T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/235
KARAR NO : 2025/1550
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 15.12.2020
NUMARASI : 2017/180 Esas - 2020/868 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Nakliyat Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe nakliyat sigorta poliçesi ile taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına alının tekne emtiasının Türkiye'den Almanya'ya taşınması sırasında hasara uğradığını, müvekkilinin eksper incelemesi sonucu 12.691 Euro hasar bedelini 05.05.2016 tarihinde ödeyerek sigortalının haklarına halef olduğunu, davalının akdi taşıyıcı olarak zarardan fiili taşıyıcı ile birlikte sorumlu olmasına rağmen asar bedelini ödemediğini, alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın haksız olduğunu, oysa davalının sigortalı teknenin Düsseldorf şehrinde 21.01.2016 - 02.02.2016 tarihleri arasında düzenlenen fuarda sergilenmesi için taşıdığını, taşıma sırasında oluşan hasardan akdi taşıyıcı ve fiili taşıyıcının birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin dava konusu taşımada freight forwarder/ taşıma işleri komisyoncusu olması nedeniyle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirket ile sigortalı ... Şirketi aralarında komisyonculuk sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşme kapsamında taşıma işleri komisyoncusu olarak alt taşıyıcı ... ... Nak. Tur. Tic. Ltd. Şti. ile taşıma sözleşmesi imzalandığı ve taşımanın bu alt taşıma sözleşmesi kapsamında yapılması nedeniyle oluşan hasardan fiili taşıyıcının sorumlu olduğunu, ekspertiz raporunda da alt taşımacının hasara ilişkin tüm sorumluluğu kabul ettiğinin belirtildiğini, davanın alt taşıyıcıya ihbarı gerektiğini, müvekkilinin taşıma işleri komisyoncusu olarak TTK'nın 917. madesine göre zarardan sorumlu olmadığını, oluşan hasarın tamamından alt taşıyıcının sorumlu olduğunu, hasar halinde rücu edileceğinden dava dışı fiili taşıyıcıya 19.01.2016 tarihli ihtarın gönderildiğini, bir çok Yargıtay kararında fiili taşıyıcının taşıma sırasında meydana gelen hasardan tam olarak sorumlu olduğunun kabul edildiğini, müvekkilinin taşıyıcı sıfatına haiz olmadığını, iddia edilen zararla müvekkilinin eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın husumet ve esastan reddine karar verilmesi istemiştir..
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile taraf iddia ve savunmaları bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu taşımanın Türkiye Almanya arası karayolu taşıması olduğu ve uyuşmazlığın çözümünde CMR hükümlerinin uygulanmasının esas olduğu, davalının dava dışı davacının sigortalısı ile anlaşarak karayolu nakliyesini 11.000,-Euro taşıma ücreti karşılığında üstlendiği, davalının akdi taşıcı konumunda olmakla birlikte fiili taşımanın davalı tarafından değil alt taşıyıcı ... ... Ltd.Şti tarafından yapıldığı, davalının itirazlarının aksine CMR Konvansiyonu'nun 34. ve devamı maddelere göz önünde bulundurulduğunda, taşıyıcılar arasında müteselsil sorumluluk bulunduğu ve fiili taşıyıcıya yüklenecek olan bir kusur varsa davalının da aynı oranda sorumlu olacağı, dolayısıyla davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, dosya kapsamı itibariyle davacının sigortalısı ile arasındaki poliçeye dayalı olarak ekspertiz raporu ile 12.691.00 Euro hasar tespiti sonrası, sigortalısı ile arasında Temlik Niteliğinde İbraname dayanak davacı sigortacı tarafından 05.05.2016 tarihli havale talimatı ile dava dışı sigortalıya ödendiği görülmekle davacının aktif dava ehliyetine haiz olduğu, mahkememizce son alınan 18/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda hasarın miktarına ilişkin yapılan tespit ve hesaplamaların denetime elverişli ve yerinde olduğu, kusur oranlarının tayini bakımından