T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1055
KARAR NO : 2025/1701
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/11/2021
NUMARASI : 2019/117 E. - 2021/732 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davaya konu takip borçlularından ... Giyim San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacı ile imzaladığı 500.000-TL bedelli 16/02/2018 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 25.000-TL bedelli 31/05/2018 tarihli genel kredi sözleşmesii çerçevesinde kredi kullandığını, diğer borçlu olan davalıların da aynı sözleşmeyi birlikte müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu borca birlikte müteselsilen kefil olduklarını, borcun ödenmemiş olması nedeniyle, borçluların bildirdikleri adreslerine, Beyoğlu 17.Noterliği'nden, 08/08/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak davalılarca ödeme yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını,davalılarca takibe haksız olarak itiraz edildiğini iler isürerek, itirazın iptaline ve %20icra nkar tazmnatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın sunmuş olduğu sözleşme ve ihtarname örneğinin hiçbir şekilde davacı tarafın alacak iddiasını ispatlamadığını, sözleşmenin içeriğinin de taraflarınca kabul edilmediğini, söz konusu sözleşme davalı müvekkil aleyhine haksız şartlardan ibaret olduğunu bu şartların eldeki davada hüküm ve sonuç doğurmasının hukuka aykırı sonuçlara yol açacabileceğini, genel kredi sözleşmesi diğer bankalarca da yapılan ve matbu bir metinden oluşan karşı tarafa hak kazandırıp tüketiciye yükümlülük yükleyen bir sözleşme olduğunu, önceden hazırlanmış matbu tek tarafa ağır yükümlülükler yükleyen ve önceden karşı taraflar müzakere edilme imkanı yaratmadan imzalatıldığını, genel kredi sözleşmesinin ve kefaletin geçerli olmayacağını savunarak, davanın reddii le %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı ile davalı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, bahse konu işbu sözleşmeyi diğer davalıların müteselsil borçu/kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, GKS uyarınca banka kayıtlarının münhasır delil olarak kabul edildiği, davalıların kefaletinin TBK'nın 583. Ve 584. Maddesindeki şekli şartları taşıması nedeniyle geçerli olduğu, imzaya itirazın söz konusu olmadığı, bilgilendirme nüshalarının davalılarca imzalanmış olduğu, bu nedenle genel işlem koşullarının söz konusu olmayacağı, bilirkişi raporu ile davalıların dayanak genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesine istinaden sorumluluğunun bulunduğunun belirlendiği, alacak miktarının ve faiz oranının yanlar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi, kredi ilişkisi ve bankacılık mevzuatına uygun olarak belirlendiği, gayri nakdi çek depo bedeli alacağı yönünden kefillerin sorumluluğunun açıkça belirtilmesi gerektiği ancak dosyada bulunan sözleşmelerde açık bir hüküm yer almadığı görülmekle gayri nakdi alacağın sadece asıl borçlu şirketten talep edilebileceği, bilirkişi raporunda incelenen çek takip kartonu ve çek yaprağı durum raporunda 2 adet çek nedeniyle 4.080 TLnin depo edilmesi gerektiğinin belirlendiği, davadan önce yapılan ödemeler yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunmadığı, bilirkişilerce bu ödemeler düşülerek dava tarihi itibari ile de hesaplama yapıldığı anlaşılmakla; davanın dava tarihindeki durum nazara alınarak toplam 87.577,55 TL nakdi alacak ve 4.080 TL gayri nakdi alacak yönünden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında talep edilen nakdi alacak yönünden davanın kısmen kabulü ile davalıların itirazlarının asıl alacak 86.568,97 TL, işlemiş faiz 960,55 TL, BSMV 48,03 TL olmak üzere toplam 87.577,55 TL yönünden iptali ile takibin asıl alacağa dava tarihinden itibaren(27.02.2019) işletilecek %45 oranında temerrüt faizi ile faizin %5 BSMV'si ile dava tarihinden itibaren devamına, fazlaya ilişkin istemin davadan önce kısmi ödeme yapıldığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında talep edilen gayri nakdi alacak yönünden davanın kısmen kabulü ile 4.060 TL çek bedelinin davalı şirketçe, davacı nezdinde faiz getirmeyen bir hesapta bloke edilmesine, ödenmesi