T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/522
KARAR NO: 2025/1503
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/12/2021
NUMARASI: 2017/1068 E. - 2021/895 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacılar aleyhine 28/07/2017 tarihinde İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, davalının söz konusu 1.000.000 USD bedelli çek için yapmış olduğu icra takibinde bakiye alacak iddiası olan 232.562,10 USD üzerinden talepte bulunduğunu, takibe konu edilen çekin ... şubesi 15/12/2016 tarihli, 15/05/2017 düzeltme tarihli,1.000.000 USD bedelli keşidecisi ... AŞ olan ... seri numaralı çek olduğunu, taraflar arasındaki anlaşma gereği çekin vadesinden önce ödendiğini, ancak davalının söz konusu çek ödenmiş olmasına rağmen 22.-05.2017 tarihinde çeki bankaya ibraz ettiğini, muhatap banka tarafından keşideci imzası benzemiyor açıklaması ile arkası yazılan çekin hamil tarafından kısmi alacak nedeniyle takibe konu edildiğini, takibe konu edilen çek müvekkilleri tarafından 20.12.2016 tarihinde 500.000,00TL, 12.05.2017 tarihinde 2.500,000,00 TL, 15.05.2017 tarihinde 250.000,00 TL olmak üzere toplamda 3,250.000,00 TL olmak üzere ve taraflar arasındaki döviz kuru anlaşmasına göre ödendiğini, nitekim davalının takip öncesinde keşide ettiği ekte sunulan Bakırköy 45. Noterliğinin 15/06/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinde takibe konu çeke ilişkin 12.05.2017 tarihihinde 2.500.000 TL, 15.05.2017 tarihihinde 250.000 TL ödendiğini, bunun ödeme tarihindeki kur karşılığının 767.437,90 USD olduğunu beyan ve ikrar ettiğini, bakiye 232.562 USD alacağın ödenmesini talep ettiğini, davacıların 30.06.2017 tarihli ihtarname ile cevap verdiğini, çekin seri numarası belirtilmek suretiyle 20.12.016 tarihinde 500.000 TL ödemenin daha yapıldığını, bu ödemenin davalı yanca dikkate alınmadığını, davalının dekontta çek numarasının anlaşılmadığını, bu nedenle bu ödemenin dikkate alınmadığını bildirdiğini, davacıların, davalı alacaklının ikrar ettiği 2.500.000 TL ve 250.000 TL tutarlı ödemelerin yanı sıra dekontu ibraz edilen 500.000 TL ödeme ile söz konusu takip dayanağı çeke ilişkin müvekkillerinin borcu ödenerek sona erdiğini, tarafların çekte ödeme için emsal alınacak kuru belirlerken 1 USD = 3.25 TL kurunu esas alındığını, takibe konu çekle ilgili olarak öncesinde hamilin yetkilisi / sorumlusu ... isimli kişi ile ... nolu telefon üzerinden görüşmeler gerçekleştiğini, davalı alacaklı tarafça kur oynaklığı dikkate alınarak bu çeke ilişkin 3.250.000 TL ödeme yapılmasının istenildiğini, Whatsapp kayıtlarıyla da görüleceği üzere talep edilen 3.250.000 TL baz alınarak çek vadesinden önce ödenmekle çekle ilgili herhangi bir borç kalmadığını, ancak kötüniyetli alacaklının kendisine haksız menfaat sağlamak gayesiyle bedelini tahsil etmiş olduğu çeki icra takibine konu ettiğini, ileri sürerek, davalının takibe konu ettiği çek bedeli müvekkilleri tarafından ödenmiş olduğundan İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve takibe konu çek yönünden davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline ve %20 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin Kırklareli İli, Lüleburgaz İlçesi, ... Köyü, ... mevkinde mukim, Lüleburgaz Tapu Müdürlüğünün ... yevmiye, 32 cilt, ... sayfa numarasında kayıtlı, ... pafta, ... parselde mukim 4 he, 5000 m² tarla vasıflı arazi ve üzerinde bulunan binalar ve ... pafta ...parselde kayıtlı bulunan 19.800 m² tarla vasıflı arazinin malikiyken, bu taşınmazda kiracı olarak bulunan fabrikanın sahibi olan dava dışı 3. bir şirketin hisselerinin davacı şahısların fiilen hakim hissedarı olduğu grup şirketler tarafından satın alınmak istendiğini, bu noktada da müvekkili ile irtibat kurularak taşınmazın üzerinde kiracı olan şirket hisseleri ile müvekkilinin sahibi olduğu taşınmazın da satın alınmak istendiğini, bu uğurda tüm tarafların katılımı ile karma sözleşme niteliğinde olan 15.01.2014 tarihli ''Hisse Devir Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin imzalandığını, iş bu sözleşmenin 