ise kural olarak yükleme ve istiflemenin kimin borcu olduğu CMR' de belirtilmemiş ise de , bazı istisnai Parsiyel yükler hariç, Yükleme, İstifleme, Boşaltma Gönderene ( Gönderilene ) ait bir borç olduğu ve kural olarak taşıyıcının, sorumluluğunun olmadığı ancak somut olayda olduğu gibi salt yükleme ve istiflemenin aracın manevra kabiliyetine etkisi ile güvenli seyrini bozup bozmayacağını ve hata açıksa hata hakkında müspet vukufu da varsa, göndereni haberdar etme dürüstlük kurulanı gözetmesinin taşıyıcıdan beklenilen mesleki ve genel sorumluluğunun da bir gereği olacağı, nitekim bu hususta bir çok yargıtay kararının bulunduğu, davacının iddiası ve itirazı gibi taşıcı ve gönderenin kusurunun eşit oranda olmadığı, gerek hasarın meydana geliş şekli gerek yüklemeden sorumlu gönderen dava dışı sigortalının yükleme güvenlik sertifikasının yokluğu nazara alındığında farlı bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda davacının sigortalısına atfedilen % 60 kusur oranın yerinde olduğu, aynı şekilde her ne kadar davalı tarafça % 40 kusur oranının fazla olduğu emsal kararlarda % 20-25 arası kusur oranı belirlendiği yönde itirazda bulunulmuş ve yerleşik uygulamalarda taşıyıcının yüke nezaret borcu % 25 olarak genel anlamda belirlenmekte ise de bilirkişilerin raporlarında da tespit ettiği üzere somut davada taşıyıcının teknenin yeterli bağlanmadığını bile bile yolculuğa başladığı dosya kapsamı ile toplanan deliller itibariyle açık olup, araca yüklemede olası hasarın öngörülmüş olmasından ve ihtirazı kayıt bulunmamasından, yine taşınan emtianın özellik arz ettiği göz önünde bulundurulduğunda bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere gövde altında kullanılan 2 beşiğin tekneye tam uyumlu olmadığı, teknenin baş ve arka kısımlarında beşik bulunmadığı gibi bağlama halatlarının da yaklaşık 12 tonluk tekne için yetersiz olduğu, aracın fren yapmasına ya da eğimli yollardaki mutat salınımlarına mukavemet gösteremeyeceği ve dosya kapsamındaki fotoğraflardan taşıyıcının yüklemeye nezaret borcu esnasında herhangi bir araştırma yapmadan tüm bu hususları kendi bilgisiyle fark edebileceği kadar belirgin olduğundan davalının fiili taşıyıcı ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumluğunun bulunduğu ve yüke nezaret borcu eksikliğinin açıklanan nedenler ile ağırlaştırılmış hali gereği hasarın meydana gelmesinden % 40 oranında izafe edilen kusur oranı yerinde olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiş, davacının düzenlediği poliçeyle, kendi sigortalısına yani dava dışı ... San. ve Tic. AŞ.'ne karşı üzerine aldığı mesuliyet ile davalının belli bir ücret karşılığında davacının dava dışı sigortalısına karşı uluslararası karayolu taşıma işi nedeniyle üstlendiği sorumluluk birbirinden farklı düzenlemelere tabi olduğundan dava konusu olayda davalının üstlendiği taşıma işinin tabi olduğu kurallara göre tazminat bağlamında üzerine aldığı mesuliyet incelenerek düzenlenen 18/06/2020 tarihli rapor hesaplama tekniği yönünden hükme ve denetime elverişle görülmekle, davacının davalıdan CMR md.23 ve 25 de yer alan düzenlemeler ve dava dosyasına intikal eden denetime elverişli veriler gözetilmek suretiyle hesaplanan 7.750,-Euro nun %40'ına tekabül eden 3.100,-Euro ve hesaplanan brüt 12.706 kiloluk teknenin, 11.000,-Euro üzerinden düzenlediği faturalı navlun bedelinin nakliye sürecinde hasar gören 340 kiloluk motoruna isabet eden kısmı için; kıyasen [11.000/12.760 x 340 kg-]) 295 Euro kısmi navlun ilave edilmek suretiyle toplam 3.395 alacağının bulunduğu, davalının fiili taşıyıcı dava dışı şirket ile birlikte bu miktardan müşterek ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu, miktarın taşıyıcının CMR Md.23/3'de öngörülen mesuliyet limitini aşmadığı, her ne