T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/605
KARAR NO : 2025/1628
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/10/2021
NUMARASI : 2019/542 E. - 2021/694 K.
DAVANIN KONUSU: Haksız rekabetin tespiti
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve karşı davaların kabulüne dair verilen karara karşı, davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ana şirketinin ... ... ve Temizlik Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğunu, onun ürünlerini pazarladığını, ana şirketin 1985 yılında kurulan bir üretim şirketi olduğunu, müvekkili şirketin ise dokuz yıl öncesinde kurulduğunu, müvekkili şirketin dokuz yıl önce oligopol rekabet piyasasına girdiğini ve bugün piyasanın lideri olduğunu, davalının sosyal medyada "Rekabete varız ama yalana asla! Biz rekabeti severiz; markaları güçlendirir, müşterileri ve Temsilcileri için daha iyisini yapmaya zorlar. Ama rekabetin de kuralı ve adabı vardır. ... isimli şirket, aylardır hem tüketicilerine hem temsilcilerine açıkçayalan söyleyerek, kataloglarında ve tanıtımlarında Türkiye’nin 1 numaralı Doğrudan Satış Markası olduğunu iddia ediyor! Bu yolla markasını duyurmak ve itibar kazanmak derdinde belki ama yalan söylemek bir şirketi ancak itibarsızlaştırır, bunu bilmiyor. ... 20 yıldan fazla süredir “Türkiye’nin 1 numaralı doğrudan satış markasıdır. Bu sürede sektöre giren rakiplerimizi her zaman memnuniyetle karşıladık, çünkü rekabet bizi daima güçlendirdi. Ama artık, önce Temsilcilerimizi sonra da kamuoyunu korumak adına bu yalan bilgilere karşı hukuki yollara başvurmak zorundayız. Bu gibi durumlarda deneyimli, global gücünün farkında, şeffaf ve etik sorumluluk bilincinde bir şirket olarak gereken tüm aksiyonları alıyoruz ve her adımda sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz. Sektörümüzün itibarının zedelenmesine asla izin vermeyeceğiz. ...'' şeklinde ilan yayımladığını, ilanın davalının temsilcileri tarafından sosyal medya ortamlarında paylaşıldığını, diğer davalı ...'in de bu temsilcilerden biri olduğunu, davalının kendisine ait facebook sayfasında paylaştığı ilanın Üsküdar 11.Noterliğinin 06.08.2019 tarih ve... yevmiye numaralı e- tespit tutanağı ile kayıt altına alındığını, davalıların TTK m. 55(1)/a-1 anlamında kötüleme yoluyla davacıya karşı haksız rekabet fiilini işlediğini, ilandaki ''... isimli şirket, aylardır hem tüketicilerine hem temsilcilerine açıkça yalan söyleyerek kataloglarında ve tanıtımlarında Türkiye'nin 1 Numaralı Doğrudan Satış Markası olduğunu iddia ediyor !' Bu yolla markasını duyurmak ve itibar kazanmak derdinde belki ama yalan söylemek bir şirketi ancak itibarsızlaştırır, bunu bilmiyor. (…) önce Temsilcilerimizi sonra da kamuoyunu korumak adına bu yalan bilgilere karşı hukuki yollara başvurmak zorundayız (...) Sektörümüzün itibarının zedelenmesine asla izin vermeyeceğiz'' şeklindeki kısımlarının kötüleme teşkil ettiğini, davacının Türkiye’nin 1 numaralı doğrudan satış firması olduğunu ticari defterlerle ispat edebileceklerini, TTK m. 55(1)/a-1 hükmü uyarınca davacının yanlış ve gereksiz yere incitici ''yalancı'' kelimesiyle kötülendiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve men’ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, mahkeme kararının Türkiye çapında en yüksek tiraja sahip iki gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalılar vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin uzun yıllardan bu yana Türkiye’de doğrudan satış sektöründe lider olarak faaliyet gösterdiğini, dünyanın en önde gelen doğrudan satış şirketlerinden birisi olan müvekkili ...'un Türkiye’de de 25 yıldan uzun bir süredir faaliyet göstermekte olduğunu, davacının ise 2010 yılında kurulduğunu, müvekkiline rakip olduğunu, davacı şirket, satış kataloglarının Temmuz 2019 ve Ağustos 2019 sayılarında hiçbir dayanak göstermeden ''Türkiye’nin 1 numaralı doğrudan