T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/220
KARAR NO: 2025/1515
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 07.10.2021
NUMARASI: 2020/44 Esas - 2021/394 Karar
DAVA:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin nezdinde 28.04.2017 başlangıç tarihli ve bir yıl vadeli tekne sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alınan "..." teknesinin 16.09.2017 tarihinde, Heybeliada açıklarında seyir halindeyken enjektörlerin dönüşte fazla yağ bırakması sonucu, teknenin pistonu ve motorunun hasara uğradığını, ... motor yetkili servisinin katılımı ile yapılan ekspertiz çalışması sonucunda hasarın, daha önce sigortalı teknenin bakım ve onarımını yapan davalıların, ... marka enjektörün bakımını ve değişimini yapmaması ve ayıplı parçanın değiştirilmemesinden kaynaklandığının belirlendiğini, teknede oluşan 61.413,16 TL hasarın 04.10.2017 tarihinde sigortalıya ödenerek TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olunduğunu, davalıların kusurlu hareketleriyle meydana gelen hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Ltd. Şti. vekili, savunmasında özetle; öncelikle teknede meydana gelen hasar konusunda davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen eksper raporunun kabul edilemeyeceğini, bu rapora dayalı olan talebinde yerinde olmadığını, eksper raporunun gerekli inceleme yapılmadan beyanlar üzerinden yazıldığını ve yanlış değerlendirme yapılarak kusur izafesinin hatalı olduğunu, hasarın meydana gelmesinde davalıların kusuru bulunmadığını, 16.09.2017 tarihinde meydana gelen hasar sonucu 18.09.2017 tarihinde müvekkil şirket tarafından tekneye gidilerek motorun kontrol edildiğini, daha sonra motorun vinç yardımı ile yerinden sökülerek atölyeye getirildiğini, atölyede gerekli incelemelerin yapılıp arızanın silindir içerisinde oluşan aşırı hararetten meydan geldiğinin tespit edildiğini ve müşteriye tamiri için teklif sunulduğunu, 19.09.2017 tarihinde davacı şirket eksperi tarafından müvekkil şirketi ile iletişime geçildiğini ve birtakım bilgiler ve daha önce 27.06.2017 tarihinde yapılan tamire ilişkin evrakların talep edildiğini, evrakların ulaştırılması ile raporun tanzim edildiğini, evraklar üzerinden ve motor incelenmeden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, hasar konusu motorun 6 yaşında olup, garanti kapsamında olmadığını, bu nedenle enjektörlerin garanti kapsamında değişiminin söz konusu olmadığını, diğer yandan bu parçanın tamirinin mümkün olduğunu, müvekkil şirketin yıllardır diğer davalı firma ile çalıştığını, bu gibi arızalarda tamir ile sorun giderildiğini ve tekne sahibinin hiçbir sorun yaşamadığını, davaya konu olayda hasar sonucu gerekli tamiratın özenle yapıldığını ve teknenin tamirattan sonra sorunsuz kullanıldığını, gerekli tamirin yapılması ile davalılara izafe edilecek bir kusur bulunmadığını, aslında arızanın silindir içerisinde oluşan aşırı hararetten meydan geldiğinin belirlenmesine rağmen, aşırı hararetin tek sebebinin enjektör olmadığını, aşırı hararetin önceki tamirattan kaynaklanmayan bir sebeple de çıkmamış olabileceğini, eksik incelemeye dayalı hatalı eksper raporu ile karar verilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... Ltd. Şti. Vekili, savunmasında özetle; eksper raporunu düzenleyen kişinin makine mühendisi olmayıp gemi inşaat mühendisi olduğunu, bu kişinin gemide genel anlamda motor bilgisine haiz olmakla birlikte motordaki bir arızanın uzmanı olmadığını, işin uzmanı olmayan eksper tarafından düzenlenen raporun ve kusur isnadının hatalı olduğunu, bir an için davacının haklı olduğu kabul edilse ve müvekkili şirket kusurlu sayılsa bile talep edilen miktarların fahiş olduğunu, müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın ancak kusuru oranında olacağını, birlikte kusur halinde gerek davacının, gerek diğer davalının kusurlarının da nazara alınarak sorumluluk miktarlarının belirleneceğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının iddiaları, davalının savunmaları, sunulan deliller, alınan bilirkişi raporu, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, ... isimli motoryatın iskele motorunda ortaya çıkan ve davacı sigorta şirketinin sigorta tazminatı ödediği hasar nedeniyle davalılara atfedilebilecek bir kusurdan söz edilemeyeceği, hasarın temel nedeni olan iskele motorun 5 numaralı silindirinde aşırı ısınmaya yol açan sorunun, enjektörlere daha önce yapılan bakımla ilgisini ortaya koyacak yeterli somut verinin bulunmadığı; önceki kontroller sırasında bakım ihtiyacı tespit edilen enjektörlerin, onarım, test ve ayarlarının usulünce yapılmış olduğu, enjektörlere yapılan bu bakım ve ayar işleminden sonra motorun 55 saat daha çalıştığı, sigortacı tarafından görevlendirilen eksperin hatalı ve temelsiz değerlendirmeleri doğrultusunda davalılara rücuen talep yönlendiren davacının talebinde haklı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacı davalıların kusurlu hareket ettiklerini iddia ederek oluşan zarardan sorumlu olduklarını belirtmiştir. Ancak açıklanan nedenlerle davalılara atfedilebilecek bir kusur söz konusu değildir. Davalılar, zararın oluşmasına kusurları ile neden olmadıkları için haksız fiil sorumluluğu ve buna dayalı olarak da herhangi bir tazminat sorumluluğu doğmayacaktır. Sonuç olarak; davacı sigorta şirketinin rücu