T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1097
KARAR NO : 2025/1630
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/02/2022
NUMARASI : 2021/889 E. - 2022/80 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2018 yılının başından itibaren süregelen ticari bir ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde davacının davalıdan mal aldığını, davacının senetten dolayı borcu bulunmamasına rağmen davalının İstanbul 36.İcra Müdürlüğündeki... Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının senedi haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine koyduğunu, halbuki takibe konu işbu bono bedelinin davalının iş yerinde temsilcisi olan ve müşterilerle iletişimi sağlayan oğlu ...'in kendi hesabına ödendiğini, bu minvalde takibe konu bono bedelinin davalının oğlu ...'in TR03 ... ... 11 iban numaralı hesabına 09.04.2019 tarihinde müvekkili tarafından yapılmasına rağmen davalı tarafından senet iade edilmeyerek hiç ödeme yapılmamış gibi kötü niyetli olarak icra takibine konu edildiğini, ticari ilişki kapsamında davalının oğlu olan ve aynı zamanda iş yerinin temsilcisi olan dava dışı ...'e müvekkili tarafından birçok ödeme yapıldığını, işbu ödemelere davalının herhangi bir itirazı olmadığını, davacının iş yerine hacze gelinmesi sonucu cebri icra tehdidi altında borçlu olmadığı 34.500-TL bedeli ödemek zorunda kaldığını, haciz sırasında müvekkilinden cebri icra tehdidi altında alınan protokolün bulunduğunu, davalının bedelsiz kalan senedi kötü niyetli bir şekilde icra takibine koyduğunun sabit olduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine konu 20.000-TL bedelli bono ile ilgili davalıya borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davacı tarafından icra tehdidi altında yapılan 34.500-TL tutarındaki ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine ve % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında 2018 yılından bu yana süregelen ticari ve hukuki ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde davacının davalı müvekkilinin mal satın aldığını, bu malların karşılığı olarak ise davalıya 100.000,00 TL borçlandığını, akabinde bu borca istinaden 60.000 TL 'lik çek ile 20.09.2018 tanzim tarihli ve 16.12.2018 ödeme tarihli, 20.000 TL bedelli bono ile yine 20.09.2018 tanzim tarihli ve 16.01.2019 ödeme tarihli, 20.000 TL bedelli bonoyu keşide edip davalıya verdiğini, çek ve bonoların ödeme günü geldiğinde müvekkilinin hesaplarında karşılığı olmadığını anladığını, bunun üzerine karşı taraf ile iletişime geçildiğini, 60.00,00 TL'lik çek ödemesi yapılınca çekin davacıya iade edildiğini, bununla beraber 16.01.2019 ödeme tarihli, 20.000 TL'lik bononun ödemesinin de davalının oğlu ...'in hesabına yapıldığını, bu ödemenin de borca karşılık yapılmış ödeme olarak kabul edildiğini, bu sebeple de herhangi bir takibe de konu edilmediğini, ödemesi yapılmış olan bononun geri alınması gerektiğinin davacıya iletilmesine rağmen davacının bir eylemde bulunmadığını, bu sebeple karşı taraf bonoyu geri almak isterse müvekkilinin adına iadeye hazır olunduğunu, fakat İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile takibi başlatılmış olan 16.12.2018 ödeme tarihli, 20.000,00 TL bedelli bononun ödemesinin davalıya yapılmadığını, bu sebeple de haklı olarak takibe konu edildiğini, davacının borcunu ödemekten kaçınmak amacıyla, haksız ve kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, senedin sebepten soyut kayıtsız şartsız bir borç ikrarı olduğunu, davaya ve icra takibine konu senet bedellerini ödediği iddiasına ilişkin ispat yükü davacı yanda olduğunu, davacı tarafından sunulmuş olan hesap ekstresindeki ödemelerin takibe konu bonoya ilişkin bir ödeme olduğunu gösteren herhangi bir açıklama bulunmadığını, buy ödemelerin ticari ilişkiden kaynaklanan ödemeler olduğunu, bu sebep ile davacının İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile borcu olmadığı hususunun kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasına konu bonoya dayalı menfi tespit istemi ile icra tehdidi altında yapıldığı belirtilen 34.500,00 TL ödemenin iadesine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının icra takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olup olmadığı ve yapılan ödemenin davacı tarafından iadesinin talep edilip edilemeyeceğinin tespitine ilişkindir.İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 20/09/2018 tanzim tarihli, 16/12/2018 vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli bonoya dayalı toplamda 26.322,64 TL üzerinden takip yürütüldüğü, davacı tarafından dosyaya sunulan 05/01/2021 tarihli "Protokol" başlıklı belge ile taraflar arasında İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına konu borcun ödenmesi konusunda esas ve şartların düzenlendiği, davacı ileri sürdüğü iddialarında takibe konu edilen bono bedelini daha önceden ödediği ve bononun iade edilmeyip takibe konu edilerek işyerine hacze gelinmesi sonucu cebri icra tehdidi altında 34.500,00 TL bedeli ödemek zorunda kaldığını iddia etmiş ise de söz konusu protokolün davalı vekili ile davacı şirket yetkilisinin rızaen bir araya gelerek iddia edilenin aksine icra edilen haciz işleminden ayrı olarak tanzim edildiği ve imzalandığı, kaldı ki haczin yapıldığı tarih ile protokolün aynı tarihte olmasının da başlı başına icra tehdidi olarak kabul edilemeyeceği, dosya kapsamında protokolün baskı altında ve zorla imzalatıldığına dair bir iddia ve delilin de bulunmadığı, İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına konu borcun ödenmesi konusunda kararlaştırılan ve anlaşılan hususların protokol içeriğine göre tarafların özgür iradeleri ile belirlendiği, şöyle ki protokol içeriğinde ödenmesi kararlaştırılan bedelin ihtirazi kayıtla davacı tarafından davalıya ödeneceğinin belirtilmediği gibi yine taraflar arasında protokol düzenlenmesine esas icra dosyasına konu bono bedelinin davacı tarafından daha öncesinde davalıya ödendiğinin de ifade edilmediği, diğer taraftan basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davacı taraftan protokolün tanzim edildiği 05/01/2021 tarihinden bu yana yaklaşık 9-10 ay geçtikten sonra bu aşamada protokolün cebri icra tehdidi altında alındığını ileri sürmesinin de beklenemeyeceği (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2018/2823 Esas 2021/882 Karar sayılı ilamı ve bu ilamın içeriğinde değinilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/15399 Esas 2013/19559 Karar ve 2015/6111 Esas 2015/17372 Karar sayılı ilamları), taraflar arasında ki protokolün rızaen düzenlendiği gibi protokol kapsamında kararlaştırılan ödemenin de rızaen yapıldığı, ayrıca protokole konu İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında ki takip dayanağı bononun davacı tarafından davalı tarafa aralarındaki ticari ilişki gereği verildiğinin de davacının kabulünde olduğu, buna göre davacı tarafından protokolün haciz sırasında cebri icra tehdidi altında alındığına dair ileri sürülen iddianın yapılan açıklamalar ile mevcut delil durumu ve dosya kapsamı da dikkate alındığında dinlenemeyeceği kanaatine varılarak davacının icra takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olmadığı ve yapılan ödemenin iadesine ilişkin talepleri bakımından açılan davanın ve koşulları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; senet borcu daha önceden ödendiğinden davalı tarafından iade edilmeyerek kötü niyetli şekilde icra takibine konu edildiğini, takibe konu işbu bono bedelinin davalının iş yerinde temsilcisi olan ve müşterilerle iletişimi sağlayan oğlu ...'in hesabına 09.04.2019 tarihinde müvekkili tarafından yapılmasına rağmen davalı tarafından senet iade edilmeyerek hiç ödeme yapılmamış gibi kötü niyetli olarak icra takibine kon edildiğini, davacının borcu bulunmamasına rağmen bir şekilde kesinleşen icra takibine konu borcu işyerine gelinen haciz sırasında kendisinden alınan protokol neticesinde ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle mahkemenin gerekçesinde taraflar arasında akdedilen protokolün taraflar arasında rızaen imzalandığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, istirdadı istenen bedelin davacının iş yerine gelen hacizden sonra cebri icra tehdidi altında ödendiğini, davacının iş yerine hacze gelinmesi sonucu cebri icra tehdidi altında borçlu olmadığı 34.500-TL bedeli ödemek zorunda kaldığını ve kendisine davalı tarafından dayatılan protokolü imzaladığını, taraflar arasında rızaen imzalanmış bir ödeme protokolü bulunmadığını, gelinen haciz tarihinden sonra protokolün imzalandığını, davacının zor durumda kalmasından faydalanarak imzalatıldığını, mahkemenin menfi tespit talepleri var iken araştırma yapmayarak davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, dosyadaki delilleri temin etmeden ön inceleme duruşmasında davanın reddine karar verdiğini, halbuki talepleri arasında takibe konu bonoya ilişkin borçlu bulunmadığının tespiti taleplerinin de bulunduğunu, ayrıca davalı-alacaklı tarafa icra dosya borcu cebri icra tehdidi altında ödenmiş olmasına rağmen İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından hiçbir bildirim yapılmadığını, davacı aleyhine konulmuş hacizlerin fek edilmediğini, buna ilişkin şikayet ve dava haklarının saklı tutulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle ticari satım kapsamında verilen bono bedelinin ödendiği iddiasıyla, İİK'nın 72. madesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına konu bonoyu davalıya aralarındaki ticari ilişki sebebiyle verdiğini, bu bononun bedelinin davalının oğlunun hesabına ödendiğini, ancak buna rağmen takip başlatıldığını, haciz tehdidi sebebiyle davalı ile 05.01.2021 tarihli protokol düzenlenerek ödeme yapıldığını, bono bedelinin ödenmiş olmasına rağmen ödenen bononun iade edilmeyerek takip yapılmasının ve haciz tehdidi altında davacının ödeme yapmak zorunda bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davacının takip sebebiyle davalıya borçlu olmadığın tespiti ile ödenen bedelin iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise taraflar arasında mal alımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davacının müvekkilinden aldığı mallar nedeniyle doğan borcuna karşılık 20.09.2018 tanzim tarihli ve 16.12.2018 ödeme tarihli, 20.000 TL bedelli bono ile yine 20.09.2018 tanzim tarihli ve 16.01.2019 vade tarihli, 20.000 TL bedelli bonoyu keşide edip davalıya verdiğini, bunlardan 16.01.2019 ödeme tarihli bononun davalının oğlunun hesabına ödendiğini, ancak 16.12.2018 vade tarihli bononun ödenmediğini, bu sebeple bononun takibe konu edildiğini, davacının borçlu olduğunu ve davanın haksız olduğunu savunmuştur. Dava ve takip konusu 20.09.2018 tanzim tarihli, 16.12.2018 ödeme tarihli, 20.000 TL bedelli bononun davacı yanca davalı lehine keşide edildiği, davalı yanca bono bedelinin ödenmediği iddiasıyla İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile 23.11.2020 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacının davalıdan mal aldığı, borcuna karşılık bonolar düzenlediği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamakta olup uyuşmazlık, davacının iddia ettiği gibi takip ve dava konusu bono bedelinin davalıya ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Davacı, bono bedelini ödediğini iddia etmektedir. HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf, bu vakıayı ispatla yükümlüdür. Buna göre bono bedelinin ödediğini iddia eden davacı bunu kesin delillerle ispatla yükümlüdür. Ancak somut olayda davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu ödeme dekontuna göre 09.04.2019 tarihinde davalının oğlu olduğu davalı yanca da kabul edilen ...'in hesabına, davacı yanca 20.000 TL gönderildiği, herhangi bir açıklamanın yer almadığı görülmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının, davalının oğlu hesabına yapılan 20.000 TL'lik ödemenin yine davacı yanca düzenlenen 20.09.2018 tanzim tarihli, 16.01.2019 vade tarihli ve 20.000 TL bedelli bonoya ilişkin olduğunu belirterek, takip konusu olan bononun ödenmediğini savunmuştur. Bu durumda ispat yükü halen davacıda olup takip konusu bonoyu ödediğini ispatla yükümlüdür. Ancak davacının takip konusu bonoyu ödediğine dair başkaca bir dekont sunamadığı, sunduğu dekontlarda takip konusu senedin ödemesine dair bir ibareye rastlanmadığı görülmektedir. Bu nedenle davacının ispat yükünü yerine getiremediği ve aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Her ne kadar davacı, protokolün cebrî icra tehdidi ve baskı altında hazırlandığını ve ödeme yapılmak zorunda kaldığını iddia etmiş ise de protokol içeriği ve yukarıda açıklanan gerekçelerle, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. İcra dosyasına ödeme yapılmasına rağmen davalının hacizleri fek ettirmediği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de hacizlerin fekki eldeki davanın konusu olmayıp bu konuda icra dairesi nezdinde işlem yapılması gerektiğinden, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.10.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.