T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/797
KARAR NO : 2025/1402
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2019
NUMARASI : 2017/141 E. - 2019/626 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Bankacılık işleminden kaynaklı)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilin ... Bankası AŞ' nin Kasımpaşa Şubesinin ... hesap numaralı müşterisi olduğunu ancak 22/01/2016 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve imzası olmadan, belirtmiş olduğu banka hesabından 20.000,00 TL, 25/01/2016 tarihinde ise 15.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL nin müvekkilinin yanında çalışan ancak para çekmeye yetkisi bulunmayan personeli tarafından çekildiğini, davalı bankanın yetkili güvenlik tedbirlerini almaması ve uygulamaması sonucunda müvekkilinin zarara uğradığını, bu konuda davalı bankaya, çekilen miktarın yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi noktasında ihtar çekildiğini, ihtara olumsuz cevap verildiğini iddia ederek, toplam 35.000,00 TL'nin ödenme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; söz konusu para çekim işlemlerinin bizzat davacı tarafından bankaya verilen talimata istinaden gerçekleştirildiğini, dava konusu işlemlerin davacının bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, davacı tarafından uzunca bir süredir cep şifrematik tanımlamasının bulunduğunu, davacının para transferleri ve bankacılık işlemlerinin bulunduğunu, davadaki husumetin müvekkili bankaya değil, parayı çeken ...'a yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu somut olay açısından davacı ile davalı arasında yazılı talimat yönünden bir teamülün olmaması, paranın çekilmesinde davacının herhangi bir icazetinin var olduğunu gösterir bir delilin dosya da mevcut olmadığı gözönünde bulundurularak davalının %50 oranında kusurlu olduğu, davaya konu ihtilaflı işlemleri gerçekleştiren kişinin davacının çalışanı olması, davacının çalışanını seçmekte ve onu denetlemede gerekli özeni göstermeyen davacının da % 50 oranında kusurlu olduğuna karar verilmiştir.Bu doğrultuda mütefarik kusur oranına göre davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek, davacının talebi doğrultusunda kabul edilen miktara, bankanın dava dışı 3. Kişiye ödemeyi yaptığı tarihlerden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiğinden..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 17.500,00TL'nin; 10.000,00 TL'sine 22/01/2016 tarihinden, 7.500,00TL'sine 25/01/2016 tarihinden itibaren değişen oranlarda basit usulde işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Öncelikle bankacılık işlemlerinde işlem güvenliğinin banka tarafından sağlanması gerektiğini, bankanın kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin kendi hesabından talimat ile yetkisiz 3.kişi tarafından para çekilmesi eyleminde kusurunun bulunmadığını, çünkü dava dışı ... isimli çalışanın müvekkili hesabından para çekme yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin çalışanı adına para çekme yetkisi vermediğinden onu seçmekte ve denetlemekte gerekli özeni göstermemiş olduğu gerekçesiyle %50 oranında kusurlu olduğu yönündeki kabulü hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından para çekim işlemlerine ait dekontlarındaki imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı müvekkilinin el ürünü olmadığı tespitinin yapılmış olduğunu, bilirkişi raporunda uzun yıllardan bu yana internet bankacılığı şubesi işlemlerine tanımlı ve şube üzerinden ... hesabına onlarca işlem yapıldığını ancak internet bankacılığı şubesi üzerinden yapılan işlemlerin azami üst limitinin 4.000,00 TL'yi geçmediğini müvekkili hesabından çalışan hesabına aktarılan paralarla davacı açısından faydalı işlemler yapıldığı ancak davaya konu ihtilaflı ödeme işlemlerini gerçekleştirildiği tarihlerde davacı adına ... tarafından yapılan faydalı bir işleme rastlanılmadığı, internet bankacılığı işlemleri bakımından bir malulün oluştuğu ifade edilebilse de yazılı talimatla yapılan iki adet işlem yönünden mevcut delil durumuna göre mümkün olmadığı, teamül ve icazetten bahsedilemeyeceği, dava konusu paralarla davacı adına faydalı bir tasarrufta bulunulduğunun açıkça ispatlanamadığı, işlemler sırasında davacıda çeşitli iletişim kanalları üzerinden teyit alındığını gösteren somut bir bir delilinde bulunamamış olduğu tespitlerine yer verilmiş olmasına rağmen bankanın %50 oranında müterafik kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde mevduat sahibi müvekkilinin kusurlu olduğunun ispatlanmış olmadığını, para çekilebilmesi için adına düzenlenmiş herhangi bir vekaletname bulunmadığını, müvekkilinin çalışanına dahi kendi hesabından para çekme yetkisi vermediğini, aksini iddia eden davalı bankanın dosyaya bir vekaletname örneğini sunmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili banka hesabından, 22.01.2016 tarihinde 20.000,00TL, 25.01.2016 tarihinde 15.000,00 TL nin ... isimli personeli tarafından çekildiğini, söz konusu personelin para çekme yetkisinin bulunmadığını, zararın karşılanması için iş bu davanın açıldığını, mahkeme tarafından %50 oranında sorumluluğun kabulü ile kısmen kabul kararı verildiğini, kararın kaldırılması gerektiğini, ihtilaf konusu işlemlerin davacının bilgisi ve iradesi dahilinde gerçekleşen işlemler olduğunu, icazet olduğunun delillerle ortada olduğunu, TBK 46.maddesi gereğince yetkisiz temsilci tarafından yapılan işleme icazet verilmesi halinde temsil olunan adına yapılan işlemlerin geçerli olduğunu, banka ile 2003 yılından bu yana aynı standart ile pek çok sayıda işlem gerçekleştirildiğini, davacının müvekkili bankaya güven verdiğinin kabulü gerektiğini, banka arasında talimatla çalışma yönünden bir teamülün bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, para çekim işlemlerinden önce ve sonra davacı hesapları üzerinde birden çok aynı nitelikte işlemler yapıldığını, itiraz edilmediğini, davacının dava konusu işlemlerden haberdar olduğunu, yıllarca herhangi bir itirazda bulunmadığını, Yargıtay içtihatları kapsamında işlemlerden haberdar olan ve icazeti bulunan davacının taleplerinin reddi gerektiğini, davacı hesaplarından benzer şekilde talimatlarla ve dava dışı ... ile sürekli işlemler yapıldığını bu işlemlerin davacı tarafından bizzat kontrol edildiğini, davacının tüm ürünlerinin internet bankacılığına tanımlı olduğunu, internet bankacılığının yoğun şekilde kullanıldığını, dava dışı ...'ın hesaplarından davacıya ait pek çok ödeme ve işlem gerçekleştirildiğini, davacı çalışanının hesaplarından işlem yapmaya yetkisi olmadığı iddia edilmekte ise de iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, davacının muhasebeci mali müşavir olduğunu, ihtilaflı işlemlere konu tutarın dava dışı firma tarafından muhtasar beyannamesi ödemesi açıklaması ile davacıya gönderilen tutarlar olduğunu, davacının hesaplarına son derece vakıf olduğunu, dava dışı firma tarafından ihtilaf konusu işlemler öncesi ve sonrasında yine aynı şekilde işlemler gerçekleştirildiğini, raporun aksine 4.000,00 TL tutarın üzerinde gerçekleştirilen işlemlerin olduğunu, icazetin varlığının sabit olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, davacının davalı bankanın mudilerinden olduğu, dava dışı davacı çalışanı ... tarafından davalı imzası taklit edilerek yazılı dilekçe ile davalı bankanın Kasımpaşa Şubesine 22.01.2016 ve 25.01.2016 tarihlerinde başvurarak sırasıyla 20.000,00 TL ve 15.000,00 TL para çektiği, davacının İstanbul 10. Noterliğinde 27.10.2016 tarihli ihtarnameyi davalı banka ve banka şubesi adına düzenlediği, ihtarnamede yıllardır banka şubesi ile çalışıldığını, bilgi ve imzası olmadan hesabından toplam 35.000,00 TL tutarın 3.şahıs tarafından çekildiği belirtilerek bedelin ödenmesinin talep edildiği, bankanın ise 04.11.2016 tarihli cevabı ile gerekli incelemelerin yapıldığı 22.01.2016 tarihli, 25.01.2016 tarihli gerçekleşen para çekme işleminin davacı ...'un imzalı talimatına istinaden gerçekleştirildiği belirtilerek olumlu yanıt verilemediğinin ifade edildiği, davacının ise iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, dava dışı davacı çalışanı tarafından gerçekleştirilen işlemlerden dolayı tarafların %50'şer oranında sorumluluklarına dair verilen hükmün isabetli olup olmadığına ilişkindir. Taraf delillerinin dosyaya ibrazı ile birlikte bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 01.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; inceleme konusu ... Bankası Kasımpaşa Şubesine hitapla 22.01.2016 ve 25.01.2016 tarihli iki adet talimat yazı aslındaki imzalar ile ...'a ait imzalar arasında farklılık saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'un eli ürünü olmadığın belirtilmiştir. 25.