T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1184
KARAR NO:2025/2018
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/09/2020
NUMARASI:2020/123 Esas - 2020/431 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari nitelikte kredi kartı sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete davalı banka şubesinden verilmiş olan kredi kartına bağlı ve kullanıcı şirket yetkilisi ...olan ek kredi kartının kopyalanarak müvekkilinin bilgisi dışında kullanıldığını ve yine müvekkilinin bilgisi dışında internet üzerinden çeşitli alışverişler yapıldığını, müvekkili şirketin 28.12.2015 tarihinde öğrendiğini ve derhal ...bank ... şubesine gönderdiği 28.12.2015 tarihli yazı ile kredi kartının ve buna bağlı ek kredi kartla yapılan ödemelerin müvekkili şirket tarafından yapılmadığının bildirildiğini ve bu işlemlerin iptal edilmesi ile çekilen tutarların kredi kartına iade yapılması ve kredi kartı buna bağlı ek kartların kullanıma kapatılmasını talep ettiğini, bu yazılara cevap alamayınca e-posta göndermek ve müşteri temsilcisiyle görüşmek suretiyle durumun aciliyetini bildirdiğini ve 28.12.2015 tarihinde gönderdiği talimat ile bilgi istediğini, müvekkilinin bildirimlerine rağmen kartın iptal edilmediğini ve kullanıma devam edildiğini, bunun üzerine 04.01.2016 tarihinde tekrar ...bank ... şubesine gönderdiği yazı ile "... No.lu ek kart ile yapılan ve yazı ekin de dökümü bulunan ödemelerin müvekkili şirkete iadesini"nin talep edildiğini ve cevap alamayınca müvekkilinin ...bank... Şubesi kanalıyla ekstreleri talep ettiğini ve 12.01.2016 tarihinde ...şubesi üzerinden 09.01.2016 tarihli kredi kartı ekstresinin iletildiğini ve müvekkilinin bilgisi olmaksızın kullanılan kredi kartı ile 27.12.2015-29.12.2015 tarihleri arasında kullanıldığı belirtilen ve gönderilen kredi kartı ekstresi uyarınca 15.01.2016 tarihinde 6,598,34 Amerikan doları, 1.688,77 TL ödeme yaptığını ve ekstreleri tamamen ödediğini, müvekkili şirkete ait ek kredi kartının kopyalanması ve bilgi dışında haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanımı nedeniyle davalı bankanın sorumlu olduğunu, müvekkili şirketten haksız olarak talep ve tahsil edildiğini iddia ederek, 6.598,34 USD'nin 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek mevduat faizi ve 1.683,77 TL'nin 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili bankanın... Şubesi müşterisi olan ... İnşaat ve Ticaret A Ş ile imzalanan sözleşmeler gereği olarak kredi kartı ve bu karta bağlı olarak da ... adına ek kredi tahsis edildiğini, yapıldığı belirtilen harcamaların, kartın iptali talebinin müvekkili... Şubesine iletilmesinden önce kartı elinde bulunduran kişilerce ve şifreli /CVC kodu ile yapıldığından müvekkilinin herhangi bir kusuru ve ihmali bulunmadığını ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, kartın sözleşmelerinin imzalandığı 2010 yılından bu yana... tarafından kullanıldığını ve şüpheli olduğu iddia edilen işlemlerin kartın ...'un zilyetliğinde iken gerçekleştiğini, bu nedenle husumetin ...'a yönlendirilmesi gerektiğini, davacının yapılan işlemlerin 27.12.2015- 29.12.2015 tarihleri arasında yapıldığını ileri sürdüğünü, ancak davacının müvekkili bankaya 28.12.2015 tarihinde gönderdiği e-posta ile kredi kartının ve buna bağlı ek kart ile yapılan ödemelerin kendi bilgisi dâhilinde yapılmadığını belirterek bu işlemlerin iptalini talep ettiğini ancak kartın kapatılmasını talep etmediğini, bunun yanında şube yetkilileri tarafından bu tür şikayetlerin yapılacağı 085 222 0 990 nolu hattın aranmasını bildirdiklerini, yapılan harcama işlemlerinin tamamının davacılara ait özel şifre /CVC kodu ve sadece kart hamilinin bilmesi gereken bilgiler eşliğinde yapıldığını ve kart hamili olarak kartın kötüye kullanılmasını önleyecek önlemlerin alınması gerektiğini, işlemlerin davacılar tarafından yapılmadığı varsayılsa dahi kartın üçüncü kişiler tarafından kullanılmasında davacının şahsi sorumluluğu bulunduğunu, davacılar ile müvekkili banka arasında düzenlenen