T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/645
KARAR NO : 2025/1428
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/01/2022
NUMARASI : 2019/705 E. - 2022/15 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı sahibi olduğu ... Gazetesi'nin bayilere dağıtımı ile bayilerde satılmayan, hurda diye tabir edilen gazetelerin toplanması işlerinin ... (yeni adı ... Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık ve Tahsilat Sistemleri AŞ) tarafından yapıldığını, 2014 Ocak ile 2017 Aralık dönemine ilişkin hurda gazete bedellerinin müvekkili şirkete ödenmemiş olduğunun anlaşılması üzerine, hurda gazetelerin akıbetinin ...'tan sorulduğunu, ...'tan edinilen bilgi ve kayıtlara göre 2014 Ocak ile 2017 Aralık arasındaki döneme ilişkin hurda kağıtların davalı tarafından ticari amaçla teslim ve satın alınmış olduğu ancak müvekkiline çok az bir kısmı bildirilerek fatura edildiğinin, kalanı hakkında bilgi verilmediğinin anlaşıldığını, davalı tarafından ...'tan teslim alınan ve fatura edilmeyen müvekkili davacıya ait hurda gazetelerin teslim alınan tarihler itibariyle piyasa değeri toplamının en az 280.000,00 TL olduğunu, davalıya Beyoğlu 37. Noterliğinden 21.05.2019 tarih ve 08701 sayılı ihtarname keşide edilerek ...'tan teslim aldıkları ve müvekkiline ait hurda gazetelerin tamamının bedelinin ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnameye karşı davalı tarafından 30.05.2019 tarih ve 07513 sayılı cevabi ihtarnamede, hurda kağıtların teslim alındığının inkar edilmeyerek bu konuda ödeme yapıldığı, borçları olmadığı hususlarının ileri sürüldüğünü, davalının ...'tan teslim aldığı müvekkiline ait hurda gazetelerin kaç kilogram olduğunun yazılı delillerle sabit olduğunu, 2014 Ocak ile 2017 Aralık dönemine ilişkin bedeli ödenmemiş hurda gazeteler olduğunun ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, ...'tan gelen dökümler ile müvekkili tarafından fatura edilen miktarların tablo olarak gösterildiğini, buna göre davalı tarafından teslim alındığı halde bedeli ödenmeyen toplam 493.868,90 kg hurda kağıt olduğunu ve piyasa değerinin en az 0,70 TL olduğu halde, hurda gazete kağıdının kg fiyatı 0,50 TL ve 0,60 TL kabul edilerek yapılan hesaplamada davacının davalıdan en az 280.816,14 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığını, yargılama sırasında toplancak deliller üzerinde bilirkişilerce yapılacak hesaplamada beliriltilen miktarda hurda kağıdın davalı tarafından alındığı halde bedelinin ödenmemiş olduğunu, ancak kesin rakamın bilirkişi hesaplaması ile sübuta ereceğini, bu sebeple fazlaya dair hak ve alacaklarını saklı tutarak, şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmı dava konusu ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL'nin ihtarname tarihi olan temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının davayı belirsiz alacak davası olarak açamayacağını, alacak miktarını bildirerek talepte bulunan davacının artık alacağın kapsamını bilmediğini iddia edemeyeceğini, davacının belirttiği ''ticari amaçla teslim'' işlemlerinin üzerinden uzunca bir zaman geçtikten sonra bu şekilde bir talepte bulunmasının hem hakkın kötüye kullanılması hem de kötüniyetli hareket etmemeye aykırı bir işlem olduğunu, bahsedilen dönem itibariyle davalının hiçbir ticari alım-satıma ilişkin ödenememiş borcu bulunmadığını, davacıların amacının kendi içlerindeki anlaşmazlıkları davalıya yüklemek olduğunu, davalının