T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/673
KARAR NO:2026/849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:23.02.2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI:2025/1246 Esas
DAVA:Menfi Tespit
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 14 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatıldığını, ancak takip dayanağı senet bedelinin daha önce ödendiğini, davalının daha önce müvekkili ... Şirketi aleyhine İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından 19.08.2024 tarihinde icra takibi başlattığını, itiraz üzerine takip durmuş ve İstanbul Anadolu 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/662 Esas sayılı dosyasından itirazın iptali davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, ancak mahkemece (BAM) verilen ihtiyati haciz kararının kabulü üzerine icra dosyasından yapılan takibe davalı/alacaklı tarafından devam edilmesi nedeniyle müvekkilinin alacaklı şirkete toplam 5.005.037,98 TL ödenmek zorunda kaldığını, ihtiyati haciz üzerine icra işlemlerinin devam etmesi müvekkili ... Şirketinin diş polikliniğinde menkul haczi yapılmak üzere 04.11.2024 tarihinde gelinerek menkul haczi yapılmak istendiğini, haciz ve muhafaza baskısı karşısında müvekkilinin icra işlemlerini durdurmak için icra dosyasına nakit ödeme yapılacağı taahhüdünde bulunduğunu ve kalan borç için de aynı gün senet düzenlenerek davalı/alacaklı vekiline verildiğini, bu senedin 04.11.2024 düzenleme tarihli (haciz gününde), 30.08.2025 vadeli ve 2.111.405,00 T bedelli, borçlusu ... ve ... İnanoğlu olan ve İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu edilen bono olduğunu, yani bononun İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosya takip borcu için haciz günü, haciz sırasında teminat için verildiğini, senedin vadesi olan 30.08.2025 tarihinin Cumartesi günü olması nedeniyle senet bedeli olan 2.111.405,00 TL'nin 29.08.2025 tarihinde İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına müvekkilince ödendiğini, takip eden iş günü olan 01.09.2025 tarihinde tahsilat makbuzu düzenlendiğini, bu tarihte alacaklı vekilinin aranarak senede istinaden icra dosyasına ödeme yapıldığının bildirildiğini, alacaklı vekilinin de parayı tahsil ettiğini, icra tehdidi altında İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının bakiye borcun 04.10.2025 ve 06.10.2025 tarihinde 1.227.155,00 TL olarak ödendiğini, senet bedeli tahsil edilmesine rağmen bu senedin 03.09.2025 tarihinde protesto edildiğini, ödeme nedeniyle İstanbul Anadolu 16 İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/766 Esas sayılı dosyasında takibe itiraz edilmesine rağmen tedbir kararı alınamadığından menfi tespit davası açıldığını, bedelsiz kalan senedin kullanılması nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, müvekkilinin İstanbul Anadolu 14 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ve dayanağı senet ile ilgili davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davanın 30.12.2025 tarihinde açılmasından sonra ilk derece mahkemesince, cevap dilekçesi beklenmeden ihtiyati tedbir hususunda karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 02.01.2026 tarihli ara kararında; "...Dava, İİK 72 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır.Talebin yargılamayı gerektirmesi, kimin ne kadar haklı olup olmadığı ancak yargılama sonucunda ortaya çıkabileceği, ancak bu sürede alacaklının alacağını tahsil etmesi halinde davacının zararı ortaya çıkabileceğinden, İİK.72/3 maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir hükmü uyarınca davacı vekilinin tedbir talebinin kabulü ile icra takibine konu alacağın %15 tutarında teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı..." gerekçesiyle İİK.72/3 maddesi uyarınca %15 teminat yatırıldığında icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir, Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacıların bu senede dayanılarak başlatılan icra takibine karşı İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/766 esas sayılı dosyasında borca itiraz ve takibin iptali davası açtığını, taraflar arasındaki ortaklığın 18.07.2024 tarihli protokol ile sonlandırıldığını, bu protokole göre müvekkili şirketin davacı şirkete kestiği faturaların ödenmediğinin, bu nedenle davacı şirkete karşı İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, 04.11.2024 tarihinde fiili haciz yapıldığını, ancak davalının fiili haczin uygulanmaması ve bir orta yol bulunması için müvekkili ile irtibata geçmesi talebinde bulunduğunu, yapılan görüşme sonucu müvekkilinin referansıyla davacının aradaki güven ilişkisine dayanarak mal aldığı ... Ürünleri-...'a olan borcu kaşılığında davacı şirketin, davalı şirkete bono vermesi, davacı ...'nun kefil olması ve İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile ... Ürünleri-...'