T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/718
KARAR NO:2026/891
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/07/2025
NUMARASI:2021/835Esas 2025/426 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ....'nın İtalya merkezli bir anonim şirketi olduğunu, müvekkili şirketin tüm dünyaya sondaj makineleri ve benzeri ürünler ile bunların yedek parçalarını pazarladığını, her bir ülke ya da bölgede yetkili satıcılarla çalıştığını, bu kapsamda müvekkili şirket ile davalılardan ... Şirketi (davalı ... Şirketi’nin tür değişikliği öncesindeki unvanıdır) arasında 09.11.2012 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmenin 31.12.2018 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, sözleşmeyi fesih beyanıyla sonlandıranın müvekkili olduğunu, sözleşme yürürlükte iken yapılması gereken ödemelerde zaman zaman gecikmeler yaşanmış olsa da tarafların feshin sonuçlarını müzakere etmeyi başardığını, buna göre 2018 yılının son çeyreğine girildiği noktada ...’in elinde üç adet kullanılmamış makine mevcut olduğunu, bu makinelerden birinin ödemesinin yapıldığını, diğer iki makinenin bedelinin ise henüz ödenmediğini, taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre ... makinesi ile ilgili satılmak üzere...'e bırakıldığını, ... makine ile ilgili ...'in bu makineden doğan cari borcunun silindiğini, ... makine ile ilgili bir süre ...'in hâkimeyeti alanında kalması ve ...'nin Türkiye'deki yeni yetkilisine teslim edilmesinin talep edildiğini, anlaşmaya uygun olarak ... ... seri numaralı makineyi İtalya'ya geri gönderdiğini, bu makine ... tarafından teslim alındığını, keza ... seri numaralı makinenin ... tarafından satıldığını ve Gürcistan’da bir firma tarafından satın alındığının bilindiğini, fakat ... seri numaralı makinenin ...’nin yeni yetkilisine teslim edilmediğini, müvekkili şirketin bildiği kadarıyla bu makinenin de yine Gürcistan’da bulunan bir firmaya satıldığını, bu noktada müvekkili şirketin gönderdiği e-postalara dahi cevap alamadığını, bu nedenle 24.12.2020 tarihinde davalı şirketlere ihtarname keşide edilmiş ise de davalıların sorumlu olduklarını kabul etmediklerini, davalılar aleyhine İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatmak zarureti hâsıl olduğunu, arabuluculuk süreci işletilmişse de yine sonuç alınamadığını ve işbu davanın açılmasının zorunlu hâle geldiğini belirterek, İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazların iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .... AŞ vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin 2012-2018 yılları arasında davacı firmanın distribütörlüğünü yaptığını, ancak müvekkili şirket ile işbu davaya konu ... seri numaralı, 2018 model ... makinanın hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını, müvekkili şirketin huzurdaki davada taraf sıfatının bulunmadığını, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında akdedilmiş olan 09.11.2021 tarihli distribitörlük sözleşmesinde uyuşmazlıkların çözümü için Uluslararası tahkim yolunun öngörüldüğünü, bu hâli ile davanın işbu geçerli tahkim şartı sebebi ile usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin adresinin ...Beykoz/İstanbul olduğunu, işbu davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı şirketin yabancı menşeli bir şirket olması nedeniyle teminat sunması gerektiğini, davanın İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasında mevcut 06.05.2021 tarihli itirazın iptaline ilişkin olduğunu, bahse konu icra dosyası alacağının konusu ve ayrıntısında 152.000 Euro mal bedeli, 15.200 Euro sigorta bedeli, 76.794 Euro mal bedeli, 7.679 Euro sigorta bedeli olmak üzere toplam 251.673 Euro talep edildiğini, davacı tarafın İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan 06.05.2021 tarihli itiraz sonrasında, bu konu ile ilgili olarak Arabuluculuk başvurusu