T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/862
KARAR NO: 2024/1825
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/04/2024
NUMARASI: 2023/1223 E. - 2024/371 K.
DAVANIN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi
Taraflar arasındaki zayi belgesi verilmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının "... Mah. ... Sk. ... Apt. BlokNo: ... Güngören / İstanbul " adresinde tekstil kumaş ve deri malzemeleri ticareti ile iştigal ettiğini, şirketin kuruluşundan bu yana muhasebe işlemlerini ...'ın yaptığını, davacıya ait genel kurul toplantı, müzakere defteri, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri olmak üzere tüm defter ve kayıtların muhasebecisinde bulunduğunu, 2022 yılının başlarında ... yer alan muhasebe ofisinde çalışmakta olan muhasebecinin, 2022 yılının yaz aylarında Büyükçekmece, ardından Temmuz 2023 tarihinde ise Tepecik semtinde başka bir ofise taşındığını, bu taşınmalar esnasında müvekkili şirketin muhasebe işlemlerini yürüten muhasebecinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirkete ait tüm defter ve belgeleri kaybettiğini, işbu hususun müvekkili tarafından 07.12.2023 tarihinde öğrenildiğini, Büyükçekmece CBS''nin 2023/81950 numaralı soruşturma dosyasında mevcut olduğu üzere güveni kötüye kullanma suçundan hakkında şikayette bulunulduğunu, Türk Ticaret Kanunun 82/7 maddesi gereğince zayi belgesi verilmesi gerektiğini, müvekkilinin basiretli tacir gibi davrandığını, dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmediğini, defterlerinin ve kayıtlarının zayi olmasında kendisinin bir kusuru da bulunmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarında da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesinde zayi sebeplerinin tahdidi olarak sayılmadığını, maddede geçen ''yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi'' denilmek suretiyle bu gibi olayların benzerlerinin de bu kapsama girebileceğinin anlatıldığını, bu meyanda, müvekkilinin elinde olmayan benzer olaylarda maddenin kapsamı içinde olduğunu, 04.09.2023 tarihinde müvekkili şirketin, noterde devir sözleşmesi yapılarak ... isimli şahsa devrolunduğunu, ancak bu devrin Ticaret Sicil ve Ticaret Odası nezdinde hüküm doğurabilmesi için devrin tescilinin de gerektiğini, bunun için de defterlerin Ticaret Odasına ibrazı gerektiğini, müvekkilinin uhdesinde defterleri bulunmadığından şirket adına Ticaret Odasında işlem yapılamadığını, devrin tamamlanamadığını, bu sebeple de her geçen gün maddi zarara uğrayan müvekkilinin ivedilikle defterleri tekrar çıkarması gerektiğini, bu nedenle zayi belgesine ihtiyaç bulunduğunu ileri sürerek, müvekkiline ait yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri ve ortaklar pay defterlerinin zayi olduğunun tespiti ile zayi belgesinin verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, TTK 82. Md gereğince 2022 yılı ve 2023 yılındaki taşınmalar sebebiyle kaybolan Yönetim Kurulu Karar defteri, Genel Kurul Toplantı ve Müzakere defteri ve Ortaklar pay defterlerinin zayi olduğunun tespiti ile zayi belgesinin verilmesi isteminden ibarettir. 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesine göre; bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa; tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren, otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Maddede düzenlenen otuz günlük süre hak düşürücü süredir. Davacının anılan yasa maddesinden yararlanabilmesi için bir taraftan defterlerin ve belgelerin korunması amacı ile gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziyağa uğramanın onun iradesi dışında elinde olmayan bir neden ile meydana gelmiş olması zorunludur. İleri sürülen mücbir nedenin dayandığı olayların defter ve belgelerin yok olması veya elden çıkması sonucunu doğuracak nitelik ve yoğunlukta olup olmadığı araştırılmalı ve irade dışında defter ve vesikaların tamamen veya kısmen kaybı yahut yok olması sonucu oluştuğunda mücbir neden kabul edilmelidir. Tacirin TTK'nun 82/7. maddesindeki düzenlemeden faydalanabilmesi için öncelikle ticari defterlerin korunması amacıyla gerekli dikkat ve ihtimamı göstermiş olması zorunludur. Tüm dosya kapsamına nazaran; davacı iddiasının mücbir sebep sayılmadığı, zayi