T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/844
KARAR NO : 2025/1543
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/02/2022
NUMARASI : 2020/550 E. - 2022/136 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket ...San ve Tic. Ltd. Şti ve müteselsil kefil ... arasında muhtelif tarihlerde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi (Ticari Kredi Sözleşmesi) ile müvekkili banka tarafından borçlular lehine ticari kredi kullandırıldığını, borçluların kredi borçlarını ödemede temerrüte düşmeleri üzerine müvekkili tarafından Genel Kredi Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca kredi borcunun ödenmesi hususunun Ankara 18. Noterliği'nin 09/07/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile muhataplara ihtar edildiğini, borçluların çekilen ihtarnameye rağmen herhangi bir ödemede bulunmamaları üzerine İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı şirkete ve kefiline gönderilen ödeme emirlerinin muhtelif tarihlerde muhataplara tebliğ edildiğini, bunun üzerine hem davalı şirketin hem de kefilin vekilleri aracılığıyla icra takibindeki borca ve ferilerine haksız olarak itiraz ettiklerini ve takibin durdurulduğunu, itirazın ardından arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, borçlu tarafların görüşmeye katılmaması sebebiyle görüşme yapılamadan anlaşama ile sonuçlandığını , davalıların...Fonu A.Ş. Teminatlı kredisi bulunduğunu, bu teminatlı kredisine istinaden...Fonu'ndan 15/09/2020 tarihinde 159.435,00 TL tanzim ediliğini, ancak tanzim edilen bu tutarın...Fonu'na geri ödeme kapsamında olduğundan, başlatılan takibe devam etme ve borçludan tahsilat sağlama yükümlülüklerinin devam ettiğini iddia ederek, davalıların İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı tarafça müvekkilleri aleyhine haksız ve hukuka aykırı bir takip başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, davacı tarafın eldeki davayı açmasının kötü niyetli olduğunu savunarak , davanın reddi ile %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... açılan davanın davacı bankanın kredi kullandırmış olduğu davalı ...San ve Tic. Ltd. Şti'nin kredi borcunu ödememesi üzerine kredi sözleşmesine müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile imza koyan diğer davalı ... ve asıl kredi borçlusu ...San ve Tic. Ltd. Şti aleyhine yapılan takibin itiraz üzerine durması neticesinde itirazın iptali talepli olduğu, davalı ...'ın 10/10/2017 tarihli 635.250,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi ile müteselsil kefil sıfatıyla aynı miktarla dahilinde kredi asıl borçlusuna kefil olduğu, mahkememizce incelenen kefalet sözleşmeleri değerlendirildiğinde kefaletin tüm hükümleri ile beraber geçerli olduğu ve davalıların davacıya karşı sorumluluğunun bulunduğu, dosya özelinde incelenmesi ve irdelenmesi gereken diğer hususun ise davacı bankanın kredi hesabını ne zaman kat ettiği ve işlemiş faiz hesabının hangi tarih baz alınarak yapılması gerektiği hususunda olduğu, bankacı bilirkişiden alınan kök ve ek raporda da bahsedildiği ve tartışıldığı üzre davacı bankanın kredi sözleşmesinin katına ilişkin ihtarnamenin 11/07/2019 tarihinde tebliğ edildiğinin dosya kapsamında sabit olduğu, ancak davacı banka tarafından davalı şirkete kullandırılan kredinin ilk 18 taksit ödemesinden sonra 09/07/2019 tarihinde davalılara ihtarname gönderilerek kredinin 08/07/2019 itibariyle kat edildiğinin ihtarname ile davalılara bildirildiği, lakin bu tarihten sonra da davalılar tarafından yapılan 6 taksit ödemesinin de taksit tahsilatı (19-24 taksitler) adı altında davalı bankaca tahsil edilegeldiği, davacı bankanın yapmış olduğu kat ihtarından sonra alacağını takip hesaplarına aktarmayarak kredi taksitlerinin tahsiline devam etmesinin mahkememizce de yapılan kat ihtarının artık