satış markası ...'' ifadelerine yer verdiğini, davalı müvekkilinin çok uzun yıllardır doğrudan satış sektörünün her alanında lider konumda olduğunu, dünyanın her tarafında kabul gören, objektif ve bağımsız nitelikte olan uluslararası pazar araştırması şirketi ... tarafından yayınlanan Ocak 2019 tarihli araştırma raporundan da bu durumun kanıtlandığını, rapora göre müvekkili şirketin pazar payının %20.2, davalı şirketin pazar payının ise %10.4 olduğunu, davacının ilk olarak 2018 yılında çeşitli gazetelere ilan vererek ve kendi kataloglarında Türkiye’nin 1 numaralı doğrudan satış markası olduğunu ilan ettiğini, bu iddiasında ...’ü dayanak olarak gösterdiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından ...’e ulaşıldığını, bu durumun nasıl mümkün olduğu sorulduğunu, bunun üzerine ... tarafından davacı şirketin uyarılarak söz konusu iddiayı kullanma hakkına sahip olmadığının belirtildiğini, bu sırada müvekkili şirket tarafından bu iddiaya karşı haksız rekabet davası açılığını, İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde yürütülen davanın bu dava olduğunu, ... tarafından yapılan uyarının ardından davacı şirketin uzunca bir süre bu iddiayı kullanmadığını, ardından Temmuz ve Ağustos 2019 kataloglarında bu iddiaya yine yer verdiğini, bu dayanaksız ve gerçek dışı iddiaya tekrar yer verilmesiyle birlikte davacı şirketin temsilcileri tarafından yoğun bir sosyal medya kampanyası başlatıldığını, davacı şirketin birinci olduğunun iddia edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davaya konu edilen basın açıklamasının yapıldığını, davacının, Türkiye’nin 1 numaralı doğrudan satış markası olmadığını, Türkiye’nin 1 numaralı doğrudan satış markasının ... olduğunu bildiğini, bu konu, kendisinin iddiasını dayandırdığı uluslararası araştırma şirketi tarafından kendisine iletildiğini, ayrıca davaya konu da edildiğini, buna rağmen davacının Türkiye’nin 1 numaralı doğrudan satış markası olduğunu iddia etmesinin ancak ve ancak ''yalan'' olarak nitelendirilebileceğini, bu bağlamda davacı şirket için yalancı ifadesini kullanmanın, tüketicilere yalan söylediğini beyan etmenin söylediği yalanlarla sektörün itibarını zedeleme tehlikesi yarattığını belirmenin bu yalanlara karşı hukuki yollara başvurulacağını ifade etmenin haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, davacının önceden satış rakamlarına ve ... raporuna dayandırdığı “Türkiye’nin 1 Numaralı Doğrudan Satış Markası” iddiasını bugün sisteminde kayıtlı temsilcilerin sayısına dayandırdığını, ortada bir araştırma olmadığını, davacının soyut bir şekilde, neyi ifade ettiğini açıkça belirtmeden, 1 numaralı marka olduğunu zaten iddia edemeyeceğini, dolayısıyla davacının iddiasının baştan itibaren gerçek dışı olduğunu, ancak şirket pazar payı açısından, satış rakamları açısından, sisteme kayıtlı doğrudan satıcı sayısı açısından doğrudan satış sektörünün açık ara birincisinin müvekkili olduğunu, bunun uluslararası araştırma kuruluşlarının raporları ve şirket kayıtları ile sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Karşı davada davacı vekili, karşı davasında özetle; karşı davalının, müvekkilinin davaya konu basın açıklamasını takiben '' DUYURUMUZDUR! Son günlerde ... şirketi tarafından paylaşılmakta olan mesajdan haberdar olduk. Öncelikle biz; •%100 Türk sermayeli•120.000 m2 alanda Türkiye’de üretim yapan (Bu da Avrupa’nın en büyük Entegre ... Tesislerinden biri olduğumuz anlamına gelir)•Türkiye’de 1250 bordrolu çalışana istihdam sağlayan •Türkiye’nin En Büyük “Kadını Güçlendirme Projesi”ne hayat veren •Yerli Doğrudan Satış Derneği Kurucusu bir Şirketiz. Bizimle rekabet edebilmek için öncelikle bu özelliklerimizden hiç olmazsa sadece bir tanesine sahip olmak gerekir. 