kadar davacı tarafından işlemiş faiz talep edilmiş ise de CMR 27/1 maddesi göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafça davalıya yazılı bir ödeme isteğinin tebliğine ilişkin belgenin dosya kapsamında bulunmadığı ve davacı tarafından da 26/06/2019 tarihli dilekçesi ile faizin takip tarihinden itibaren başlatılmasının kabul edildiği, tebliğe ilişkin şerhe ulaşılamadığı yönünde beyanı karşısında işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı ve reddi gerektiği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 3.395 Euro asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince kadar yürütülecek faizi ile ve CMR’nin 27. maddesi uyarınca uygulanması gereken %5 faiz oranını geçmemek üzere devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin taşıma aracı bulunmadığını, uluslararası taşıma işlerinde müşterilere aracılık yaptığını, fiili taşıyıcının ... Şirketi olduğunu, müvekkilinin fiili taşıma yapmaması nedeniyle oluşan hasar ile müvekkilinin fiilleri arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin esasen taşıma işlerini yapan komisyoncu olmadığını, müvekkilinin freight forwarder olduğunu ve asıl işinin, yüke taşıyıcı, taşıyıcıya yük bulmak olduğunu, 29/04/2016 tarihli ekspertiz raporundan görüleceği üzere fiili taşıyan ... firma yetkilisinin hasara ilişkin tüm sorumluluğu kabul ettiğini, bu beyanın ikrar niteliğinde olduğunu, taşıma işleri komisyoncusunun tek yükümlülüğü, fiili taşıyıcıyı seçerken özenli ve tedbirli davranmak olduğunu, müvekkilinin de yasadan kaynaklanan bu yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle kusuru bulunmadığını, Davacının sigortalıya lütuf ödemesi yapması nedeniyle ödemenin poliçe teminatı dışında olduğunu, yersiz ödeme yapan davacının halefiyet hakkı kazanmadığını, alacağın temlikine ilişkin bir belge sunulmadığınından akdi halefiyete de hak kazanılmadığını ve davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını,Meydana gelen hasarın tamamen sigortalı Sirena’nın kusurundan kaynaklandığını, teknenin üzerine oturduğu beşiğin sigortalı tarafından seçilerek temin edildiğini, büyük teknelerde kullanılması gereken beşiğin taşınan tekneye uygun olmadığını, spanzetler ile tekneyi dorseye bağlama işleminin de sigortalı tarafından yapıldığını ve fiili taşıyanın bağlama halatlarının da yetersiz olduğu, daha çok spanzet kullanılması gerektiği yönündeki taleplerinin sigortalı tarafından yerine getirilmediğini, bilirkişi raporunda da hasarın, sigortalının tekneyi tıra uygun şekilde yüklememesinden meydana geldiğinin ve taşımacının sorumlu olmadığının belirlendiğini, hasarın gönderenin talimatından kaynaklanması ve ambalaj ile istif yetersizliğinden ileri gelmesi halinde CMR'nin 17/1-b,c maddeleri uyarınca taşımacının sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin taşımacı olmamasına rağmen emtianın tıra yüklenmesine nezaret görevinin yerine getirilmemesi nedeniyle müterafik kusurlu olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, taşıma komisyoncunun görevinin taşımayı yapacak kişinin bulunması ve taşıma sözleşmesinin yapılması ile son bulacağını, komisyoncunun yüke nezaret görevi bulunmadığını, CMR Konvansiyonu'nun 10. maddesi uyarınca, ihtirazi kayıtın şekil şartına bağlanmadığını ve kaydın bırakıldığının her türlü yolla ispat edilebileceğini, yazılı bildirim veya taşıma senedine şerh düşülmesi gerekmediğini, müvekkilinin sorumlu olmamakla birlikte atfidilen kusur oranının da fahiş olduğunu, yazılı uyarın gerekmesi halinde de bulunun fiili taşıyan tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, birçok Yargıtay kararında taşımacının nezaret borcunun bulunması nedeniyle daha düşük oranda kusur belirlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, bir çok olayda benzer