halinde takibin çek bedelleri yönünden ödeme tarihinden itibaren işleyecek %45 faiz oranı ve faizin %5 BSMV'si üzerinden devamına, miktar olarak fazlaya ilişkin istemin ve davalılar ... ... ve ...yönünden istemin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davanın tümden kabulü gerekir iken kısmen kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle ve önemle belirtmek gerekiyor ki, müvekkilinin kendi sisteminde hesabının 25.12.2018 tarihinde 228.134TL üzerinden kat edildiğini takipten evvel 2.1.2019 tarihinde yapılan 44.500TL tahsilatın sistemden düşüldüğünü ve takip tarihine kadar yapılan masraf ve işleyen faiz eklendikten sonra 184.00,010 TL üzerinden takip başlatıldığını, ancak yargılama esnasında alınan raporlarda bu 44.500TL'lik tahsilatın müvekkilinin bankaca takip öncesinde ana meblağdan düşüldüğünün gözden kaçırıldığını ve mükerrer olarak tahsil edildiği kabul edilip buna göre hesaba girişildiğini, yapılan bu hesaplamanın usulsüz olduğunu, nitekim borçluların 44.500TL ödemiş olmalarına rağmen 89.000TL tutarında menfaat elde eder hale gelfiğini, böylece müvekkili bankanın davalı borçlulardan talep etmiş olduğu fazlaca bir tutar yok iken davanın tümden kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu tutarların anapara tutarından düşülmesi ve TBK.md.100 hükmünün tatbik edilmemesinin de ayrıca hatalı olduğunu, kefillerin depo yükümlülüğünün bulunduğunu, genel kredi sözleşmesinde kefillerin "çek kredisi"nden de sorumlu bulunduklarının açıkça yazılılı olduğunu, bu nedenle depo yükümlülüğünün bulunduğu ve bu sorumluluğun da kefillerce yüklenildiğini, davada takip tarihi nazara alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, takip tarihi itibarı ile takip tutarınca alacağın bulunduğunun sabit olduğunu, bu halde davanın tümden kabulü gerekir iken, takip sonrası tahsilatların hükümde dikkate alınmasının hatalı olduğunu, mahkemece bu tahsilatların yapıldığı tespit edilebilecek ise de hükme esas alınamayacağını, davamızın kabulüne karar vermesi sonrasında bu tahsilatların icra müdürlüğünce nazara alınmasına karar verilmesi gerekirken reddinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalı asıl kredi borçlusu şirkete genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcunun, davalı asıl kredi borçlusu ile davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 184.000,67 TL asıl alacak, 2,23 TL işlemiş faiz, 0,11 TL BMSV olmak üzere toplam 184.003,01 TL nakti alacak ve 16.000 TL gayri nakti alacak yönünden 03.01.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak Beyoğlu 17.Noterliğinin 08.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 500.000,00 TL bedelli, 16.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 25.000,000 TL bedelli 31.05.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi ve banka kayıtlarının gösterildiği, ödeme emrinin davalılara 08.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar tarafından 08.01.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davacı banka ile davalı şirket arasında 16.02.2018 tarihli, 500.000 TL ve 31.05.2018 tarihli, 25.000 TL bedelli iki adet genel kredi sözleşmesi imzalanmış, davacı banka tarafından akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı borçlu şirkete ticari kredi kullandırılmıştır. Davalı gerçek kişiler de bu sözleşmelere kredi limiti kadar müteselsilen kefil olmuşlardır. TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile davalı şirket arasında 16.02.2018 tarihli, 500.000 TL ve 31.05.2018 tarihli, 25.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı gerçek kişilerin bu krediye müteselsil kefil oldukları, davalı müteselsil kefillerin 500.000 TL ve 250.000 TL limitle sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, bu bilgilere göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalıların müteselsil kefaletinin geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı asıl borçlu şirketin kullandığı ticari kredi taksitlerinin geri ödeme süresi içinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından 08.08.2018 tarihi itibariyle kredi hesabı kat edilerek Beyoğlu 17.Noterliğinin 08.08.2018 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesinin davalı asıl borçl ile davalı müteselsil kefillere gönderildiği, 09.08.2018 tarihinde davalılara tebliğ edildiği, 3 günlük ödeme süresi verildiği, 13.08.2019 tarihi itibariyle temerrütün oluştuğu, davalıların sözleşme kapsamında sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.Davacı veklince, mahkemece hükme esas alınan 26.