3 kuşağı ve toplamda 70 yılı bulan tecrübemizle, etik ticaret anlayışımızla, haksız rekabetin ayrımını bile yapamayan, ... oyunlarından medet uman bu şirketi de Türk adaletine havale edecek kadar saygın bir Şirketiz. Bir daha söylüyoruz. ... hiç yalan söylememiştir.Ancak ... kurulduğundan beri Türk halkını kandırmaya çalışmaktadır. Türkiye’de en küçük ölçekli üretim tesisi dahi olmayan ... kendisinin bir sanayi şirketi olduğunu lanse ederek Türk halkını buna inandırmaya çalışmaktadır. ... bu konuda da gerekli tüm yasal girişimlerde bulunmuştur. Şirketimize karşı bir cephe oluşturma çabası ile bilinçli olarak agresif ve yıkıcı tavır sergileyen bunu da “rekabet”miş gibi göstermeye çalışan ...’a karşı hukuk sınırları içerisinde bütün gücümüzle mücadele etmekte sonuna kadar kararlı olduğumuzu tüm girişimcilerimizin ve kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.'' şeklinde bir basın açıklaması yaptığını, bu açıklamada TTK m.55 açısından haksız rekabet teşkil eden iki husus bulunduğunu, karşı davalı şirket müvekkilin ''... oyunlarından medet umduğunu'' ifade ettiğini, ... oyunu ile hile, hainlik, kurnazlık gibi anlamlara geldiğini, söz konusu ifade hileli davranan kişilere karşı hakaret etmek, aşağılamak için kullanıldığını, müvekkili şirketin, karşı davalı şirkete karşı defalarca kanun yollarına başvurduğunu, buna rağmen yalanlarına devam eden karşı davalı şirkete ilişkin olarak da en son esas davaya konu olan kısa bir basın açıklaması yaptığını, kanun yollarına başvurmanın hangi mantıkla ... oyunlarına başvurmak olarak nitelendirilebileceğini, hiçbir şirket, başka bir şirketi, yalnızca kanun yollarına başvurduğu için ... oyunlarına başvurmakla itham edemeyeceğini, haksız rekabet teşkil eden ikinci ifadenin ise ''... kurulduğundan beri Türk halkını kandırmaya çalışmaktadır. Türkiye’de en küçük ölçekli üretim tesisi dahi olmayan ... kendisinin bir sanayi şirketi olduğunu lanse ederek Türk halkını buna inandırmaya çalışmaktadır'' şeklindeki kısmı olduğunu ileri sürerek, haksız rekabet fiilinin tespitini, yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesini, mahkeme kararının Türkiye çapında en yüksek tiraja sahip iki gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davada davalı vekili, savunmasında özetle; davalı karşı davacı şirketin cevap dilekçesi ile birlikte açtığı karşı davada, müvekkili şirketin bir duyurusunu konu yaptığını, müvekkili şirketin bu duyurusunun karşı davada davacı tarafın basın açıklamasındaki ağır, haksız ve hukuka aykırı bir iftiraya karşı çıkmasının meşru müdafaa teşkil ettiğini, karşı tarafın tutumunun hafif tabirle ayıp olduğunu, müvekkilinin meşru müdafaa niteliğindeki açıklamasında üç önemli noktayı vurguladığını, birinci noktanın...inin kendi nitelik ve özelliklerini saydığını, bunların ... için; %100 Türk sermayeli olması, 120.000 m2 alanda Türkiye'de üretim yapan, Avrupa'nın en entegre ... tesislerinden biri olması, Türkiye'de 1.250 bordrolu çalışana istihdam sağlaması, Türkiye'nin en büyük Kadını Güçlendirme Projesine hayat vermesi ve yerli doğrudan satış derneği kurucusu vasfını taşıdığını, bu sayıların hepsinin doğru olduğunu, asıl davada talep ettikleri bilirkişinin bu özellik ve niteliklerin doğruluğunu tespit edeceğini, doğru ve gerçek olan beyanların haksız rekabet teşkil etmediğini, ikinci noktanın ...'nin hep gerçeği yansıtması, hiç yalan söylemediğinin vurgulanması olduğunu, müvekkilinin rekabet piyasasının bozulmasını, karıştırılmaması için durumunu, mallarını, tesislerini tanıtmak ve bu konuda doğruları açıklama hakkının olduğunu, ...'un bir çok uluslu şirket olmanın kendisine güç kazandırdığı algısı içinde, müvekkilinin üstünlüklerini açıklamasına engel olmaya çalıştığını, Türk halkının sanayici olan yani üretim yapan şirketlere sempatisini bildiğini, sanayicilerin Türk toplumunda teşvikler gördüğünü bilmesine rağmen 25 yıldır ticaret ünvanında Sanayi Anonim Şirketi ibaresini gerçeğe aykırı olarak kullandığını, hem tüketiciyi, hem kamuyu, hem de devleti