yapmadığını, davacının delil listesinde belirttiği arabuluculuk başvurusu, huzurdaki itirazın iptali davası bakımından gerçekleşmiş bir başvuru olmadığını, hem talep kapsamı hem tarih, hem de teknik olarak farklı konu ve beklentilerle ikame edildiğini, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dosyada mübrez 24.04.2018 tarih ... seri nolu faturanın, diğer davalı ... Şti. adına düzenlendiğini, davaya konu makinanın, müvekkili şirket tarafından satın alınmadığını, ithal edilmediğini ve 3. şahıslara satılmadığını, davaya konu ticari ilişkinin tarafının müvekkili şirket olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, kötü niyet tazminatı talep ettiklerini belirterek, davanın reddine ve davacının kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...AŞ vekili, savunmasında özetle; diğer davalı ...Şti. ile davacı arasında akdedilmiş olan 09.11.2012 tarihli distribitörlük sözleşmesine göre uyuşmazlıkların uluslararası tahkim yolu ile çözülmesi gerektiğini, ancak davacının imzalanan sözleşmeye aykırı olacak şekilde uluslararası tahkim mahkemesine başvurmadan doğrudan işbu davayı açtığını, bu bağlamda davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının yabancı şirket olduğunu, Türk mahkemelerinde dava açabilmesi, yargı yoluna başvurabilmesi için teminat sunması gerektiğini, bu nedenle Mahkemece belirlenecek olan teminatın Mahkeme veznesine depo edilmesi, aksi hâlde davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava şartı olan arabuluculuk aşaması gerçekleştirilmeden işbu davanın açıldığını, davacı yanın İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına taraflarınca yapılan itirazın sonrasında, usulüne uygun şekilde ve iş bu davaya esas talepleri dile getirir şekilde yapılan herhangi bir arabuluculuk başvurusunun olmadığını bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, müvekkili şirket ile davacı firma arasında kaşeli ve imzalı herhangi bir sözleşme ya da sair anlaşma metni de bulunmadığını, bu nedenle herhangi bir para iadesi ya da sair sorumluluk iddiasının mümkün olmadığını, davanın kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine ve davacının kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası, ticaret sicil dosyası celp edilmiş, taraf delilleri toplanmış, bilirkişilerden rapor ve ek raporu alınmıştır. İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 152.000 Euro takip tarihi Mal/Fatura bedeli, 15.200 Euro Takip tarihi sigorta ücreti, 76.794,36 Euro takip tarihi Mal/Fatura bedeli işlemiş faizi, 7.679,44 Euro Takip tarihi sigorta ücreti işlemiş faizi olmak üzere toplam 251.673,80 Euro alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu anlaşılmıştır. Bilirkişiler ..., Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... Mahkememize sundukları 26/07/2023 tarihli raporlarında; 09.11.2012 tarihli Sözleşmedeki hukuk seçimine göre İtalyan hukukunun uygulanacağını, bilirkişi heyetinin içinde uzmanlık alanı İtalyan hukuku olan bir bilirkişinin bulunmadığını, davanın Sözleşmeye göre tahkimde görülmesi gerektiğini, tahkim şartının Türk hukukuna göre bir değerlendirmeyle geçersiz olduğunu, fakat bunun bir önemi olmadığı zira Sözleşmeye İtalyan hukukunun uygulanması gerektiğini, ancak İtalyan hukukunda da Türk hukukunda olduğu üzere tahkimin kesinliği ilkesi varsa ve tahkim şartı geçersiz ise davacının genel kurallara göre Türkiye'de dava açabileceği ve fakat bu davaya İtalyan hukukunun uygulanmak gerekeceğini belirtmişlerdir. Bilirkişi heyetine MÖHUK uzmanı bilirkişi eklenmiş ve bilirkişiler ..., Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Doç. Dr. ... Mahkememize sundukları 08/04/2025 tarihli ek raporlarında; Türkiye ile İtalya'nın 1954 tarihli “Hukuk Usulüne dair Lahey Sözleşmesi'ne” taraf olmaları, teminat yatırma yükümlülüğünden muafiyet konusunda MÖHUK m. 48/2 hükmünün öngördüğü akdi karşılıklılığın gerçekleşmesini sağladığını,bu sebeple davacının teminat yatırıma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı ile davalılardan “.... A.