ne kayıtsız mal alması ne de bedelsiz mal almasının mümkün olmadığını, davacı bugüne kadar da müvekkilime mal bedeli olarak bir fatura kesip alacağını da istemediğini, tacirler arasında alacağın nasıl tahakkuk edeceğinin hem TTK'da hem de vergi kanunlarında açıkça yazılı olduğunu, davalının bedeli ödenmemiş hiçbir alım satım sözleşmesine dayalı malı teslim almadığını, ticari alım satım şeklinde alım-satımı yapılmış bir mal için süresi içinde faturalandırma zorunluluğu bulunduğunu, bugüne kadar davacı tarafça bu kapsamda bir faturalandırma işlemi yapılarak bedelinin ödenmediğine ilişkin bir durumun da söz konusu olmadığını, davacının iddiası alınan malların sözleşme dışında bir mal edinme yani sebepsiz iktisap olduğu şeklinde ise o taktirde zamanlaşımı süresinin dolmuş olduğunu, taraflar arasındat arasında yapılmış bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığını, satış yapılan ve faturalandırılan bütün alım-satımların bedelinin anlaşmalara uygun olarak ödendiği gibi davacı temsilcilerine yapılan avans ödemelerinin de mevcut olduğunu, faturalandırılarak sözleşme kapsamında sayılan işlerin bedellerinin de tamamen ödendiğini, bunun haricinde gerek direkt davacı şirketten gerek bu şirketi temsilen adına mal sattığı iddia edilen ... gibi aracı kuruluşlar vasıtasıyla hiçbir mal teslimini kabul etmediklerini, kaldı ki bu şekilde bir talimat olmadan bahsi edilen ... denilen şirketin kimseye kimsenin malını vermeyeceğini savunarak, davanın zamanlaşımı sebebiyle reddini, bu kabul görmezse esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, alacak davasıdır. Davacı tarafça; 2014 Ocak-2017 Aralık dönemine ilişkin davalının ...'ta bulunan hurda gazeteleri teslim aldığını ancak çok az kısmının kendilerine bildirilerek fatura edildiğinden bahisle, davalı tarafça ...'tan teslim alınmasına rağmen bedeli ödenmeyen hurda gazetelerin bedellerinin ödenmesi talebiyle işbu davayı açtıkları anlaşılmıştır. Davalı tarafça; teslim alınan hurda gazetelerin bedellerinin ödendiğini, bedeli ödenmemiş hiçbir alım satım sözleşmesine dayalı malı teslim almadıklarını, bedeli ödenmemiş ya da kayıtsız bir mal teslim alınmadığını, alacağın sebepsiz zenginleşmeye dayanması nedeni ile 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu bildirerek davanın reddinin talep edildiği görülmüştür. Uyuşmazlık konusu; davacıya ait gazetelerin dağıtımını dağıtım firması olan ...'ın (devir sonrası ihbar olunan ... Dağıtım Satış Pazarlama...AŞ'ye geçtiği anlaşılmıştır) yaptığı, dağıtılmayan-iade edilen gazetelerin davalı firma tarafından ...'tan teslim alındığı, davacı tarafça 2014-2017 yılları arasında davalının teslim almasına rağmen bedelini kendisine ödemediği hurda gazetelerin olduğunu ileri sürüldüğü, davalı tarafından ise teslim alınmasına rağmen bedeli ödenmemiş bir hurda gazetenin bulunmadığının savunulduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafça teslim alınmasına rağmen bedeli ödenmeyen hurda gazete bulunup bulunmadığı ve varsa bedeli hususunda olduğu saptanmıştır. Taraflarca dayanılan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek nitelikte görülen tüm deliller toplanmış ve mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı tarafın davanın ihbarı talebi kabul edilerek dava ... Dağıtım Satış Pazarlama...AŞ'ye ihbar olunmuştur. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden uyuşmazlık dönemine ilişkin BA-BS formları celp edilmiştir.