4.8 maddesinde yer alan mülkiyeti ...Tekstil San. AŞ'ne ait olup, iş bu sözleşmenin 9. maddesinde yer alan taşınmazların 3.700.000,00-USD bedel ile davalı ... Gayrimenkul Yatırım AŞ'ne satılmasının kararlaştırıldığını ve karşılığında ... Şubesi'ne ait, lehdarı ...Tekstil San. AŞ olan 15/04/2015 vade tarihli ... seri numaralı 700.000,00-USD bedelli, 15/12/2016 vade tarihli ... seri numaralı 1.000.000,00-USD bedelli, 15/12/2016 vade tarihli ... seri numaralı 1.000.000,00-USD bedelli, 15/102/2016 vade tarihli ... seri numaralı 1.000.000,00-USD bedelli çeklerin alındığını, davacıların sözleşme imzalanıp çekler verildikten sonra ekonomik sıkıntıları bahane ederek geç ödeme yaptığı gibi çeklerin vadelerinde değişiklik yapmak istediğini, müvekkilinin tüm iyi niyeti ile bu talepleri kabul ederek 15/12/2016 tarihli dava konusu çekin vadesini çek üzerinde düzeltme yaptırarak 15/05/2017 tarihine ertelediğini, yine davacıların çek bedellerini çekin düzenlendiği hesaptan değil müvekkili hesabına parça parça havale yolu ile yapmak istediklerini, müvekkilinin yine tüm iyi niyeti ile bu talebi kabul ettiğini, fiiliyatta da ödemelerin bu şekilde gerçekleştiğini, davacıların son çekin ödenmesi noktasında sıkıntıya girdiğini, müvekkilinden kabul edilemeyecek talep ve isteklerde bulunmaya başladıklarını ve son olarak da iş bu davaya konu ettikleri 500.000,00- TL ödemenin vadesi gelmiş önceki çeklerin bakiyesi için yapılan ödeme iken bakiyesi ödenen çekler kendilerine teslim edildikten sonra bu ödemeyi geride kalan son çek olan dava konusu ... nolu çeke istinaden yaptıklarını söyleyerek haksız kazanç elde etme gayreti içerisine girdiklerini, sözleşme ve şartları uyarınca 4 adet çek ile ödenmesi gereken bedelin 3.700.000,00-USD olup, hal-i hazırda ödenenin ise 2.734.214,08-USD olduğunu, tarafların döviz cinsinden olan borcun ödenmesinde ödeme günündeki MB döviz alış kurunun esas alınacağını kararlaştırdıklarını, davacının delil olarak sunduğu 20/12/2016 tarihli banka dekontunun müvekkilinden sadır olmuş bir makbuz olmadığını, bu ödemenin davacının daha sonraki iddiasına kadar hiçbir şekilde dava konusu ... nolu çeke istinaden yapıldığının müvekkilinin bilgisi ve hatta kabulünde olmadığını, zira henüz ödemesi tamamlanmamış, vadesi daha önce gelen çekler mevcut olduğunu ve bu ödemenin de zaten önceki çeklerin bakiyesine istinaden yapılmış olduğunu, sonuç olarak 500.000,00-TL ödemenin TBK'nın 102 maddesi gereğince vadesi geçmiş olan eski borca mahsup edileceğinin kanun emri gereği olduğunu savunarak, davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı ...Tekstil San. A.Ş. tarafından borçlular ... Yatırım Holding a.Ş., ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş., ..., ..., ... San. Ve Tic. A.Ş. Aleyhine... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 15/05/2017 vade tarihli 1.000.000,00-USD miktarlı çeke istinaden 232.562,10-USD asıl alacak, 2.790,75-USD işlemiş faiz, 23.256,21-USD tazminat, 697,69-USD komisyon olmak üzere toplam 259.306,75-USD'nin 27/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek %6 oranında ABD Doları Merkez Bankası azami mevduat faiz oranları kapsamında belirlenecek faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile tahsili talebi ile 27/07/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için 20/12/2016 tarihinde yapılan 500.000,00-₺'lik ödemenin davaya konu çeke ilişkin olup olmadığının ve davaya konu çeke ilişkin olarak ödemenin 1,00-$=3,25-₺ kuru esas alınmak sureti ile yapılacağı hususunda taraflar arasında anlaşma yapılıp yapılmadığının tespiti gerekmektedir. Mahkememizce, taraflarca dosyaya delil olarak sunulan sözleşme, ihtarname, çek, dekont vs. tüm belgeler incelenmiş olup, uyuşmazlığın çözümü için dayanak icra dosyası, tarafların dava konusu borç dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtları ve dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 11/08/2020 tarihli raporunda özetle "...D- MALİ SONUÇLAR: Takdir Sayın Mahkemenin olmak üzere, dava dosyası ve ekinde (İstanbul 