T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2363
KARAR NO: 2025/1412
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/09/2021
NUMARASI: 2020/693 Esas - 2021/875 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklı)
(Dava sırasında iflasta kayıt-kabul davasına dönüştü)
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyasında, davalının iflası sonucu davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi nedeniyle duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, gereği düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin deri aksesuarları ticareti işiyle uğraşmakta olduğunu, davalı şirket ile ticari ilişki kurduğunu, müvekkilinin tarafından davalı şirkete cari hesap usulü ile çalışıldığını, davalı şirketçe sipariş edilen ürünlerle birlikte faturaların da davalı şirkete tevdi edildiğini, müvekkili tarafından davalı şirkete kesilen faturalar ve davalı şirketçe müvekkiline yapılan ödemelerin tarafların ticari defterlerinin ve hesap hareketlerinin incelenmesiyle sabit hâle geleceğini, davalı şirketçe bir kısım faturalara karşılık nakit ödeme yapıldığını, bir kısmına karşılık olarak çek verdiğini, bakiye tutara karşılık ödeme yapılmadığı gibi çek keşide etmekten de kaçındıklarını, ödenmeyen ve karşılık olarak çek keşide edilmeyen fatura alacakları için Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, ancak davalı tarafça süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, icra takibine devam edebilmek için Bakırköy Arabuluculuk Bürosunnu ... başvuru numarası ile ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak 14.09.2020 tarihli son tutanakla anlaşma sağlanamadığını belirterek, icra takibine yöneltilen davalı itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı borçludan %20 oranında icra inkâr tazminatının tahsiline ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle (süresinden sonra); davacı ile müvekkili şirket arasındaki ticari kayıtlar incelendiğinde müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafça haksız faturalar keşide edildiğini, faturaların ihtilaflı olduğunu ve müvekkili tarafından kabul edilmediğini, müvekkili şirket borcunu eksiksiz olarak ifa ettiğini, bu hususun tarafların ticari kayıtlarını objektif olarak inceleyecek bir bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını belirterek, haksız davanın reddine, davacının haksız ve kötüniyetli takibi nedeniyle aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı taraf, davalı tarafa satıp teslim ettiği ürünlerin bedeline ilişkin olarak cari hesap ilişkisi kapsamında alacaklı olduğunu iddia etmiştir. Davalı taraf ise savunmalarında, davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafça haksız faturalar keşide edildiğini, faturaların ihtilaflı olduğunu ve borcunu eksiksiz olarak ifa ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davacı taraf ticari defter ve belgelerini bilirkişi incelemesine sunmuş davalı taraf ise sunmamıştır. Davacının kayıtlarına göre; davacının davalıya 2016 yılında 3 adet toplam 14.303,55 TL bedelli, 2017 yılında 2 adet toplam 3.022,80 bedelli, 2018 yılında 12 adet toplam 352,433,46 TL bedelli, 2019 yılında ise 14 adet toplam 959.356,25 TL bedelli fatura düzenlediği, davalının davacıyı 2018 yılında 59.000,00 TL ödeme, 2020 yılında ise icra takibinden önce 151.3030,55 TL, icra takibinden sonra 400.000,00 TL ödeme yaptığı, yine davalının davacıya 2019 yılında 134.861,57 TL iade faturası düzenlediği, buna göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle (10.07.2020) 983.950,94 TL dava tarihi itibariyle de 583.950,94 TL alacaklı göründüğü anlaşılmaktadır. Davalı taraf savunmasında davacıya borcunu eksiksiz olarak ifa ettiğini ileri sürmüşse de ödemeye ilişkin başkaca herhangi bir somut delil sunamamıştır. Davalı taraf, davacı tarafça haksız faturalar keşide edildiğini, faturaların ihtilaflı olduğunu ve müvekkili tarafından kabul edilmediğini ileri sürmüş ve defter ve kayıtlarını sunmamış olduğundan davalının 2016 -2019 yılları arası BA ve BS bildirimlerine ilişkin kayıtlar celbedilerek incelenmiştir. Davalının 2016 yılına ilişkin Ba kayıtlarında davacı adına 2 adet KDV hariç 10.946,00 TL bildirimde bulunduğu görülmüş, davacının kayıtlarına göre eksik olan 1 adet fatura bedelinin 5.000 TL'nin altında kalması nedeniyle bildirilmemiş olduğu değerlendirilmiştir. Davalının 2017 yılına ilişkin BA kayıtlarında davacı adına bildirimde bulunmadığı görülmüş, davacının