T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/621
KARAR NO : 2025/1427
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/12/2021
NUMARASI : 2019/496 E. - 2021/1132 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ... Petrol AŞ ile davalı arasında, davalının kiracı olarak bulunduğu ''...Beldesi, Dörtyol Mevkii, Merkez - Isparta'' (istasyon ... 1) ve '...Beldesi, ...Mah. Serinkent - Isparta'' (istasyon ... 2) adreslerinde iki ayrı akaryakıt istasyonunun davacı markası altında işletilmesi amacıyla 13.12.2016 tarihinde, her bir istasyon için ayrı ayrı 5 yıllık bayilik sözleşmesi imzalandığını, akabinde TBK'nın 205.maddesine uygun olarak işbu sözleşmelerin üçlü bir devir mutabakatı ile davalının da imzalı kabulüyle 14.06.2018'de davacıya devrolduğunu, mezkur sözleşmelere göre ...'in davalıya akaryakıt ürünleri ikmal edeceği, davalının da sözleşme şartlarına göre münhasıran ...'ten aldığı bu ürünleri kendi istasyonlarında son tüketicilere satacağını, yani davalının iki ayrı istasyonda (... 1 ve ... 2 olarak halen) akaryakıt bayisi olduğunu, davalının eksik ürün alarak cezai şarta sebebiyet verdiğini, sektörde mutad olduğu üzere, dağıtım şirketleri ile bayiler arasında imzalanan sözleşme setlerinde bayilerin, dağıtım şirketinden yılda en az belli bir tutarda ürün almayı taahhüt etiğini, böylece dağıtım şirketlerinin de bayileri tarafından taahhüt edilen bu tutara göre bayiye gerekli indirim, yatırım ve mali desteği sağladığını, neticede tarafların arasında öngörülebilirliğin sağlandığını, bu kapsamda bayilik sözleşmesi ile ayı gün 13.12.2016'da ve onun ayrılmaz bir parçası olarak davalı ile her iki istasyon için imzalanan ekli ürün alım taahhütnamelerine göre davalının asgari alım taahhüdünde bulunduğunu, buna göre ... 1 istasyonu için yılda en az 500 ton, ... 2 için ise yılda en az 600 ton akaryakıt almayı, eksik aldığı ton başına ise 50 USD (karşılığı TL) cezai şart ödemeyi üstlendiğini, davalının bayilik sözleşmeleri yürürlükte olduğu halde halihazırda her iki istasyon için de davacıdan akaryakıt almadığını, 13.12.2016'dan bugüne kadar da eksik ürün alarak cezai şartın doğumuna sebebiyet verdiğini, davalının taahhütnamelerine aykırı olarak ... 1 için 1.151 ton, ... 2 için ise 1.380,67 ton eksik ürün alarak, ton başına 50 USD cezai şart karşılığı 126.583,50 USD (karşılığı TL) cezai şart borcu altına girdiğini, TTK'nın 22.maddesine göre tacirler arası cezai şartta indirim yapılamayacağınını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, akaryakıt ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin sözleşmesel faiz/ticari temerrüt faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Öncelikle davalının bulunduğu Senirkent’e talimat yazılarak davalının delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak temerrüt tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı varsa saptanması için bilirkişiye verilmesi istenilmiştir.Serinkent Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/9 Tal. numaralı dosyasında Muhasebeci bilirkişinin düzenlediği 19/08/2019 tarihli 4 sayfadan ibaret raporunda özetle; Taraflar arasında yapılmış sözleşme ve sözleşmeye bağlı ürün alım taahhüdüne göre sözleşmenin 13.12.2016 tarihinde 5 yıllık yapıldığı, ... ... Petrol A.Ş ile bayi ... arasında akdedilmiş olan 13.12.2016 tarihli bayilik sözleşmesinin ... ... Petrol A.Ş. tarafından tüm hak yükümlülükleri ve borçları ile birlikte ... Akaryakıt Dağıtım A.