T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/207
KARAR NO : 2025/1556
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/11/2021
NUMARASI : 2021/30 E. - 2021/819 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu ... ile müvekkili banka arasında 26.04.2016 tarih ve ... numaralı genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı kefil ile davacı banka arasında 02.01.2017 tarihinde, 26.04.2016 tarih ve ... numaralı genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi alan aıl borçlunun kullandığı ve/veya kullanacağı nakdi ve/veya gayrinakdi kredilerden doğmuş ve doğacak tüm borçlar ile her ne surette olursa olsun asaleten veya kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçlara kefil olduğuna ilişkin kefalet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden borçluya ... numaralı hesaba ilişkin asıl borçluya ticari kredi kartı/krediler kredileri kullandırıldığını, iş bu kredilerden doğan kredili mevduat borcunun ödenmediğini, 21.05.2019 tarihli ihtarname ihtarda bulunulduğunu, buna rağmen ödeme yapılmayınca İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; takibe konu ... numaralı hesaba ilişkin ticari kart borcuna ait sözleşmenin 11.06.2013 tarihinde imzalandığını, davalının kefil olarak sorumluluk altına girdiği ... numaralı genel kredi sözleşmesinin 26.04.2016 tarihinde imzalandığını, davalının ise bu sözleşmenin imzalanmasından sonra 02.01.2017 tarihinde sözleşmede de açıkça belirtildiği şekilde ... numaralı genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, söz konusu sözleşme borcunun süresinde ödendiğini, kefaletnamedeki ''doğmuş ve doğacak tüm borçlar ile her ne surette olursa olsun asaleten veya kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçlara'' beyanından yola çıkarak davacının davalıyı kefalet tarihinden önce yapılan ve hatta imzalamış olduğu kefalet sözleşmesinde adı dahi geçmeyen sözleşmeye dahil ettiğini, davalının bu şekilde hakkını açıkça kötüye kullandığını, davalınınn taraf olmadığı, sözleşme içeriğinde adı geçmeyen bir sözleşmeden ötürü başka bir borç için verilen kefaletin kullanılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının haberi dahi olmayan bir sözleşmeden sorumlu tutulmaya çalışılamayacağını, davalının kefil olduğu 26.04.2016 tarih ... numaralı genel kredi sözleşmesine istinaden oluşan borcun ödenip kapatıldığını, kredi kartı borcu bulunmadığını,davacının dava konusu kefaleti ömür boyu sürdürme amacı taşıdığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, hukuki niteliği itibari ile; İİK.nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. ...Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 10.08. Maddesi delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan, ihtilafın çözümünde ... A.Ş.'nin defter kayıtları ve belgeleri esas alınmıştır. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 11.06.2013 tarihinde ... no.lu Ticari Kart Sözleşmesi, 26.04.2016 tarihli ... no.lu Genel Kredi Sözleşmesi ile 150.000,00 TL Kredi Limitli ... Cari Hesap Kredisi Sözleşmesi imzalandığı ve sonrasında 02.01.2017 tarihinde bu defa 300.000,00 TL tutarlı ... Cari Hesap Kredisi Sözleşmesi imzalarıdığı, ... nolu Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında 02.01.2017 tarihinde ayrıca Kefalet Sözleşmesi düzenlendiği ve söz konusu sözleşmede davalı ...'nın 300.000,00 TL'lık müteselsil kefil sıfatıyla imzasının mevcut olduğu, davacı banka ile davalı kefil arasında düzenlenen kefalet sözleşmesinin kefalet beyan bölümünün, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 583. Maddesinde belirtilen şekil şartlarına göre düzenlendiği, dava dışı asıl borçluya 21.12.2016 tarihinde toplam 265.000,00 TL limitli kredinin onaylanmış olduğu ve söz konusu kredi limiti kapsamında ... no.lu Ticari Kredili Mevduat Hesabına (Kurtaran Hesap) 36.000,00 TL kredi limiti tanımlandığı, ... Nolu hesabın 12.01.2019 tarihinde şube devri nedeniyle hesap numarasının ... olarak değiştiği,Dava dışı asıl borçluya ait 3750 51555761-352 no.lu vadesiz mevduat hesabı ile ... nolu Kredili Mevduat Hesabı incelendiğinde, kredili mevduat hesabına 31.03.2019 tarihinde tahakkuk ettirilen faiz ve BSMV tutarının 10.04.2019 tarihinde tahsil edildiği, sonrasında ise herhangi bir tahsilat yapılmadığı ve 21.05.2019 tarihinde mevcut 35.987,37 TL'lik borç tutarının tasfiye hesaplarına intikal ettirildiği,davacı ... A.