ın alacağına ilişkin senedin 30.08.2025 tarihine kadar ödenmesi koşuluyla fiili haczin uygulanmayacağının bildirildiğini, bunun üzerine ... 'nun şirket adına düzenlenen bonoya kefil olduğunu ve bonoyu kendi rızasıyla Av. ...'a teslim ettiğini, böylece güven ilişkisi çerçevesinde faturasız verilen malların borcuna ilişkin senedin verilmesi üzerine müvekkili şirketin, davacı şirkete ait borcu üstlendiğini, Av. ...'un senedi teslim aldıktan sonra müvekkilini arayıp müvekkillinin onayıyla haczedilen malları davacı üzerine yedi emin olarak bıraktıktan sonra haciz mahallinden ayrıldığını, senette teminat kaydının bulunmadığını ve haciz tutanağında senedin teminat olarak verildiğine dair kaydın bulunmadığını, davacı tarafın teminat iddiasını destekleyen yazılı bir belge sunmadığını, davacı tarafın borcun kesin olarak sona erdiğini ve menfi tespit davası koşulları oluştuğunu ispatlayamadığını belirterek, İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/766 E. sayılı dosyasında tarafların, dava konusunun, dava sebebinin aynı olması sebebiyle usulden reddine, icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesi ihtiyati tedbire itirazını değerlendirdiği 23.02.2026 tarihli kararında; "...6100 sayılı Yasanın ihtiyati tedbirin şartları başlıklı 389 uncu maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir (f.1). müteakip maddede ise, talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkimin karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebileceği; tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır,Tüm bu bilgiler ışığında somut talep ele alındığında menfi tespit istemine konu takibe esas senedin kambiyo vasfında bulunduğu, adi senede nazaran alacaklısına daha üstün koruma sağladığı, genel kuralın aksine senet nedeniyle alacaklı olduğunu davalının değil, davacını ispat etmesi gerektiği, bunun ise ancak tarafların defter ve mali kayıtlarının tetkiki ile mümkün olabileceği, bu haliyle senet nedeniyle borcun bulunmadığı iddiasının yaklaşık olarak ispat edilmiş sayılmayacağı, aksine senede bağlı davacı alacağının var olduğu..." ihtiyati tedbire itirazın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava konusu bononun, davacı ... firmasının, müvekkil şirketin organik bağı bulunan ... Ürünleri-...’a olan faturasız mal alımından kaynaklı borcuna karşılık, davacı ...’nun kefaletiyle tanzim edildiğini, senedin ilişkili olduğu ticari işleme ilişkin taraflar arasındaki WhatsApp konuşma kayıtlarının dilekçe ekinde sunulduğunu, tarafların ortaklarını yaşanan ihtilaflar sonrası bitirdiklerini, davacı ...'ın kötü niyetli olarak müvekkiline zarar vermek amacıyla kendi ticari defterlerinde dahi kabul edilen fatura alacağına ilişkin dava dışı icra takibine itiraz ettiğini, itiraz sonucu Bölge Adliye Mahkemesince verilen ihtiyati haczin fiilen uygulanmak istendiğini, bu haciz sırasında davacının borcu kabul beyanının tutanağa yazıldığını, fiili haciz esnasından ayrıca ...'e olan borcu için de senet düzenlenerek verildiğini, dava dışı icra takibine konu fatura alacağına ilişkin borcunun ödemesini sürekli olarak ötelenerek ve senedin vade tarihinde senet tutarında ödeme yaparak bu davanın zemininin hazırlandığını, verilen tedbir ile müvekkilinin alacağına kavuşmasının engellendiğini, davacı gerçek kişinin kötü niyetli olduğunu,Mahkemece yaklaşık ispat kriterinin davacı lehine yorumlandığını, HMK'nın 390/3 maddesi uyarınca tedbir isteyenin, haklılığını yaklaşık olarak ispatlaması gerektiğini, davacının borcunu ödendiğine dair somut, yazılı ve kesin bir delil bulunmadığını, soyut bir "borç ödendi" iddiasına dayanarak, kambiyo senedinin etkisiz kılınması hukuken kabul edilemeyeceğini, senedin soyutluğu ilkesinin ihlal edildiğini, senedin üzerinde "teminat" kaydı bulunmadığı gibi , fiili haciz sırasında bizzat davacı tarafından imzalanarak teslim edildiğini, aynı senet ve aynı takibe karşı İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/766 Esas sayılı dosyasında açılan davaya ilişkin derdestlik itirazı hakkında değerlendirme yapılmadığını, tedbir ile alacağın tahsilinin sürekli şekilde engellendiğini, senet tutarı ile davacıların iddia ettiği ödeme tutarlarının örtüşmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararının kaldırılmasına, itirazın kabulüne ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketçe davacılar aleyhine İstanbul Anadolu 14.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında bonoya dayalı olarak başlatılan tekip ve bono nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacılar vekili dava içinde İİK'nın 72/3.maddesi gereğince tedbir istemiş olup, mahkemece hükmedilen tedbire yönelik davalı vekilinin istinafı inceleme konusudur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında 02.01.