geçersiz olduğu ve kredilerinin kat edilmesinden rücu manasına geldiğinin değerlendirildiği, yine davacı bankaca mahkememizce geçerli addedilmeyen kat ihtarından sonra icra takip tarihine kadar olan süreçte de başkaca bir ihtarname de gönderilmemesi nedeniyle kat ve temerrütün icra takip tarihi olan 19/06/2020 tarihinde gerçekleştiği kabul edilmiş , tüm açıklanan bu gerekçelerle , gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun bankacı bilirkişinin kök ve ek raporu hükme esas alınmış ve açılan davanın kısmen kabulü ile 177.754,25 TL asıl alacak, üzerinden dava kabul edilmiş, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına hükmedilmiş, fazlaya ilişkin talep reddedilmekle..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün... Esas Sayılı dosyası yönünden; sabit olan 177.754,25 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren uygulanacak yıllık %28 temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 BSMV ile isabet eden takip giderleri ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmek üzere borçlu davalıların İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün... Esas Sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin belirtilen şekilde devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı,davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket ve davalı kefil arasında genel kredi sözleşmesi sonucunda ticari kredi kullandırıldığını, borçluların temerrütü üzerine kat ihtarında bulunulduğunu ve ödenmemesi neticesinde icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine işbu davanın açıldığını, kısmen kabul kararının dayanaktan yoksun ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda borçluların icra takibi ile temerrüte düşürüldüğünün yorumlandığını, yorumun hatalı olduğunu, ihtarname ile hesabın kat edildiğini, tebliğ şerhine göre davalı şirkete ihtarnamenin 11.09.2019 tarihinde davalı kefili ise gönderilen ihtarnamenin iade olduğunun anlaşıldığını, kefilin bankaya vermiş olduğu adresine ihtarın gönderildiğini, GKS'nin ilgili maddesi gereğince borçlu kefil tarafından adres değişikliği yapılması halinde bu durumun bankaya bildirilmesi gerektiğini, bildirilmediği taktirde eski adrese yapılan tebligatın geçerli olacağı hususunda anlaşmaya varıldığını, ihtarname ile temerrütün gerçekleştirildiğini, diğer dayanağın ise bankanın kat ihtarnamesinden sonra borçlular tarafından yapılan ödemeleri tahsil etmesinin hesabı kat etmekten vazgeçme olarak yorumlandığını, bu yorumun hatalı olduğunu, ihtarname gönderildikten sonra borçlu ödeme yaptığında bankanın bu ödemeleri borçtan mahsup etmek zorunda olduğunu, hesap kat tarihinden sonra tahsilat yapılmış olmasının temerrütün oluşmasına engel teşkil etmeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kat ihtarnamesinden sonra borçluların yaptığı ödemelerin taksit tahsilatı olarak tahsil edilmeleri halinde bu durumun ancak faiz hesabı bakımından farklılık oluşturabileceğini, kat sonrası tahsilatlardan önce borçluların temerrüte düşürüldüğünü, takibe uygulanan temerrüt faizi oranının hatalı değerlendirildiğini, banka tarafından uygulanan 31,85 TL faiz oranının hukuka uygun olduğunu, bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranı tespit edilirken TCMB'ye bildirilen azami faiz oranları çizelgesinin dikkate alınmadığını bu nedenle faiz oranının hatalı belirlendiğini, uygulanacak faiz oranının TCMB tarafından ilan edildiğinden tüm bankalarca ortak uygulandığını, faiz çizelgesi incelenmeden hesaplama yapılmasının anlaşılamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun deliller dikkate alındığında alacağın tutarının takip çıkışında belirtildiği gibi olacağının açık bulunduğunu, rapordaki hesaplamaların hatalı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı bankanın Kadıköy