Davalı tarafından her ne kadar ileri sürülen alacağın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığından bahisle zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de; dava dilekçesinde ileri sürülen hukuki sebebin mahkememizi bağlamadığı, celp olunan BA-BS formları ve sonradan bilirkişi incelemesi yaptırılan ticari defter kayıtları itibariyle taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun anlaşılması nedeniyle sözleşmeler için geçerli olan 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olacağı kanaatine varılarak zamanaşımı definin reddine karar verilerek yargılama sürdürülmüştür. HMK'nun 222.maddesinin 1.fıkrası "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir" şeklinde olup, tarafların tacir sıfatını taşımaları ve TTK'nun 18.maddesi uyarınca ticari defter tutmakla yükümlü bulunmaları nedeni ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişisi marifetiyle ve tüm deliller değerlendirilerek yayıncı bilirkişi tarafından bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.Bilirkişiler tarafından 23/09/2020 tarihli ve 05/02/2021 tarihli kök ve ek raporlarının ibraz edildiği, incelenmesinde, raporlarda özetle; davacı tarafın usulüne uygun olarak düzenlenen ticari defter kayıtlarına göre 31/12/2017 tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 0,23 TL küsurat tutarında alacaklı olduğu, davalı tarafın usulüne uygun olarak düzenlenen ticari defter kayıtlarına göre 31/12/2017 tarihinde davacı tarafın 1.592,00 TL alacaklı olduğu, 2014-2015-2016-2017 yılları için "İade Hurda Gazete" açıklamalı olarak fatura düzenlediği toplam tutarın 110.868,44 TL olduğu, dosya muhteviyatında bulunan dökümler ışığında 2014-2015-2016-2017 yılları için fatura düzenlenmeyen toplam tutarın ise 112.585,43 TL olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür. 2014-2017 yılları arasında davalı tarafa teslim edilen iade hurda gazetelerin teslimine ilişkin tüm belgelerin bir örneğinin mahkememize gönderilmesi için dağıtıcı firma olan ... Dağıtım Pazarlama...AŞ'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta; şirket kayıtlarında sadece iade edilecek gazete miktarının kayıt altında tutulduğu, kayıtların excel CD halinde ekte sunulduğu, bu iade gazeteleri (hurda gazeteleri) geri alma hakkının sadece yayın hakkı sahibi şirkete ait olduğu, ancak iade alacak şirketin başka bir talimat vermesi halinde talimat verilen kişiye de iade gazeteler (hurda gazeteler) teslim edilmekte olduğu, kayıtlarında davacı şirkete ait maillerin ekte sunulduğu, maillerde hurda gazetelerin kime teslim edileceğine ilişkin talimatların geçildiği, talimat değişmediği müddetçe mailde belirtilen şirketlere gazetelerin teslim edilmekte olduğu, mail dışında şifahen de talimat geçilmiş olabilme ihtimali olduğunu bildirdikleri görülmüştür. Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller muvacehesinde; davalı tarafın, davacıya ait iade gelen hurda gazeteleri dağıtıcı firmadan teslim aldıklarını inkar etmedikleri ancak telim aldıkları hurda gazetelerin bedellerini ödediklerini, davalı tarafça, iade gelen tüm gazetelerin teslim alındığı hususunda bir kabul bulunmadığı, davalı tarafa ne kadar miktarda gazete teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunduğu, tarafların bilirkişi marifetiyle incelenen ticari defter kayıtlarının birbiri ile örtüşmediği, ancak davacı tarafın ticari defter kayıtlarında 31/12/2017 tarihi itibariyle davalı şirketten sadece 0,23 TL küsurat tutarında alacaklı göründüğü, bu nedenle davacı tarafça, davalının dağıtıcı firmadan teslim aldığı ancak bedelini ödemediği iade hurda gazete miktarını ispatlaması gerektiği, bu konuda davalı şirket tarafından imzalı herhangi bir sevk irsaliyesi veya teslim alma imzalı belge sunulmadığı gibi, dava dışı dağıtıcı firmaya yazılan müzekkereye verilen cevapta da sadece imzasız excel tablolarının gönderildiği ve hurda gazeteleri alacak şirketin başka bir talimat vermesi halinde talimat verilen