kandırdığını, haksız ve kanunsuz olarak organize sanayi bölgesinde çalıştığını, bu durumun TK'nın 46(1) maddesine aykırı olduğunu ve halen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1002 Esas sayılı dosyasında dava konusu yapıldığını, ...'un sanayici olmadığı halde 25 yıldır ticaret ünvanında sanayi kelimesine yer vererek kamuya gerçeğe aykırı, aldatıcı, kandırıcı, yanıltıcı mesaj verdiğini, bunun tam anlamıyla bir ... oyunu olduğunu, ...'un açıklamasının TK m. 39 hükmüne aykırı olmakla kalmadığını, açıklamanın hukuki olmadığını, savunmanın dayanaksız ve kandırmaya yönelik olduğunu da kanıtladığını, bu durumun davanın üçüncü noktası olan ... oyunu hususundaki ...'un beyanlarının haksızlığını, esassızlığını aşikar ettiğini savunarak, kaşı davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... asıl ve karşı davada dava, davalının eyleminin TTK Md 55(1)/a-1 kapsamında haksız rekabet niteliğinde olup olmadığı ve davacının haksız rekabetin tespiti, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebine ilişkin ilişkindir. TTK 54. Maddesinde rakipler arasında veya tedarik edenler ile müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. TTK.nın 55. maddesinde, “dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar” kenar başlığı altında altı ana başlık sayılmıştır. Bu ana başlığın ilk kategorisinde “ Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar gelir (TTK md. 55/1.a-1) Buna göre, bir kişi bir başkasını ya da o kişilerin mal, iş ürünü, fiyat veya faaliyetlerini yanlış yere, yanıltıcı yere ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemektedir.Somut olayda asıl davada; Mahkememizce alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, her iki yanın iş kolunun da kişisel bakım ... ürünleri ithalat ve ihracatını, toptan ve alım ve satımını, doğrudan veya kapıdan pazarlamasını yapmak olarak aynı niteliği taşıdığı, davacı/karşı davalı ... A.Ş.nin net satışının davalı/karşı davacı ... A.Ş.'den daha fazla olduğu, ... A.Ş.'nin faaliyet ve dönem karının ... A.Ş.'den yüksek olduğu, davacı ... A.Ş.nin mezkur sektörde davalıya göre daha üstün durumda olduğu, davalı ... yetkilisinin facebook.com da yer alan beyanının gerçeği aksettirmediği, ... A.Ş.nin yalan söylediğinden bahisle itibarsızlığa uğradığı yönündeki beyanının kötüleme şeklinde haksız rekabet oluşturduğu yönünde tespitte bulunulduğu, bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşımıştır. Üsküdar 11.Noterliği'nin 06.08.2019 tarih ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağına göre ... ... Ağustos 2019 tarihinde facebook.com sayfasında yayınlanan yazıdaki "Rekabete varız ama yalana asla" başlıklı paylaşımındaki "... isimli şirket, aylardır hem tüketicilerine hem temsilcilerine açıkça yalan söyleyerek kataloglarında ve tanıtımlarında Türkiye'nin 1 Numaralı Doğrudan Satış Markası olduğunu iddia ediyor" şeklindeki ifadelerin TTK m. 55/1-a-l hükmü bağlamında "..yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla " kötüleyici nitelikte olduğu, haksız rekabet koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varılmış, karşı dava yönünden; davalının "Duyurumuzdur" başlıklı basın açıklamasındaki "... oyunlarından medet uman bu şirketi" ve ... kurulduğundan beri Türk Halkını kandırmaya çalışmaktadır" şeklindeki ifadelerinin davacının faaliyetlerini veya ticari işlerini ". "..yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla " kötüleme niteliğinde olup TTK’nun 55/1-a.1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği ve haksız rekabet koşullarının somut olayda oluştuğu anlaşılmakla, asıl ve karşı dava yönünden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, asıl dava yönünden: davalıların, ...