Şubesi ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesinin mevcudiyeti, davalı gerçek kişinin müteselsil kefil olarak sözleşmede yer aldığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı banka tarafından kat ihtarı sonrasında ödenen taksitlerin tahsil edilmesi durumunda kat ihtarından vazgeçilmiş sayılıp sayılamayacağı, davalıların hangi tarihte temerrüte düşmüş olacakları ile bilirkişi tarafından uygulanan faiz oranı ve kabul edilen miktarın usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı bankanın Kadıköy şubesi ile davalı şirket arasında 10.10.2017 tarihinde genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olduğu, davalı ...'ın kredi sözleşmesinde 700.000,00 TL tutarında müteselsil kefil olduğu, davacı banka tarafından Ankara 18.Noterliğinde düzenlenen 08.07.2019 tarihli kat ihtarnamesi ile kredi hesabının 08.07.2019 tarihi itibariyle kat edildiği, kat tarihi itibariyle alacağın tutarının 210.342,22 TL olduğu, zorunlu çek karşılık tutarı toplamının ise 10.150,00 TL olduğu belirtilerek, %31,85 temerrüt faiz oranı üzerinden faiz ve ilgili masraflar ile üç gün içerisinde ödenmesi çek karşılığı tutarının aynı süre içerisinde bloke edilmek üzere bankaya ödenmesi, aksi taktirde alacağın tahsili için yasal yollara başvurulacağı hususunun belirtildiği, alacak dokümanında taksitli krediler ana parasının 193.079,02 TL çek taahhüt bedelinin 10.150,00 TL, genel toplamın 203.229,02 TL olarak gösterildiği, faiz ve feriler toplamının ise 210.342,22 TL olduğunun belirtildiği, davacı banka tarafından 29.06.2020 tarihli ihtiyati haciz kararı alınarak 25.06.2020 tarihinde her iki davalı hakkında İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında 177.754,25 TL ticari kredi ana para, 14.592,79 TL işlemiş faiz ve 1.059,38 TL BSMV olmak üzere 193.406,42 TL alacağın asıl alacağa işleyecek 31,85 faiz oranı ile birlikte tahsilini talep ettiği, davalı borçlular tarafından icra takibine karşı davalıların itirazı üzerine davacı vekili tarafından İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile birlikte bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 09.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda; itirazın iptali davasının dayanağını oluşturan icra dosyasında talep konusu yapılan alacakların 1 adet taksitli ticari krediden kaynaklandığı, bu krediye ilişkin tespitlerin yapıldığı, davacı T.C. ... Bankası A.Ş'nin Kadıköy Şubesi ile davalı ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, arasında 10.10.2017 tarihli ve 635.250,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinin akdedilmiş olduğu, söz konusu sözleşmede davalılardan ... 'ın 700.000,00 TL limit dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğu, müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan ... 'ın kefalete ilişkin bölümlerinin el yazısı ile doldurulduğunun tespit edildiği, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davacı banka tarafından davalılardan ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 'ne 11.10.2017 tarihinde 250.000,00 TL tutarında taksitli ticari kredinin açılmış olduğu, bu tutarın aynı tarihte davalı şirketin davacı banka nezdindeki vadesiz hesabına aktarılarak kullandırıldığı, davacı bankadan temin edilen söz konusu krediye ilişkin ödeme planına göre kredinin 60 ay vadeli yıllık %14 faiz oranıyla kullandırıldığı, taksit ödemelerinin 10.11.2017 tarihinde başladığı ve 10.10.2022 tarihinde sonlanmasının öngörüldüğü, taksitlerin her birinin, 5.908,19 TL olduğu, davacı banka şubesinde yapılan incelemede temin edilen hesap ekstreleri ve ödeme planının incelenmesinden, davalı şirket tarafından vadeleri 10.11.201 7-10.10.2019 arasındaki ilk 24 taksit ödemesinin gerçekleştirildiği, başkaca da bir ödeme yapılmaması nedeniyle ödenen son taksit