Ş .ne 14.06.2018 tarihinde devir edildiği, 13.12.2016 sözleşme başlangıç tarihinden 19.08.2019 dava tarihine kadar olan süre için taahhüt edilen beyaz ürün alış miktarının 2.933.000 litre olduğu, Davalının ...Kasabası Dörtyol Mevkii Merkez / İsparta ve ...Beldesi ...Mah. Senirkent / Isparta adreslerindeki akaryakıt istasyonlarına 2016 yılında 14.491 Litre, 2017 yılında 372.673 Litre, 2018 yılında 74.847 Litre olmak üzere toplamda 462.011 Litre beyaz ürün (motorin+benzin) aldığı” kanaati ile raporunu sunmuştur. Yanların tüm delilleri toplandıktan ve davalının bulunduğu Senirkent’e talimat yazılarak davalı defterlerinin incelettirilmesi sonucu düzenlenen raporun gelmesinden sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak temerrüt tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı varsa saptanması için bilirkişiye verilmiştir.Bilirkişinin düzenlediği 26.05.2021 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı firmanın incelemeye sunulan 2016, 2017 ve 2018 yıllarında E-defter mükellefi olduğu görülmüş olup, defter beratlarının usulüne uygun ve süresinde tutulduğu belirtilmiş, davalının ürün alım Taahhütnamelerine aykırı olarak a) ... 1 için 1.151 ton, b) ... 2 için ise 1.380.67 ton eksik ürün alarak, ton başına 50 USD cezai şart karşılığı toplamda (57.550,00 USD + 69.033,50 USD = 126.583,50 USD davacının "davacınin kullandığı terim ile" kar kaybının mevcut olduğu, ancak, bir yandan Yargıtay. 19. HD'sinin 2014/12620 E. ve 17154 K. sayılı 4.12.2014 tarihli kararındaki ilkeler kıyasen gözetildiğinde ve bu yöne paralel olarak davacının da, süregiden ilişki içinde, davalının eksik ürün alımlarını bir tacir olarak gözlemlemekte iken, bu yönde uyarıcı/ düzenleyici/ sözleşmeye uyumu tahrik edici işlem ve eylemlerde bulunmamakla ve bir anlamda gelişmeyi (işleyişi) kabul yönünde davranmakla müterafik kusur sahibi olduğu, bu sebeple hesap edilen giderimde- takdiren %40 oranında- İndirim yapılmasının yüce Mahkemenin müstakil ve münhasır değerlendirmesine muntazır olacağı, somut olayda "kar kaybı" tavsifinin yerinde olup olmadığının Mahkemece değerlendirilmesi gerekeceği, buna göre istemin esasen cezaî şart olarak tavsifinin mümkün olup olmayacağının mahkemenin taktirinde olduğu” Sonuç ve kanaati ile raporunu sunmuştur. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen talimat dosyası ile aldırılan davalı defter inceleme raporu, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere;Huzurdaki davada ihtilaf, ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 126.583,53 USD kar mahrumiyeti alacağından şimdilik 10.000,00 TL'nin davalı yandan tahsil edilmesi gerektiği iddiası üzerine çıkmış bulunmaktadır.Taraflar arasında imza altına alınmış olan 12.12.2016 tarihli ... ... Petrol A.Ş. Standart Bayilik Sözleşmesine ait davalının ... ... Petrol A.Ş.den ...Kasabası Dörtyol Mevkii Merkez / Isparta adresine ait işyerine ürün alım taahhütnamesine göre yıllık asgarî 500 (beşyüz), beş yıllık 2.500 ton beyaz ürünü (K.Benzin+N.Benzİn+Motorîn),...Beldesi ...Mah. Senirkent / İsparta adresine ait işyerine ürün alım taahhütnamesine göre davalının davacıdan yıllık asgari 600 (beşyüz), beş yıllık 3000 ton beyaz ürünü (K.Benzin+N.Benzin+Motorin) satın almayı taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bîr yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 50. USD (ElliAmerîkan Doları) ödeme gününde uygulanmakta olan MB döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı ile kar mahrumiyetini ödemeyi kabul ettiği görülmüştür.Davacı ... ile davalıya ait olup da dava dışı Lukoii Eurosia Petrol A.Ş arasında Büyükkabaca beldesi Isparta adresinde ... 1. ve ... 2. istasyonu arasında davacı firması adına işletilmesi amacı ile 3. sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu sözleşme uyarınca 14.06.2018 tarihinde davacıya devrolduğunu, bu tarihten sonra her iki istasyon davacıdan aldığı sözleşmede belirtilen kadar ürünleri tüketiciye satacağını yükümlülüğünün bulunduğu,Davalının Ürün Alım Taahhütnamelerine aykırı olarak davalı ... 1 için 1.151 ton, yine davalı ... 