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin %15 teminatla kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin bu ara karara yönelik itirazı 27.02.2026 tarihli ara karar ile reddedilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı, 04.11.2024 düzenleme tarihli,30.08.2025 vadeli, 2.111.405 TL bedelli borçlusu davalılar olan bonoya dayalı olarak takip başlatmıştır. Davacı bu bononun davacı tarafından İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında alacaklı tarafından yapılan haciz nedeniyle teminat olarak verildiğini ve vade gününde takip dosyasına borcun ödendiğini, bononun haciz ve takip baskısı altında verilip ödenmesi nedeniyle davacıların borçlu olmadığını beyan etmiştir. UYAP ortamında bulunan İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki haciz tutanağının incelenmesinde, bu dosyada davalı olan şirket tarafından dosyamızdaki davacı ... Şirketinin merkezinde 04.11.2024 tarihinde ihtiyati haciz uygulandığı belirlenmiştir. Tutanağın ikinci sayfasında davacı şirket yetkilisinin borcu ferileriyle birlikte kabul ettiği ve yatırılan paranın alacaklıya ödenmesini istediği belirlenmiştir. UYAP ortamında bu tutanakta bonoya ilişkin bir kayıt bulunmadığı gibi bononun bu takip borcu nedeniyle verildiğine ilişkin bir beyan bulunmamaktadır. HMK'nın 389 ve devamı hükümlerinde geçici hukuki himayenin bir türü olan ihtiyati tedbirlere ilişkin düzenleme genel nitelikte olup İİK'nın 72. madde hükmünde menfi tespit davaları hakkındaki tedbirlerin özel olarak düzenlenmiş hâli olup, bu davada HMK'nın 389 ve devamı madde hükümlerinin tamamlayıcı hüküm olarak uygulanması gerekir. HMK'nın 390/3. maddesinde yer alan ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.'' şeklindeki hükümle ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür.Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; bono bir borçlanma aracı olup, bononun kural olarak temel ilişkiden soyut bir borç ikrarı olması karşısında, mahkemece bononun, takip dosyasındaki borç için verildiğinin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece her iki takip dosyasındaki deliller hiç bir şekilde değerlendirilmediği, davacıların yaptığı ödemenin bono için yapıldığına ilişkin de bir tespit veya değerlendirme bulunmamaktadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın yukarıda belirtilen 391/3.maddesine göre ihtiyati tedbir sebebinin gerektiği ve davanın esası hakkında haklılığının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece verilen 02.01.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararında yaklaşık ispata ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmadığı gibi, sadece bonoya dayalı alacağın tahsili nedeniyle zarar oluşacağı gerekçesiyle tedbir kararı verilmiştir. İhtiyati hacze yönelik itirazın değerlendirildiği 27.05.2026 tarihli ara kararın "tüm bu bilgiler ışığında..." ile başlayan son paragrafında itiraz değerlendirilmiş olup, değerlendirmenin ilk kısmında bonoya dayalı alacağın kuvvetlendirilmiş olacak olduğu belirtilmesine rağmen, devamında bononun mücerretliğini ortadan kaldıracak şekilde borç ve alacağın ticari defterlerle kanıtlanabileceği ve bu haliyle borç bulunmadığı kabul edilmiştir.Mahkemenin bu gerekçesi TTK'daki bonoya ilişkin düzenlemelere aykırıdır. Bono kural olarak soyut borç ikrarı içeren bir kredi aracıdır. Bono sebepten mücerrettir. Ancak bir sözleşme veya bonoya konacak kayıtla bir sebebe bağlanabilir. Ancak mahkemece böyle bir sebebin bulunduğu belirlenip değerlendirilmeden soyut bir gerekçeyle bononun niteliğine aykırı değerlendirme yapıldığından mahkemenin istinafa konu ara kararı HMK'nın 297.maddesine göre düzenlenmiş bir ara karar olduğundan söz edilemez. Bu nedenle mahkemece HMK'nın 389 vd.maddelerindeki tedbire ilişkin düzenlemelerle, TTK'daki bonoya ilişkin bonolar birlikte değerlendirilerek bononun taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki borç ve fiilen uygulanan ihtiyati haciz nedeniyle verilip verilmediği değerlendirilerek bu hususta yaklaşık ispatın oluşup oluşmadığı belirlenmelidir. Mahkemece bononun düzenleme sebebine ilişkin hiç bir somut bir değerlendirme yapılmadan, gerekçesiz şekilde ihtiyati tedbir karar verilmesi, yukarıda belirtilen yasa hükümleriyle mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını düzenleyen Anayasa düzenlemesine aykırı olması nedeniyle kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinaf konu itirazın reddine dair 23.02.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında itirazın yeniden değerlendirilmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.