sonrası 10.10.2019 itibariyle kalan anapara tutarı olan 171.159,43 TL 'nin 10.02.2020 tarihinde Tasfiye Olunacak Krediler Hesabına aktarıldığı, söz konusu ihtarnamenin asıl borçlu ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.ne 2019 tarihinde tebliğ edildiği noter tebliğ şerhinden anlaşılmakla birlikte çalışanlarına 17.07.2021 banka şubesinde davalı ... “a tebliğ şerhinin dava dosyasına ibraz edilmediği gibi davacı yapılan incelemede de temin edilemediği, ancak davacı bankanın, gönderdiği ihtarname ile krediyi 08.07.2019 itibariyle kat ettiğini bildirmesine rağmen, aslında fiilen kredinin kat edilmeyerek taksitli olarak izlemeye devam edildiği, ihtarname sonrasında da vadeleri 10.05.2019-10.10.2019 arasındaki 19-24. (6 taksit) taksitleri taksit tahsilatı adı altında tahsil etmeye devam ettiği ve krediyi 10.02.2020 tarihine kadar normal hesaplarda izlemeye devam ettiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı bankanın 08.07.2019 tarihinde aslında krediyi kat etmediği, ettiyse de, bu tarihten sonra yaptığı tahsilatları taksit tahsilatı adı altında yapmakla krediyi kat etmekten vazgeçtiği, esasen, davacı bankanın daha önce de belirtildiği üzere, kat ettiğini bildirdiği ve ihtarnameyi gönderdiği tarihten sonra da yaptığı tahsilatları taksit tahsilatı adı ile yapmakla ve bu şekilde 6 taksit daha tahsil etmekle kanaatince kat ve temerrütten rücu etmiş olduğu, bu durumda yeni bir kat ve temerrüt ihtarnamesi de gönderilmediği dikkate alınarak temerrüdün icra takip tarihi olan 19.06.2020 itibariyle gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varıldığı, takip ve dava konusu taksitli ticari krediye uygulanan akdi faiz oranının yıllık %14 olduğu, temerrüt faizi olarak ise %31,85 talep edildiği anlaşıldığı, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin Temerrüt Faizini düzenleyen 4c maddesinde, temerrüt faiz oranının akdi faiz oranının/cari faiz oranının %100 oranında ilave yapılmak suretiyle belirleneceği, düzenlemesinin yer aldığı, bankanın itirazın iptali davalarında temerrüt faiz oranının tespitine yönelik olarak, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 'nun 2017/19-1650 Esas, 507 Karar sayılı 02.05.2019 tarihli Kararı ve aynı konuda Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin yerleşmiş kararları da dikkate alınarak, krediye uygulanacak akdi faiz oranının %14, temerrüt faiz oranının ise %28 olarak dikkate alınması gerektiği kanaatine varıldığı, dava dosyasındaki belgelerden ve davacı banka beyanlarından da anlaşıldığı üzere takip ve dava konusu taksitli kredinin...Fonu A.Ş. kefaleti ile kullandırılan kredi olduğu ve davalılar tarafından kredi geri ödemelerinin yapılmaması nedeniyle...Fonu AŞ tarafından dava tarihinden sonra 15.09.2020 tarihinde davacı bankaya 159,435,00 TL ödemede bulunulduğunun anlaşıldığı, davacı banka tarafından 19.06.2020 tarihinde başlatılan icra takibine konu alacağının 177.754,25 TL olarak belirttiği, bilirkişi olarak yapılan tespitin ise 188.841,63 TL olmakla beraber taleple bağlılık ilkesi gereğince talep doğrultusunda ve ayrıca asıl alacak üzerinden %28 temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 BSMV talep edebileceği belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda davacı bankanın talebi ile birlikte bilirkişi tarafından tespit edilen miktar ve talep edilebilecek miktar ayrı ayrı belirtilmiştir. Bilirkişinin tespitinde takip tarihi itibariyle işlemiş faiz ve BSMV'ye temerrüt oluşmadığı için yer verilmemiştir.Mahkemece,bilirkişinin görüş ve tespiti gibi davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin varlığı ve takip tarihi itibariyle asıl alacak miktarı yönünden herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık konusu, davacı bankanın kat ihtarnamesini gönderdikten sonra kredi