31. İcra Müdürlüğü ... E.) yer alan her türlü bilgi, belge, tüm deliller ve davacı ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı ... Yatırım AŞ.'nin şirketin 2014-2015 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, 2013-2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterlerinin delil niteliğine haiz olamayacağı takdiri Mahkemenize aittir. Davacı ... AŞ.'nin 2016-2017 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, 2014-2015 yılına ait defterinin kapanış tasdiklerinin mevcut olmadığı ve delil niteliğine haiz olup olamayacağı hususunda takdir Mahkemenize aittir. Davacı ... San. ve Tic. AŞ.'nin 2014-2015-2016-2017-2018 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil! vasfına haiz olduğu hususunda takdir Mahkemenize aittir. Kök raporda belirtildiği üzere Davalı ... AŞ.'nin 2014-2015-2016-2017-2018 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu hususunda takdir Sayın Mahkemenize aittir. 18.02.2020 tarihinde Davacı şirket merkezinde yerinde inceleme gidilmiş ve 25.02.2020 tarihine kadar süre verilerek Davacı şirketlerden Davalı şirketle olan cari hesap ekstresi İstenmiştir. 25.02.2020 tarihi itibariyle evraklar tarafıma iletilmemiştir. Tespit yapılamamıştır, Takdir Mahkemenize aittir. İstanbul 31.İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasında 259.306,75 USD takip başlatılmış olup, buna istinaden yerinde incelemede tarafıma ibraz edilen dosya kapak hesabında 1.967.667,46 TL ilgili dosyaya ödeme yapıldığı, borçluya iade edilecek tutarın 806.498,65 TL olduğu tespit edilmiştir. UYUŞMAZLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ 1) Dava konusu uyuşmazlık, “davacıların davalıya, takip konusu ... nolu, 15.05.2017 tarihli, 1.000.000 TL bedelli çekten dolayı, takip tarihi itibariyle bakiye 232.562,10 USD asıl borçlarının bulunup bulunmadığı” noktasındadır. 2) Dava dosyası içeriğine göre; 2/a- Davalı/İpeks Şirketi, davacı/...G Şirketi ve davacı ... Şirketi'nin de tarafı oldukları 15.01.2014 tarihli Hisse Devri Sözleşmesi akdedilmiştir. Bu sözleşmenin içeriğinde, Hisse Devir Sözleşmesi ile Taşınmaz Satımı Sözleşmesi bulunmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık bakımından önem arz eden Sözleşme, Taşınmaz Satımı Sözleşmesi olup, bu sözleşmenin dava konusu uyuşmazlık bakımından önem arz eden hükümleri şöyledir: -İşbu Sözleşmenin 9 nolu maddesinde özellikleri belirtilmiş olan Taşınmazların, bunların maliki durumunda olan davalı/... Şirketi tarafından davacı/... Şirketi'ne 3.700.000 USD bedel karşılığından satılması hususunda anlaşmaya varılmıştır. İşbu 3.700.000 USD'lik bedelin aşağıdaki çekler ile ödenmesi kararlaştırılmıştır (md.9, md.6/8B): **... Şubesi'ne ait, lehdarı ...Tekstil San. A.Ş. olan 15/04/2015 vade tarihli ... seri numaralı 700.000,00-₺ bedelli, 15/12/2016 vade tarihli ... seri numaralı 1.000.000,00-₺ bedelli, 15/12/2016 vade tarihli ... seri numaralı 1.000.000,00-₺ bedelli, 15/12/2016 vade tarihli ... seri numaralı 1.000.000,00-₺ bedelli çekler** -İşbu Sözleşme gereğince verilecek çeklerin tamamı, devir alanlar ile ... (davacı), ... (davacı), Enerji Şirketi (davadışı) ve ... Şirketi (davacı) tarafından aval veren sıfatıyla imza edilecek olup, söz konusu çeklerin ödenmesinden ilgili şirket ve şahıslar da müştereken ve müteselsilen şahsi malvarlıkları ile sorumlu olacaklardır. Sözleşmede sözü edilen taşınmazın satış ve devrinin yapıldığı anlaşılmakta olup, bu konuda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, yukarıdaki tabloda belirtilen çeklerden, ... seri nolu çek bedelinin tamamının davacılar tarafından davalıya ödenip ödenmediği noktasındadır. İşbu sözleşmenin imzalanmasından sonra, ... seri nolu çekin vadesinin 15.05.2017 olarak değiştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 2/b- Davalı tarafından davacılara gönderilmiş olan 15.06.2017 tarihli ihtarnamede; “... seri nolu çek bedeline (1.000.000 USD) istinaden davacılar tarafından davalıya, 12.05.2017 tarihinde 2.500.000 TL karşılığı 697.136,16 USD (döviz alış kuru: 3,5861) ve 15.05.2017 