Ş.” arasında 2012 yılında imza edilmiş Distribütörlük Sözleşmesinin 19. maddesinde yer alan “uyuşmazlık çözüm kaydının” geçerli bir tahkim anlaşması olarak kabul edilmesi hâlinde, sadece .... A.Ş.'nin bu anlaşmaya istinaden Türk mahkemesinin yetkisizliğini ileri sürebileceği, ayrı bir tüzel kişilik teşkil eden ...Şti'nin kendisinin taraf olmadığı sözleşmedeki tahkim anlaşmasına dayanmasının ise ancak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hâlinde söz konusu olabileceğini, 2012 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin 19. maddesinde yer alan uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin kayıtta “tahkim” ifadesi geçse de, bu kayıtta başvurulması kararlaştırılan uyuşmazlık çözüm yönteminden “tatmin edici bir anlaşmaya varılamaması hâlinde tarafların mahkemeye başvurma hakkının saklı tutulmuş” olması, tahkimin ise arabuluculuktan farklı olarak “tarafların anlaşmaya varmasını sağlamaya yönelik” bir uyuşmazlık giderme metodu olmadığı gibi, taraflara yargılama sonucunda ortaya çıkan sonuçla bağlı olmamak gibi bir imkan tanıyan bir uyuşmazlık çözüm Metodu da olmadığı için, geçerli bir tahkim anlaşması olarak kabul edilemeyeceğini, İtalyan hukuku esas alınarak eldeki uyuşmazlık çözüm kaydı değerlendirildiğinde dahi, geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmadığını, zira İtalyan Usül Kanunu'nun “Hakem Kararının Etkisi (Bağlayıcılığı) başlıklı 824 bis” maddesi gereğince, hakem kararının imza tarihi itibarıyla bir mahkeme kararı ile aynı etkiye sahip olduğunun hüküm altına alındığını, buna göre İtalyan hukuku uyarınca da hakem kararlarının bağlayıcı olması gerektiğini, bağlayıcı olmayan bir uyuşmazlık çözüm yoluna ilişkin olduğu için distribütörlük sözleşmesinin 19. maddesindeki uyuşmazlık çözüm kaydının, İtalya hukuka göre de geçerli olmadığını, ortada geçerli bir tahkim anlaşması bulunmadığı için, yetki itirazı yapmak yoluyla Mahkemenin yetkisinin bertaraf edilemeyeceğini, Mahkemenin davayı görme konusunda yetkili olduğunu, davacı tarafça yapılmış itirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesi talebini içeren ıslahın ancak “davanın tamamen ıslahı” şartlarını içermesi halinde, ki buna bir haftalık süre içerisinde yeni dava dilekçesinin mahkemeye verilmiş olması şartının da dahil olduğunu, bu şartlar yerine gelmişse ancak ıslahın geçerli olduğunu belirtmişlerdir.Davacı vekili Mahkememize sunduğu 27/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; itirazın iptali olarak açılan davaya alacak davası olarak ıslah ettiklerini, ıslahın ve davanın kabulü ile 152.000 Euro'nun temerrüt ihtarının taraflara tebliğ tarihi olan 29/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek olan devlet Bankalarının Euro üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve ıslah harcını yatırmıştır.Davacı vekili verdiği ıslah dilekçesi ile; itirazın iptali davasını alacak davası olarak değiştirdiklerini bildirmiştir. Kısmi ıslah yoluyla dava türü değiştirilemez. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10.03.2022 tarih ve 2022/1812 Esas - 2022/3246 Karar sayılı ilamı) Dava türü ancak tam ıslah yolu ile değiştirilebilir. Bu nedenle davacının ıslahının; davanın tam ıslahı olduğunun kabulü gerekir. HMK'nın 180.maddesinde 'davanın tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesini vermek zorundadır. Aksi halde ıslah hakkı kullanılmamış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir' hükmü mevcuttur. Davacı vekili davasını alacak davası olarak ıslah ettiğini bildirmiş ancak HMK 180. maddesi gereğince bu bildirimden itibaren bir hafta içerisinde yeni dava dilekçesi sunmamıştır. HMK'nın 180. maddesine göre bir hafta içerisinde yeni dava dilekçesi sunulmadığından ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmiştir. Geçerli tam ıslah bulunmadığından dava itirazın iptali davası olarak görülmeye devam edilmiştir.