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı bankanın Kasımpaşa Şubesi nezdinde davacı ... adına vadesiz ticari mevduat hesabının açıldığı, bahse konu davacıya ait hesaptan 22.01.2016 tarihinde 20.000,00 TL ve 25.01.2016 tarihinde 15.000,00 TL yazılı talimata atfen dava dışı ...'a ödenmiş olduğunun tartışmasız olduğu, davacı hesabından yazılı talimata atfen paraları çeken davacının personeli olduğu, bu hususun tartışmasız olduğu, davacı hesabının uzun yıllardan bu yana intemet bankacılığı şubesi işlemlerine tanımlı ve açık olduğunun hesap hareketlerinden anlaşıldığı, davacı hesabından internet bankacılığı şubesi üzerinden 10'larca işlem yapılmak suretiyle dava dışı ... hesabına para transferinin yapıldığı, ancak, internet bankacılığı şubesi üzerinden yapılan işlemlerin azami üst limitinin 4.000,00 TL'nı geçmediği, davacı hesabından çalışanı/personeli ... hesabına transfer edilen paralarla ... hesabı üzerinden davacının şahsına ait kredi kartı harcaması gibi vesaire ödemelerin yapılmakta olduğunun görüldüğü, yani davacı hesabından ... hesabına aktarılan paralarla davacı açısından faydalı işlemler yapılmakta olduğunun anlaşıldığı, ancak ihtilaflı ödeme işlemlerinin gerçekleştiği 22.01.2016 ve 25.01.2016 tarihlerinde davacı adına ... tarafından yapılan faydalı bir işleme rastlanılamadığı, faydalı işlemden kastedilenin ; davacı hesabından dava dışı ...'a ödenen paralarla davacı nam ve hesabına bir tasarrufta bulunulup bulunmadığı, diğer yandan internet bankacılığı şubesi üzerinden davacı hesabından dava dışı ... hesabına transfer edilen onlarca işlem bulunmakta ise de, yazılı talimatla dosya içeriğine göre dava konusu işlemlere emsal teşkil edebilecek bir başka işleme rastlanılamadığı, internet bankacılığı işlemleri bakımından bir teamülün oluştuğu her ne kadar ifade edilebilir ise de, aynı durumun yazılı talimatla yapılan 2 adet ihtilaflı işlem yönünden söylenmesi mevcut delil durumuna göre mümkün gözükmediği, davalı banka genel savını internet bankacılığı üzerinden yapılan işlemler bakımından kurgulandığı, ancak ihtilaf konusu işlemin internet bankacılığı üzerinden gerçekleşen bir işlem olmadığı, yazılı talimatla banka veznesinden bizzat çekilen işlemlere dayandığı, bu nedenle internet bankacılığı üzerinden yapılan işlemlerle, doğrudan yazılı talimatla yapılan işlemleri mukayese etmenin doğru bir yaklaşım tarzı olmadığının değerlendirildiği, yazılı talimatla yapılan ihtilaf konusu işlem dışında başkaca emsal teşkil edebilecek bir işlem bulunmadığı için ne bir teamülden ve nede bir icazetten söz etmenin olası olduğu, dava dışı internet bankacılığı işlemleri bakımından taraflar arasında her ne kadar bir teamül ve icazetin kurulmuş olduğu düşünülmekte ise de, dava konusu işlemler yönünden böyle bir teamülün dosya içeriğine göre oluşmadığı gibi, dava konusu paralarla davacı adına faydalı bir tasarrufta bulunulduğunun da açıkça ispatlanmış olmadığı, dolayısıyla ihtilaf konusu işlemler bakımından uzun süre sessiz kalınmak gibi bir durumunda söz konusu olmadığının düşünüldüğü, davacı hesapları internet bankacılığına uzun süreden bu yana tanımlı olduğu ve davacının fiilen internet bankacılığı işlemlerini bizzat gerçekleştirdiği görülmekle birlikte, dava konusu işlemlerin yapıldığını davacının dosya içeriğine göre ne zaman fark ettiğinin belli olmadığı, ancak internet bankacılığının özelliği gereği davacının hesaplarını 7 gün 24 saat kontrol etme olanağına sahip olduğu davacının bu imkana sahip olması demenin dava konusu ihtilaflı işlemleri önleyebileceği anlamına da gelmediği, yani salt internet bankacılığı üyesi olmak demek dava konusu ihtilaflı işlemleri önlemek anlamına gelmediği, çünkü internet üzerinden yapılabilecek bir kontrolde, ancak daha önce yapılan işlemleri görebilmenin mümkün olduğu, yani gelecekte yapılabilecek olası işlemleri görmek/sezinlemek mümkün olmadığı, bir an için işlemin yapıldığı gün durum fark edilse bile bu olumsuzluğu internet üzerinden engellemek mümkün olmadığı, çünkü yapılan işlemin intemet üzerinden gerçekleşen bir işlem olmadığı, yazılı talimatlar üzerindeki imzalarla davalı banka nezdindeki imza beyannamesi üzerindeki imzalar çıplak gözle karşılaştırıldığında iğfal kabiliyetinin bulunduğunu gösterdiği, davalı bankanın imza kontrolü bakımından özen yükümlülüğünü ifa etmiş olduğunun söylenebildiği, öte yandan dava konusu işlemler sırasında davacıdan çeşitli iletişim kanalları üzerinden teyit alındığını gösteren somut bir delilin bulunmamış olması nedeniyle, davalı bankanın somut olayda müterafik kusurlu olduğunun düşünüldüğü, kusur takdiri her ne kadar mahkemeye ait ise de, eğer bir kusur oranı belirtmek gerekirse davalı bankanın %50 oranında müterafik kusurlu olduğunun ifade edilebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora itiraz dilekçesinde; %50 oranındaki kusurlarına itiraz ettiklerini, usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlanması halinde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebileceği belirterek yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; davacının mali müşavir olduğunu, ihtilaflı işlemlerin davacıya gönderilen tutarlar olduğunu, internet bankacılığı yolu ile 4.000,00 TL üzerinde gerçekleştirilen bir çok işlem olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Niteliği gereği bir güven kurumu olan bankalar, TBK'nın 115. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan ve diğer yatırım araçlarından güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır. (Yargıtay 11. H.D'nin 10/01/2018 tarihli 2016/8635 Esas-2018/179 Karar sayılı, 13/05/2013 tarihli 2012/11585 Esas - 2013/9805 Karar sayılı ve 16/12/2014 tarihli 2014/13736 Esas -19841 karar sayılı ilamları). Somut olayda, dava dışı çalışan tarafından davalı banka şubesinden çok sayıda davacı hesabı ile ilgili olarak işlem yapmış olduğu, dosya içerisine ibraz edilen hesap hareketlerinden anlaşılmaktadır. Bu konuda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Dava konusu işlemler, 22.01.2016 tarihinde gerçekleştirilen 20.000,00 TL tutarlı fiş ile para çekme işlemi ve 25.01.2016 tarihli aynı şekilde gerçekleştirilen 15.000,00 TL para çekme işlemidir. Dava dışı çalışanın, dosya içerisine ibraz edilen 01.01.2016 - 03.02.2016 tarihleri arasındaki davacı hesap hareketlerinden , gerçekleştirilen işlemlerin hiçbirinin para çekme işlemi olmadığı, diğer bankacılık işlemleri olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda bu durum açıklanmıştır. Söz konusu açıklamada internet bankacılığı üzerinden davacı hesabından dava dışı ... hesabına transfer edilen onlarca işlem bulunduğu ancak yazılı talimatla dava konusu işlemlere emsal teşkil edebilecek başka bir işleme rastlanılmadığı, dava konusu işlemin internet bankacılığı yolu üzerinden gerçekleştirilen işlem olmadığı, yazılı talimatla banka veznesinden bizzat çekilen işlemler olduğu, emsal teşkil edebilecek işlem bulunmadığı ve teamülden ve icazetten söz etmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenlerle davacının %50 oranında kusurlu olacağı kabul edilmişse de bu kabul şekli isabetli görülmemiştir. Davacı hesap hareketlerinden ,dava dışı çalışan tarafından dava konusu işlemler dışında para çekme işleminin gerçekleştirilmediği ve buna ait herhangi bir vekaletnameninde mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davacı mudinin kusurlu olduğu davalı tarafça ispatlanmış değildir. Davalı bankanın ihmali neticesinde, sahte imzalı talimat ile davacı hesabından iki adet işlem ile çekilen bedelin tamamen iadesi yönünde kabul kararı verilmesi gerekir iken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile %50 kusur oranında karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu sonucuna ulaşılmış ve kararın düzeltilmesi gerekmiştir.Davalı banka ise her ne kadar dava dışı çalışanın çok sayıda davacı hesabı ile ilgili işlem yaptığını, davacının bilgisi ve icazetinin olmadığının düşünülemeyeceğine iddia etmiş ise de yazılı talimat ile para çekme işleminin yalnızca uyuşmazlık olayda gerçekleşmiş olduğu, diğer işlemlerin para çekme ile ilgili olmadığı, talimatta yazılı imzanın davacı müşteriye ait bulunmadığı, banka tarafından bu durumun teyit edilmesi gerekir iken ihmali hareket ile herhangi bir yetki ve vekaletnamesi bulunmayan kişiye davacı hesabından ödemelerin gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun düşmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile 35.000,00 TL alacağın 20.000,00 TL'lik bölümüne 22.01.2016 tarihinden, 15.000,00 TL'lik bölümüne ise 25.01.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.390,85 TL karar ilam harcından, peşin alınan 597,72 TL'nin düşümü ile bakiye 1.798,13 TL ilam harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 633,72 TL (başvurma, vekalet ve peşin harcı) davetiye, posta gideri: 397,10 TL, bilirkişi ücreti: 1.000,00 TL, olmak üzere toplam 2.030,82 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,c-Davacı tarafça sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 75,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 295,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.09.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.