T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/898
KARAR NO : 2025/1383
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/02/2022
NUMARASI : 2021/161 2022/41
DAVANIN KONUSU: Alacak (Bankacılık işleminden kaynaklı)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı banka nezdinde hesabı bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeden doğan borçların bankaca bu hesaptan doğrudan kesinti yapılarak tahsil edildiğini, bu kapsamda müvekkiline ait hesaptan 20.05.2019 ve 05.07.2019 tarihlerinde ayrı ayrı 4.200,00 TL olmak üzere toplam 8.400,00 TL tutarında "Periyodik Hizmet Komisyonu" adı altında kesinti yapıldığını, ancak sözleşmede bu isim altında bir kesinti yapılabileceğine ilişkin bir düzenleme veya bilgilendirme bulunmadığını, müvekkili şirketçe davalıya bu konuda izin de verilmediğini, hesap dökümlerinin incelenmesi sonucu haberdar olunan kesintilerin iadesi yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin onayı ve bilgisi olmadan hesabındaki paraya el konulmasının mülkiyet hakkının ihlali olduğunu ileri sürerek, 8.400,00 TL'nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin tacir olması nedeniyle tüketici hukukundan kaynaklanan hakların tacirlere uygulanamayacağını, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin 8.1. maddesinde, bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma yetkisi bulunduğunu ve bu hükme istinaden davacı şirketin hesabından yapılan kesintinin yerinde olduğunu, kredi limiti yenilemesi ve tahsisine istinaden davacıdan komisyon tahsil edildiğini, periyodik hizmet komisyonunun ise banka tarafından üçer aylık dönemlerdeki ortalama kredi bakiyesine göre belirlenerek tahsil edildiğini, bankanın masraf komisyon listesinin BDDK web sitesinde yayınlandığını, tahsil edilen periyodik hizmet komisyonunun mevzuata uygun olduğunu, ayrıca bankanın internet sitesinde KOBİ ticari ürün hizmet tarife duyurusu kısmında masraf komisyon listelerinin duyurulduğunu, dava konusu ücretler tahsil edilmeden önce müşteriye bilgilendirme yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... TTK'nun 20. maddesi uyarınca tacir olan bankanın verdiği hizmet karşılığında ücret talep etmesinin mümkündür. Ancak bu hizmetin yasal dayanağının bulunması şarttır. Davalı bankanın cevap dilekçesinde bahsi geçen sözleşmede komisyon tahsili ile ilgili düzenleme bulunduğuna dair savunmalar gereği inceleme yapılmış ancak taraflar arasında akdedilen sözleşmede komisyon tahsiline dair herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan TCMB periyodik hizmet komisyonları ile ilgili 10/02/2020 tarihinde Resmi Gazetede tebliğ yayımlayarak banka müşteri arasındaki anlaşmazlıklar konusunda belirlilik yaratmış ve yasal dayanak oluşmuştur. Somut olayda ise davalı banka komisyon tahsillerini 2019 yılında almış, TCMB tarafından yayımlanan tebliğ ise 2020 yılında olduğu dikkate alındığında dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır. Banka tarafından sunulan Bankacılık Ürün Hizmet Komisyonları Bildirim Formu uyarınca işbu davaya konu tahsil edilen masrafın yeni bir masraf türü olduğu, davacıya 2017-2018 yılında kullandırılan kredilerde kullanım aşamasında zaten masraf tahsil edildiği, yine daha önce davacının davalı bankadan 2012-2018 yıllarında çekmiş olduğu kredilerde periyodik hizmet komisyonu altında masraf talep edilmediği, davaya konu 2019 tarihinde tahsil edilen ve bu dosyanın konusunu oluşturan komisyonların ise ilk krediden yaklaşık 7 yıldan sonra tahsil edildiği, yani bu tür bir uygulamanın önceki yıllarda olmadığı anlaşılmıştır. Davanın konusunu oluşturan 20/05/2019 tarihinde 4.200,00-TL ve 05/07/2019 tarihinde 4.200,00-TL olarak kesilen hizmet komisyonlarının tarihleri dikkate alındığında da davacının 2019 tarihinde davalı bankadan bahsi geçen önceki yıllar dışında yeni bir kredi kullanıp kendisine limit tahsisi de yapılmadığı görülmüştür. Belirtilen bu sebeplerle taraflar arasında periyodik hizmet komisyonu tahsil edileceğine dair bir mutabakat bulunmadığı, TCMB tarafından bu hususa ilişkin yayımlanan tebliğin banka tarafından tahsilden sonra yürürlüğe girdiğinden somut olaya uygulanma imkanı bulunmadığından ve banka tarafından kesilen komisyonun yasal dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından haksız olarak kesilen komisyon ücretinin davacıya iade edilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.400,00 TL alacağın 4.200,00 TL’nin 20.05.2019 tarihinden itibaren, 4.200,00 TL’sinin 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tacir olan davacının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinden kıyas yoluyla da yararlanamayacağını, taraflar arasındaki sözleşmenin 8/1 maddesinde faiz ve komisyonun hangi hallerde alınacağının belirlendiğini buna göre bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hakkı bulunduğunu, bankanın esasen davacı firmaya yapmış olduğu kredi tahsisine istinaden davacıdan komisyon tahsil ettiğini, TTK'nın 11 ve devamı maddelerine göre tacir olan bankanın TTK'nın 20. maddesine göre ücrete hak kazandığını, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun faiz oranları ile diğer menfaatler başlıklı 144. Maddesi uyarınca çıkarılan 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca müvekkilinin komisyon kesintisi yapabileceğini, bu normlara göre düzenlenen 2006/1 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile de kesintinin ne şekilde yapılacağının belirlendiğini, tacir