tarihinde 250.000 TL karşılığı 70.301,74 USD (döviz alış kuru: 3,5561) olmak üzere toplam 767.437,90 USD ödenmiş olduğu, davacıların bakiye 232.562,10 USD borçları kalmış olduğu, bu tutarın 3 gün içinde ödenmesini talep edildiği” hususları bildirilmiştir. Davacılar tarafından davalıya gönderilmiş olan 21.06.2017 tarihli cevabi ihtarnamede; davacıların sözüne ettiği çek bedeline istinaden, davacıların belirttiği ödemelerin yanı sıra, 20.12.2016 tarihinde, ... Bankası ... İplik (davalı) hesabına, ... nolu çek bedeli açıklaması ile 500.000 TL ödeme daha yapılmış olduğu, bu ödeme göz önünde bulundurulduğunda, ihtarnamede sözü edilen borcun sona ermiş olduğu, taraflar arasında yapılan sözlü ve yazılı mutabakatlara (anlaşmalara) göre, en son yapılan 15.05.2017 tarihli 250.000 TL'lik ödeme sonrasında, söz konusu çekten dolayı davacıların davalıya kalmadığı” hususları bildirilmiştir. 3) Görüldüğü üzere davacılar, “taraflar arasında yapılmış olan anlaşmaya göre, en son yapılan 15.05.2017 tarihli 250.000 TL'lik ödeme sonrasında, söz konusu çekten dolayı davacıların davalıya borçlarının kalmadığını” iddia etmişlerdir. Yani tarafların bu hususta anlaştıklarını iddia etmişlerdir. Nitekim davacılar dava dilekçelerinde de; tarafların çekte ödeme için emsal alınacak kuru belirlerken 1 USD - 3,25 TL kurunu esas aldıklarını ve takibe konu çekle ilgili olarak öncesinde davalı şirketin yetkilisi/sorumlusu ... adlı kişi ile ... nolu telefon üzerinden görüşmeler gerçekleştiğini ve davalı tarafından bu çeke ilişkin 3.250.000 TL ödeme yapılmasının istendiğini, ekte sunulan Whatsap kayıtlarıyla da görüleceği üzere talep edilen 3.250.000 TL baz alınarak çek vadesinden önce ödenmekle çekle ilgili herhangi bir borç kalmadığını” iddia etmişlerdir. Ne var ki davacılar, yukarıda sözü edilen hususlarda (yani 250.000 TL'lik ödeme ile 1.000.000 USD'lik çek bedeli borcunun tamamının sona ereceği hususunda) tarafların anlaşmaya vardıklarını yazılı delil (yazılı ir anlaşma metni) ile ispat etmekle yükümlüdür. Davacılar ise bu hususu ispat için, dava dilekçeleri ekinde, bir Whatsap yazışması örneği (fotokopisi) sunmuşlardır. Ancak bu yazışma örneği incelendiğinde, bu yazışmanın davalı şirket yetkilisi veya çalışanı tarafından davacılardan herhangi birine veya davacılardan herhangi birinin yetkilisine ya da çalışanına yapılmış olduğu anlaşılamadığı gibi, bu yazışmanın gerçekten yapıldığı hususu da anlaşılamamıştır. Bu nedenle, bu yazışmadan hareketle, davalı ile davacılar arasında, davacıların iddia ettiği gibi bir anlaşmanın yapıldığı yönünde bir kanaate ulaşılamamıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davalı ise, “işbu 500.000 TI'lik ödemenin takip konusu ... nolu çek bedeline istinaden yapılmadığını” iddia etmiştir. Davalının bu iddiası da yerinde görülmemiştir. Zira ihtilaf konusu) 20.12.2016 tarihli 500.000 TL'lik ödemeye ilişkin Banka Dekontu'nda, “...” açıklaması bulunmaktadır. Ayrıca bu ödeme, ... tarihli çekin, değiştirilmeden önceki vadesinde (20.12.2016 tarihinde) yapılmış bir ödemedir. Öte yandan, alacaklıya kaşı birden fazla para borcu bulunan borçlu, hangi borcu ödemek istediğini bildirmiş ise, yapılan ödemenin o borca ait olduğu kabul edilir. Zira TBK.md101/f.1'e göre, Birden çok borcu hulunan borçlu, ödeme gönünde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Eğer alacaklı, bu bildirime (açıklamaya) bir itirazda bulunmadan ödemeyi kabul etmişse, artık bu ödeme, borçlunun bildirmiş olduğu borç için yapılmış sayılır. Nitekim dava konusu olayda da, davalının, söz konusu 500.000 TL'lik ödemenin ... nolu çek bedeli borcuna istinaden yapılmış olduğu yönündeki bildirime (açıklamaya) itiraz etmemiş olduğu anlaşıldığından (ki bu hususa itiraz ettiğini ispata ilişkin bir delil sunmamıştır), kanaatimizce işbu 500.000 TL'lik ödeme ... nolu çek bedeline istinaden yapılmış sayılmalıdır. Ancak davacılar da, “1.000.000 USD'lik çek bedeli borcunun 1 USD - 3,25 TL kuru esas alınmak suretiyle 3.250.000 TL olarak sabitlenmesi hususunda davalı ile anlaşmaya varıldığını” ispat