İtirazın iptaline konu icra takibinde davacı tarafından davalılar aleyhine toplam 251.673,80 Euro alacak talebinde bulunulmuştur. 2004 sayılı İİK'nın 17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı kanunla değişik 58/3.maddesinde 'alacağın veya istenilen teminatın Türk parası ile tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizini takip talebinde gösterilmesi gerektiği' düzenlenmiştir. Aynı durum İİK'nın 60/1.maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur.Yabancı para alacağının karşılığı Türk Lirasının gerek takip talepnamesinde gerese ödeme emrinde gösterilmesi kanunen zorunlu kılınmıştır. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Somut olayda takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk lirası karşılığı gösterilmediğinden usulüne uygun bir icra takibinin bulunması şeklindeki dava şartı gerçekleşmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.10.2023 tarih ve 2022/1883 Esas - 2023/5748 Karar sayılı ilamı, 26.02.2025 tarih ve 2024/2882 Esas - 2025/1289 Karar sayılı ilamı).Takip talebi ve ödeme emrinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunup bulunmadığının itirazın iptali davasında re'sen incelenmesi gerekir. İtirazın iptali davası İİK'da düzenlenen bir dava türü olduğundan İİK hükümleri dikkate alınması gerekir. İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. HMK'daki dava şartları yanında İİK'daki özel dava şartlarının da incelenmesi gerekir. Buna göre yapılan değerlendirmede davacının icra takibinde alacağını Euro olarak talep ettiği, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, bu nedenle İİK'daki özel dava şartı olarak ön görülen dava şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla davacı tarafından açılan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine, davanın usulden reddine karar verildiğinden davacının icra inkar tazminatı, davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine "gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tam ıslah taleplerini sözlü olarak değil, dava dilekçesi niteliğinde hazırlanmış 27.09.2023 tarihli dilekçe ile Mahkemeye bildirdiklerini, bu hâlde ikinci bir dilekçe sunulması gerekmediğini, sunulan ıslah dilekçesinde ıslah edilen hususlar açık şekilde belirtildiği gibi ıslah dilekçesinin dava dilekçesinin tüm unsurlarını da taşıdığını, mahkemenin takip talebi ve ödeme emrinin İİK'nın 58/3- 60/1 madde düzenlemelerine uygun olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermesinin de hukuka aykırı olduğunu, davaya konu icra takibinin, pandemi döneminde UYAP sisteminden ve uyap sisteminin izin verdiği ölçüde kanuna uygun olarak açılmak zorunda kalındığını, takip talebi ve ödeme emrinin, İİK'nın 58/3 maddesinde düzenleniş amacına uygun olduğunu, Mahkeme kararına konu durumun UYAP sisteminin yazılım eksikliğinden kaynaklandığını, döviz cinsinden alacakların icra takibine konu edilmesi hâlinde takibin açıldığı tarihteki kura göre TL karşılığının ödeme emrinde yer alması gerekliliğini düzenleyen İİK'nın 58. maddesinin amacının, harca tabi değerin doğru belirlenmesi ve Türk parasının korunması için tahsilatın TL cinsinden yapılmasını sağlamak olduğunu, sistemin talep edilen dövizin takip tarihindeki TL karşılığını otomatik olarak hesaplayarak tespit ettiği TL tutar üzerinden harcı hesapladığını, takip talebi ve ödeme emrinde İİK'nın 58/3 hükmüne göre bir eksiklik söz konusu ise bu eksikliğin tamamlanabilir nitelikte bir eksiklik olduğunu, Mahkemece belirtildiği üzere eğer icra takibinin İİK’nın aradığı koşullara uygun olması bir dava şartı ise, dava şartlarının ön inceleme duruşmasına kadar incelenmesi ve bu hususta ivedi