T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/199
KARAR NO: 2025/766
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07.02.2022
NUMARASI: 2020/509 E. - 2022/89 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin takip dosyasındaki diğer borçlu ...'nın arkadaşı olduğunu, anılan kişinin Çin’den ithalat yapan bir şirkette çalıştığını ve şirket yöneticisiyle birlikte hareket ettiğini, sermaye koyması hâlinde ciddi kazanç elde edeceğini beyan ettiğini, ... ve şirket yetkilisinin müvekkilini ithal edilen ürünlerin yüksek fiyatla satılarak kâr elde edileceği konusunda müvekkilini ikna ettiklerini, müvekkilinin bu nedenle davalı şirketin banka hesabına 06.09.2017 tarihinde 50.000 USD, ...’nın hesabına 11.01.2018 tarihinde 56.000 USD olmak üzere toplam 106.000,00 USD para gönderdiğini, 56.000 USD'nin davalıların kayıt dışı işlem yapmak istemeleri nedeniyle ...'ın hesabına gönderildiğini, ödemeden borçluların tutarsız ve çelişkili tavırlar gösterdiğini, yapılan görüşmeler sonucu müvekkilinin dolandırıldığının öğrenilmesi üzerine suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin davalı şirketin yetkilisine ulaşamadığını, alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...ve ... Esas sayılı dosyalarında takip başlatıldığını, ... Esas sayılı takipteki alacağın ödenmesi konusunda anlaşma sağlandığını, diğer takibin haksız itiraz sonucu durduğunu ve alacağın likit olduğunu ileri sürerek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız takibine yönelik davalı itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir Davalı vekili 2.12.2021 tarihli beyan dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkiline gönderilen 50.000 USD için İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip sonrası arabuluculuk aşamasında bu miktarın 6 eşit taksitle toplam 297.600 TL olarak ödenmesi konusunda tarafların anlaştığını, müvekkilinin 149.600 TL ödeme yaptığını ancak dava konusu takibe ilişkin paranın müvekkiline gönderilmediğini, süresinde cevap verilmemesi hâlinde davanın inkâr edildiğinin kabulü gerektiğini, inkâr kapsamında delillerin toplanması gerektiğini, dava konusu havalenin müvekkiline yapılmaması nedeniyle müvekkilinin borçtan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce resen görevlendirilen Mali Müşavir Hasan Demirci'nin 23/12/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; '...davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 14.11.2019 tarihinde borçlular ... Ltd. Şti. ve ...'dan; 322.560,00 TL 56.000 USD alacağın Takip Tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru TL karşılığı 53.280,00 TL 9.250 USD İşlemiş Faiz TL Karşılığı 375.840,00 TL Talepettiği, incelenen davalı şirkete ait 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait envanter defteri açılış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, 2017 ve 2018 yılı elektronik beratlarının yasal süresinde onaylandığı, 2019 yılı Aralık ve tüm 2020 yılı dönemi elektronik beratların yasal süresi içinde onaylanmadığı 6102 sayılı TTK 64/3 md. ve HMK. 222 gereğince 2019 Aralık ve 2020 yılı için lehine delil niteliğinin bulunmadığı, davacı ile davalı şirket arasında 115.597,58 USD miktarlı sözleşme imzalandığı, sözleşmeye göre tutarın 9650'si peşin avans geri kalan kısmı ürün gümrüğe geldiğinde peşin olarak anlaşıldığı, sözleşme kapsamında davacı tarafın davalı şirket banka hesabına 50.000,00 USD avans olarak ödeme yaptığı, sözleşmenin kalan kısmı olduğu iddiasıyla davacı tarafından davalı şirkete verilmek üzere 11.01.2018 tarihinde ...'nın banka hesabına 56.000,00 USD ödediği, ...'nın davalıya elden teslimine dair belge sunmadıklarını, davacı yan davalı tarafından ...'ya ödeme yapılması ile ilgili talimat-belge almadığını, sayın Mahkeme'nin takdirinin davacının alacağının yerinde olduğu yönünde olması halinde davacının asıl alacağı üzerinden takip tarihine kadar hesaplanan işlemiş faiz miktarının 9.279,12 USD olduğu, talebe bağlılık ilkesi gereği 9.250,00 USD talep edebileceği,...' yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporları dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, davacı