kişiye de iade gazetelerin teslim edilmekte olduğunun bildirilerek davacı taraf ile aralarındaki mail yazışmalarının sunulduğu, dava dışı dağıtıcı firma tarafından da davacıya ait iade-hurda gazetelerin davalıya teslimine ilişkin herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, dağıtıcı firma ile davacı taraf arasındaki yazışma ve anlaşmaların davalı şirketi bağlamayacağı, sonuç itibariyle davalı tarafa teslim edilen ancak bedeli ödenmeyen iade-hurda gazete bulunduğu ve varsa bunların miktarlarının davacı yanca ispatlanamadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmış olması karşısında davalı tarafa yemin teklifinde bulunulması konusunda davacı tarafa kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça yemin teklif edilmediği ve yemin metninin sunulmadığı, davacı vekili tarafından her ne kadar yemin teklifinin tahkikat aşamasının bitiminden sonra yapılacağı ve dağıtıcı firmaya yeniden müzekkere yazılması gerektiğinden bahisle yemin konusundaki ara karardan dönülmesi talebinde bulunulmuş ise de HMK'nda yeminin tahkikat aşamasının taamlanmasından sonra yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi yeminin de delil olaması nedeni ile tahkikat aşamasında uygulanması gerekmesi nedeniyle ve daha önce dağıtıcı firmaya yazılan müzekkereye cevap verilmiş olunması karşısında bu talebin reddine karar verilmiş ve sonuç itibariyle ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ispata yönelik diğer yasal delilleri toplamadan davalı tarafa yemin teklif edip etmeyecekleri yönünde ara karar oluşturulduğunu, 25.10.2021 tarihli dilekçelerinde "Yemin delilimiz devam etmekte olup HMK m. 221 işlemleri tamamlandıktan sonra uygulanmasını talep ediyoruz" şeklindeki taleplerine karşın ve yeminle ilgili 11.10.2021 tarihli ara kararda ihtaratlı kesin süre verilmediği halde yemin delilini kullanmalarına imkan verilmediğini, davacının sahibi olduğu ... Gazetesi’nin bayilere dağıtımı ve bayilerde satılmayan, hurda diye tabir edilen gazetelerin toplanması işlerinin de ... Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık Ve Tahsilat Sistemleri AŞ ((Eski ...) tarafından yapıldığını, hurda gazetelerin müvekkili şirkete teslim edilmeksizin dağıtıcı tarafından doğrudan hurda gazeteleri satın alan firmalara teslim edildiğini, dolayısıyla hurda gazetelerin davalıya teslimine ilişkin belgelerin müvekkil şirket nezdinde değil dava dışı dağıtım şirketinde tutulduğunu, ilk derece mahkemesince bu amaçla ... Dağıtım şirketine yazılan müzekkereye verdiği cevapta dağıtım şirketince hurda gazetelerin teslimine ilişkin belgeleri (irsaliyeler) ibraz etmediğini, irsaliye olmaksızın teslim etmesi hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, bu belgelerin zorunlu olarak üçüncü kişi olan ...'ın elinde olduğundan, ilk derece mahkemesinin HMK m. 221 uyarınca gerekli usuli işlemleri yapmadan karar vermesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Nitekim konuyla ilgili yasa maddesi açık olup, ... şirketinin yazılan müzekkereye cevaben yazılan bila tarihli cevabi yazıda: "şirketlere gazeteler teslim edilmektedir" şeklinde açıklama yapılarak hurda gazetelerin davalıya teslim edilmiş olduğunun bildirildiğini, ancak teslime yönelik belgeleri (irsaliyeleri) göndermediğini, ilk derece mahkemesinin araştırdığı ve ispatını beklediği hususun, hurda gazetelerin davalıya teslimine ilişkin kayıtlar olduğunu, bunların ... Dağıtım (...) tarafından gönderilmediğini, bu sebeple yeniden müzekkere yazılarak ... Gazetesine ait hurda gazetelere ilişkin Ocak 2014 - Aralık 2017 yılları arası teslim belgelerinin, yahut davalı ... ile teslime ilişkin cari dökümlerinin istenilmesine, gönderilemiyor ise nedenlerinin sorulmasına, gerekirse HMK m. 221/3 uyarınca ilgili kişilerin tanık olarak dinlenmesine karar vermesi gerektiğini, mahkemece bu usuli işlemler yerine getirilmeden eksik araştırma ile karar verildiğini, bu haliyle üçüncü kişi elindeki delillerinr ilişkin usul