kayıtlarına göre bildirilmeyen 2 adet toplam 3.022,80 TL fatura bedelinin 5.000 TL'nin altında kalması nedeniyle bildirilmemiş olduğu değerlendirilmiştir. Davalının 2018 yılına ilişkin BA kayıtlarında davacı adına10 adet KDV hariç 297.550,00 TL bildirimde bulunduğu görülmüş, (%18 KDV uygulandığında 351.109,00 TL olduğu da nazara alındığında) davacının kayıtlarına göre eksik olan 2 adet fatura bedelinin 5.000 TL'nin altında kalması nedeniyle bildirilmemiş olduğu değerlendirilmiştir. Davalının 2019 yılı BA kayıtları ile davacının 2019 yılı BS kayıtları incelendiğinde ise , her iki tarafça aynı adet ve miktarda 14 adet KDV hariç 815.935,00 TL bildirimde bulunduğu görülmüştür. Davalının ödemeleri ve iade faturalarının da davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça başka bir ödemenin ispatlanamadığı nazara alındığında, davacının ticari defter kayıtları ile davalının BA bildirimlerinin uyumlu olduğu değerlendirilmiştir. Bunun yanında davacının kendi kayıtlarına göre 583.950,94 TL alacaklı olduğu, fakat icra takibinde 533.950,94 TL alacak talebinde bulunduğu anlaşılmakla bu konuda davalının celbedilen 2016-2019 yılları arası BS kayıtları incelenmiş, 2018 yılında davacının davalı adına bildirdiği 1 adet 50.000,00 TL lik kaydın davacı kayıtlarında bulunmadığı anlaşılmış, bu miktarın da indirilmesi sonucunda davacı alacağının 533.950,94 TL olduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının Bakırköy 9. icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, asıl alacağın % 20'si oranında 106.790,18 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, açık hesap ilişkisine TTK'daki cari hesaba dair hükümlerin uygulanamayacağını, Borca, faize, faiz oranına ve ferilerine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, bilakis taleple bağlılık ilkesini aşan oranda faiz hesaplaması yapılan rapora karşı itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, Sadece takip konusu faturalar ve ödeme savunması bakımından araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, aksi yönde yapılacak araştırmanın ise itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağının içtihatlarla sabit olduğunu, Müvekkili şirketin davacı takibe konu edilen faturalara ilişkin herhangi borcu olduğunu hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacı yanın keşide ettiği ve taraflar arasında ihtilaflı faturalara ilişkin borç olduğu düşünülse dahi bu borcun yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle icra inkâr tazminatının şartlarının oluşmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin bakiye açık hesap alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkin bir dava iken, istinaf aşamasında davalı şirketin iflası sonucunda iflasta kayıt- kabul davasına dönüşmüştür.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf incelemesi sırasında davalı şirketin iflasına karar verilmiş olmakla eldeki dava, İİK'nın 235. maddesi anlamında sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasına dönüşmüştür. İİK'nın 194. maddesi uyarınca, davalı hakkındaki iflas kararının kesinleşmesini takip eden on gün sonrasına kadar yargılama durdurulmuş ve yasal şart gerçekleştikten sonra yargılamaya kayıt kabul davası olarak Dairemizce devam edilmiştir. Dava dosyasında ilk derece mahkemesince, taraflara ait ticari defterlerin incelemesi suretiyle bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş ancak davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi üzerine davacı defterlerinin ve dosyaya celbedilmiş olan belegeler, Ba- Bs beyanları incelenerek 05.05.2021 tanzim tarihli rapor düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının ticari defter kayıt içeriklerine, dosyaya sunulan fatura ve taşıma belgelerine, Ba ve Bs beyanlarına ve bilirkişi rapor içeriğine göre davacının davalıdan 533.950,94 TL alacaklı olduğu belirlenmiş ve ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava sırasında davalının iflası sonucu eldeki dava iflasta kayıt kabul davasına dönüştüğünden, davalının iflas kararı kesinleştikten ve ikinci alacaklılar toplantısı beklendikten sonra, istinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve kayıt kabule esas alacak tutarının hesaplanması bakımından 14.04.2025 tarihli ara karar oluşturulmuş ve dosya resen seçilen bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 16 Haziran 2025 tarihli rapor ile toplam 690.336,86 TL kayıt kabule esas alacak tutarı hesaplanmıştır. Rapordaki