2 için ise 1.380.67 ton eksik ürün alarak, ton başına 50 USD cezai şart karşılığı toplamda (57.550,00 USD + 69.033,50 USD= 126.583,50 USD davacının kar kaybının mevcut olduğu iddia edilerek bu tazminat davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, bir vandan yüce Ya. 19. HD'sinin 2014/12620 E. ve 17154 K. sayılı 4.12.2014 tarihli kararındaki ilkeler kıyasen gözetildiğinde ve bu vöne paralel olarak davacının da, süregiden ilişki içinde, davalının eksik ürün alımlarını bîr tacir olarak gözlemlemekte iken, bu yönde uyarıcı/ düzenleyici/ sözleşmeye uyumu tahrik edici işlem ve eylemlerde bulunmamakla ve bir anlamda gelişmeyi (işleyişi) kabul yönünde davranmakla müterafik kusur sahibi olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının ticari defterlerinde davalı yandan cari hesap lolarak 24.09.2020 tarihi itibariyle 124.722,96 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu görülmüştür. Davalı yanın ticari defterleri talimat aracılığı ile Senikert Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/9 Talimat Dosyasın da incelenmiş olup, dosyaya ibraz edilen 06.08.2020 tarihli Bilirkişi Raporu'nun Sonuç bölümünde; "...Taraflar arasında yapılmış sözleşme ve sözleşmeye bağlı ürün alım taahhüdüne göre sözleşmenin 13.12.2016 tarihinde 5 yıllık yapıldığı, ... ... Petrol A.Ş ile bayi ... arasında akdedilmiş olan 13.12.2016 tarihli bayilik sözleşmesinin ... ... Petrol A.Ş. tarafından tüm hak, yükümlülükleri ve borçları ile birlikte ... Akaryakıt Dağıtım A.Ş.ne 14.06.2018 tarihinde devir edildiği, 13.12.2016 sözleşme başlangıç tarihinden 19.08.2019 dava tarihine kadar olan süre için taahhüt edilen beyaz ürün alış miktarının 2.933.000 litre olduğu, Davalının ...Kasabası Dörtyol Mevkii Merkez / İsparta ve ...Beldesi ...Mah. Senirkent/lsparta adreslerindeki akaryakıt istasyonlarına 2016 yılında 14.491 Litre, 2017 yılında 372.673 Litre, 2018 yılında 74.847 Litre olmak üzere toplamda 462.011 Litre beyaz ürün (motorin+benzin) aldığı..." beyan edilmiştir.Dosyaya İbraz Edilen Devir Mutabakatları İncelendiğinde; ... ... Petrol A.Ş ile bayi ... arasında akdedilmiş olan 13.12.2016 tarihli bayilik sözleşmesi ... ... Petrol A.Ş. tarafından tüm hak, yükümlülükleri ve borçları ile birlikte ... Akaryakıt Dağıtım A.Ş.ne 14.06.2018 tarihînde devir edilmiştir.Davacı kayıtlarında davalının tonaj alımları üzerine yapılan muhasebesel incelemelerde; ... 1 İçin : ...Kasabası Dörtyol Mevkii Merkez /Isparta adresine ait işyerine ürün alım taahhütnamesine göre yıllık asgari 500 (beşyüz), beş yıllık 1333 ton beyaz ürünü (K.Benzin+N.Benzin+Motorin) almayı taahhüt etmiş olup davalı yanın davacı yandan sözleşme süresince 2016 yılı ila 2018 yılları arasında toplamda 182 ton ürün almış olduğu, davalı yanın davacıdan sözleşme süresi boyunca toplam 1.333 ton ürün almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen sözleşmesüresince toplam 182 ton ürün aldığını, davalı yan taahhüdünü yerin getirmeyerek alması lazım gelen 1.151,00 Ton ürünü almadığı,Söz konusu taahhüt gözetildikte, fiili alım durumlarına bağlı olarak, kâr kaybının mevcut olup, davalı tarafın eksik ton başına 50,00 USD ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği görülüğünden, bu durumda kar kaybının (1.151,00 Ton x 50,00 USD=) 57.550,00 USD olduğu ancak, bir vandan yüce Ya. 19. HD'sinin 2014/12620 E. ve 17154 K. sayılı 4.12.2014 tarihli kararındaki ilkeler kıyasen gözetildiğinde ve bu vana paralel olarak davacının da, süregiden İlişki İçinde, davalının eksik ürün alımlarını bir tacir olarak gözlemlemekte iken, bu yönde uyarıcı/ düzenleyici/ sözleşmeye uyumu tahrik edici işlem ve eylemlerde bulunmamakla ve bir anlamda gelişmeyi (işleyişi) kabul yönünde davranmakla müterafik kusur sahibi olduğu, bu sebeple hesap edilen giderimde- takdiren %40 oranında- indirim yapılmasının gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalının Ürün Alım Taahhütnamelerine aykırı olarak a} ... 1 için 1.151 ton, b) ... 2 için ise 1.380.67 ton eksik ürün alarak, ton başına 50 USD cezai şart karşılığı toplamda (57.550,00 USD + 69.033,50 USD= 126.583,50 USD davacının "davac/nin kullandığı terim ile" kar kaybının mevcut olduğu, ancak, bir vandan yüce Ya. 19. HD'sinin 2014/12620 E. ve 17154 K. sayılı 4.12.2014 tarihli kararındaki ilkeler kıyasen gözetildiğinde ve bu yöne paralel olarak davacının da, süregiden ilişki içinde, davalının eksik ürün alımlarını bîr tacir olarak gözlemlemekte iken, bu yönde uyarıcı/ düzenleyici/ sözleşmeye uyumu tahrik edici işlem ve eylemlerde bulunmamakla ve bir anlamda gelişmeyi (işleyişi) kabul yönünde davranmakla müterafik kusur sahibi olduğu, bu sebeple hesap edilen giderimde- takdiren %40 oranında- İndirim yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunun alınmasından sonra davacı vekili davasını ıslah etmeyerek dosyada açtıkları kısmi dava üzerinden hüküm kurulması isteminde bulunmuştur. Bu durumda iş bu asıl davanın kabulü ile 10.000.