taşımacılara %25 oranında kusur izafe edilmişken bu davada daha yüksek kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmasına karşın bu delilin hatırlatılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının hasarsız şekilde teslim aldığı emtiayı hasarsız şekilde teslim borcunu yerine getirmemesi nedeniyle oluşan tüm zarardan CMR'nin 17.maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, davalının basiretli bir tacir gibi davranmayarak ihmali ve icrai davranışı ile zarara sebep olduğunu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere emtianın hatalı yüklendiği ya da usulüne uygun olarak sabitlenmediği yönünde davalı taşıyıcı tarafından göndericiye ibraz edilmiş bir çekince ya da ihtirazi kayıt bulunmadığını, aracın istiflenmesi halindeki vaziyetinin her türlü hasara davetiye çıkarır nitelikte olduğunu, davalının gerekli önlemlerin alınması yönünde herhangi bir hatırlatma veya eyleminin bulunmaması nedeniyle hasar oluştuğunu, davalının tam kusurlu olduğunu, müterafik kusur kabul edilse dahi kusur oranının en az %50 oranında olması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇEDava, nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalı akdî taşıyandan rücuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı ... Ticaret AŞ'ye ait Türkiye'den Almanya'ya fuardan sergilenecek olan yelkenli tipi deniz aracının karayolu ile taşınması 05.01.2016 tarihli nakliyat sigorta poliçesi ile taşıma rizikolarına karşı sigorta altına alınmıştır. Emtianın ... plakalı araç ile ... no'lu araçlarla taşınacağı sözleşmede belirlenmiştir. Hasarın oluşmasından sonra ekspertiz raporu alınmış ve oluşan 12.691,00 Euro hasar sigortalıya ödenerek ibraname alınmıştır. İbranamenin alınması ile TTK'nın 1472.maddesine göre sigortacı, sigortalının haklarına halef olduğundan aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Halefiyetin yasadan kaynaklanması karşısında ayrıca alacağın temlikine ilişkin bir sözleşmenin varlığına gerek bulunmamaktadır. Düzenlenen ekspertiz raporunda sigortalıya ait teknenin Almanya'da düzenlenecek fuarda sergilenmek üzere freight forwarder olarak atanan davalı tarafından fiili taşımacı görevlendirdiği, fiili taşımacının talimatları doğrultusunda teknenin araca yüklendiği, varma yerinde yapılan kontrolde hasarın tespit edildiği, aracın yoldaki ani fren ve manevrası nedeniyle teknenin bağlandığı dört adet kayışın gevşemesi ile teknenin kaymasından oluştuğu belirlenmiştir. Davalı, taşıma ilişkisinde taşımacı olarak yer almadığını, taşıma işleri komisyoncusu olarak edimini yerine getirdiğini ileri sürmüştür. Ancak dosya içerisinde bulunan ve davalı tarafından düzenlenen navlun faturasının, 11.000,00 Euro Orhangazi - Dusseldof karayolu nakliye navlunu olarak düzenlendiği görülmektedir. Ayrıca ibraz edilen taşıma sözleşmesinin de davalı ile sigortalı arasında imzalandığı görülmektedir. Taşımaya ilişkin navlun faturasını düzenleyen davalı akdi taşımacı olup, bu taşıma sözleşmesinde komisyoncu olarak yer almamıştır. Navlun faturası düzenleyen akdi taşımacının taşıma ediminin bizzat yerine getirmeyerek alt veya fiili taşımacı kullanması durumunda, akdi ve fiili taşımacı birlikte oluşan zarardan sorumludur. Bu durumda tazminat alacaklısının zarar sorumlularından birinden talepte bulunması mümkün olduğundan davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu ve davalının bu taşımada aktif taşıyıcı sıfatıyla sorumlu olduğunun kabulü gerekmiştir. Davalı akdi taşımacının, yükün taşınması için kullandığı fiili taşımacının zararı ve kusuru kabul etmiş olmasının, akdi taşıyıcıyı sorumluluktan kurtarıcı bir yönü bulunmamaktadır. Aksine akdi ve fili taşıyıcı, taşıtana karış oluşan zarardan müteselsilen sorumludurlar. Taşımanın Türkiye'den Almanya'ya yapılması