hesaplamanın eksik olması nedeniyle, aynı bilirkişiden, 18.06.2025 tarihli duruşma ara kararı ile ek rapor istenmiş olup, ayrıntısı anılan ek hesap raporunda gösterildiği üzere, 14.09.2022 iflas tarihi itibariyle davacının davalıdan iflas tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi ile birlikte (533.950,94 TL ana para + 104.800,67 TL iflas tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi) ve 46.247,54 TL icra vekalet ücreti olmak üzere toplam 684.999,15 TL kayıt kabule esas alacak miktarı hesaplanmıştır. Bilirkişi ek raporunda, icra başvuru harcı ve icra vekalet harcı giderleri hesaplamaya dahil edilmediğinden bu husus dosya kapsamından tespit edilip, 54,40 TL icra başvuru harcı ile 7,80 TL icra vekalet harcı eklenmek suretiyle, kayıt kabule esas alacak tutarı 685.061,35 TL olarak hesaplanmıştır.Davalı iflas idaresi vekili, istinaf başvurusunda, davalı müflisin defterleri incelenmeden hesaplama yapılmasının usule aykırı olduğunu belirtmiş ise de ilk derece aşamasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan raporda da belirtildiği üzere, davacının defterlerinde alacak aynen ve dayanaklarıyla kayıtlı durumdadır. Davalı taraf ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olmakla birlikte, davalının vergi dairesine bildirdiği Ba formları, davacının kayıtlarını teyit etmektedir. Davalı, kendi düzenlediği Ba formlarında davacı faturalarını beyan ettiğine göre, davacının mal teslimi ettiğinin karine olarak kabulü gerekir. Bu nedenle davalının, mal teslim edilmediği yönündeki savunması yerinde görülmemiştir. Ba form içerikleri dikkate alındığında, davalı kayıtlarının incelenmesinin sonuca etkili olmayacağı kanaatine varılmıştır.Yine davalı vekili, davalının aldığı malların bedellerini ödediğini savunmuş ise de davacı kayıtlarında yer alanlar dışında başkaca ödemelerinin de bulunduğuna dair bir ödeme belgesi sunmamıştır. Herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığından, bu bakımdan davalı kayıtlarının incelenmesi de sonuca etkili olmayacaktır.Davalı vekili, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. Dava, iflasta kayıt kabul davasına dönüştüğünden. Artık davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yasa gereği mümkün değildir. Zira İİK'nın 193/2.maddesi uyarınca, iflas kararının kesinleşmesiyle birlikte tüm icra takipleri düşer. Takip yasayla ortadan kalktığından, itirazın iptali kararı verilemeyeceği gibi, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle, kayıt- kabul hükmü kurulurken davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, davalının istinaf incelemesi sırasında iflas etmiş olması nedeniyle dava iflasta sıra cetveline itiraz (kayıt-kabul) davasına dönüşmüş olup bu konuda yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, kayıt kabul davası niteliği ile davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, dava, istinaf aşamasında davalı hakkında verilen iflas kararının kesinleşmesiyle iflasta sıra cetveline itiraz (kayıt - kabul) davasına dönüştüğünden, kayıt-kabul davası niteliği ile yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanı esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kayıt-kabul davası olarak kabulü ile iflas tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi ile birlikte (533.950,94 TL ana para + 104.800,67 TL iflas tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi) toplam 638.751,61 TL ana para alacağı, 46.247,54 TL icra vekalet ücreti, 54,40 TL icra başvuru harcı gideri, 7,80 TL icra vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 685.061,35 TL alacağın, davalı müflisin masasında hazırlanan sıra cetvelinin 4. sırasına davacı alacağı olarak kaydına,2-Alınması gerekli 615,40 TL maktu karar harcının, peşin alınan 6.448,80 TL harçtan mahsubu ile artan 5.883,40 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından ilk derece aşamasında sarf edilen toplam 1.334,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarının artan kısımlarının, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, kararımızın mahiyetine göre, davalı üzerinde bırakılmasına,d-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen toplam 1.560,00 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden; hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 32.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair; Taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar, açıkça okundu. 17/09/2025