şekilde karar verilmesi gerektiğini, ancak Mahkemenin 4,5 sene sonra verdiği bu kararın müvekkili şirket yönünden açık hak kaybına yol açtığını, talep konusu alacağın zamanaşımı sorunu ile karşı karşıya kalmasına sebebiyet verdiğini, bu şekilde mülkiyet hakkı, makul sürede yargılanma hakkı başta olmak üzere müvekkili şirketin Anayasal Haklarının ihlal edildiğini, Mahkeme kararının, “aşırı şekilcilik yasağının” ve “ölçülülük” ilkesinin açık ihlali niteliğinde olduğunu, İİK'nın 58/3 düzenlemesinin TBK'nın 99.madde hükmü ile uyumsuz olduğunu, UYAP sisteminin oluşturduğu takip talebi ve ödeme emri mevzuata aykırı ise ve bu aykırılığa vatandaş/ vekil tarafından müdahale edilmesi de mümkün değil ise bu hâlde bu aykırılığın yine Devlet tarafından tarafından giderilmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve işin esasının incelenerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir Davalı ... makina vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddine karar verirken, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmettiğini ve bu ücretin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verdiğini, bu kararın HMK'nın 326, 330 ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, her iki şirketin birbirinden tamamen bağımsız, ayrı sicilnumaralarına sahip, ayrı tüzel kişilikler olduğunu, her iki şirketin davada farklı vekiller tarafından temsil edildiğini, ayrı ayrı cevap dilekçeleri sunulduğunu ve farklı hukuki savunmalar ve itirazlar yapıldığını, müvekkili şirket bakımından davanın en temel ret sebebinin pasif husumet ehliyeti yokluğu olduğunu, ret sebebi iki davalı için ayrı olmasına rağmen mahkemece davalılar yararına tek vekalet ücreti takdir edildiğini, ayrıca, İcra ve İflas Kanunu madde 67 uyarınca, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafın, müvekkil ... AŞ'nin dava konusu makine ile hiçbir ticari, sözleşmesel veya fiili irtibatı olmadığını, faturanın müvekkil şirket adına düzenlenmediğini ve müvekkil şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını ticari defterleri ve kayıtları itibarıyla bilmesine rağmen, sırf husumet genişletmek ve baskı kurmak amacıyla müvekkili şirketi icra takibine ve işbu davaya taraf yaptığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın vekalet ücreti ve kötü niyet tazminatı yönlerinden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dosyaya sunduğu arabuluculuk son tutanağının, icra takibine konu edilen spesifik mal ve sigorta bedellerine (toplam 251.673 Euro) ilişkin değil, makinenin iadesi ihtarına ilişkin olduğunu, takip talebi ile arabuluculuk konusunun örtüşmemesinin, ticari davalarda zorunlu olan arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini gösterdiğini, bu sebeple davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan da usulden reddi gerektiğini, yabancı şirket olan davacının teminat yatırma zorunluluğunun ihlal edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, müvekkili ... .... Şti.'nin davacı ile herhangi bir sözleşmesel ya da sair ticari hiçbir borcu bulunmadığını, davacı şirketin,müvekkillerin kendisine borcu olmadığını (cari hesabın ... ile kapatıldığını) kendi ticari kayıtlarından çok iyi bilmesine rağmen, sırf müvekkillerini haksız yere icra baskısı altında bırakmak ve tahsil kabiliyeti olmayan bir alacağı zorla tahsil etmek amacıyla kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, İİK'nın 67/2 hükmü uyarınca davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı, davasını iki ayrı tüzel kişiliğe yöneltmiş olduğundan ve bu iki ayrı tüzel kişilik için birbirinden farklı vekiller ayrı ayrı hizmet vermiş olduğundan, her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın istinaf sebepleri doğrultusunda düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, distribütörlük sözleşmesi kapsamında doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali davası iken ıslah sonucu alacak davasına dönüştürülmüştür.