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. HMK'nun 281.maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Taraflar bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise, bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilir.” şeklindeki düzenleme ile taraflara bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkı tanınmıştır. HMK'nın 281. maddesinde taraflar bilirkişi raporuna karşı tebliğ tarihinden iki haftalık süre içerisinde itiraz etmezlerse itiraz edilmeyen rapor taraflar açısından sonuç doğuracağından bu raporun esas alınarak karar verilmesinde bir engel bulunmamaktadır. Maddenin gerekçesinde de tarafların verilen süre içerisinde itirazını dile getirmediği taktirde bilirkişi raporunun onlar açısından kesinleşeceği yani tarafların rapora itiraz olanağını tümüyle kaybedeceği belirtilmiştir (Yargıtay 17.HD'nin07/10/2019 tarih ve 2016/19125 E., 2019/8987 K., 24/102018 tarih ve 2015/18327 E., 2018/9546 K.,Yargıtay 3.HD'nin 18/02/2019 tarih ve 2017/10485 E., 2019/1231 K.sayılı kararları ).Bilirkişi raporu 14.06.2020 tarihinde davacı vekiline e-tebligat yoluyla, '' iki haftalık sürede itiraz etmediği takdirde rapora itiraz etme hakkından vazgeçmiş sayılacağı'' ihtarı ile tebliğ edilmiştir. Davacı vekili, raporlarda 44.500TL'lik tahsilatın müvekkilinin bankaca takip öncesinde ana meblağdan düşüldüğünün gözden kaçırıldığını ve mükerrer olarak tahsil edildiği kabul edilip buna göre hesaba girişildiğini, ayrıca takip sonrası dava öncesi tahsilatların anapara tutarından düşülmesi ve TBK'nın100. maddesi hükmünün tatbik edilmemesinin de hatalı olduğunu, bu hesaplamanın usulsüz olduğunu, nitekim borçluların 44.500TL ödemiş olmalarına rağmen 89.000TL tutarında menfaat elde eder hale geldiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Somut olayda, davacı vekilinin 26.05.2020 tarihli bilirkişi raporunu 14.06.2020 tarihinde tebliğ aldığı, ancak HMK'nın 281. maddesinde taraflar bilirkişi raporuna karşı tebliğ tarihinden iki haftalık süre içerisinde bu hususta herhangi bir itiraz ileri sürmediği, dosya kapsamında ve UYAP sisteminde bu yönde bir dilekçesine rastlanmadığı görülmektedir. Yine davalılar vekilinin itirazı üzerine alınan 13.12.2020 tarihli ek raporun da davacı vekiline 28.12.2020 tarihinde tebliğ olduğu, davacı vekilince ek rapora da bir itirazda bulunulmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacı vekilince süresinde itiraz edilmeyen mükerrer tahsilat itirazı yönünden davacı taraf açısından kesinleşen bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bilirkişi raporundaki hesaplamaya yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Kaldı ki HMK'nın 357. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf aşamasında ileri sürülemeyecek olup davacı vekilince ileri sürülen bu itiraz ilk kez istinaf aşamasında ileri sürülmüş olduğundan istinaf sebebinin bu sebeple de reddi gerekmiştir. Davacı bankanın asıl borçluya verilen çeklerle ilgili hamiline ödemek zorunda kalacağı yasal sorumluluk bedelleri yönünden, kefilden depo talebinde bulunabilmesi için taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kefilin sorumluluğuna dair açık hüküm bulunması gerekmektedir. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede bu yönde açık bir düzenleme bulunmadığından, davalı müteselesil kefiller yönünden çek depo bedeli talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılan tahsilatlar için dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Somut olayda mahkemece takipten sonra ve davadan önceki tahsilatlar düşülerek dava tarihi itibariyle alacak belirlenmiş olması yerindedir.Yine dava tarihinden sonra yapılan bir tahsilat olursa bunun da icra müdürlüğünce infazda nazara alınması gerekir. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.