işlemleri yapılmadan, diğer bir deyişle delilleri toplanmadan doğrudan yemin teklifinde bulunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...'tan gelen müzekkere cevabında CD içinde gelen dökümler ile müvekkili tarafından fatura edilen miktarlar, dava dilekçesindeki tabloda ayrıntılı olarak gösterildiğini, buna göre davalı şirket tarafından teslim alındığı halde bedeli ödenmeyen toplam 493.868,90 kg hurda kağıt olduğu gelen kayıtlarla sabit olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirkete ise sadece 93.868,90 kg hurda kağıt bedeli ödendiğini, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan rapordan da anlaşılacağı üzere; dava konusu ettiğimiz 2014 Ocak ile 2017 Aralık döneminde davalı şirkete davacı tarafından ...'tan hurda gazeteleri aldığına dair her ay düzenli alış faturası düzenlendiğini, hurda gazetelerin bir kısmını teslim alıp bir kısmını teslim almaması gibi bir durum olamayacağından, tamamını davalı şirketin almış olduğunda duraksama bulunmadığını, davalı vekili ...'tan teslim aldıklarının ispat edilmesini talep etmekte ise de her ay düzenli olarak teslim aldıkları dikkate alındığında, aldığı miktarı eksik ödemiş olduğu, bilirkişi raporunda hesaplanan tutarda borcu kaldığının açık olduğunu, esasen davalı tarafın cevap dilekçesinde müvekkiline ait hurda gazete kağıtlarını satın aldığını inkar etmediğini, bedelini ödemiş olduğunu ileri sürmüş olması karşısında, ...'tan teslim aldığı müvekkiline ait hurda kağıtların bedelini ödediğini ispat külfeti altında olduğunu, tüm bu olguları nazara almaksızın davanın reddedildiğini, ...'ın teslim ettiği hurda gazete miktarlarına ilişkin kayıtlar CD halinde mahkemeye gönderilmiş olduğundan, ussal çıkarım ile bu miktarda hurda gazetenin davalı tarafından alındığının kabulü gerektiğini, nitekim ... Dağıtım AŞ (Eski ...)'dan gelen müzekkere cevabı ekinde ...'ın davalıya teslim ettiğini bildirdiği hurda gazete kağıdı miktarı ile davalının müvekkiline bildirdiği ve kendisine fatura edilen tutar arasında fark olduğu, böylelikle davalının teslim aldığı halde bedelini ödemediği bilirkişi raporuyla belirlenen tutarda hurda gazetelerin mevcut olduğu gönderilen kayıtlarla sabit olduğunu, bilirkişi raporlarıyla davalının müvekkiline ödemesi gereken bedelin hesaplandığını, gerekçeli kararda "...davalı tarafa yemin teklifinde bulunulması konusunda davacı tarafa kesin süre verilmesine davacı tarafça yemin teklif edilmediği ve yemin metninin sunulmadığı" ileri sürülerek yemin teklifinde bulunma haklarının kullandırılmadığını, mahkemenin yemin konusunda süre verdiği 11.10.2021 tarihli celsede süre vermekle birlikte HMK m. 94/2 " Hakim, ....süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir" şeklinde düzenlemesine göre ilk derece mahkemesinin kesin süre vermekle birlikte kesin süreye uyulmamasının sonuçlarını bildirmediğini, taraflarına ihtar etmediğini, bu nedenle yemin için yeniden süre istemelerine karşın yemin deliline yönelik tarafımıza süre vermemesinin HMK m. 94'e açıkça aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma ilişkin alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının sahibi olduğu ... gazetesinin bayilere dağıtımı ile bayilerde satılmayan, hurda diye tabir edilen gazetelerin toplanması işlerinin dava dışı ... (yeni adı ... Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık ve Tahsilat Sistemleri AŞ) tarafından yapıldığını, 2014 Ocak ile 2017 Aralık dönemine ilişkin hurda gazetelerin bu şirket tarafından davalıya teslim edilmesine rağmen bu döneme ilişkin bedellerin davacıya ödenmediğini, dava dışı şirkette gelen bilgilere göre davalının teslim aldığı hurda gazete bedellerine ilişkin olarak davacının davalıdan en az 280.816,14 TL alacağı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 10.000 TL'nin faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ise; bedeli ödenmeyen mal bulunmadığını, mal tesliminin yapılmadığını, davalının bedeli ödenmemiş hiçbir alım satım sözleşmesine dayalı malı teslim almadığını savunmuştur. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Somut olayda davacının kendisine ait gazetelerden satılmayan ve hurda olan gazetelerin dava dışı şirket tarafından davalıya teslim edildiğini, bu gazetelere ilişkin davalıdan alacaklı olduğunu ispatla yükümlüdür. Mahkeme gerekçeli kararında, davacı tarafın hurda sayılan satılmayan gazetelerin davalıya teslim edildiğini kanıtlayamadığı belirtilmiştir. Mahkemece dava dışı ... (yeni adı ... Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık ve Tahsilat Sistemleri AŞ)'ne müzekkere yazılmış ve teslim belgelerinin gönderilmesi istenmiştir. Müzekkereye verilen cevapta, şirket kayıtlarında sadece iade edilecek gazete miktarının kayıt altında tutulduğu, kayıtların excel CD halinde ekte sunulduğu, bu iade gazeteleri (hurda gazeteleri) geri alma hakkının sadece yayın hakkı sahibi şirkete ait olduğu, ancak iade alacak şirketin başka bir talimat vermesi halinde talimat verilen kişiye de iade gazeteler (hurda gazeteler) teslim edilmekte olduğu, kayıtlarında davacı şirkete ait maillerin ekte sunulduğu, maillerde hurda gazetelerin kime teslim edileceğine ilişkin talimatların geçildiği, talimat değişmediği müddetçe mailde belirtilen şirketlere gazetelerin teslim edilmekte olduğu, mail dışında şifahen de talimat geçilmiş olabilme ihtimali olduğunu bildirdikleri görülmüştür.Bir vakıayı ispatla yükümlü taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer taraf tarafa bir yemin teklif edebilir. Taraflar dilekçelerinde açıkça yemin deliline dayanmışlarsa hakim yemin teklif etme hakkını hatırlatmakla yükümlüdür. Somut olayda ispat yükü üzerinde olan davacıya mahkemece, 11.10.2021 tarihli duruşmada davacı yana yemin delili hatırlatılmış, yemin teklif edip etmeyeceklerini bildirmek, yemin teklif edeceklerse yemin metnini sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş, ancak kesin sürede yemin teklif edip etmediklerini bildirmemeleri ve yemin metnini sunmamaları halinde ne olacağı belirtilmediği gibi ve kesin süreye ilişkin ihtaratta bulunulmadığı görülmüştür. Davacı vekili 25.10.2021 tarihli beyan dilekçesi ile dava dışı şirkete HMK'nın 221.maddesi uyarınca müzekkere yazılarak teslim belgelerinin istenmesi gerektiği, bu delil toplanmadan yemin yemin hakkının hatırlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek ara karardan rücu edilmesi talep edilmiş, mahkemece bu talep reddedilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen haller dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK'nın 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Önemi nedeniyle hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır.Bu itibarla, geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu doğrultuda olmak üzere, kesin süreye ilişkin ara karar her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Somut olayda mahkemece davacıya yemin hakkı hatırlatılırken yemin teklif edip etmeyeceklerini bildirmek, yemin teklif edeceklerse yemin metnini sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş, ancak kesin sürede yemin teklif edip etmediklerini bildirmemeleri ve yemin metnini sunmamaları halinde ne olacağı belirtilmediği gibi kesin süreye ilişkin ihtaratta bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bu durum yukarıda yer verilen yasa maddelerine aykırı olup davacıya usulünce verilen bir kesin süreden ve davacının da yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiğinden bahsedilemeyecektir. Bu sebeplerle, mahkemece, davacıya usulünce yemin hakkı hatırlatılıp yemin teklif edip etmeyeceği, edecekse yemin metnini sunması için kesin süre verilmesi, kesin süre içerinde bu hususlar yerine getirilmediği takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunda usulünce ihtaratta bulunulması için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18.09.2025
KANUN YOLU : HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 18/09/2025