T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/864
KARAR NO:2026/943
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:03/03/2026 Tarihli Ara Karar.
NUMARASI:2026/160 Esas
DAVA:Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:İhtiyati haciz isteyen davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 16.02.2023 tarihinde, davalının surduğu ... Şirketi'nin %10 hissesini 300.000,00 TL bedelle satın alarak şirkete ortak olduğunu, müvekkilinin hisse karşılığı %10 ciro primi alma hakkı da bulunduğunu, şirketin Gaziosmanpaşa'da 450 m² kapalı bir alanda kiracı olarak faaliyet gösterdiğini, davalının şirket binası için Arnavutköy'de kendine ait arsada şahsi kaynağı ile inşaat yapılacağını, şirket kaynakları kullanılmayacağını ve şirketin bu binada kiracı olacağını, müvekkilinden herhangi bir hak talep edemeyeceğini vaad ettiğini, ancak inşaat yapımında şirket gelirleri ve şirket adına çekilen kredilerin kullanıldığını ve bu nedenle müvekkiline verilmesi gereken ciro priminin ödenemediğini, daha sora şirket binasının sanayi imarlı bir alanda değil konut ticari imarlı bir alanda olduğu, bu durumun da işletme ruhsatı almasına engel olduğunu, işletme ruhsatı alınamadığında kalite belgeleri talep eden büyük ve kurumsal müşterilerle çalışma imkânını bulunmadığının öğrenildiğini, belediye denetimi sonucu iş yerinin mühürlendiğini, şirketin borçlarını ödeyemez hâle geldiğini, müvekkilinin ortak olduğu tarihten itibaren sadece 150.000 TL huzur hakkı aldığını, şirketin faaliyetleri için toplamda 2.000.000,00 TL finansman sağladığını, ayrıca şirketin finansman ihtiyacı için kefil olduğunu, davalının pay devri öncesi beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davalının hileli davranışları sonucu müvekkilinin ortaklıktan ayrılma kararı aldığını ve taraflar arasında 09.01.2026 tarihli pay devir sözleşmesi ile müvekkilinin şirketteki payını 600.000,00 TL bedelle davalıya devrettiğini, sözleşmede devir bedelinin imza tarihi itibarıyla ödeneceğinin kararlaştırıldığını, görüşmeler sırasında şirkete verilen 2.000.000,00 TL tutarındaki borcun iadesi ve müvekkilinin ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin bir protokolün imzalanmasının da şart koşulduğunu, bu hususta tanık dinletileceğini, ancak davalının sözleşmede belirtilen 600.000,00 TL pay devir bedelini ve 2.000.000,00 TL şirket borcunu ödemediğini, rekabet yasağı protokolünü de imzalamadığını, devir işleminin 19.01.2026 tarihinde ilan edildiğini, davalının hileli davranışları ile müvekkilinin payının davalı adına geçirildiğini, rekabet yasağının kaldırılacağı vaadiyle pay devri bedelinin düşük belirlendiğini, noter huzurunda düzenlenen sözleşmede yer alan bedelin alındığı ibaresine dayanılarak ödemeden kaçındığını, ancak bu ibarenin fiili durum ve Yargıtay içtihatları karşısında hukuki bir geçerliliği bulunmadığını, bu ibarenin aksinin her türlü delille ispatlanabileceğini, bu kayıtların çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını, noter senedindeki beyanının aksini ispatlamak için çeşitli delillere dayanabileceğini, taraflar arasındaki WhatsApp yazışmalarının ödeme yapılmadığına ilişkin güçlü delil olduğunu, kaldı ki bedelin aşrı yararlanma nedeniyle iptale tabi olduğunu, pay devri ediminin rekabet yasağı sözleşmesi vaadi nedeniyle düşük belirlendiğini ileri sürerek, 600.000 TL'nin 17.01.2026 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline, TBK'nın 28. maddesi uyarınca aşırı yararlanma veya 138. maddesi uyarınca sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması hükümleri çerçevesinde müvekkilin devrettiği payların gerçek değerinin bilirkişi incelemesi ile tespit edilerek 600.000,00 TL'lik devir bedeli ile gerçek değer arasındaki farkın davalıdan tahsiline, alacağın temini için davalının mal varlığının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 03.03.2026 tarihli karar ile "...Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi yönünden; dava konusu yapılan ve varlığı iddia olunan alacağı teminat altına alma amaçlı olup alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti konusunda mevcut delil durumuna göre tam bir kanaat edinilmemiş olmakla ve bu talep yargılamayı gerektirmekle bu aşamada yaklaşık ispat koşulları sağlanamamış olduğu..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İhtiyati haciz koşullarının oluştuğunu, alacağın varlığının yaklaşık olarak ispatlandığını, müvekkilinin şirket payını 09.01.2026 tarihli sözleşme ile 600.000,00 TL bedelle devrettiğini ve devrin 17.01.2026 tarihinde tescil edildiğini, devir bedelinin imza tarihinde ödenmemesi üzerine Büyükçekmece ... Noterliğinin 12.01.2026 tarihli ihtarının gönderildiğini, noterde düzenlenen devir sözleşmesinde yer alan "bedeli nakden ve tamamen aldım" ibaresinin formül ibare olduğunu ve gerçek ödeme durumunu yansıtmadığını, WhatsApp yazışmalarının borcun ödenmediğine dair delil başlangıcı olduğunu, yazılarda ödeme yapılmadığının kabul edildiğini, bu miktardaki ödemenin elden yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının makbuz veya dekont sunmadığını, devir görüşmeleri esnasında müvekkilinin şirkete verdiği 2.000.000,00 TL borcun iadesi ve müvekkilinin ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin bir protokolün imzalanmasının da şart koşulmasına karşın, davalının sözleşmede belirtilen ödeme yükümlülüğünü ve diğer şartları yerine getirmediğini, müvekkilin imzasının hile ile alınarak devir işleminin tescil edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kötü niyetli davalının mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haczin kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, limited şirket pay devri sözleşmesinden kaynaklanan alacak, şirkete ortak olunduğu zamanda verilen borç ile payın gerçek değerinin tahsili istemine ilişkindir. İstinaf konusu ise bu davada talep edilen alacakların temini için talep edilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair arar karardır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen Gaziosmanpaşa ... Noterliğinin 09.01.2026 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davacı, dava dışı ... Şirketi'nin %10 payını 600.000 TL bedelle davalıya devir etmiştir. Devir sözleşmesinde, payın devir bedelinin tahsil edildiği yazılıdır. Bunun dışında, taraflar arasındaki pay devrine ilişkin yazılı bir sözleşme veya protokol sunulmamıştır.Davacı, davalının devir bedelini ödemediğini, bu miktarın elden ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, pay devir bedelinin rekabet yasağının kaldırılması sözleşmesine istinaden düşük belirlendiğine ilişkin tanıklar bulunduğunu, taralar arasındaki yazışmalardan da pay bedelinin ödenmediğinin anlaşılacağını ve delil başlangıcı olan bu hususta tanık dinlenebileceğini ileri sürmektedir. Davalı ise pay devir bedelinin ödendiğinin noterde düzenlenen pay devir senedinden anlaşılabileceğini, resmi belgenin aksinin tanıkla ispat edilemeyeceğini savunmaktadır.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir.Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde, taraflar arasında imzalanan 09.01.2026 tarihli pay devir sözlemesi içeriğine göre, dosyada bulunan delillerin bu aşamada yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, davacının vadesi gelmiş bir para alacağının bulunduğuna, ihtiyati haczin gerekli olduğuna ve davacı iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususlar, yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle,HMK'nın 353 1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f. ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, karar kesindir.