bakımından davalılara yönelik talep hakkı söz konusu olmayacağı, halefiyet gereği kendisine intikal eden alacak hakkına dayanarak davalılardan tazminat talep edemeyeceği ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu hasar davalıların kusuru sonucu meydana geldiğini, davaya konu ... isimli tekne 2017 yılının Haziran ayında arızalandığını ve davalı ... firması tarafından tekne üzerinde inceleme yapılarak arızanın enjektörlerden kaynaklandığı tespit edilerek hasarlı enjektörler diğer davalı olan ... firmasına gönderildiğini, ... firması tarafından hazırlanan ve dosyada bulunan "Garanti Arıza Formunda" görüleceği üzere enjektörlerin, "Onarım Durumu:MÜMKÜN DEĞİL" olarak arıza tespit edildiğini, buna rağmen enjektörlerin değiştirilmediğini ve tamir edilerek ... firmasına iade edilerek tekneye geri takıldığını, aynı zamanda marş devrinin az olması nedeniyle marş motorlarının da bakımı yapıldığını, teknede başka bir problem görülmediğinden bu tamiratlarla yetinildiğini, 16.9.2017 tarihinde ise aşırı ısınma ve yağın yeterli soğutma yapamaması nedeni ile hararet sonucu makineden yağın boşalması ve pistonlara zarar vermesi sonucu davaya konu hasar meydana geldiğini, periyodik bakımları yapılan 6 yaşında bir teknede son bakımından sonra, 55 saatlik kullanım sonucunda bu denli büyük bir arıza yaşanması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sadece bakımdan sonra 55 saatlik kullanımda teknenin arıza yapması durumu, başka bir incelemeye dahi gerek olmaksızın bakımın eksikliğini ortaya koyduğunu, hayatın olağan akışına aykırı bu durumun aksini ispat külfeti davalılarda olduğunu, Karara dayanak bilirkişi raporunda bozulan enjektörün değiştirilmesinin gerekmediği, tamirinin mümkün olduğu, Garanti Arıza Formu’nda işaretlenmiş bir “kutucuktan” yola çıkarak, tahmine dayalı eksper görüşünün mevcut bulgularla desteklenmediği, dolayısıyla da ekspertiz raporunun hatalı olduğu kanaatine varıldığını, ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığını, Zira ekspertiz raporu hem tekne hem de tekneye ait parçalar üzerinde, davalının eşliğinde detaylı bir inceleme yapılarak hazırlandığını, dolayısıyla ekspertiz raporu sadece garanti arıza formunda işaretlenmiş bir “kutucuk” üzerine kurulmadığını, çok daha fazla detay ve inceleme içerdiğini, kaldı ki bilirkişilerce "kutucuk" olarak küçümsenen, tekne tamiratı/bakımı yapmakta olan davalı ... firması tarafından hazırlanan Garanti Arıza Formundaki bir tespit olup davalı kendi uzmanlığı ile enjektörlerin değişmesi gerektiğine kanaat getirdiğini, davalıdan basiretli bir tacir gibi Garanti Arıza Formunu doğru bir şekilde düzenlemesinin beklendiğini, bu durumda kendi düzenlediği belgeye aykırı hareket eden davalının, hasarın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispatlaması gerektiğini, ayrıca ekspertiz raporunda açıklandığı üzere, değişmesi gerektiği tespit edildiği halde davalılarca bakımı yapılan enjektörler, kısa bir kullanım sonucu yeniden arızalandığını, teknenin bakımının doğru ve yeterli yapılması halinde tüm periyodik bakımları davalı tarafından yapılan teknede bu kadar kısa bir sürede arıza olmayacağını,Davanın reddine dair kararı kabul anlamına gelmemek üzere, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin, avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/4 maddesine aykırı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı sigorta şirketi nezdinde tekne sigorta poliçesi ile sigortalı teknede meydana gelen ve sigortalıya ödenen hasar tutarının halefiyet ilkesi gereği rucuen davalılardan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesince sunulun deliler ışığında konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmış, alınan bilirkişi rapor içeriğine göre, dava konusu hasara uğrayan teknenin iskele motorunda ortaya çıkan hasar nedeniyle davalılara atfedilebilecek bir kusurdan söz edilemeyeceği, hasarın temel nedeni olan iskele motorun 5 numaralı silindirinde aşırı ısınmaya yol açan sorunun, enjektörlere daha önce yapılan bakımla ilgisini ortaya koyacak yeterli somut verinin bulunmadığı, önceki kontroller sırasında bakım ihtiyacı tespit edilen enjektörlerin, onarım, test ve ayarlarının usulünce yapılmış olduğu, enjektörlere yapılan bu bakım ve ayar işleminden sonra motorun 55 saat daha çalıştığı anlaşılmıştır. Buna göre tekne motorunda meydana gelen hasar yönünden davalılara atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı ve kanıtlanmadığı tespiti ile kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince müvekkili aleyhine kurulan hükümde vekalet ücretinin hatalı hükmedildiği ileri sürülerek istinaf nedeni yapılmıştır. Eldeki davanın rucuen sigortalıya ödenen sigorta tazminatının davalılardan tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası olduğu, yargılama sonucu her iki davalı yönünden davanın esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunda belirttiği AAÜT'nın 13/4. maddesindeki hüküm tazminat taleplerine ilişkin olup, itirazın iptali davasında bu hükmün uygulanması mümkün olmadığından esastan ret kararı verilen miktar üzerinden vekalet ücreti takdiri yerindedir. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme soncunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,5-Dosyanın karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.