Ş. Tarafından düzenlenen 21.05.2019 tarihli kat ihtarının davalı ...'ya tebliğe çıktığı, ihtarnamenin 29.05.2019 tarihinde tebliğ edilemediği ve iade olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davalı kefil ...'nın takiple temerrüde düştüğü, icra takibinin ise 11.06.2019 tarihinde başlatıldığı, dosya davacının takip tarihi itibariyle davalılardan talep edebileceği bir alacağının olup olmadığı ve miktarının tespiti bakımından bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi tarafından yapılan tespit ve hesaplamalar gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan raporun hükme esas alındığı, davalının kefaletinin geçerli olması nedeniyle kefalete yönelik itirazlarına itibar edilmediği, davanın kısmen kabulüne ve davalının itirazında haksız alacağın likit olması göz önünde bulundurularak hükmedilen tutarın %20'si oranında inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin, 35.802,77 TL asıl alacak, 1.856,31 TL işlemiş faiz, 53,85 TL BSMV, 14,13 TL ihtar masrafı olmak üzere 37.727,06 TLüzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %31,80 oranında temerrüt faiz işletilmesine, alacak likit olmakla hüküm altına alınan 37.727,06 TL'nin % 20'si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 26.04.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ve aynı tarihli sözleşme ekinde bulunan 150.000,00-TL kredi limitli cari hesap kredi sözleşmesinin imzalanmasında kefile ihtiyaç duyulduğunu, davalının kefaleti sonrasında kredi kullandırıldığını, bilirkişi raporunun 3 sayfasında ''Öte yandan dava dışı asıl borçluya 21.12.2016 tarihinde toplam 265.000,00-TL limitli kredi onaylanmış olduğu (Ek-1) ve söz konusu kredi limiti kapsamında ... nolu Ticari Kredili Mevduat Hesabına (Kurtaran Hesap) 36.000,00-TL kredi limiti tanımlandığını'' belirtildiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ... kredi tebliğ mektubunda dava dışı borçlu adına tanımlı kredilerin 6 başlık altında belirtildiğin, bu kredilerin teminatlarının da belirtildiğini, davalının kefaletinin olduğu kredinin de 5.başlıkta belirtilmdiğini, raporun aksine bahsedilen dosyada 36.000,00-TL kredi limiti tanımlandığına dair bir durumun bahse konu evrakta mevcut olmadığını, bahse konu belgenin 5. başlığında açıkça ihtiyaç kredisi olarak çekilen 150.000,00 TL'ye teminat olarak kefalet alındığının ve bu kredinin 12 aylık taksit döneminde ödeneceğinin belirtildiğini, nitekim bu bedel için, dava dışı asıl borçlunun çektiği kredi miktarının iki katı tutarındaki bedele kefil olunduğunu, bilirkişi tarafından, mahkemenin ilk celsesinin ara kararında da bahsedildiği üzere sözleşmenin asıl konusu olan borcun ne olduğu, bu borcun ödenip ödenmediği araştırılmaksızın tanzim edilen raporun hatalı olduğunu, tebliğ mektubunda da açıkça belirtildiği üzere davalının dava dışı asıl borçlunun 150.000,00TL'lik borcuna kefil olduğunu, bunun da ödendiğini, yorum yolu ile davalıyı borç altına sokmanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun 4.sayfasıın 2.2 başlıklık bölümünde ''Dava konusu alacak tutarı, dava dışı asıl borçluya kullandırılan ... nolu Ticari Kredili Mevduat hesabından kaynaklanmaktadır.'' denildiğini, abcak bilirkişinin hesabın hangi tarihte açıldığı, daha önceden dava dışı borçlu adına kayıtlı ve kredi limiti tanımlı KMH hesabı v olup olmadığı, KMH hesabından tasfiye hesaplarına aktarılan borcun doğum tarihinde, 12 ay vade ile çekilen 150.000,00-TL bedelli kredinin durumunun ne olduğu, kredinin ödenip ödenmediği, bahse konu KMH hesabından müvekkilinin sorumluluğunu doğuracak açık bir rıza olup olmadığı hususlarının araltırılmadığını, raporun yetersiz olduğunu, TBK'nın 23.maddesine göre genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır denildiğini, davalının kefaletinin asıl olarak çekilen 12 ay vadeli 150.000,00TL'lik krediyi kapsadığını, davacının genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesinin TBK'nın 20 ve devamı maddeleri uyarınca genel işlem koşulu mahiyetinde olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve bu süre zarfında telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçebilmek adına icranın geri bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcunun davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılan ilamsız takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 35.802,77 TL asıl alacak, 1.953,20 TL işlemiş faiz, 58,69 BMSV, 14,13 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 37.828,79 TL alacak yönünden 11.06.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 21.05.2019 tarihli 35.802,77 TL asıl alacak, 21.05.2019 tarihli 1.953,20 TL işlemiş faiz, 21.05.2019 tarihli 58,69 BMSV, 21.05.2019 tarihli 14,13 TL ihtar giderinin gösterildiği, ödeme emrinin ...'ya 02.07.2019 tarihinde, davalı ...'a 26.