edememiş olduğundan, kanaatimizce işbu 500.000 TL'lik ödeme, davalının cevap dilekçesinde iddia ettiği gibi ödeme tarihindeki (20.12.2016) kur (3,5116) esas alınmak suretiyle 142.385,24 USD karşılığı olarak yapılmış sayılmalıdır. Dolayısıyla da kanaatimizce, davacıların davalıya, takip konusu 1.000.000 TL bedelli çekten dolayı, bakiye (232.562,10 USD - 142.385,24 USD -) 90.176,86 USD asıl borçları kaldığı kabul edilmelidir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle; İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ve takiben konu çek yönünden davacıların davalıya, takip tarihi itibariyle bakiye 90.176,86 USD asıl borcu bulunduğu..." yönünde görüş bildirilmiş olup, bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu 500.000,00-₺'lik ödemeye ilişkin davacı tarafça dosyaya sunulan banka dekontunda yer alan "Gayrimenkul alış bedeline istinaden ..." açıklaması değerlendirilmek sureti ile kanaat oluşturulduğu anlaşılmıştır. Davacı, ... numaralı çeke istinaden 20/12/2016 tarihinde davalıya 500.000,00-₺ para havalesi yaptığını, havale işleminin açıklama kısmına "Gayrimenkul alış bedeline istinaden ..." açıklamasının yazıldığını öne sürmüş ve dosyaya sunmuş olduğu, dekontta belirtilen açıklamanın yer aldığı görülmüştür. Davalı, davacı ile karşılıklı ihtarlaşmasına kadar bu bilgiden habersiz olduğunu, kendisinin banka kaydından alınan dekontun açıklama kısmında herhangi bir çek numarasının yazılmadığını savunmuş olup, dosyaya sunmuş olduğu dekontun açıklama kısmında ise "Gayrimenkul alış bedeline istina..." yazılı olduğu, çek numarasının ise yazılı olmadığı görülmüştür. İddia ve savunmada geçen dekontlara konu havale işlemine ilişkin olarak gönderenin ve alıcı dekontlarının bankanın sisteminden alınarak mahkememize gönderilmesi, gönderilen dekontta yer alan "Gayrimenkul alış bedeline istinaden ...." açıklamanın davalı şirketin banka kaydında görülüp görülmediğinin, alıcı olan davalı şirketin işlem dekontunda bu açıklama görülemeyecek ise sebebinin araştırılarak mahkememize bu konuda bilgi verilmesi hususunda ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, cevabi yazıda "...Davaya konu havale işlemine ilişkin olarak havale göndericisi ... ANONİM ŞİRKETİ'nin havale dekontuna bankamız sisteminden ulaşılmış olup bankamız sisteminden alınmış onaylı dekont mektubumuz ekinde tarafınıza gönderilmiştir. Havale alıcısı ...TEKSTİL SAN.A.Ş. firmasının tarafınıza sunduğu dekont ise bilgi fişi mahiyetinde olup firma tarafından dijital bankacılık kanallarından müşterilerimize özel temin edildiği için tarafımızca temin edilememektedir. Havale göndericisi dekontu ve havale alıcısı bilgi fişi açıklamalarındaki farklılık ise sistemsel olarak havale dekontunda havaleye ilişkin tüm bilgilerin yer alması ancak dijital bankacılık kanallarından alınan bilgi fişinde ise sadece havale göndericisinin ismi/unvanı ve havaleye ilişkin referans numarasına yer verilmesinden kaynaklanmaktadır..." şeklinde açıklama yapılmış olduğu görülmüştür. Mahkememizce davalı şirketin ... Bankası İnternet Bankacılığı kayıtlarında yer alan 20/12/2016 tarihli 500.000,00-₺ tutarlı, ... sıra numaralı ... fiş sıra numaralı işleme ait dekontun mevcut halinin tespitine ilişkin davalı şirketin ... Bankası İnternet Bankacılığı kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. 12/03/2021 tarihli teknik bilirkişi raporunda davalı şirket vekilinin katılımı ile ... Bankası İnternet Bankacılığı'na şifre ile girilerek ...Tekstil-...-... Ticari-İstanbul IBAN: TR ... no'lu hesaba 20.12.2016 tarihinde gelen ... Sıra No'lu ... Fiş Sıra No'lu işleme ait dekontun görüldüğü, anılan dekontun bir örneğinin rapor ekinde sunulduğu belirtilmiş olup, rapor ekindeki dekontta açıklama kısmında "GAYRİMENKUL ALIŞ BEDELİNE ... " yazılı olduğu görülmüştür. TBK md. 101/1'de "...Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir..." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca alacaklıya karşı birden fazla para borcu bulunan borçlu hangi borcu ödemek istediğini bildirmiş ise yapılan ödemenin o borca ait olduğu kabul edilir. Alacaklı bu bildirime bir itirazda bulunmadan ödemeyi kabul etmiş ise bu ödeme borçlunun bildirmiş olduğu borç için yapılmış sayılır. Diğer yandan ispat kuralına ilişkin MK md. 6 hükmüne göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK md. 190/1 hükmüne göre "İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." bir vakıada kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Somut olayda da uyuşmazlığa konu 20/12/2016 tarihli 500.000,00-₺'lik para havalesine ilişkin olarak davacı tarafça delil olarak dosyaya sunulan dekontta "Gayrimenkul alış bedeline istinaden ..." yazılı ise de yukarıda yazılı teknik bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalı tarafın banka kayıtlarında söz konusu işleme ait dekontta "GAYRİMENKUL ALIŞ BEDELİNE ..." yazılı olduğu anlaşılmakla davacının iddiasının haklı görülebilmesi için anılan ispat kuralları uyarınca para havalesinin ... nolu çeke istinaden yapıldığının ve ayrıca takibe konu 1.000.000,00-$'lık çek bedeli borcunun 1,00-$=3,25-₺ kuru esas alınmak sureti ile 3.250.000,00-₺ olarak sabitlenmesi hususunda davalı taraf ile anlaşmaya varıldığı hususunun davacı tarafça geçerli deliller ile ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafça delil olarak dosyaya bir kısım whatsapp yazışma örneği fotokopileri sunulmuş ise de bilirkişi heyeti raporunda da yazılı olduğu üzere bu yazışmaların davalı şirket yetkili veya çalışanı tarafından davacılardan herhangi birine veya davacılardan herhangi birinin yetkilisine ya da çalışanına yapılmış olduğu anlaşılamadığı gibi bu yazışmaların gerçekten yapıldığı hususu da anlaşılamadığından whatsapp yazışmaları ispat için yeterli kabul edilmemiştir. Davacı taraf delilleri arasında yemin deliline dayandığından iddialarının ispatı yönünde davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış olup, davacı taraf davalı tarafa yemin teklifinde bulunmuştur. Yemin teklifi davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edilerek edâ edilmiştir. Davalı şirket yetkilisi ... yeminli beyanında "Ben davalı şirket yetkilisiyim. Davaya konu ... seri numaralı çek ile ilgili olarak döviz kurunun 3,25-₺ olacağına dair davacılar ile sözlü ya da yazılı anlaşma yapmadım. Bana sorulan ...'nu tanımıyorum. Şirketlerimizin 1000 çalışanı vardır, çalışanların hepsini tanımam imkansızdır. Ben bu nedenle bana sorulan ...'nun şirket çalışanı olup olmadığını bilmiyorum. Bana sorulan "..." numaralı telefonun kime ait olup olmadığını bilmiyorum, bu numaranın şirketle ilgisi olup olmadığını da bilmiyorum. Davacıların icra takibine konu çek nedeni ile bakiye olarak görünen bedeli icra takibinden önce şirkete ödeyip ödemediklerini hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. İspat yükü kendisinde olan davacı taraf davasını ispatlayamadığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yemin teklifinin kısmi olarak ispata muhtaç olan döviz kuru sözleşmesine dair sunulmuş olduğundan banka dekontu ve ihtarname içeriği ile kabul edilen çek bilgisi girilerek yapılan ödeme nazara alınmaksızın hatalı hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarında taraflar arası sözleşmeden kaynaklanan borcun çeklerle ödenip ödenmediği ve borcun bulunup bulunmadığı araştırıldığını, huzurdaki davanın icra takibinden sonra açılan İİK m. 72 kapsamında menfi tespit davası olup takibe konu çekin açıklamalı şekilde ödendiğinin hem banka kaydıyla hem de karşı tarafın ikrar mahiyetindeki beyanıyla sabit olduğunu, alacaklı davalının 15/06/2017 tarihli ihtarnamesinde takibe konu çeke ilişkin 12.05.2017 tarihihinde 2.500.000 TL, 15.05.2017 tarihihinde 250.000 TL ödendiğininin, bunun ödeme tarihindeki kur karşılığının 767.437,90 USD olduğununun beyan ve ikrarla bakiye 232.562 USD alacağın ödenmesinin talep edildiğini, davacılarca verilen 30/06/2017 tarihli ihtarname ikrar edilen bedelin yanı sıra takibe konu çekin seri numarası belirtilmek suretiyle 20-12-2016 tarihinde 500.000 TL ödemenin daha yapıldığı ve bu ödemenin gözden kaçırıldığının