sözleşme gereğince kart hamilinin kartın kaybolması hâlinde derhal yazılı olarak bankaya başvurma yükümlülüğü olduğunu ve bildirim yapılana kadar yapılan işlemlerden doğan tüm sorumluluğun kart hamiline ait olacağının kabul edildiğini, bu nedenle de dava konusu olayda müvekkili bankanın kusur ve sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davacı ile müvekkili banka arasında ticari ilişki söz konusu olmadığından, kabul anlamına gelmemek üzere avans faizi istenemeyeceğini ancak yasal faiz talep edilebileceğini savunarak, öncelikle husumet itirazlarının kabulü ile davanın husumet yönünden reddine, taleplerin reddi halinde davanın ...'a ihbarına ve davanın esas .bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...uyuşmazlığın kredi sözleşmesinden kaynakladığı, her iki tarafın da tacir olduğu, uğranılan zararın davalının yasa ve sözleşme ile kendisine yükletilen sorumluluklar doğrultusunda gerekli özen ve dikkati göstermemesinden kaynaklandığı, banka müşterisinin de objektif ölçüler içinde davranması ve özellikle kötüye kullanılma olasılığı olan kredi kartın rızası dışında elinden çıkması durumunda bankaya hemen bildirimde bulunma imkanının sunulması gerektiği, huzurdaki davada davacı kredi kartının üçüncü kişilere geçtiğini öğrendiği anda gerekli işlemler için başvuruda bulunduğu, davacının kayıp ihbarı sonrası davalı bankanın sahip olduğu, şube, iş ve geniş teknoloji imkanlarına rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermemesinden dolayı davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından, açıklanan tüm dosya kapsamı itibariyle 28/12/2015 ve 29/12/2015 tarihlerinde davacının asıl kartına bağlı olarak düzenlenen ek kredi kartı ile yapılan harcamalar toplamının 6.598,34 USD ve 1.688,77 TL olduğu, davalı tarafından gönderilen 09/01/2016 tarihli hesap ekstresine göre belirtilen bu meblağların davacı tarafından, davalı bankanın ... Şubesine 15/01/2018 tarihinde ödendiği, davacının süresinde yaptığı bildirime karşı davalının kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirmediği anlaşıldığından, dava konusu zararının oluşmasında davalı bankanın tam kusurlu olduğu kanaatine varılmış hüküm kurmaya elverişli rapor doğrultusunda davanın kabulü ile 6598,34 USD nin 15/01/2016 tarihinden itibaren kamu bankalarınca USD uygulanan en yüksek mevduat faizi ile, 1.688,77 TL nin 15/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 6.598,34 USD'nin 15/01/2016 tarihinden itibaren kamu bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte; 1.688,77 TL'nin ise 15/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacının tüm sorumluluğu kendisinde olan kartı ve bilgilerinin muhafaza edilmesi ve korunması yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dava konusu işlemlerin gerçekleşmesine davacının kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, tüm sorumluluğu kendisine ait olan kartın şifrelerini ve kişisel bilgilerini muhafaza etme ve koruma hususunda özenli davranmadığını, iş bu yükümlülüğe aykırı hareket ettiğini, dava konusu harcama ve çekim işlemlerinin tamamının davacıya özel şifre/CVC kodu ve sadece kart hamilinin bilmesi gerekli bilgilerin kullanılması ile yapılmış olduğunu, davacı itirazlarının ilgili kurallar ve 5464 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiğini, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kapsamında değerlendirildiğini, Kanun'un 16. maddesinde belirtildiği üzere, kart hamilinin kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması için bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerekiyor ise bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almakla yükümlü olduğunu, davacının itirazlarının haksız olduğunu, banka tarafından kanunun açık hükmü gereğince reddedildiğini, itiraz konusu işlemler ve kartla ve karta ilişkin bilgilerin kullanılması suretiyle gerçekleşmiş olduğundan iddia ve itirazlarının haksız olduğunu, taraflarca imzalanan bankacılık işlemleri sözleşme hükümleri ve 5464 sayılı