T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/685
KARAR NO: 2025/1111
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 28/01/2022
NUMARASI: 2020/78 Esas - 2022/62 Karar
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kesmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında düzenlenen 05.01.2018 tarihli taşıma hizmeti sözleşmesi ile davalının belirlediği güzergahta, davalı adına servis taşımacılığı hizmeti verildiğini, UKOME'ye yapılan başvuru üzerine verilen yol belgesinden de davalı adına taşımacılık hizmeti verdiğinin anlaşılacağını, müvekkilinin ... plakalı servis aracıyla 13.11.2019 tarihine kadar ... Sanayi AŞ.'nin personel servisi işini yaptığını, davalının keşide ettiği Bakırköy ... Noterliğinin 13.11.2019 tarihli ihtarı ile müvekkilinin çalışmadığı günlerde çalışmış gibi göstererek fazla tahsilat yapmakla suçlandığını, fazladan tahsil edilen 4.187,32 TL'nin iadesinin istenerek sözleşmenin feshedildiğini, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmek amacıyla asılsız iddialarda bulunduğunu, davalının feshe rağmen alacaklı olduğunu ileri sürdüğü miktara ilişkin bir talepte bulunmadığını, müvekkilinin uzun süredir davalı adına taşımacılık, müvekkilince düzenlenen 28.11.2019 tarihli 14.046,30 TL bedelli 2019 yılı 10 ve 11. ay personel taşıma faturasının davalı tarafından kabul edilmeyerek Bakırköy ... Noterliğinin 23.12.2019 tarihli ihtarıyla iade edildiğini, taşıma hizmeti verildiğinin ... San. AŞ kayıtları, tanık beyanları ve ticari defterlerle kanıtlandığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının daha öncesinde davalı şirkette alt taşeron olarak çalıştığını, daha sonra sigortalı şoför olarak işe alındığını, davacının yeniden araç alması üzerine ... A.Ş.'nin personel servisini kendi aracı ile yapmak için sözleşme imzalandığını, ancak şirket kayıtlarında bu sözleşmenin bulunamadığını, davacının da sözleşme ile çalıştığını kabul ettiğini, şirketin, tüm tedarikçilerle aynı sözleşmeyi imzalattığını, davacının bu sözleşme kapsamında ...'ın çalışanlarını işe veya evlerine götürmeyi üstlendiğini, yapılan taşımaya göre hak ediş düzenlenerek ödendiğini, ayrıca yakıt masrafı için yakıt kartı verildiğini, davalı şirket çalışanı bazı sürücülerin, davacının gitmesi gereken servis saatlerine kendilerini ve davalı şirket araçlarını gönderdiği şeklinde duyumlar alındığını, bunun üzerine davalı şirket çalışanlarının ... isimli araç takip sistemi aracılığıyla davacının aracının GPRS verilerini ve yaptığı işe karşılık tutulan çetelelerinin karşılaştırıldığını ve davacının aracının gitmesi gereken servis hizmetine davalı şirket araçlarını ve şoförlerini göndererek 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında toplam 4.187,32 TL haksız kazanç elde ettiğinin belirlendiğini, bu nedenle davalıya gönderilen ihtarla sözleşmenin feshedilerek 4.187,32 TL'nin iadesinin istendiğini, davacının borcunu ödemediği gibi 28.11.2019 tarihli 14.046,30 TL bedelli faturayı gönderdiğini, müvekkilinin 10. ve 11. aylara ait personel taşıma borcu olmaması nedeniyle bu faturayı Bakırköy ... Noterliğinin 23.12.2019 tarihli ihtarı ile iade ettiğini, müvekkilince tespit edilen hileli taşıma nedeniyle sözleşmenin haklı şekilde feshedildiğini, müvekkilinin alacağının TBK'nın 139. maddesine göre dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların bilirkişi incelemesine sunulan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı tarafın incelenen ticari defterlerine göre davalıdan 2019 yıl sonu ve dava tarihi itibariyle 41.691,78 TL alacaklı olduğu, buna karşılık davalı tarafın incelenen ticari defterlerine göre davacıya 2019 yıl sonu ve dava tarihi itibariyle 364,47 TL borçlu olduğu, davacının 2016, 2017 ve 2018 yıllarında işletme defteri tutması sebebiyle sadece faturaların ticari defterlere kayıtlı olduğu, ödemelerin kayıtlı olmadığı dikkate alınarak mali müşavir bilirkişinin dosya kapsamındaki mevcut belgelere göre her iki tarafın ticari defterlerinin karşılaştırılarak tarafların alacak borç durumuna ilişkin yapmış olduğu değerlendirmenin yerinde olduğu ve Mahkememizce de benimsendiği, buna göre davacının, davalıya düzenlemiş olduğu 28/11/2019 tarihli 14.046,30 TL'lik fatura hariç tutulduğunda 3,09 TL borçlu olduğu, söz konusu faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı tarafından kayıt altına alınmadığı, oysa davacının, davalı ile içinde