ş Ağustos 2019 tarihinde facebook.com sayfasında yayınlanan "Rekabete varız ama yalana asla" başlıklı paylaşımındaki "... isimli şirket, aylardır hem tüketicilerine hem temsilcilerine açıkça yalan söyleyerek kataloglarında ve tanıtımlarında Türkiye'nin 1 Numaralı Doğrudan Satış Markası olduğunu iddia ediyor" şeklindeki ifadelerin haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve men'ine, kararın kesinleşmesine müteakip özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan tirajı yüksek 2 gazetede bir defa ilanına; karşı dava yönünden: davalının "Duyurumuzdur" başlıklı basın açıklamasındaki "... oyunlarından medet uman bu şirketi" ve ... kurulduğundan beri Türk Halkını kandırmaya çalışmaktadır" şeklindeki ifadelerin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye'de yayımlanan tirajı yüksek iki gazetede bir defa ilanına karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı- karşı davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl davada verilen davalıların ifadelerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve men'i kararı usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak karşı davanın kabulünün hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi müvekkili şirketin açıklamalarının yanlış mı, yanıltıcı mı yoksa gereksiz yere incitici açıklamalar mı olduğu yönünde hiçbir değerlendirme yapmaksızın sanki bu açıklamalar hem yanlış, hem yanıltıcı hem de gereksiz yere incitici açıklamalarmış gibi bütüncül bir değerlendirme ile karar verdiğini, sunulan Yargıtay HGK kararında, haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen ifadelerin yanlış mı, yanıltıcı mı yoksa gereksiz yere incitici mi olduğunun araştırılması gerektiğini vurguladığını, müvekkilinin duyurusunda geçen ifadelerin bu kapsamda olmadığını, ...'un müvekkil şirketi yalancılıkla suçlayan ve mahkemece haksız rekabet oluşturduğuna kanaat getirilen kamuya açık beyanları sonrasında cevap olarak yayımlandığını, duyurunun, baştan sona okunduğunda ...'a cevap niteliğinde olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin duyurusunda belirttiği gibi, asıl davada mahkeme önüne taşınan beyanların haksız rekabet oluşturduğunu tespit ettiğini, Türk Dil Kurumu'na göre, ... Oyunu deyiminin, kurnazlık yaparak karşı tarafı aldatmak demek olduğunu, menfaatleri için hile yapan ve insanları kandırmaktan hiç çekinmeyen insanlar için bu deyim kullanıldığını, bu durumun ticari hayattaki tezahürü ise haksız rekabet olduğunu, ...'un müvekkili şirketi yalancılıkla suçlayan ifadelerle haksız rekabete sebebiyet verdiğinin mahkemece kabul edildiğini, dolayısıyla bu ifadelerin hukuka aykırı bir tarafı olmadığını, ... şirketinin uzun yıllar Türkiye'de doğrudan satış sektöründe lider olduğu vakıa olduğunu, ancak 2017 yılından itibaren müvekkili şirketin sektörün liderliğini ele geçirdiğini, ... şirketinin bu durumu tespit ederek bir rapor yayımladığını, dosyaya sundukları 31.01.2019 tarihli e-tespit tutanağında bu raporun kayıtlı olduğunu, ...'un daha önce diğer davaya sunduğu dilekçelerinde "Her ne kadar söz konusu iddianın ... verilerine dayandığı iddia edilmiş ise de davacı tarafın söz konusu iddiayı kullanmaması yönünde uyarıldığı ... ile yapılan yazışmalarda açıkça vurgulanmıştır." ifadesine yer verdiğini, ..., 09.01.2019 tarihli e-postada, müvekkiline gönderdiği ihtarı, hesap verir havasında ... AŞ'ye şöyle bildirdiğini, ''8 Ocak – Tarafımızca ilgili taraflarla iletişime geçilerek ... içerik unsurlarının, kurumumuzun rica ve onayı olmadan herhangi bir umuma açık kaynakta da paylaşılamayacağıaçıklandı. E- ticaret internet sitemizde umuma açık olarak yayınlanan şart ve koşullarımız tekrar ...’ye gönderildi. Görülme sonucunda, ... tarafından kendilerinin durumdan haberdar olmadığı bilgisi paylaşılarak içeriğin kaldırılacağı ve hukuk ekiplerine bu hususta bilgi verileceği taahhüt edildi” Müvekkil şirket, ...’