nedeniyle, teslim edilen emtianın taşınması sırasında meydana gelen hasarlardan CMR'nin 17/1. maddesi kapsamında akdî ve fiili taşıyan sorumludur. CMR Konvansiyonu'nun 17/1. maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.madde ise "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle, taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. Diğer yandan CMR'nin 8.maddesinde yükün teslimi sırasında taşımacının kontrol edeceği hususları düzenlenmiş olup, yükün ve bunların ambalajlarının görünürdeki durumu yükleme sırasında taşımacı tarafından kontrol edilecektir. Ambalaj yetersizliği bulunması halinde bu durumda çekince yazılması gerekmektedir. Diğer yandan yüklemenin gönderen tarafından yapılması hallerinde de taşımacının basiretli bir taşımacı olarak ambalaj, yükleme, istifleme ve sabitlemenin yüke ve yola uygun olup olmadığının kontrol yükümlülüğü bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki belgelerden, emtianın usulüne uygun şekilde muhafazaya alınarak araca sabitlenmemesi nedeniyle yoldaki sürüş manevraları nedeniyle hasara uğradığı, emtianın güzergaha göre araç dorsesine sabitlenmediği ve bu nedenle hasarın oluştuğu tespit edilmiştir. Bu durumda asli kusur gönderen de olmak üzere, akdi taşımacının da yüke nezaret görevini yerine getirmemesi nedeniyle müterafik kusurlu olarak kabul edilmesi yerindedir. Tarafların müterafik kusurlu olduğu hallerde her bir somut olay özelliğine göre kusur durumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Taraf vekillerinin mahkemece belirlenen kusur oranlarının yerinde olmadığını ileri sürmüşlerdir. Ancak her bir tarafın, bu somut olayın özelliklerini dikkate almadan farklı olaylar nedeniyle verilen Yargıtay kararlarını sunarak tayin edilen kusurun hatalı olduğunu ileri sürdükleri görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu somut olayın özellikleri de değerlendirilerek kusur durumu tespit edilmiştir. Mahkemece bu rapor değerlendirilerek somut olaya uygun kusur oranı belirlenmiştir. Belirlenen kusur oranı somut olaya uygun olduğundan taraf vekillerinin kusur oranına ilişkin itiraz nedenleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 225. maddesine göre yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Mahkemece taşımacı ve gönderen müterafik kusurlu kabul edilerek karar verilmiştir. Kusur oranı somut olayın özelliklerine göre mahkemece takdir edilerek belirlenmiştir. Bu itibarla kusur oranının belirlenmesi, davalıdan kaynaklanan bir vakıa olarak kabul edilemeyeceğinden kusur oranının belirlenmesine ilişkin olarak yemin deliline başvurulamayacaktır. Sonuç olarak davalı sigortalısına ait tekne emtiasının davalı ile sigortalı arasında düzenlenen taşıma sözleşmesi kapsamında Türkiye'den Almanya'ya taşındığı, taşıma sözleşmesinin tarafı olan ve navlun faturasını düzenleyen davalının bu taşıma ilişkisinde akdi taşıyıcı olarak yer aldığı, akdi taşıyıcının bu taşımayı bizzat yapmayarak fiili taşımacıya yaptırdığı, CMR hükümlerine göre akdi ve fiili taşımacının, yükleme ve istiflemesi sigortalı gönderene ait olan emtianın yüklenmesi ve istiflenmesine nezaret yükümlülüğü bulunduğu, taşımacının bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, bu nedenle tarafların müterafik kusurlu olduğunun kabul edilmelerinin ve nezaret yükümlülüğü bulunan taşımacının daha az kusurlu sayılmasının dosya kapsamındaki delillere ve uygulanan mevzuata uygun olduğu, kusur oranının ve sorumluluğun mahkemece delillere uygun şekilde değerlendirilerek takdir edildiği, toplanması gereken eksik delil bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davalı yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 680,98 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun miktarı itibariyle karar kesindir.