T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/863
KARAR NO:2026/942
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:18/02/2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI:2026/20 Esas
DAVA:İtirazın İptali-İhtiyati Haciz (Bankacılık İşleminden Kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile borçlu arasında 16.01.2025 tarihinde düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında nakdi kredi ve ticari kredi kartları kullandırıldığını, borcun zamanında ödenmemesi üzerine Beşiktaş ... Noterliğinin 08.10.2025 tarihli ihtarnamesi ile nakdi kredilerden doğan 1.060.417,38 TL borcun ve 02.10.2025 tarihli uyarı mektubu ile ... nolu kredi kartı ve ek kart hesaplarından kaynaklanan 209.584,25 TL borcunun ödenmesinin istendiğini, ihtara rağmen ödenmeyen borcun tahsili için takip başlatıldığını, takibin haksız itiraz üzerine durduğunu, rehin ile temin edilmeyen borcun ödenmesini teminen ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, borçlunun İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...ve ... sayılı dosyalarına yönelik itirazlarının iptaline, icra inkar tazminatına icra dosyalarında infaz edilmek üzere ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haczin değerlendirildiği 15.01.2026 tarihli kararda; "...İİK.nın 257/1. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. İİK.nın 258/1. maddesine göre İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için Mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir.Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken hususun alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 09/04/2015 tarih ve 2015/654 E. 2015/5589 K. sayılı ilamı) İhtiyati haciz taleplerinde alacağın varlığı ve miktarı yönünden kesin ispat aranmaz. Zira kesin ispat ancak dava sonunda gerçekleşir. İhtiyati haciz taleplerinde ise yaklaşık ispat kuralı geçerlidir. Alacağın varlığına delalet eden delil ve emareler kesin olmamakla birlikte yaklaşık ispat kuralı karşısında alacağın varlığı konusunda mahkemeye bir kanaat veriyorsa diğer şartların gerçekleşmesi halinde ihtiyati haciz talebi kabul edilmelidir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12/06/2016 tarih ve 2015/8490 E. 2016/8741 K. sayılı ilamı) Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davaya konu Genel Kredi Sözleşmesi, ihtarname, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İİK.nın 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz şartlarının bulunduğu..."gerekçesiyle, davacının ihtiyati haciz talebinin İİK'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince kabulü ile ihtarname tutarı olan 1.060.417,38 TL üzerinden %15 teminat karşılığı davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı tarafından sunulan itiraz dilekçede özetle; ihtiyati haciz için alacağın muaccel olması ve yaklaşık ispatın sağlanması gerektiğini, muaccel olmayan alacak bakımından ise İİK'nın 257/2. maddesi gereğince borçlunun kaçma, mal kaçırma veya alacağı tehlikeye düşürme davranışları gösterdiğine ilişkin somut olguların varlığının zorunlu olduğunu, ihtiyati haczin ölçülü olmadığını ve borçlunun mahvına neden olacağını, borçlunun 16.01.2025 tarihli 500.000 TL bedelli kredi taksitlerinin 7 tanesini ödediğini, bankaya defaten yapılandırma talebinde bulunulmasına rağmen bu taleplerin yazılı olarak cevaplandırılmadığını, bankanın sürekli olarak çelişen ödeme miktarı ve şartlarını dayattığını, borçlunun ödeme niyetinin bulunduğunu, ancak borçlunun banka tarafından bilinçli şekilde oyalandığını ve temerrüde zorlandığını, buna ilişkin telefon görüşmeleri ve SMS mesaj kayıtlarının dilekçe ekinde olduğunu, ihtiyati haciz kararı uygulandığı takdirde borçlunun ticari itibarını ve bankalar nezdindeki kredi puanını olumsuz etkileyeceğini, borçlunun ticari hayatında sürekli ilişki içinde olduğu finansal kuruluşlar ve kredi derecelendirme sistemlerinin, bu kararın borçlunun mali durumuna dair olumsuz gösterge olarak değerlendireceğini ve yeni kredi kaynaklarına erişiminin zorlaşacağını, mevcut ticari ilişkilerde güven kaybına yol açacağını, borçlunun ödeme kapasitesini daha da zayıflatacağını, ihtiyati haciz dayanağı olarak sunulan delillerin, alacağın muacceliyetini ve borçlunun malvarlığını tehlikeye düşüreceğine ilişkin somut kanıtları içermediğini ve bunların banka lehine tek taraflı beyanlardan ibaret olduğunu belirterek, ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ihtiyati hacze itirazı değerlendirdiği 18.02.2026 tarihli ara kararında; ihtiyati haciz kararına itirazda gösterilen sebeplerin İİK'nın 265. maddesinde gösterilen ihtiyati haciz kararına itiraz sebeplerinden olmadığı, genel kredi sözleşmesi, icra dosyası ve tüm dosya kapsamına göre İİK.nın 257/1. maddesi kapsamında ihtiyati haciz kararı verilebilmesi şartlarının bulunduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Borçlu ..., istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme kararının gerekçe yönünden denetlenebilir olmadığını, itiraz dilekçesinde alacağın muaccel olmadığı, alacaklı iddialarının tek taraflı düzenlenen banka kayıtlarına dayandığı, borçlunun uzun süre düzenli ödeme yaptığı, banka ile yapılandırma görüşmeleri yürütüldüğü, ihtiyati haczin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, ihtiyati haczin borçlunun ticari itibarına ve finansal ilişkilerine ağır zararlar vereceğinin ayrıntılı şekilde açıklandığını, buna rağmen mahkeme kararında söz konusu itirazların hiçbirine ilişkin somut bir değerlendirme yapılmadığını, genel ve soyut bir ifadeyle ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu belirtilerek itirazın reddedildiğini, şablon nitelikte, standart ret kararı verilerek ileri sürülen esaslı savunmaların değerlendirilmediğini, HMK'nın 27.maddesi uyarınca tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların mahkemece değerlendirilmesinin hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olduğunu, HMK'nın 297.maddesi gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve tarafların ileri sürdüğü esaslı hususların tartışılması gerektiğini,İİ'nın 257.maddesine göre ihtiyati haciz için muaccel bir para alacağı bulunması ve alacağın yaklaşık olarak ispatlanması gerektiğini, sunulan belgelerin bankanın tek taraflı düzenlediğini ve muacceliyeti ispata yeterli olmadığını, borçlunun ödeme iradesi bulunduğunu, kredinin 8 taksitinin ödediğini ve yapılandırma talebinde bulunduğunu, borcun ödenmesi amacıyla banka ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiğini, borçlunun borcunu ödemekten kaçınma veya alacağı tehlikeye düşürme gibi bir davranışı bulunmadığını, ihtiyati haciz kararının ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, kararın borçlunun malvarlığına doğrudan müdahale eden ağır sonuçlar doğurduğunu, karar ile borçlunun ödeme kapasitesi ve ticari ilişkileri ile kredibilitesinin olumsuz etkilendiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, İİK'nın 265. madde gereğince ihtiyati hacze itirazın reddine dair ek kararın istinafına ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın reddine dair 18.02.2026 tarihli ek karar verilmiş; bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu ... tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural olarak ihtiyati haciz istenemeyecek ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 265/1. maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Görüldüğü gibi yasada ihtiyati hacze itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Davalının teminata veya yetkiye bir itirazı bulunmamaktadır. Bu durumda itiraz sebeplerinin, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Banka ile borçlu arasında düzenlenen 16.01.2025 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında borçluya nakdi kredi verildiği ve kredi kartı tahsis edildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Borçlunun beyanından ilk 8 taksitin ödendiği, daha sonra ödeme güçlüğü nedeniyle borcun ödenemediği ve bankadan yapılandırma istendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ortada bir para borcu bulunduğu ve borcun vadesinde ödenmediği borçlunun kabulündedir.Borcun ödenmemesi üzerine bankaca İİK'nın 68/b maddesine göre hesabın kat edilerek Beşiktaş ...Noterliğinin 08.10.2025 tarihli ihtarı ile 1.060.417,38 TL nakdi kredinin istendiği ve kat ihtarı ile borçlunun temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Banka kredi kartı borcu için ise 02.10.2025 tarihli uyarı mektubu ile borçlu temerrüde düşürülmüştür. Bu durumda, bankanın alacağının vadesinde ödenmediği ve para alacağının rehinle temin edilmemesi nedeniyle İİK'nın 257/1.maddesine göre ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu, ibraz edilen kredi sözleşmesi, kat ihtarı ve ödeme planının İİK'nın 258.madde anlamında yaklaşık ispat için yeterli olduğu anlaşılmış ve davalının bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı alacağın tek taraflı banka kayıtlarına dayandığını belirtmektedir.Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmediği borçlu beyanı ile anlaşılmaktadır.Borçlunun ödeme savunması bulunmadığı gibi, aksine yapılandırma talep edilmesine rağmen bankanın yazılı cevap vermediği belirtilmiştir. Bankanın başta kararlaştırılan vadeye uyulmaması halinde hesabı kat ederek borcun ödenmesini istemesinde sözleşme ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Mahkemenin bankayı yapılandırmaya zorlanması beklenemez. Mahkemece talep İİK'nın 257 ve devamı maddelerine göre değerlendirilerek ölçülük esasına göre teminat karşılığı geçici hukuki koruma kararı verilmiştir. Borçlunun ödeme iradesi bulunmasına rağmen, mali durum nedeniyle borcun ödenememesi, ihtiyati haciz kararının uygulanması ile borçlunun ticari itibarı ile kredibilitesinin zarar görmesi ihtiyati hacze kararı verilmesine engel değildir.Görüldüğü gibi borçlunun ileri sürdüğü itiraz nedenlerinin hiç biri İİK'nın 265.maddesinde düzenlenen ihtiyati hacze itiraz nedenleri değildir. Mahkemece isabetli şekilde bu durum belirlenerek itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması hukuki dinlenilme hakkının gereğidir. Ancak mahkemenin, uyuşmazlıkla bağlantılı vakıaları değerlendirerek HMK'nın 297. maddesine göre karar yazması gerekmektedir. İhtiyati hacze itiraz yargılamasında ileri sürülebilecek sebepler İİK'nın 265.maddesinde belirlenmiş olup, ileri sürülen itiraz nedenlerinin bu madde kapsamında kalmaması ve bu durumun mahkemece tespit edilmesi gerekçenin asgari içeriği bakımından yeterlidir. Uyuşmazlıkta dikkate alınamayacak veya itiraz nedeni olmayacak bir çok vakıanın ileri sürülmesi halinde mahkemece, ihtiyati hacze itiraz nedeni olmayan bu vakıaların değerlendirilmemesi kararın gerekçesiz verildiğini kabul için bir sebep değildir. Borçlunun yasa kapsamındaki itiraz nedenlerinin karşılanmaması halinde gerekçeli karar hakkının ihlalinden söz etmek mümkün olsa da, ileri sürülen nedenlerin ihtiyati hacze itiraz nedeni olmadığı ve bu hususun mahkemenin gerekçeli ara kararında belirlendiği, itiraz sebebi olmamasına rağmen itiraz dilekçesinde yazılan ve sonuca etkisi bulunmayan vakıaların değerlendirilmemesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, borçlunun yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 18.02.2026 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu...'nın istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, itiraz edenin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Borçlu tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına,
3-Borçlu tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca karar kesindir.