bildirildiğini, ihtarname ekinde dekont sureti de alacaklı davalıya gönderildiğini, bu haliyle icra takibinden önce çek numarası ile ödeme yapıldığının davalıya bildirildiğinin tartışmasız olduğunu, davalının mahkemeye sunduğu cevapta dekontta ödemenin açıklamasının görülmediğini belirttiğini, oysa kendisine gönderilen ihtarnamede ve dekontta bu durum açıkça belirli ve çek numarasının da bu takibe konu çek olduğu tartışmaya mahal vermeyecek şekilde belirli olduğunu, takibe konu çekle ilgili ödeme yapılmış olduğu hem banka kaydı hem de bilirkişi kurulunca sunulan rapor içeriği ile ispatlandığını, davalının kendi kaydında --mobil bankacılık üzerinden dekonta erişim sağlayarak bilirkişi incelemesi sırasında kayıtlarda ödemenin açıklamasının görülmediği iddiası kabul edilebilir bir durum olmadığı gibi zaten icra takibinden önce ödeme bilgisi ihtarname ile de bildirildiğini, 02/09/2020 tarihinde tebliğ edilen bilirkişi kurulu raporu ile borcun bir kısmının takipten önce kısmen ödenmiş olduğunun ispatlandığını, yemin teklifinin de kısmi olarak sunulmuş olduğunu, bahse konu ödeme için borcun olmadığı hususun ispatlandığını, davalıya yemin teklifi 15/01/200 tarihli ... iş emri numarası ile verilen bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde açıkça belirtmiş oldukları üzere -- bilirkişinin ispat edilemediğini düşündüğü 90.176,86 USD'lik kısım yönünden -- kısmi olarak yapıldığını, keza yine 15/10/2020 tarihli duruşma da belirttikleri hususlara binaen yemin teklifinin sunulduğunun açıkça izah edildiğini, ödeme yapılırken açıkça çek numarası belirtilmiş olduğundan bu TBK m.102'nin dikkate alınamayacağını, dosyada bulunan bilirkişi raporunda davalıya takibe konu çek bedeli için ödeme yapılmış olduğu ve takip tarihi itibariyle takibe konu 232.562,10 USD üzerinden değil 90.176,86 USD üzerinden takip yapılabileceğinin ortaya konulduğunu, müvekkilinin banka kaydında ödeme için çek bilgisi girilmiş olması ve ihtarname ile davalıya bildirilmiş olmasına rağmen davalının banka kaydında bu açıklamanın olmayışı borcun ödendiğinin ispatını ortadan kaldırmayacağını, kaldı ki tekrar belirtmek gerekir ki ihtarname ile ayrıca bu ödeme bildiriminin davalıya yapıldığını, yeminin usule uygun yapılmadığını, önceden davalıya tebliğ edilen hususlarla ilgili bilmiyorum veya hatırlamıyorum şeklinde net cevaplar verilmeden yerine getirilen yeminin usule aykırı olduğunu, davalı şirket yetkilisine yemin metni önceden bildirilmesine rağmen, mahkeme huzurunda SGK kaydı ve çalışan telefon bilgisi konusunda hatırlamıyorum ve bilmiyorum şeklinde kesin ve net bilgi içermeyecek şekilde bir gerçeği söylemekten ziyade saklama çabası içerisinde olduğunun, yemin metnindeki soruların cevabının duruşmada sadece vekil tarafından net şekilde verildiğini, kaldı ki yetkilinin 1000 tane çalışan beyanının duruşmada vekil tarafından düzeltilmiş olduğu hususundaki kötüniyet olgusunu da yüksek mahkemenin takdirine bıraktıklarını, borç sona ermesine rağmen haksız ve kötüniyetli şekilde müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, döviz kuruna dair anlaşma hususu ispat edilememiş olsa da bu defa kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalıya açıklamalı olarak ödenen bedel yönünden davanın kısmen kabulü gerekirken tümden reddi yönündeki kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekili; dava konusu ... şubesine ait 15/12/2016 vade tarihli iken vade tarihi 15/05/2017 olarak düzeltilen, 1.000.000 USD bedelli çekin taraflarca anlaşma sağlanarak vadesinden önce ödendiğini, 26.12.2016 tarihli dekonttan da anlaşılacağı üzere davacıların bu çeke istinaden 500.000 TL ödeme yaptığını, ayrıca 12.05.2017 tarihinde 2.5000.000 TL, 15.05.2017 tarihinde ise 250.000 TL ödendiğini, çek bedelinin davalı ile varılan anlaşma sebebiyle emsal kur 1 USD=3,25 TL kabul edilerek ödeme yapıldığını, ancak davacının 26.12.2016 tarihli ödemeyi dikkate almadan icra takibi başlattığını, davacıların takip sebebiyle borcu bulunmadığını ileri sürerek, icra takibi sebebiyle davacıların borçlu