T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1271
KARAR NO:2026/1259
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:13/05/2026 tarihli ara karar
NUMARASI:2026/396 Esas
DAVA:Limited Şirket Müdürünün Azli
Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında 13.05.2026 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 13.08.2022 tarihinde evlendiklerini, davacının Polonya'da iş bulması nedeniyle önce davalının, ardından davacının Polonya'ya taşındıklarını, aralarında anlaşmazlık çıkan tarafların boşanma konusunda protokol düzenleyerek İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesinin 2025/680 Esas sayılı dosyasından boşanma davası açıldığını, tarafların boşanmaya karar verdikleri dönemde, Polonya'da ki oturum izni sürecinin devam etmesi nedeniyle bu hususun da protokolde belirtildiğini, tarafların oturum izni süreci tamamlanıncaya kadar Polonya'yı terk etmemeleri gerektiğinden boşanma davasına tarafların katılamadıklarını, tarafların gelmemesi ve mahkemenin süre vermemesi üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığını, süresinde yenilenen dosyanın işleme alınmayarak açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve kararın istinaf aşamasında olduğunu, protokol ile davalıya ödemesi kabul edilen 36.200,00 USD ve 500.000,00 TL’nin davalıya ödendiğini, bu sırada davalının oturum izninin çıktığını, davacının oturum izninin ise halen çıkmadığını, bu aşamadan sonra davalının sürekli şekilde müvekkiline Türkiye'deki boşanma davasına gelmesi için baskı yaptığını, müvekkilinin oturum başvurusu sonuçlanmadığından bu talebi yerine getiremediğini, baskıların sonuç vermemesi üzerine davalının, müvekkili ve ailesine iftira atarak uzaklaştırma kararı için İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesine başvurarak 2026/2234 D.İş sayılı dosyasından uzaklaştırma kararı aldığını, müvekkilinden alacaklarını aldıktan sonra iftira mahiyetindeki beyanlarla aldırdığı kararın itiraz sonucu kaldırıldığını, davalıdan oturum sürecinin beklenmesi talep edilmesine rağmen bu kez müvekkili ile babası aleyhine aile konutunun kiralanması nedeniyle konut dokunulmazlığını ihlal, özel belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026/68183 Soruşturma sayılı dosyasında şikayetçi olduğunu, davalının ayrıca şirketin hesaplarını müvekkilinin kullanamayacağı şekilde bloke ettiğini, kira sözleşmesi nedeniyle alacak talebiyle arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, bunların yanı sıra protokol kapsamında payları devir edilmesi gereken ve davalının hak sahibi olmadığı ... Şti. ile ilgili, bu şirketin danışmanlığını yapan ...Şirketi'ne Kartal.... Noterliği'nin 08.04.2026 tarihli ihtarını göndererek ... Şti.'ni bütün şifrelerini, defter ve belgelerini istediğini, verilmezse danışmanlık sözleşmesini feshedeceğini ihtar ettiğini, davalının, hiçbir hakkı kalmadığı halde, kayden 50 hissedar ve temsilci olma yetkisini kötüye kullanarak şirketin tüm bilgilerini ele geçirip şirketin işleyişini kilitleyerek müvekkilinin zorla Türkiye'ye getirerek oturum izni başvurusunun sonuçsuz kalmasını amaçladığını, tarafların imzasını taşıyan İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesinin 2025/680 Esas sayılı dosyasındaki protokolde şirketteki paylardan vazgeçildiğini ve bu durumun mahkeme içi ikrar olduğunu, TTK'nın 630.maddesine göre haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin yöneticisinin bu yetkisinin kaldırılabileceğini, bu durumda ... Şti.'nde sadece kağıt üzerinde hak sahibi görünen, davalının bu yetkilerinin kaldırılması gerektiğini, davacının hakkı bulunmayan şirketi iş yapamaz hale getirmeye çalıştığını ileri sürerek, davalının, dava dışı ... Şti.'nin ticari işleyişine zarar vermeyi amaçlayan ve salt kağıt üzerindeki tüm yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin tedbiren durdurulmasına ve yönetim ile temsil yetkisinin TTK'nın 630.maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 13.05.2026 tarihli ara kararında; "...Diğer taraftan, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi bakımından HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüştür. Somut olayda; Talep konusu ve sunulan protokol içeriği nazara alındığında uyuşmazlığın esası hakkında tedbir kararı verilmeyeceği, yaklaşık ispat şartları sağlanmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Soyut ve yetersiz gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, davalının kağıt üstünde şirketin ortağı olduğunu, gerçekte hak ve yetkisinin bulunmadığını, İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesinin 2025/680 Esas sayılı dosyasına sunulan protokole göre, şirketteki payların müvekkiline ait olduğunu ve bu belgenin mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, mahkemenin protokol içeriğine göre talebi reddettiğini, oysa bunun ancak kabul gerekçesi olabileceğini, mahkeme içi ikrar niteliğindeki belgenin tedbir için yeterli olduğunu, müvekkilinin protokolden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında ödenmesi kararlaştırılan 36.200,00 USD ve 500.000,00 TL’nin ve davalının talep ettiği yatak odasındaki yatağın parası olan 150.000,00 TL'nin ödendiğini, davalının müvekkili ile ailesine asılsız iftiralar atarak uzaklaştırma kararı aldığını, protokol kapsamında müvekkiline ait ola ve müvekkilinin babasına kiralanan 1 yıllık kira parası peşin ödenen taşınmaz için müvekkili ve babası hakkında konut dokunulmazlığını ihlal, özel belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca bu taşınmaz için alacak talepli dava açmak için zorunlu arabulucululuğa başvurduğunu, ve İstanbul Anadolu 32. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2026/303 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin babasına karşı kiralananın tahliyesi davası açtığını, şirkete danışmanlık yapan ve defterlerini tutan ... Şirketine gönderilen Kartal ... Noterliğinin 08.04.2026 tarihli ihtarı ile tarafların ortağı oldukları ... Şti.'ni bütün şifrelerinin istendiğini, oturum sürecinin devam etmesi nedeniyle her iki tarafın da boşanma davasına katılamadıklarını, protokolün davalının baskısı ile imzalandığını, davalının, müvekkiline ve şirkete zarar vermeye çalıştığını, yapılan eylemlerle azil ve tedbir şartlarının oluştuğunu, protokol kapsamında müvekkiline kalacak olan şirketin batması için davalının çaba harcadığını ve tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi imkansız zararlar oluşacağını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 630/2.maddesi uyarınca, limited şirket müdürünün azli talebine ilişkindir. İstinaf ise, azil davası içinde talep edilen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin 13.05.2026 tarihli ara karara yöneliktir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 630/2. maddesine göre, her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Maddenin 3. fıkrasına göre ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. TTK'nın 630. maddesinde, azil davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca, davacının, yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması gerekir.Somut olayda; davacı vekili, tarafların ortağı oldukları şirketin, İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesinin 2025/680 Esas sayılı dosyasına sunulan protokolün 8. maddesiyle davacıya bırakıldığını, davacının bu protokoldeki parasal edimlerin tamamını yerine getirdiğini, her iki tarafın Polonya'daki oturma izninin alınabilmesi için duruşmaya katılamadıklarını, protokolün mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu ileri sürerek ihtiyati tedbir talep etmiştir. Dilekçede ayrıca tarafların karşılıklı olarak birbirleri hakkında açtıkları davalar ve yapılan şikayetlere de yer verilmiştir. Davacı bu eylemlerin azil için haklı neden olduğunu ileri sürmektedir. İhtiyati tedbirin değerlendirildiği 13.05.2026 tarihinden önceki gün UYAP'tan sunulan dilekçede, davalının ortak olmasından sonra şirkete ilişkin herhangi bir bilgi verilmediği belirtilmiştir. Dosyada bulunan İzmir Ticaret Sicil Memurluğunun kaydına göre 19.04.2022 tarihinde kurulan şirketin başlangıçtaki ortağının davacı ... olduğu, davalının 29.03.2023 tarihinde pay devri ile şirketin ortağı olduğu, her iki ortağın şirketi münferiden temsilen yetkili müdürleri olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda her iki ortak şirketin münferit yetkili temsilcisidir. Dava ve cevap dilekçesinde sunulan belge, ihtar ve dosyalara göre şirket ortağı ve yöneticileri olan taraflar arasında ciddi uyuşmazlıklar bulunmaktadır. Bu nedenle tarafların münferit temsil yetkisi bulunduğu da dikkate alınarak, şirket ortaklarının veya şirketin zarar görmemesi için hukuka uygun tedbirlerin alınması ve bu tedbirler alınırken dosyadaki tüm delillerin hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde değerlendirilerek gerekçeli bir ara karar oluşturulması gerekmektedir. Geçici hukuki koruma tedbiri kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararında kesin ispat değil, yaklaşık ispat aranmaktadır. İhtiyati tedbire konu olaylar hakkında yaklaşık olarak ispat sağlanarak mahkemede kanaat oluşturulması halinde geçici hukuki koruma tedbirlerine karar verilebilir. Ancak, mahkemece verilecek her türlü karar ve ara kararlarda Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekçe oluşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 141/3. maddesi, ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c maddesinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Buna karşın ilk derece mahkemesi kararında, davacının iddiaları, davalının savunmaları ve deliller değerlendirilmemiştir. Dava ve cevap dilekçesinde belirtilen deliller değerlendirilmeden, ihtarlar ve dayanılan dosyalar getirilip incelenmeden soyut olarak yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt sunulmadığı belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince davacının delillerinin değerlendirilerek, davacının taleplerinin deliller ile birlikte değerlendirildikten sonra ihtiyati tedbir talebi hakkında olumlu veya olumsuz denetime elverişli bir ara karar kurulması gerekirken, belirtilen yönler üzerinde durulmadan, davacı ve davalının şirkette eşit pay sahibi olduğu dikkate alınarak şirketin temsili açısından bir ara karar verilmesi gerekirken, davacının hiçbir iddiası değerlendirilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Mahkemece yargılama sırasında yetki hususunun her zaman değerlendirilebileceği anlaşılmakla istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebi hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair istinafa konu ara kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında ihtiyati tedbir talebinin yeniden karara bağlanması için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f maddesi uyarınca karar kesindir.