bulunduğu hukuki ilişki içerisinde kendi aracıyla ... AŞ'nin personeline yönelik servis hizmeti verdiği ve ... AŞ tarafından da davacının 15/11/2019 tarihine kadar servis hizmeti verdiğinin bildirildiği dikkate alındığında davalının ticari defterlerine kayıt etmediği davacının düzenlemiş olduğu 28/11/2019 tarihli 14.046,30 TL'lik fatura sebebiyle davacıya borçlu olduğunu kabul etmek gerektiği, söz konusu fatura hariç tutulduğunda davacının, davalıya borçlu olduğu 3,09 TL, yine söz konusu fatura bedeli olan 14.046,30 TL'den mahsup edildiğinde davacının, davalıdan talep edebileceği miktarın 14.043,21 TL olduğu, fazlaya ilişkin talebinde ise haklı olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı tarafından iddia edilen davacının çalışmadığı gün ve zamanların olup olmadığı, var ise davacıya fazladan ödenen bir bedelin olup olmadığı ve miktarı ile bunun takas ve mahsuba konu edilip edilmeyeceği yönünden yapılan değerlendirmede; davalının, davacının çalışmadığı gün ve zamanlara karşılık fazladan ödeme aldığını iddia ettiği tarihlerin 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin olduğu, dosya kapsamında bulunan GPS kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına ilişkin ara karar kapsamında bilirkişi ... tarafından söz konusu CD'nin çözümünün yapılarak buna ilişkin raporun sunulduğu, rapora göre 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında sadece 15/09/2019 tarihi Pazar günü çalışma yapılmadığının tespit edildiği, davacıya ait araca ilişkin 2019 yılı Temmuz - Kasım ayları arasındaki GPS kayıtlarının istenilmesi için ... isimli firmaya yazılan müzekkereye verilen cevapta kayıtların geriye dönük 2 yıl tutulduğundan belirtilen tarihlere ilişkin kaydın bulunamadığının bildirildiği, diğer taraftan alınan tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde hem diğer hem de özellikle davanın tarafları ile bir ilgisi bulunmayan kendi personeli taşınan ... AŞ'de çalışan ve beyanlarına başvurulan tanıkların beyanları dikkate alındığında davalı tarafın iddia etmiş olduğu gibi davacının çalışmadığı gün ve zamanların olduğu ve bu sebeple davacıya fazladan bedel ödendiği iddialarına Mahkememizce itibar edilmediğinden davalı tarafın takas mahsuba konu olabilecek bir alacağının olmadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.043,21 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ve davalının takas mahsup talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesinde belirtildiği üzere davacının kendisinin gitmesi gereken servislere, müvekkili şirketin araçlarını gönderildiğini, buna rağmen davacının aracına çetele işlenerek haksız faturalandırmayla ücret tahsil ettiğini, mahkemece bu talebin hatalı gerekçe ile reddedildiğini, 02.10.2020 tarihinde sunulan dilekçede davacının ... plakalı araçla davalıya verdiği hizmete ilişkin kayıtların tutulduğu ... Takip şirketinden celbinin istendiğini, kayıtların getirtilerek CD içerisinde mahkemeye sunulduğunu, bu delillerin ancak 08.11.2021 tarihli müzekkere ile toplanmaya başlandığını, filo şirketinin ise kayıtların 2 yıl süreyle tutulması nedeniyle belirtilen tarihlere ilişkin kaydın bulunamadığını belirttiğini, 2020 yılı başından beri toplanması istenilen kayıtların toplanması için 1.5 yıl beklenerek toplanması ve bu sürede kayıtların silinmesi nedeniyle takas mahsup talebinin reddine karar verildiğini, kayıtların silinmesinin müvekkile yüklenecek bir kusur olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sunduğu detaylı GPS kayıtlarının müvekkilince oluşturulamayacağı dikkate alınarak itibar edilmesi gerektiğini, bu kayıtlar incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece tanık beyanlarının da takas mahsup talebinin değerlendirilmemesine gerekçe gösterildiğini, oysa 11.12.2020 tarihinde dinlenen tanıkların, davacının bazı günler taşıma yapmadığı, bu günlerde davacının yapması gereken taşımanın müvekkilinin araçlarınca yapıldığını, davacının tanığı olan şoförler dahi, davacının servise çıkması gereken saatlerde onun yerine servise çıktıklarını belirttikleri, müvekkilinin de bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini, bu beyanların haklı feshi doğruladığını, gerekçenin aksine ... çalışanlarının olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunmadığını, hizmeti alan bu şirket için işin yapılmasının önemli olduğunu ve taşımanın kim tarafından yapıldığının bir önemi