkilinin kusurlu malları için 2 kere davalıya servis tamiri yaptırdığını ve düzelmediğinden müvekkilinin tamirat işini başka bir servise yaptırmak durumunda kaldığını, Çünkü geçen sürede müvekkilinin her gün daha fazla zarara uğradığını davalılarının bu mağduriyetini gidermediğini, müvekkili tarafından davalılara ihbar niteliğinde olmak üzere mail, mesaj ve ihtarname ile gerekli bildirimler yapıldığını, Fakat müvekkilinin zararını karşılamaya yönelik herhangi bir geri dönüş gerçekleşmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın ihbar tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmişlerdir. Hakkındaki dava sonradan tefrik edilen davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; huzurdaki davada müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi hatalı olduğunu davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarda herhangi bir tazminat sorumluluğu bulunmadığını, sözleşmede imzası bulunan ve borç altına giren taraflar yalnızca diğer davalı ... ile davacı ... Otel olduğunu, sözleşmenin tarafı olmayıp borç altına girme iradesi ve sözleşmenin feshi noktasında herhangi bir beyanı bulunmayan müvekkili şirkete karşı husumet yöneltilmesi hatalı olduğunu, müvekkili Şirketin dava konusu olayda herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmamakla birlikte davacı yanca aksini ispat eder bir delil dosyaya sunulduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin tarafı olmaması ve maddi hukuk kaynaklı husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından pasif husumet yokluğundan reddini, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesini, talep etmişlerdir. Davalı ... Mühendislik ... Ticaret Limited Şirketi vekili, savunmasında özetle; davacının iddiasının zamanaşımına uğradığını bu sebeple davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, sözleşmenin niteliği ve davacının basiretli tacir olarak hareket etmesi gerektiği dikkate alındığında ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının iddiaları hiçbir koşulda gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından gerekli hizmet ve kontroller eksiksiz biçimde yerine getirdiğini, davacının kendi kusurlarından dolayı sorun yaşadığını, davacının ispat külfetini yerine getirmediğini davanın reddinin gerektiğini, Davacıya teslim edilen klimaların ve montaj işinin ayıplı olduğunu kabul etmediklerini, klimaların ve montajın ayıplı olduğu kabul edilse dahi davacı seçimlik haklarından onarım hakkını kullandığını ve müvekkili tarafından servis hizmeti verilerek tüm klimalar çalışır vaziyette teslim edildiğini, ayıp halinde alıcının seçimlik hakları bir kez kullanılmakla son bulacağından herhangi bir ayıp var olsa da dahi onarım hakkını kullanmış davacının diğer seçimlik haklarını kullanabilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının ayıba ilişkin iddialarını kabul etmemekle birlikte, servis fişlerinden görüleceği üzere davacının müvekkilden talep edeceği herhangi bir tazminat söz konusu olmadığını, davacının taraf dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, davanın reddini, Yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İtirazın iptali istemine konu icra takip dosyasının tetkikinde; davalı takip borçlusunun icra dairesinin yetkisine süresi içerisinde itiraz ederek yetkili icra dairesinin İstanbul İcra Dairesi olduğunu ileri sürdüğü görülmüştür. İtirazın iptali davaları takip hukukundan kaynaklandığından icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olup yetkili icra müdürlüğünde icra takibinin yapılmasının dava şartı olması nedeni ile İİK'nın 67. maddesi çerçevesinde görülen işbu davada öncelikli olarak davalı takip borçlusunun icra dairesinin yetkisine vâki itirazının incelenmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Anılı itirazın tetkikinde ise İİK'nın yetkiyi düzenleyen 50. maddesinde para veya teminat borcuna ilişkin takiplerde 6100 sayılı HMK'nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağının belirtildiği, ilgili atıf nedeniyle HMK'nın 6.maddesinin yetkiye ilişkin ön sorunlarda uygulama alanı bulduğu, işbu maddeye göre takibin başladığı tarihte davalı takip borçlusunun yerleşim yeri icra dairesinin genel yetkili icra dairesi olduğu, TBK'nın 89. maddesi uyarınca ise para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ödeneceğinin hüküm altına alındığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davalı takip borçlusunun takip tarihindeki yerleşim yerinin Beyoğlu/İstanbul olduğu, davacı takip alacaklısının muamele merkezinin ise Avcılar/ İstanbul olup Küçükçekmece İcra Dairelerinin yetki alanında kaldığı, takibin ise İstanbul Anaolu İcra Dairesinde başlatıldığı, taraflar arasında yetki şartını içerir herhangi bir yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davalı takip borçlusu tarafından icra dairesinin yetkisine vâki itirazında yetkili icra dairesinin usulüne uygun olarak ayrıca belirtildiği, bu itibarla icra dairesinin yetkisine usulünce yapılmış itirazın yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında yerinde olduğu, yetkili icra dairesinde başlatılmayan icra takibi nedeni ile dava şartının gerçekleşmediği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki tüm taleplerini aynen tekrarla; her ne kadar yerel mahkeme kararında huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğu ve bu nedenle yetki itirazının gereği yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira huzurdaki davanın itirazın iptali davası değil tazminat davası olduğunu, dava dilekçesinde icra dosyasından söz etmelerinin nedeninin taraflar arasındaki ilişkinin mahkemeye aktarılmasını sağlamak olduğunu, ayrıca huzurdaki tazminat davasında davalının yetki itirazı olmadığını, Taraflarınca usul ve yasaya uygun bir şekilde dava açılmasına rağmen mahkemece dava dilekçesi ve somut deliller dikkate alınmadan ve davanın esasına girilmeden, dava türünde hataya düşülerek ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından verilen karar ve gerekçesinde iş bu tazminat davası icra takibi sonrası açılan bir itirazın iptali davasıymış gibi değerlendirilip hüküm kurulduğunu, ancak görüleceği üzere iş bu tazminat davasının icra dosyasından bağımsız olarak dava şartları sağlanarak açıldığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ayıplı satım iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı ve hakkında tefrik kararı verilen ... AŞ hakkında açtığı tazminat davasında, davalıdan satın alınan klimalar nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. İlk derce mahkemesince davalı ... AŞ hakkındaki davanın tefrikine karar verilmiş, iş bu dosyada istinaf konusu olan diğer davalı ile ilgili olarak, davalının icra takibine yetki yönünden itirazda bulunduğu, itirazın yerinde görüldüğü, bu nedenle özel dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak eldeki davanın İİK'nın 67. maddesi kapsamında açılmış bir itirazın iptali davası olmadığı, gerek dava dilekçesi içeriği gerekse dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında açıkça, satılandaki ayıp nedeniyle maddi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Buna rağmen ilk derece mahkemesince davanın itirazın iptali davası olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetsiz olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüş, ilk derece mahkemesinin istinaf konusu kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.07.2025