olmadığının tespitini istemiş, replik dilekçesinde ise icra dosyasına ödeme yapıldığından istirdat isteminde bulunmuştur. Davalı vekili ise; davalın davacılara taşınmaz satışı yaptığını, devrin gerçeklştiğini, 15.01.2014 tarihli sözleşme uyarınca davacıların ödeme için 15.04.2015 tarihli, ... sayılı, 700.000,00 USD bedelli, 15.12.2016 tarihli, ... sayılı, 1.090.000,00 USD bedelli, 15.12.2016 tarihli, ... sayılı 1.000.000,00 USD bedelli, 15.12.2016 (düzeltme ile15.05.2017) tarihli, ... sayılı ve 1.000,000,00 USD miktarlı çekler verdiğini, davacı yanca 26.12.2016 tarihli ve 500.000 TL'lik ödeme dekontunda dava konusu çek ilişkin olduğunun belirtilmediğini, kaldı ki vadesi gelen önceki çekler olduğunu, TBK 102.maddesi gereği ödemenin dava konusu çeke ilişkin kabul edilemeyeceğini, davacılarca kur sabitlenmesine ilişkin anlaşmanın bulunmadığını, ödeme günündeki MB döviz alış kurunun esas alınacağının kararlaştırıldığını savunmuştur. Uyuşmazlık, davacı tarafça yapılan 26.12.2016 tarihli ve 500.000 TL bedelli ödemenin davacılarca davalıya verilen 15.12.2016 vade tarihli iken vade tarihi 15.05.2017 olarak düzeltilen, 1.000.000 USD bedelli çeke istinaden yapılıp yapılmadığı, tarafların anlaşma ile ödeme kurunu sabitleyip sabitlemediğ bunun sonucuna göre davacıların borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davalı yanca sunulan ve taraflarca imzalanan 15.01.2014 tarihli sözleşme ile davalıya ait iki taşınmazın davacı ... ... AŞ şirketine satılıp devredildiği, bunun karşılığında 15.04.2015 tarihli, ... sayılı, 700.000,00 USD bedelli, 15.12.2016 tarihli, ... sayılı, 1.090.000,00 USD bedelli, 15.12.2016 tarihli, ... sayılı 1.000.000,00 USD bedelli, 15.12.2016 (düzeltme ile15.05.2017) tarihli, ... sayılı ve 1.000,000,00 USD miktarlı çeklerin verildiği anlaşılmakta olup davacılarca bu sözleşmeye bir itirazda bulunulmamıştır. Söz konusu çeklerde davacı ... ... AŞ keşideci, diğer davacılar ise aval veren konumundadır. Bu çeklerden dava konusu olan 15.12.2016 tarihli iken düzeltme ile 15.05.2017 tarihli olan ... sayılı ve 1.000,000,00 USD miktar çektir. Çekin tarihinin 15.05.2017 olarak düzeltildiği hususu davacıların da kabulündedir. Davacılar, 26.12.2016 tarihli ve 500.000 TL bedelli ödemenin 15.12.2016 vade tarihli iken vade tarihi 15/05/2017 olarak düzeltilen, 1.000.000 USD bedelli çeke istinaden yapıldığını ve dekontta bu açıklamanın yer aldığını ileri sürmektedir... sayılı TBK. 101. maddesine göre; birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. Aynı yasanın 102. Maddesine göre de; kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.Somut olayda, mahkemece ödemenin gönderildiği Bankanın sisteminde bilirkişi aracılığı ile yapılan incelemede bilirkişinin tespit ettiği dekont dosyaya sunulmuş olup bu dekontta ''gayrımenkul alış bedeline istina ...'' ibaresinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Ancak dekontta davacının iddia ettiği gibi dava konusu çeke ilişkin ödeme yapıldığına dair bir açıklamaya rastlanmamıştır. Buna göre davacılar 26.12.2016 tarihli ödemenin, 15.05.2017 tarihli çekten önceki tarihli çekler bulunmaktayken bu ödemeyi 15.05.2017 ödeme tarihli çek için yaptığı bir ödeme olduğunu ispatlayamamıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Kaldı ki davacılar, davalıya başkaca herhangi bir borçları olmadığını da iddia etmemişlerdir. Davacılar vekili, taraflar arasında 1 USD=3,25 TL olmak üzere kurun sabitlendiği ve bu şekilde ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını ileri sürmüş, davacılarca bu konuda davalıya yemin teklif edilmiştir. Bunun üzerine üzerine davalı şirket yetkilisince 30.09.2021 tarihli duruşmada yemin edilmiştir. Yemin beyanında '' Davaya konu ... seri numaralı çek ile ilgili olarak döviz kurunun 3,25 TL olacağına dair davacılar ile sözlü ya da yazılı anlaşma yapmadım... '' şeklinde beyanda bulunulduğu, yeminin usulüne uygun yapıldığı ve davacıların kurun sabitlendiği yönündeki iddiaların ispatlanamadığı görülmüştür. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.