-Tl nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, iş bu asıl davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davalının, ürün alım taahhütnamelerine aykırı olarak a} ... 1 için 1.151 ton, b) ... 2 için ise 1.380.67 ton eksik ürün alarak, ton basına 50 USD cezai şart karsılığı toplamda (57.550,00 USD + 69.033,50 USD= 126.583,50 USD…''lik cezai şarta sebebiyet verdiğini isabetle tespit etdip kısmi davalarını kabul etmekle birlikte cezai şartta %40 tenkisat uygulamasının hukuka aykırı olduğunu, davacının eksik alıma göz yummadığını, davacının davalıya Aralık 2016 - Aralık 2017 (birinci) sözleşme yılı için 20.03.2018'de, Aralık 2017 - Aralık 2018 (ikinci) sözleşme yılı için 12.12.2018'de, Aralık 2019 - Aralık 2020 (dördüncü ve fesih sebebi ile son) sözleşme yılı için 08.12.2020'de her iki istasyon için ayrı ayrı ihtarnameler gönderdiğini, bu ihtarname suretlerinin dosyada olduğunu, bu ihtarlardan da anlaşılacağı üzere davacının davalının eksik ürün alımını kabul etmediğini durumu kendisine her sene sonunda ihtar ettiğini, sözleşmeye aykırılığın giderilmesini talep ettiğini, bu sebeple davacının kusurundan söz edilemeyeceğini, ürün alım taahhütnamelerinde (a) bendi ''Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak...” ve (c) bendi ''söz konusu kar mahrumiyeti miktarının ... tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edebileceğini..'' demek suretiyle davacının ister her bir sözleşme yılı sonunda, isterse de sözleşmenin feshini müteakip (topluca) eksik ürün alımından kaynaklı cezai şartı talep edebileceğinin kararlaştırıldığını, hüküm bu olmakla beraber davacının yine de her sözleşme yılı sonunda ve buna ek olarak fesihle beraber davalıya, eksik ürün alımını/bu konudaki cezai şart borcunu ihtar ettiğini, bununla birlikte davacının eksik ürün cezai şart talepleri için ihtar çekme zorunluluğu bulunmadığını, Yargıtay 11.HD'nin 14.04.2021 tarihli ve 2020/3027 E., 2021/3649 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere taraflar arasında münakit sözleşmelerde aksine hüküm varsa (haklar saklı tutulmuşsa) çekince konulmadan mal verilmesinin, sağlayıcı davacı yönünden cezai şarttan feragat anlamına gelmeyeceğini, eksik ürün alımı hakkında davalıya ihtar çekilmiş olup olmamasının sonuca bir etkisi olmayacağının tartışmasız ortaya konulduğunu, açıkça feragat edilmediği sürece hakkın varlığını koruyacağını, taahütnamenin (h) bendinin de bu yönde olduğunu, davacının taahhütnameye göre işbu davaya konu eksik ürün cezai şart alacağını dilerse her bir sözleşme yılı sonunda dilerse de sözleşmenin sona ermesinden sonra talep etme hakkına sahip olduğunu, bu sözleşme hükmünün zaten davacıya cezai şartı talep etme hakkı verdiğini, Yargıtay kararının da bunu teyit ettiğini, Yargıtay 11. HD 'nin 16.12.2021 tarihli ve 2020/4521 E., 2021/7202 K. Sayılı kararında da eksik ürün alımından kaynaklı cezai şart talepleri için, yeni ihtirazi kayıt konulmasının şart olmadığı, yıllık taahhüt tutarı ile o yıl içinde alınan ürün arasındaki farka bağlanan cezai şartın ödenmesi gerektiğinin açıkça ortaya konulduğunu, ayrıca davalıya eksik alımlarına rağmen yeni ürün verilmesinin eksik ürün alımına bağlanan cezai şarttan feragat anlamına gelmediğini, TTK'nın 22.maddesi uyarınca tacirler arasında kararlaştırılmış cezai şartta indirim istenemeyeceğini, mahkemece indirim uygulanmasının hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın aleyhe olan kısmının kaldırılmasına ve toplam cezai şart alacağının 126.583,50 USD olduğu, davalıya eksik ürün için ihtar çekildiği, emsal Yargıtay kararları gereği buna da gerek olmadığı, müvekkilinin alacağından feragat etmediği