ün baskısı üzerine raporun yayımlanmayacağını bildirmiş fakat rapora atıf yapmaya hakkı olduğunu da ifade ettiğini, ... bu konuda 09.01.2019 tarihli e-postada ... AŞ’ye şu cevabı verdiğini, '' Araştırma metodolojimiz doğrultusunda, her iki şirkete ilişkin satış verilerini doğrulayarak, Türkiye’de gerçekleştirilen doğrudan satışlara ilişkin verilerimizin, sektörü doğru biçimde yansıttığı konusunda bir uzlaşı tesis etme arzusundayız” şeklinde cevap verdiğini, buna göre ...’ün, ... şirketinin amansız baskısı ile müvekkil şirketin Türkiye lideri olduğu gerçeği arasına sıkıştığınının açık ifadesi olduğunu, müvekkilinin de bu duruma dikkat çektiğini, ... şirketinin ... oyunları ile sektörün lideri olduğu iddiasını sürdürme çabasında olduğunu ifade ettiğini, ...'un hala daha Türkiye'de lider olduğunu söz konusu ... raporuna dayandırarak iddia etmesinin ... oyunlarını devam ettirdiğinin göstergesi olduğunu, Ankara 2.İdare Mahkemesinin kararı ile bu karar sonrasında ... reklamları hakkında Reklam Kurulu'nun aldığı reklamları durdurma cezası da ... şirketinin ... oyunları ile kendisini lider olarak gösterdiğini ortaya koyduğunu, davalının ... oyunları yaparak liderliğini sürdürmeye çalıştığını, ... şirketinin ... oyunları ile Türk halkını kandırdığının bir diğer ifadesi kendi ticari ünvanında "sanayi" kelimesine yer vermesi olduğunu, kuruluşundan beri ünvanında sanayi kelimesini kullandığını, ancak Türkiye'de en küçüğünden bir üretim tesisi bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının karşı dava bakımından usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, karşı davada verilen kararın kaldırılmasına ve karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı- karşı davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl davacı şirket ...nin objektif olarak dayandığı bir bağımsız araştırma sonucu olmadan ve bu araştırmalarda müvekkili ...'un birinci olduğunu bilmesine rağmen, temsilcilerine ve tüketicilerine “Türkiye’de Doğrudan Satış Sektöründe 1 Numara” olduğunu iddia ederek reklam kampanyaları gerçekleştirdiğini, hali hazırda ... ile başkaca haksız rekabete ilişkin derdest davaları olan ...'un, mezkur durumla basın açıklaması yaparak mücadele etmek istediğini, haksız rekabete yol açan fiili kendisi gerçekleştirmiş olmasına rağmen davacı ...'nin söz konusu basın açıklamasında kendisine yöneltilen “yalancı” ibaresini dava ettiğini, taraflardan her ikisi de üstünlük iddiasında bulunurken davacı yandan farklı olarak müvekkili ...'un dayandığı bir bağımsız araştırma raporu bulunduğunu, bağımsız pazar araştırma şirketlerinden biri olan ... ... Ltd. (“...”), objektif ve uluslararası bir araştırma şirketi olup bağımsız pazar araştırmaları gerçekleştirdiğini, ...’ün doğrudan satış sektörüne ilişkin 2018 verileri üzerinden yapmış olduğu araştırma sonucunda yayımladığı Aralık 2019 tarihli raporunda, Türkiye’de müvekkili şirket ...’un %20,2’lik pazar payı ile sektörün lideri konumunda olduğunu ifade ettiğini, söz konusu araştırma raporundan doğan üstünlük iddiasını kullanmak ve kamuoyuna arz etmek niyeti ile ...'un ...’den birincilik iddiasını 12 ay boyunca kullanma iznini satın aldığını, aynı raporda karşı taraf ...’nin pazar payının %10,4 olarak belirlendiğini, bağımsız bir araştırma şirketinin yapmış olduğu araştırmanın neticesi apaçık ortada iken ve söz konusu netice hem ... ... tarafından açılan davalarla hem de araştırmanın sahibi ... tarafından e-posta yoluyla ...’ye bildirilmesine rağmen ...nin farklı mecralarda ...’