olduğu ileri sürülen defterlerin kaybolduğuna ilişkin soyut nitelikteki beyanlarda bulunulduğu bu şekli ile davacının gerekli dikkat ve özeni göstermediği değerlendirilerek basiretli tacir ilkesine uygun şekilde ticari defter ve belgeleri saklama yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı TTK'nın 82/7.maddesinden davacının yararlanabilmesi için bir taraftan defterlerin ve belgelerin korunması amacı ile gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziyaa uğramanın onun iradesi dışında elinde olmayan bir neden ile meydana gelmiş olmasının zorunlu olduğunu, her ne kadar kararın gerekçesinde "zayi olduğu ileri sürülen defterlerin kaybolduğuna ilişkin soyut nitelikteki beyanlarda bulunulduğu" denmişse de Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/81950 numaralı soruşturma dosyasında mevcut olduğu üzere güveni kötüye kullanma suçundan şüpheli ... hakkında şikayette bulunulduğunu, dava dilekçesinde ilgili soruşturma dosyası bakımından şikayet dilekçesi ve kolluk ifade tutanağı ek olarak mahkemeye sunulmuşsa da, soruşturma dosyasının bir örneğinin celp edilmediğini, şüphelinin ifadesi veyahut soruşturma dosyasının akıbeti hakkında müzekkere yazılmadığını, buna rağmen mahkeme gerekçesinde "soyut nitelikte beyan" olarak değerlendirme yapıldığını, dava dilekçesinin hukuki deliller bölümünde ilgili soruşturma dosyası delil olarak gösterildiğini, bu sebeple eksik yürütülen tahkikat neticesinde usul ve yasalara aykırı bir karar verildiğini, davacının basiretli tacir gibi davrandığını, dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmediğini, defterlerinin ve kayıtlarının zayi olmasında kendisinin bir kusurunun da bulunmadığını, TTK'nın 82/7. maddesinde zayi sebeplerinin tahdidi olarak sayılmadığını, bu sebeple somut deliller neticesinde somut olayın zayi sebebi olarak değerlendirilmesi neticesinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulü ve defterlerin zayi olduğunun tespiti ile zayi belgesi verilmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 82/7.maddesi uyarınca, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanunun 55.maddesi ile değişik TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca, bir tacirin saklamakla mükellef olduğu defter ve kâğıtlar; hırsızlık veya yangın, su baskını, yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanuni müddet içinde ziyaa uğrarsa, tacir ziyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yerin yetkili mahkemesinden kendisine zayi belgesi verilmesini isteyebilir. Mahkeme, lüzumlu gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir. Böyle bir vesika almamış olan tacir defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılır. Re'sen araştırma ilkesi TTK'nın 82/7.madesinde de belirtilmiştir. Kanunda ''isteyebilirler'' denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir TTK'nın 82/7.maddesinde, zayi belgesi verilmesini gerektirecek zayi olma durumları sınırlı olarak sayılmamış ise de tacirin zayi belgesi isteyebilmesi için, defterlerin zayi olmasında kusur ve sorumluluğunun bulunmaması, tedbirli bir tacir gibi davranmasına rağmen zayi olayına engel olamamış durumda olması gerekir. Madde metninde yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan "gibi" sözcüğüyle, benzer olaylar kastedilmiştir. Somut olayda davacı tarafından defterlerin mali müşavire rıza ile verildiği, mali müşavirin görevini yerine getirmediği bu sebeple hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturmanın Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/81950 sayılı dosyasında yürütüldüğü anlaşılmaktadır. HMK' nın 385/2 maddesi uyarınca eldeki uyuşmazlığın resen araştırma ilkesine tabi olduğu da dikkate alınarak, dava dilekçesinde bahsi geçen ticari evrak ve belgelerin SMMM ...'a teslim edilmiş olduğuna ilişkin belge ve delilleri bildirmesi için davacıya süre verilerek ve mali müşavir hakkında diğer gerekli araştırmalar yapılarak ve ceza soruşturma evrakı içeriği de incelenip değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, gerekli araştırma yapılmadan ve deliller toplanmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçeler doğrultusunda, HMK 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.12.2024