şeklinde karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşme sonrası süreçte ülkenin de içinde bulunduğu ekonomik buhran ve çoğunlukla çiftçi kitleden oluşan müşteri ekseriyetinin düştüğü gelirsel daralmanın taahhüdün yerine getirilmesine engel olduğunu, her ne kadar davaya cevap dilekçesi sunamasalar da ispat yükü hususunda bir değişiklik olmadığını, inkar kapsamında beyanda bulunabileceklerini, işletmenin zarar içinde olduğunu ve icra takipleri ile tazyik altında olduğunu, hal böyle iken son 5 yıl boyunca zarar eden bir şirketin cezai şart ödemesinin şirketin mahvına sebep olacağının nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinin yasal zorunluk olduğunu, dava kapsamında cezai şartın tahsil koşullarının oluşmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi uyarınca davalının asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklı ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkin kısmi alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı ile .... Petrol AŞ arasında 13.12.2016 tarihli iki ayrı istasyona ilişkin standart bayilik sözleşmesi imzalanmış, 14.06.2018 tarihli ''Devir Mutabakatıdır'' başlıklı belge ile bu sözleşmelerde bayilik veren .... Petrol AŞ'nin sözleşmelerden doğan tüm hak ve yükümlülükleri davacı ... AŞ'ye devredilmiştir. Davacı eldeki dava ile sözleşmelere ek olan asgari alım taahhütnameleri uyarınca davacının taahhüt ettiği miktarın altında alım yaptığını iddia ederek cezai şart alacağı talebinde bulunmuştur. Davacı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Taraflar arasında 13.12.2016 tarihli iki ayrı istasyon için iki ayrı standart bayilik sözleşmesi imzalanırken davalı yanca yine 13.12.2016 tarihli iki adet ürün alım taahhütnamesi imzalanmıştır... parseldeki istasyon için asgari alım taahhüdü ile davalının sözleşme süresi içinde anılan istasyonda her yıl için toplam 500 (beş yüz) beyaz ürününün, 108 parseldeki istasyon için 600 (altıyüz) ton beyaz ürün satın alınacağının taahhüt edildiği, bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda anlaşma süresinin hitamında veya/ve her bir yıllık anlaşma süresi sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 50 USD tutarın ödeme gününde uygulanmakta olan MB döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davacıya cezai şart olarak ödeneceğinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında, taahhütnameler kapsamında yıllık alması gereken asgari ürün miktarının altında ürün alındığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davalı tarafından iki istasyon için imzalanan iki ayrı Ürün Alım Taahhütnamelerinde; '' ... bayilik anlaşması ve eki niteliğindeki diğer anlaşmalar çerçevesinde... yıllık asgari 500 (beşyüz) ton (anlaşma süresince toplam 2500(ikibinbeşyüz) ton beyaz ürünü (kurşunsuz benzin +normal benzin+motorin) (kısaca Ürün veya ürünler olarak anılacaktır), münhasıran .... Petrol A.Ş'den veya ...... Petrol A.Ş'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ederiz.Yukarıda beyan etiğimiz satın alma taahhüdümüzü her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getiremediğimiz takdirde,(a) Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 50-USD (elli AmerikanDoları) tutarını ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi ...,(c) söz konusu kar mahrumiyeti miktarının, ...tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edebileceğini veya,(d)Anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip ...tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edebileceğini, (e)Bu ahvalde işbu taahhüdümüzün ve kar mahrumiyeti miktarının, anlaşmalarda öngörülen cezai şart miktarına hiçbirşekilde mahsup edilemeyeceğini, haklı nedenle feshi halinde cezai şarta ilaveten talep edilebileceğini ...(g)... ... Petrol AŞ'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakatımız dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi(h)...tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ...'ın herhangi bir hak ve alacağından feragt etmiş sayılmayacağı ... ... Beyan, kabul ve taahhüt ederiz '' denilmektedir.Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde yer alan ''asgari alım taahhüdü''ne uymama halinde öngörülen ve sözleşme ile sözleşme eklerinde zaman zaman kar mahrumiyeti, zaman zaman cezai şart olarak adlandırılan ceza koşulu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 158/2 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/2) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğindedir.TBK'nın 179/2 maddesi ''Ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir'' hükmünü içermekte olup Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nın 179/2 madde hükmü emredici nitelikte olmayıp, taraflarca aksi kararlaştırılabilir. TBK'nın 179/2 maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer halde ise alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Çekince (ihtirazi kayıt) için bir şekil şartı getirilmemiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere TBK 179/2 hükmü emredici olmayıp tarafların bunun aksini kararlaştırmalarına engel emredici bir düzenleme yoktur.Nitekim somut olayda, taraflar arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesinin (c) bendinde davacının eksik alıma dayalı cezai şart alacağını her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edebileceğinin belirlendiği görülmektedir. Bu durumda artık TBK 179/2 maddesi uyarınca ihtirazi kayda gerek olmadığı, açıkça, her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte asgari alım taahhüdüne bağlanan ceza koşulu/kar mahrumiyeti alacağının talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda, mahkemece, davacının eksik alım yapıldığı konusunda davalıyı tahrik eden eylemlerde bulunmaması bir diğer ifade ile ihtirazi kayıt koymaması sebebiyle müterafik kusurlu sayılarak ürün alım taahhütnamesi uyarınca talep ettiği kar mahrumiyeti alacağından %40 oranında indirim uygulanması gerektiği yönündeki tespiti dosya kapsamına ve sözleşme ile eklerinde yer alan düzenlemelere aykırı olmuştur. Kaldı ki davacı sözleşme dönemleri sonunda davalıya eksik alım yaptığını bildirerek hakkını saklı tuttuğunu bildirmiştir. Bu durumda mahkemece; sözleşme hükümleri ve yukarıda yer verilen hükümler dikkate alınarak, yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi karar verilmesi gerekirken, farklı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacı vekilince hükmedilen faiz oranına ilişkin bir istinaf sebebi ileri sürülmediğinden ilk derece mahkemesince hükmedildiği gibi yasal faize hükmedilmiştir. Davalının istinaf istemi yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Yukarıda açıklanan gerekçelerle, sözleşme ve eki taahhütnamelerde belirtilen miktarda alım yapılmaması sebebiyle davacının asgari alım taahhütnameleri uyarınca cezai şart talep hakkı bulunduğundan, davalının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 357. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceğinden, davalı vekilinin cezai şartın davalının mahvına sebep olacağı yönündeki istinaf sebebinin de yerinde görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yukarıdaki gerekçeyle yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçeyle Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,2-Alınması gereken 683,10 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 512,32 TL karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 215,18 TL peşin ve başvuru harcı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 3.193,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiğinden, AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca belirlenen 10.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından artan kısımların, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, davacıya iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL başvuru harcı gideri ile 97,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 318,20 TL kanun yolu giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, davalıya iadesine,d-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.