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreler içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Öncelikle davacının ıslahının geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.HMK'nın 180. maddesinde davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren tarafın, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorunda olduğu aksi hâlde, ıslah hakkının kullanılmış sayılacağı ve ıslahın hiç yapılmamış gibi davaya devam olunacağı düzenlenmiştir. Ancak davasını tamamen ıslah etmiş olan davacı, ıslah dilekçesinde aynı zamanda ıslah ettiği işlemi açıkça belirtmiş ise davacının artık ikinci bir dava dilekçesi vermesine gerek bulunmamaktadır (Kuru, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, İstanbul 2001, s.3995). Islah iradesi ile yeni dava dilekçesinin aynı dilekçede birleştirilmesine engel olan yasa hükmü de bulunmamaktadır (HGK'nın 02/10/1974 tarih 4/378-1030 sayılı kararı).Somut olayda davacı vekili, 27.09.2023 tarihli ıslah dilekçesinde itirazın iptali olarak açtığı davaya alacak davası olarak devamı yönünde iradesini ortaya koymuş olup ıslah dilekçesinin aynı zamanda dava dilekçesinin zorunlu unsurlarını da içerdiği anlaşılmakla, davaya dava konusu edilen miktar kadar alacak davası olarak devam edilmesi gerekirken, yeni bir dava dilekçesinin sunulmadığı gerekçesiyle davaya itirazın iptali olarak devam edilmesi ve bunun sonucunda özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması isabetli olmamış, kararın kaldırılması gerekmiştir.5718 sayılı MÖHUK 'un 48. maddesinde “(1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. (2) Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar." hükmü bulunmaktadır.1954 tarihli ''Hukuk Usulüne dair Lahey sözleşmesi, sözleşmeye taraf devletlerin vatandaşlarının , diğer tarfa devletlerde açtıkları davalarda; teminat gösterme zorunluluğunu ortadan kaldıran uluslararası bir anlaşmadır. Türk mahkemelerinde, dava açan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırlar. 1954 tarihli ''Hukuk Usulüne dair Lahey sözleşmesi, sözleşmeye taraf devletlerin vatandaşlarının, diğer taraf devletlerde açtıkları davalarda; teminat gösterme zorunluluğunu ortadan kaldıran uluslararası bir anlaşmadır. Hukuk Usulüne dair Lahey sözleşmesinin 17. Maddesinin Lahey Uluslarası Özel Hukuk Konferensı Genel sekreteri .. ve hukuk Uzmanı ... tarafından tüzel kişileri de kapsayacak şekilde yorumlandığının belirtildiği ve Türkiye ve İtalya 1926 tarihli Türkiye ile İtalya arasında Adli Himaye Adli Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adli Kararların Tenfizi Mukavelesinin mevcut olduğu Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 29.08.2022 tarihli yazısı ile bildirilmiştir. Buna göre davacı şirketin teminat yatırma zorunluluğu bulunmamaktadır.6/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanunun 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." .Somut olayda icra dosyasında alacağın dayanağının fatura ve sigorta bedeli olarak gösteridiği, eldeki davanın itirazın iptali davası olarak açıldığı ve davacının davasını ıslah ederek alacak davasına dönüştürdüğü, arabuluculuk son tutanağında ise uyuşmazlık konusunun ticari alacak olarak diğer bir anlatımla bir miktar paranın ödenmesi olarak belirtildiği anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklandığı üzere, usulüne uygun ıslah suretiyle davanın alacak davasına dönüştürülmüş olmasına rağmen, mahkemece davaya itirazın iptali davası olarak devam edilmesi ve itirazın iptali davasına özgü özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının, dava şartının yanlış değerlendirilmiş olması nedeniyle kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak taraflarca İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.