takibe konu parayı dava dışı ...'ya verdiğine dair ihtilaf bulunmadığı, bu paranın davalı uhdesine geçtiğine dair dosyada bir delil bulunmadığından mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve işbu davanın dava dışı ...'ya yöneltilmesi gerekirken davalıya karşı açılmış olması sebebiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine..." gerekçesiyle davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının borçlu olduğunu, takibe konu alacağın sözleşmeden kaynaklandığını, sözleşmenin takip ve dava dosyasına sunulduğunu, bu nedenle işin esasına girilerek takip borçlusunun, borçlu olup olmadığının varsa borç miktarının hesaplanması gerekirken davanın husumetten reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, Dava konusu sözleşmenin, diğer borçlu ...'nın yönlendirmesi ile düzenlendiğini, davalı şirket yetkilisinin, yapılacak ithalat sonucu emtiaların satılarak ciddi kâr elde edileceğini vaad ederek müvekkilini sözleşme imzalamaya ikna ettiğini, dekontlardan anlaşılacağı üzere 50.000 USD'nin davalı şirket hesabına, 56.000 USD'nin ise ... hesabına gönderildiğini ancak ticaretin gerçekleştirilmediğini, bu nedenle her bir havale için ayrı takip başlatıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında anlaşma sağlanmasına rağmen borcun ödenmemesi üzerine takibin devam ettirildiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyasında anlaşma sağlanmaması nedeniyle eldeki davanın açıldığını, mahkemece işin esasına girilerek borcun varlığının belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken husumetten red kararı verilmesinin doğru olmadığını, mahkemece hatalı değerlendirme ile bilirkişi raporları yok sayılarak karar verildiğini, 02.07.2021 tarihli bilirkişi raporu ile 22.12.2021 tarihli ek raporda alacağın hukuki olarak belirlendiğini, davalının bu dönem kayıtlarını sunmadığını, dinlenen tanık beyanından, davalı ile ... arasında işçi işveren ilişkisi bulunması nedeniyle, davalı şirketin adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğunu, 56.000 USD'nin davalının talebiyle ...'ya ödendiğini ve bu kişinin de duruşmadaki beyanında havale edilen bedeli şirket yetkilisine ödeyeceğini beyan ettiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının kötü niyetli olması nedeniyle mahkemece kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, müvekkiline havale edilen ve diğer takibe konu edilen 50.000 USD'nin kabul edilerek ödenmesine başlandığın, eldeki dava ve takibin konusu olan paranın ise müvekkiline gönderilmediğini, 56.000 USD'nin dava dışı ...'ya gönderilmesi nedeniyle davanın esastan reddi gerektiğini, davanın miktarı itibariyle tanıkla ispat edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın esas bakımından reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından sözleşme kapsamında davalı şirkete havale edildiği ileri sürülen paranın istirdadı amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize ilk geldiğinde, Dairemizin 2022/2207 Esas sırasına kaydedilmiş, bu dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve sonuçta davanın reddine dair 26.01.2023 tarih ve 2022/2207 Esas - 2023/88 Karar sayılı hüküm verilmiştir. Dairemizin bu hükmünün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay, 11. Hukuk Dairesinin 25.11.2024 tarih ve 2024/5722 Esas - 2024/8268 Karar sayılı ilamıyla, Dairemizin anılan hükmü bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında; "...1.Taraflar arasındaki sözleşmede 'Bu proforma fatura tutarın %50'si peşin avans geri kalan kısmı ürün gümrüğe geldiğinde peşin olarak anlaşılmıştır. Kısmi ürün teslimatı yapılarak tüm siparişin Aralık ayı sonuna kadar teslim edilmesi planlanmıştır' ibarelerine yer verilmiştir. Arabuluculuğa ilişkin dava dışı uyuşmazlık da dikkate alındığında gelinen aşamada eldeki dava sözleşmede yazılı bedelin tamamının ödenip ödenmediğine ilişkindir. Davalı şirket sahibi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/15275 soruşturma dosyasında '...bahsekonu müşteki ... isimli şahsı yaklaşık üç sene önce ticaret amacıyla tanıdım. Daha önce çalıştırdığım