ü dayanak göstererek Türkiye’de doğrudan satış sektöründe 1 numara olduğunu iddia etmeye devam ettiğini, bu doğrultuda çeşitli reklam kampanyalarında bulunduğunu, bu durumda ...'un ...’nin bu kampanyalarına karşı hukuki yollara başvururken, söz konusu davranışın gerçek dışı olduğunu ve bunun ... tarafından bilinerek yapıldığını ifade etmek için ''... isimli şirket, aylardır hem tüketicilerine hem temsilcilerine açıkça yalan söyleyerek katalog ve tanıtımlarında Türkiye’nin 1 Numaralı Doğrudan Satış Markası olduğunu iddia ediyor'' ifadesine basın açıklamasında yer verdiğini, bu ifadedenin, gereksiz yere incitici hiçbir unsur içermediğini, ...inin, elinde bulunan raporun güncel olmadığını ve gerçeği yansıtmadığını bildiğini, buna rağmen birincilik iddiasında bulunması, gerçek dışı olguyu gerçek dışı olduğunu bilerek yeniden ifade etmesinin yalan söylemek olduğunu, ifadenin gereksiz yere incitici olmadığını, ... tarafından yapılan açıklamanın, gereksiz yere incitici olarak nitelendirilebilecek hiçbir saldırgan ifade barındırmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporunun yanıltıcı olduğunu, bilirkişi incelemesinin işbu dosya açısından son derece afaki olduğunu, yapılacak değerlendirmenin basit olduğunu, raporda davacı ... defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda satış ve karlılık yönünden müvekkili ...’dan üstün konumda olsa da bu değerlendirmenin hiçbir önemi bulunmadığını, ticari hayatta tüzel kişiler, ticari faaliyette bulunan diğer kişilerin ticari sır niteliğindeki satış rakamlarını, muhasebesel kayıtlarını ve sair diğer hususları bilemeyeceklerini, elindeki rapora göre üstünlüğü ortada bulunan ...’un, kendisinin birinci gözüktüğü rapora dayanarak birinci olduğunu iddia eden ...’ye yalancı sıfatını kullanmasının gereksiz yere kötüleyici, incitici olmayacağını, kaldı ki bir an için ...’dan ...’nin net satış rakamları ve dönem karını bilmesinin mümkün olduğu ve buna uygun beyanda bulunmasının beklendiği kabul edilse dahi ...’nin üstünlük iddiasına dayanak olarak ...’ü göstermiş olmasının da ...’nin yalancı olduğunu açıkça gösterdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının asıl dava bakımından usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, asıl dava hakkında verilen kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl ve karşı davalar, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi ve ilanı istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve karşı davaların kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 54/2.maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 54/2. maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55.maddesinde, ''Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar'' kenar başlığı altında, altı ana başlık sayılmıştır. Bu ana başlığın ilk kategorisinde ''Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" gelir (TTK md. 55/1.a-1). TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir.Asıl ve karşı davacının iddiaları TTK'nın 55/1.a.1 maddesine dayanmaktadır. TTK'nın 55/1.a.1 maddesinde, başkalarını veya onların mallarını, işlerin, ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, kendisini mallarını iş ürünlerini faaliyetlerini, fiyatlarını gerçeğe aykırı, yanıltıcı rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde başkalarının malları, iş ürünleri veya fiyatları ile karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek filleri haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Hükümde kullanılan kötüleme kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için beyanın, başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması, yine bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nun 10.06.2020 tarih, 2017/11-39 E- 2020/396 K sayılı kararı).Somut olayda asıl ve karşı davacı şirketlerin iş kolunun da kişisel bakım ... ürünleri ithalat ve ihracatı, toptan ve alım ve satımı, doğrudan veya kapıdan pazarlama şeklinde aynı olduğu görülmektedir. Asıl davada davalı-karşı davada davacının sosyal medyada "Rekabete varız ama yalana asla! Biz rekabeti severiz; markaları güçlendirir, müşterileri ve Temsilcileri için daha iyisini yapmaya zorlar. Ama rekabetin de kuralı ve adabı vardır. ... isimli şirket, aylardır hem tüketicilerine hem temsilcilerine açıkça yalan söyleyerek, kataloglarında ve tanıtımlarında Türkiye’nin 1 numaralı Doğrudan Satış Markası olduğunu iddia ediyor! Bu yolla markasını duyurmak ve itibar kazanmak derdinde belki ama yalan söylemek bir şirketi ancak itibarsızlaştırır, bunu bilmiyor. ... 