Kanun hükümleri gereğince kart hamillerinin kartı kullanırken bazı yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince kart hamilinin kartın kaybedilmesi hâlinde derhal ve yazılı olarak bankaya bildirme yükümlülüğü olduğunu, bu bildirim yapılana kadar gerçekleştirilen işlemlerden doğan tüm sorumluluğun kart hamiline ait olduğunu, bilirkişi raporuna yapılan itirazların hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan e-mail yazışmalarının geçerli delil niteliğinde olmadığını, yapılan işlemlere istinaden beyanların dikkate alınmadığını, müvekkili banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığını, e-posta ve sonuçlarının ne kadar gerçeği yansıttığının tartışmalı olduğunu, müvekkili bankanın üzerine düşen tüm görevleri gerçekleştirdiğini, banka kayıtları incelendiğinde davacının 28.12.2015 saat 17:32'de mail göndererek kartın iptalini talep ettiği, banka tarafından da cevabı e-mail ile yönlendirme yapıldığını, çağrı merkezini arayarak davacının daha önce 15:58'de kartını kapattığını, buradan anlaşılacağı üzere olaya ilişkin kart kapatıldığı için tekrar işlem yapılabilme riskinin müşterinin bu yöndeki talebinden sonra ortadan kalktığını, müvekkili bankanın bu konudaki sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, inceleme yapıldığında görüleceği üzere dava konusu kart sahibinin ... olduğunu ancak hem e-posta yazışmasını yapanın hemde mail ekindeki şirket kaşesi üzerine atılan imzanın adı geçene ait olmadığını, bu bilginin sunulmasına rağmen dikkate alınmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın dava dışı ...'a yönlendirmesi gerektiğini, eksik ve hatalı yorum ve incelemeye dayalı rapora göre hüküm kurulduğunu, faiz başlangıcı ile birlikte faiz oranında yerinde olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava, kredi kartına bağlı olarak çıkartılan ek kartın bilgi ve rıza dışında kullanımı sonucunda oluşan harcamaya dair ödemenin iadesi istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirketin davalı bankanın ... Şubesinin müşterilerinden olduğu, söz konusu şubeden kredi kartına bağlı ve kullanıcısı şirket yetkilisi ... olan ek kart alındığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, şirket yetkilisinin kullanıcısı olduğu ek kartın bilgi ve rıza dışında kullanımından dolayı meydana gelen zararda davalının kusur ve sorumluluğunun olup olmadığı, maillerin yeterli delil olup olmadığı, faiz başlangıcının yerinde bulunup bulunmadığı, bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından 28.12.2015 tarihinde bankanın ... Şube Müdürlüğüne gönderilen mail ile kredi kartının ve buna bağlı ek kartla yapılan ödemelerin taraflarından yapılmadığı ve bilgileri dahilinde olmadığını belirterek bu işlemlerin iptal edilmesini ve çekilen tutarların kredi kartına iadesinin talep edildiği, aynı tarihli saat 05:32'deki mailde, bugün ulaşılamadığı, hem telefondan aradıklarını hem de mail attıklarını ancak telefona cevap verilmediği, maile dönüş olmadığı, acil bir durum olduğu, ulaşmanın neden bu kadar zor olduğunun anlaşılamadığının bildirildiği, mailin davacı şirketin finans sorumlusu tarafından gönderildiği, saat 15: 43'te gönderilen mailde ise kredi kartlarının acilen kapattırılmasının talep edildiği, saat 17:49'daki mailde kendilerinin talep geçtiğini, direk ulaşabilecekleri ya da cep telefonu numarasının verilmesinin istendiği, cevaben banka yetkilisi tarafından işlem başlatıldığı belirtilerek sisteme ait numaranın gönderildiği ve talep geçilebileceğinin belirtildiği, cevaben bugün kendilerine ve ...'e ulaşılamadığı, hem telefon açıldığı hem de mail atıldığı, maile dönüş olmadığı, gerçekten acil bir durum olduğu ifadelerine tekrar yer verildiği, 04.01.2016 tarihli mailde karta bağlı ek kart ile yapılan dökümü bulunan ödemelerin iadesinin talep edildiği, hesap hareketlerine ait ekstrede ek kart ile 28.12.2015 tarihinde USD olarak çok sayıda işlem gerçekleştirildiği, 29.12.2015 tarihinde de işlemlerin gerçekleştirilmiş olduğu, 30.12.2015 tarihli ek kart