taksitlerini tahsil etmeye devam etmesi nedeniyle kat ihtarnamesine dair temerrüt koşullarından vazgeçmiş olup olmayacağı ve asıl alacak miktarı yönünden faiz ve ferilerinin takip tarihininden itibaren başlatılıp başlatılmayacağının uygun olup olmayacağına ilişkindir. Davacı bankanın icra takip talebindeki asıl alacak miktarı 177.754,25 TL'dir. Bu bedel üzerinden bankanın asıl alacak talebinin kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Banka tarafından ihtarname 08.07.2019 tarihinde düzenlenmiştir. İhtarname tarihindeki taksitli ticari krediden kaynaklanan ve çek tahsilatına ilişkin faiz ve feriler toplamı alacak miktarı 210.342,22 TL'dir. Banka tarafından 25.06.2020 tarihinde başlatılan icra takip tarihine kadar kat ihtarı sonrasında 10.05.2019-10.10.2019 tarihleri arasındaki altı taksiti tahsil ettiği, tahsilatları devam ettirdiği, 10.02.2020 tarihine kadar normal hesaplarda izlemeye devam ettiği bilirkişi raporu ile yapılan inceleme sonucunda tespit edilmiştir. Şu halde, kat ihtarından sonra bakiye kredi alacağının tahsiline devam edilmiş olması ve takip öncesinde mevcut duruma göre yeni bir kat ihtarnamesi gönderilmiş olmamasına göre, temerrüt faizinin takip tarihinden itibaren işletilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bankacılık uygulamasında yer alan hesap kat ihtarnamesi, kredi ödemelerinin vadesinde yapılmaması hâlinde kredinin kat edildiğini ve alacağın tamamının yasal yollardan tahsil edilmeye başlanacağını ve tüm kredi borçlarının muaccel kılınacağını borçluya bildiren bir ihtarnamedir. Somut olayda, davacı banka tarafından kat ihtarnamesi sonrasında kalan bakiye alacak için takibe konu edilen 177.754,25 TL yönünden dosyaya ibraz edilen usulüne uygun şekilde düzenlenmiş herhangi bir ihtarnameye rastlanılmamıştır. Aksi de iddia edilmemektedir. Takip tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 117. maddesinde borçlunun temerrütü düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüte düşeceği belirtilmiştir. 2. fıkrasında ise borcun ifa edileceği günün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan hakka dayanarak taraflardan birinin usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlenmişse bugünün geçmesiyle, haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlunun temerrüte düşmüş olacağı, ancak sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirimin şart olduğu ifade edilmiştir. TTK'nın 18/3. fıkrasında ise tacirler arasında diğer tarafı temerrüte düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılacağı belirtilmiştir. Davacı banka tarafından, raporda belirtildiği ve mahkemenin de kabul ettiği üzere kat ihtarname tarihinden sonra gerçekleştirilen tahsilatlar dikkate alınarak, takibe konu edilen güncel borç nedeniyle bir ihtarname mevcut olmadığından, davalı borçluların belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında takip tarihi itibariyle temerrütlerin oluşacağı yönünde verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan, genel kredi sözleşmesinde dava konusu krediye uygulanacak akdî faiz oranının yıllık %14 olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki imzalanan genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizini düzenleyen 4/c maddesinde temerrüt faiz oranının akdî faiz oranının /cari faiz oranının %100 oranının ilave yapılmak suretiyle belirleneceği düzenlemesi mevcuttur. Sözleşmedeki düzenleme kapsamında davacı banka tarafından temerrüt faiz oranının %28 oranında talep edilmesi gerekirken, %31,85 oranında talep edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Çünkü tarafların özgür iradesi ile belirledikleri faiz oranı %28'dir. Bu nedenlerle mahkemece bilirkişi raporu kapsamında davanın kısmen kabulüne dair verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.