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... tarafından 20.06.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı banka ile dava dışı gerçek kişi tacir ... arasında ... numaralı ve 26.04.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 2.03 kredi limiti başlıklı maddesine göre kredi sözleşmesinin limitinin taraflarca akdedilen ek sözleşmede belirleneceğinin hüküm altına alındığı, bu kapsamda banka ile asıl borçlu arasında 26.04.2016 tarihli cari hesap kredi sözleşmesi ile 150.000 TL'lik, 02.04.2017 tarihli cari hesap kredi sözleşmesi ile asıl borçluya 300.000 TL'lik kredi kullandırılmasının kararlaştırıldığı, davalının da 02.04.2017 tarihli ''Kefalet Sözleşmesi'' ile ... numaralı ve 26.04.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi alanın doğmuş ve doğacak tüm borçlarına 300.000 TL limitle müteselsil kefil olduğu anlaşılmaktadır. TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davalı asıl borçlu ile davalı müteselsil kefil aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu arasındaki genel kredi sözleşmesine davalının müteselsil kefil olduğu, davalı müteselsil kefilin 300.000 TL limitle kefalet sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, müteselsil kefil olduğu miktarın, müteselsil kefil ibaresinin ve kefalet tarihinin davalı müteselsil kefil tarafından el yazısı ile yazıldığı ve imzalandığı, bu bilgilere göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalının müteselsil kefaletinin geçerli olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece dosya, yerinde inceleme yetkisi verilerek bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş olup alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı müteselsil kefil 02.04.2017 tarihli ''Kefalet Sözleşmesi'' ile asıl borçlu ve davacı banka arasında imzalanan ... numaralı ve 26.04.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi alanın doğmuş ve doğacak tüm borçlarına 300.000 TL limitle müteselsil kefil olmuş, davacı banka ile asıl borçlu arasında imzalanan ... numaralı ve 26.04.2016 genel kredi sözleşmesi kapsamında, asıl borçluya 26.04.2016 tarihli ek sözleşme ile 150.000 TL, 02.04.2017 tarihli ek sözleşme ile 300.0000 TL kredi tahsis edilmiştir. Davacı banka tarafından bu sözleşme kapsamında dava dışı borçlunun kredili mevduat hesabına 36.0000 TL kredi limiti tanımladığı, bu hesaba 10.04.2019 tarihinden sonra bir ödeme yapılmadığı, dava dışı borçlunun bu borcunun ödenmediğinin banka kayıtları ile tespit edildiği, her ne kadar davalı müteselsil kefil tarafından borcun ödendiği belirtilse de buna ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu tespit ve bilgilere göre davalı müteselsil kefilin hesaplanan ve hüküm altına alınan borçtan sorumlu olduğu kanaatine varıldığından borcun ödendiği ve kefaletin sadece 150.000 TL'lik limitle sınırlı olduğu yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bilirkişi raporunun yetersiz olduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, mahkemece gerekçesi yazılmak ve diğer deliller değerlendirilmek surtiyle hüküm kurulduğu anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. TBK'nın 20.maddesinde genel işlem koşulları, bir sözleşmeye yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olduğuna yer verilmiştir. Maddenin devamında bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması kapsamı, yazı türü ve şeklinin nitelendirmede önem taşımayacağı ve diğer hususlara yer verilmiştir. Kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşmelerin düzenlenmesi, yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Ancak, Yasanın 25. maddesine göre, genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. Genel işlem koşulu içeren sözleşmeler, dürüstlük kuralına aykırı ve karşı tarafın aleyhine olacak hükümler varsa, bu hükümler hiç yazılmamış (hükümsüz) sayılacaktır. Somut olayda her ne kadar davalı gerçek kişi ise de, tüketici vasfında kabul edilemeyeceği, tedbirli davranmak yükümlülüğünün bulunduğu, 02.04.2017 tarihli ''Kefalet Sözleşmesi''nin dürüstlük kuralına aykırı haksız şart olarak değerlendirilemeyeceği, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olmakla birlikte dürüstlük kuralına aykırı haksız şart içermediği, dolayısıyla da geçerli olduğu sonucuna varılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.932,86 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.02.10.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.