toplam borcunun 6.624,14 USD olarak belirtildiği, 29.12.2015 tarihinde ise bu miktarın 2.104,59 TL olduğu, davacı şirket tarafından 09.01.2016 tarihli kredi kartı ekstresinin banka şubesine gönderildiği, ek karta ait dönem borcunun 6.598,34 USD olduğu, hesap kesim tarihinin 09.01.2016, son tarihinin ise 14.01.2016 olduğu, davacı şirket tarafından, bankanın talebi kabul etmemesi üzerine 15.01.2016 tarihinde 6.598,34 USD ve ayrıca 1.687,77 USD tutarındaki ödemelerin gerçekleştirildiği ve gerçekleştirilen ödemelerde ek kartın kopyalanması ve hukuka aykırı kullanılmasından dolayı bankanın sorumlu olacağı iddiası ile ödenen her bir ek kart borcunun ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili için dava açıldığı, olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, soruşturmanın 2016/10555 Soruşturma nolu dosya üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmeleri ile birlikte mahkemece bilirkişi raporu alınmıştır.26.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda; ... İnşaat ve Ticaret A.Şnin asıl kartına bağlı ve... adına çıkarılan ek kartın 03.08.2009 tarihinde açılmış olduğu, 28.12.2015 tarihinde banka müşteri hizmetleri ile gerçekleştirilen telefon görüşmesine istinaden kayıp/çalıntı kart kapama işleminin gerçekleştirildiği, ek karttın 27.12.2015 ile 29.12.2015 tarihleri arasında gerçekleşen işlemleri gösterir harcama tablosunun gönderildiği ve söz konusu işlemlerin internet üzerinden kart bilgileri girilerek 3d şifresiz gerçekleştiğinin banka tarafından bildirildiği, dosya kapsamının incelenmesinde ve taraflarında kabullerinde olduğu gibi 28.12.2015 ve 29.12.2015 tarihlerinde, davacının asıl kartına bağlı olarak düzenlenen ek kredi kartı nedeniyle yapılan harcamalar toplamının 6.598,34 USD ve 1.688,77 TL olduğunun tartışmasız olduğu, davalı tarafından gönderilen 09.01.2016 tarihli hesap ekstresine göre belirtilen 6.598,34 USD ve 1.688,77 TL'nın, davacı tarafından, davalı bankanın Sirkeci şubesine 15.01.2016 tarihinde ödendiğinin anlaşıldığı, davacının zararın doğmasında tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davalı bankanın, hesap ekstresi üzerine davacı tarafından ödenen 6.598,34 USD ve 1.688,77 TL'sini davacıya iade etmesi gerektiği, davacı taraf alacakları olduğunu belirttiği 6.598,34 USD için ödeme tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek mevduat faizi ve 1.688,77 TL, 15.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinin talep ettiği, somut olayda, taraflar arasındaki ilişkinin kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve her iki tarafında tacir olduğu ve uğranılan zararın davalının yasa ve sözleşme ile kendisine yükletilen sorumluluklar doğrultusunda gerekli özen ve dikkati göstermemesinden kaynaklanması nedeniyle ve takdir mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafın hesap ekstresi gereği davalı bankaya ödemek zorunda kaldığı 6.598,34 USD için ödeme tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren kamu bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ve 1.688,77 TL. için ise 15.01.2016 tarihi itibaren ticari avans faizi ile talep edebileceği, davacının, süresinde kendisine ait olan asıl karta bağlı olarak düzenlenen ek kartın kopyalanarak kullanıldığı,önlem alınması, yapılan harcama bedelinin kredi kartına iadesi ve kartın kapatılmasına ilişkin olarak davalı bankaya bildirimde bulunulduğu, davalı bankanın süresinde yapılan bildirime,iş, şube ve çağdaş iletişim olanaklarına rağmen, gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve davacının zararının artmasına yol açtığı ve bu nedenle, zararın doğmasında davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı ve davah bankanın zararın doğmasında tam kusurlu bulunduğu, davalı bankanın gönderdiği hesap ekstresi üzerine davacı tarafından davalıya ödenen 6.598,34 USD ve 1.688,77 TL.sını davacıya iade etmesi gerektiği, davacı tarafın hesap ekstresi gereği davalı bankaya ödemek zorunda kaldığı 6.598,34 USD için ödeme tarihi olan 15.01.2016 tarihinden itibaren kamu bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek mevduat faizi, 1.688,77 TL, için ise 15,01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi talep edebileceği belirtilmiştir.Tarafların rapora beyanları sonrasında görevsizlik kararı verilen asliye hukuk mahkemesi tarafından rapora göre davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Dairemizin kararı sonrasında ise görevli mahkemece aynı rapor kapsamında aynı hükmün verildiği anlaşılmıştır.Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Yine TTK'nın 18/2 maddesi gereğince, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir.Somut olayda, davacı şirket tarafından çıkarılan kredi kartına bağlı olarak ve kullanıcısı şirket yetkilisi ... olan ek kredi kartı kopyalanmak suretiyle 27.12.2015 ile 29.12.2015 tarihleri arasında internet üzerinden kart bilgileri girilerek 3d şifresiz işlemlerin gerçekleştirildiği tartışmasızdır.Bankacılık Kanunu'nun 76. maddesi bankaların, müşterilerinin, verilen hizmetlerden kaynaklanan her türlü sorularına cevap verecek bir sistem kurmakla ve bu hizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirmekle yükümlü oldukları hükmünü, 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 8. maddesi kart çıkaran kuruşların kart çıkarma ve buna ilişkin yükümlülüklerini düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 33. maddesinde, kart çıkaran kuruluşların ilgili düzenlemeler ile getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlü oldukları öngörülmüştür (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5738 Esas, 2020/4320 Karar 22.10.2020 tarihli ilamı).Davacı şirket yetkilisinin kullanımına dair verilen ek kartla ilgili yapılan harcamaları şirket tarafından yapılmadığı ve şirketin bilgisinin olmadığı davacı şirket tarafından banka şubesine bildirilmiş olmasına rağmen mail yolu ile gerçekleştirilen bildirimlere, bankacılık kanunu yönünden değerlendirildiğinde, uzun süre cevap verilmediği, maile geç dönüş yapıldığı, telefonla ulaşımda sorun yaşandığı ve bu süre içerisinde ek kartın izinsiz kullanımı ile aynı gün içerisinde ve bir gün sonrası itibari ile çok sayıda harcamaya dair işlem yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı bankanın yukarıda yer verilen Bankacılık Kanunu ve 5464 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri gereğince üzerine düşen edimleri etkili ve zamanında yerine getirmediği, geç yerine getirdiği, davacının alabileceği herhangi bir önlemin bulunmadığı, zararın oluşmasında davalı bankanın kusur ve sorumluluğu bulunduğu kanaatine varılmış olduğundan, davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekili tarafından maillerin delil olarak değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüş ise de yukarıda yer verilen TTK'nın 18/3. fıkrası ile birlikte HMK'nın 199. maddesinde yer verilen belge ile ilgili düzenleme kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, davalı vekilinni bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Kabul edilen alacak miktarlarına davacı şirketin ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Davacı ödeme tarihinden önce davalı bankaya mail gönderilerek ödemelerin taraflarına iadesini talep etmiştir. TBK'nın 117/1 maddesinde, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüte düşeceği ifade edilmiştir. İkinci fıkrada ise haksız fiilde haksız fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlunun temerrüte düşmüş olacağına yer verilmiştir. TTK'nın 18/3. maddesinde ise; "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." düzenlemesi mevcuttur. Belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında, davacının yaptığı bildirimler ve yukarıda yapılan hukuki açıklamalar ışığında, davalının temerrüde düşmesi için başkaca bir temerrüt ihtarına gerek bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacının davalıya yaptığı ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.111,08 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.