olan tarafların sözleşme serbestliği ilkesine göre imzaladıkları sözleşmenin, ahde vefa kuralları kapsamında ele alınması gerektiğini, basiretli bir tacir olan davacının imzaladığı sözleşmedeki edimleri yerine getirmesi gerektiğini, TTK'nın 20 ve sözleşme özgürlüğüne ilişkin TBK'nın 26.maddesine göre müvekkilinin sözleşme kapsamında ücret talep etme yetkisi bulunduğunu, taraflar arasında düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin 13. maddesinde yer alan "Ücret, Masraf, Komisyon, Sigorta Giderleri ve Diğer Yükümlülükler” düzenlemesi ile Genel Kredi Sözleşmesinin 8. maddesinde yer alan “Faiz, Komisyon,Vergi, Fon ve Masraflar” düzenlemesi ilgili komisyona ilişkin sözleşme maddeleri uyarınca müvekkilinin talepte bulunabileceğini, periyodik hizmet komisyonunun, risk merkezi bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube ve alternatif dağıtım kanallarından hizmet verilebilmesi ve bunun yanı sıra kredili müşterilerin nakit akış ve kredi ödeme döngüsünün takibi ve oluşturulan risk modelleme çalışmalarına göre müşteri kredi portföyündeki risklilik derecesinin düzenli olarak analiz edilerek verimli bir şekilde yönetilmesi ve diğer hizmetler için ayrılan kaynakların karşılığı olarak tahsil edildiğini, bu komisyonun üçer aylık dönemler halinde bankadaki kredi bakiyesine göre belirlendiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacının hesabından "periyodik hizmet komisyonu" adı altında kesilen paranın geri tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı banka arasında 27.05.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının 20.05.2019 ve 05.07.2019 tarihinde davacının hesabından ''periyodik hizmet komisyonu'' adı altında komisyon bedeli tahsil ettiği dosya kapsamında anlaşılmaktadır. Davacı, bu bedelin haksız olduğu ileri sürülerek iadesi talep etmiştir. Davalı tarafça, bu kesintinin, TTK'nın 11 ve devamı maddeleri ile ücrete ilişkin 20.maddesine ve özellikle, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi ve bankaların alabileceği ücret ve komisyonlara ilişkin Bankacılık Kanun'unun 144. maddesi ile bu düzenlemeye göre çıkarılan Tebliğ hükümlerine uygun olduğu savunulmuştur. Kesinti tarihleri ve miktara ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın kesintinin haksız olup olmadığı noktasında toplandığı görülmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi raporu uyarınca, kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin, Ücret, Masraf, Komisyon, Sigorta Giderleri, BSMV, KKDF, Damga Vergisi ve Diğer Yükümlülükler" başlıklı hükmünde, açık şekilde peryodik hizmet komisyonu alınabileceği düzenlenmemiştir. Ayrıca genele kredi sözleşmesinin "Faiz, Komisyon, Vergi, Fon ve Masraflar" başlıklı 8.1.maddesinde "Banka, bu Sözleşmeye dayanarak açtığı ve/veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, dövize endeksli TL kredi dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderleri uygulayacak ve bunları gider vergileri ve sair resim ve harçları ile birlikte Müşteri’nin cari hesabına borç yazacaktır." düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin 8.8. maddesinde ise, "Müşteri işbu Sözleşmenin ve bu nedenle verdiği veya vereceği her türlü teminatlar ve bunlarla ilgili işlemlerin gerektirdiği ve gerektireceği masraflar ile bunlardaki artışların (sigorta prim ve masrafları dahil) ve halen mevcut veya ileride ihdas olunacak her türlü vergi, resim ve harçlar ve tarh edilecek cezaların sigorta prim ve masrafların ve bunlarda yapılacak değişikliklerin getireceği yükümlülüğün kendisine ait olacağını bunları nakden ve defaten ... Bank A.Ş. Genel Kredi Sözleşmesi 6 /62 ödeyeceğini kabul ve beyan eder." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu maddede de açık şekilde peryodik hizmet komisyonu alınacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bankaların temel gelir kalemi faiz olup, bankanın yaptığı bir masrafı TTK'nın 20. maddesine göre talep hakkı bulunduğu gibi, tacir olan banka verdiği hizmet karşılığı kararlaştırılmasa dahi ücret talep edebilir. Tacir olan tarafların sözleşme serbestiyeti içinde ücret veya komisyon kararlaştırmaları mümkündür. Ancak bankanın faiz dışında bir ücret veya komisyon talep edebilemesi için bu konuda sözleşme hükmü veya bankacılık uygulaması bulunması gerekmektedir. Davacının yaptığı kesintiye ilişkin açık bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Davalı vekili kesintinin taraflar arasındaki sözleşemeye, TCMB tarafından yayımlanan Tebliğ hükümlerine ve Bankacılık Yasasına uygun olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede bu ad altında alınacak bir ücretin düzenlenmediği, davalının dayanak yaptığı ve davalı bankanın internet sitesinde yayınlandığını belirttiği tarifenin taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra ilan edildiği, ayrıca 10.02.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2020/4 sayılı Ticari Müşterilerden Alınabilecek Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerinde periyodik hizmet komisyonu adı altında alınacak bir ücretin bulunmadığı, davaya konu periyodik hizmet komisyon ücretinin davacı için yapılan masraf olduğunun davalı yanca ortaya konulamadığı, bunun yanı sıra davalının, KGF'nin kefaleti sebebiyle davacı için davalı yanca ödenen bir komisyon bedeli olduğunu da ortaya koyamadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 465,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.