bir personel olan ... ile ürün ithal ettirip satmak istediklerini söylediler. Ben de kendilerine teklif verdim. ... teklifi kabul etti. Yaklaşık 50.000 dolar kadar parayı, tarihini net hatırlamadığım bir günde ürünleri onların belirttiği adrese teslim ettim. Bir sene kadar sonra benden aldıkları ürünleri satamadıkları için geri vermek istediklerini söylediler. Bu süre içerisinde piyasada doların ani yükselişinden kaynaklı ciddi bir daralma olmuştur. Bizim böyle bir yükümlülüğümüz olmadığı halde iyi niyetli davranıp ürünleri geri aldık. Kendisine ödeme yapacağımızı söyledik. Bunun üzerine kendisi hakkımda İstanbul 24. İcra Müdürlüğünce ... numarası ile icra takibi başlattı... Arabuluculukta ... ile talep ettiği 50.000 Dolar karşılığı anlaşma sağlandı...' şeklinde beyanda bulunmuş olup, buna göre, malı teslim ettiğini belirtmekle beraber bedelin tamamının ödenmediğini belirtmemiştir. Sözleşmeye göre ürün gümrüğe geldiğinde kalan kısmı peşin alınacağına göre, davacıya teslim, bilahare iade edildiği belirtilen malların bedelinin tamamının sözleşme gereği ödendiğinin kabulü gerekir. Malları davacıya teslim eden davalının mal bedelinin bakiyesinin ödenmediğini ispat yükü sözleşme kapsamında kendi üzerinde olmasına rağmen davalı ispat yükünü yerine getirmemiştir. O halde geri aldığı mallardan dolayı bakiye bedel olan 56.000,00 USD'den davalının sorumlu olmasına göre davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacı diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,..."denilmiştir. Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine yeniden yapılan istinaf yargılaması sonucunda: Uyulan bozma kararı gerekçesinde de belirtildiği üzere, Davalı şirket yetkilisinin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/15275 soruşturma dosyasındaki beyanına göre, sözleşme uyarınca ürün gümrüğe geldiğinde kalan kısmı peşin alınacağına göre, davacıya teslim, bilahare iade edildiği belirtilen malların bedelinin tamamının sözleşme gereği davalıya ödendiğinin kabulü gerekir. Malları davacıya teslim eden davalının mal bedelinin bakiyesinin ödenmediğini ispat yükü sözleşme kapsamında kendi üzerinde olmasına rağmen davalı ispat yükünü yerine getirmemiştir. Bu nedenle, geri aldığı mallardan dolayı bakiye bedel olan 56.000,00 USD'den davalının sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıdaki açıklanan gerekçelerle; Uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 356. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulüne; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın talep gibi asıl alacak bakımından iptali ile 56.000,00 USD asıl alacağın, icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve yıllık %9 oranını aşmamak üzere 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına, 2-Takip talebindeki işlemiş faiz için harcı yatırılarak açılmış bir dava bulunmadığından, işlemiş faiz yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, takip kuru üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 64.512,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,4-Alınması gerekli 30.154,77 TL harçtan, peşin alınan 5.659,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.495,27 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 5.721,70 TL harç gideri ile harç dışında harcanan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 1.363,00 TL giderler olmak üzere toplam 7.084,70 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 70.216,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve giderler yönünden;a-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,c-Davacı tarafça sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 727,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 947,50 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,e-İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden, hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 32.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 11-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık yasal süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile verilen karar açıkça okundu. 07/05/2025