20 yıldan fazla süredir “Türkiye’nin 1 numaralı doğrudan satış markasıdır. Bu sürede sektöre giren rakiplerimizi her zaman memnuniyetle karşıladık, çünkü rekabet bizi daima güçlendirdi. Ama artık, önce Temsilcilerimizi sonra da kamuoyunu korumak adına bu yalan bilgilere karşı hukuki yollara başvurmak zorundayız. Bu gibi durumlarda deneyimli, global gücünün farkında, şeffaf ve etik sorumluluk ilincinde bir şirket olarak gereken tüm aksiyonları alıyoruz ve her adımda sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz. Sektörümüzün itibarının zedelenmesine asla izin vermeyeceğiz. ...'' şeklinde açıklamada açıklama paylaşmış olduğu, Karşı davada davalı-asıl davada davacının ise '' DUYURUMUZDUR! Son günlerde ... şirketi tarafından paylaşılmakta olan mesajdan haberdar olduk. Öncelikle biz; •%100 Türk sermayeli•120.000 m2 alanda Türkiye’de üretim yapan (Bu da Avrupa’nın en büyük Entegre ... Tesislerinden biri olduğumuz anlamına gelir)•Türkiye’de 1250 bordrolu çalışana istihdam sağlayan •Türkiye’nin En Büyük “Kadını Güçlendirme Projesi”ne hayat veren •Yerli Doğrudan Satış Derneği Kurucusu bir Şirketiz. Bizimle rekabet edebilmek için öncelikle bu özelliklerimizden hiç olmazsa sadece bir tanesine sahip olmak gerekir. 3 kuşağı ve toplamda 70 yılı bulan tecrübemizle, etik ticaret anlayışımızla, haksız rekabetin ayrımını bile yapamayan, ... oyunlarından medet uman bu şirketi de Türk adaletine havale edecek kadar saygın bir Şirketiz. Bir daha söylüyoruz. ... hiç yalan söylememiştir. Ancak ... kurulduğundan beri Türk halkını kandırmaya çalışmaktadır. Türkiye’de en küçük ölçekli üretim tesisi dahi olmayan ... kendisinin bir sanayi şirketi olduğunu lanse ederek Türk halkını buna inandırmaya çalışmaktadır. ... bu konuda da gerekli tüm yasal girişimlerde bulunmuştur. Şirketimize karşı bir cephe oluşturma çabası ile bilinçli olarak agresif ve yıkıcı tavır sergileyen bunu da “rekabet”miş gibi göstermeye çalışan ...’a karşı hukuk sınırları içerisinde bütün gücümüzle mücadele etmekte sonuna kadar kararlı olduğumuzu tüm girişimcilerimizin ve kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.'' şeklinde basın açıklaması yaptığı görülmektedir. Somut olayda gerek asıl davacının gerekse karşı davacının yukarıda belirtilen, basında ve sosyal medyada yer alan beyanları bir diğerinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratmaktadır. Zira her iki taraf da kendisinin bir numaralı doğrudan satış markası olduğunu iddia etmekte, diğerinin bu yöndeki iddiasının yerinde olmadığını ileri sürmektedir. Ancak bu konuda asıl davada davalının ''...... isimli şirket, aylardır hem tüketicilerine hem temsilcilerine açıkça yalan söyleyerek, kataloglarında ve tanıtımlarında Türkiye’nin 1 numaralı Doğrudan Satış Markası olduğunu iddia ediyor! ...'' ifadesi ile karşı davalının ''... ... oyunlarından medet uman bu şirketi ... Ancak ... kurulduğundan beri Türk halkını kandırmaya çalışmaktadır. ...'' ifadeleri diğer taraf için kötüleme niteliğinde, bir diğer ifade ile ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratmaktadır. Bu nednele mahkemece, asıl ve karşı davaların kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve taraf verkillerinin istinaf başvurularının esastan reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin asıl ve karşı davalara ilişkin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, her iki taraf vekillerinin vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı- karşı davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı karşı- davalıdan tahsiline,3-Davalı karşı davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalı- karşı davacıdan tahsiline,4-Her iki tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.