bulunmadığını, GPS kayıtlarının yazılı delil olması nedeniyle tanık beyanları karşısında GPS delillerinin üstün tutulması gerektiğini, ancak mahkemece bu delilin de incelenmeden karar verildiğini, alınan raporda davacının 15.11.2019 tarihine kadar servis hizmeti verdiği 10 ve 11. aylar için düzenlenen 28.11.2019 tarihli 14.046,30 TL bedelli faturanın geçerli olduğu, feshin haksız olduğunun anlaşılması halinde davacının 14.043,21 TL olduğu, araca ait GPS dökümlerinin uzmanlık alanı dışında olduğu için incelenmediğinden mahsup talebine ilişkin hesaplama yapılmadığının bildirildiğini, rapora yönelik itirazda konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla takas mahsup savunmasının incelenmesinin istendiğini, davacı kendi eylemleriyle sözleşmenin feshine neden olduğuna meydana gelen zararı cezai şart olarak ödemesi gerektiğini, zira tip sözleşmelerde caza bulunduğunu, bu rapora yönelik itirazları değerlendiren bilirkişi raporu alınmadan ve itirazların gerekçeli kararda karşılanmadan verilen kararın hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından sunulan 02.03.2020 tarihli cevap dilekçesinde, GPS kayıtlarının ihtiyari olarak kayıtların tutulduğu şirketten talep edilebileceği belirtilmiştir. Dilekçede kayıtların isteneceği şirketin açık adresi ve bu kayıtların delil olarak istenilmesi gerektiğine ilişkin açık bir talep bulunmamaktadır. Davalı cevap dilekçesinde, yapılan inceleme üzerine belirlenen şimdilik 4.187,32 TL fazla ödemenin mahsubunu istemiştir. İlk derece mahkemesince 18.09.2020 tarihinde ön inceleme duruşması taraf vekillerinin katılımı ile yapılmıştır. Davalı vekili bu oturumda davalı hakkında dolandırıcılık suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/128526 sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek, işlenen suç nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve takas mahsup talepleri bulunduğunu belirtmiştir. Dosyadaki belgelerden davacı vekilinin 06.02.2020 tarihli delil listesini mahkemeye sunduğu, davalının cevap dilekçesinden başka bir delil listesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinin ekine örnek tip sözleşmeler ile GPS karşılaştırmalarını sunmuştur.Ön inceleme duruşmasında davalı vekilinin de bir talebi olmaması nedeniyle mahkemece araçlara ilişkin GPS kayıtları ilgili şirketten istenmemiştir. Davalı 08.12.2020 tarihli dilekçesinin ekinde GPS kayıtlarının bulunduğu CD'yi mahkemeye sunmuştur. Anılan dilekçede GPS kayıtlarının ... Şirketinden istenilmesi için 02.10.2020 tarihinde dilekçe verildiği belirtilmiştir. Davalı vekili 02.10.2012 tarihli dilekçesinde delillerini sunmuş, tanıklarının yanı sıra davacının servis taşıması yaptığı aracın GPS kayıtlarının ... şirketinden talep edilmesini istemiştir. Mahkemece talep edilen müzekkerenin yazılması için 05.11.2021 tarihli oturumda karar verilmiştir. ... şirketinin cevabi müzekkeresinden, GPS kayıtlarının iki yıl saklandığı ve talep edilen dönemler için iki yıllık sürenin dolduğu belirtilerek kayıtlar verilmemiştir. Taraflar arasında taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Ancak davalı vekili yazılı sözleşmenin şirket kayıtlarında bulunmadığını, ancak davalının taşıma yaptırdığı alt taşeronlara tip sözleşme imzalattığını ve bu sözleşmelerde ceza koşulunun bulunduğunu, davalının feshe neden olması dolaysıyla müvekkilinin ceza alacağının da bulunduğunu belirtmiştir.Davacı tarafından sunulan sözleşme örneği ile davalının sunduğu tip sözleşme örneklerinin bir biriyle uyumlu olmadığı, bu nedenle taraflar arasında yazılı bir sözleşme düzenlenmiş olsa bile bu sözleşmede ceza koşulu bulunup bulunmadığının, bulunuyorsa cezanın miktar, nitelik ve hesaplanması şekli yazılı sözleşme ile kanıtlanmamıştır. Dosyada bulunan UKOM'nin 07.10.2020 havale tarihli yazısının ekindeki sözleşmenin 4.maddesinde cezai şartın düzenlendiği, ancak bunun da teminat senedine ilişkin olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı vekilinin ceza koşuluna yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme davalının 13.11.2019 tarihli ihtarı ile haklı nedenle feshedilmiştir. Dava konusu talep taşıma alacağına ilişkin olduğundan, davacının feshinin haklı olup olmadığına bakılmaksızın davacının verdiği hizmetin karşılığında hak ettiği ücretin ödenmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, davacının taşıma yaparak hak ettiği ücret, davalının feshinin haklı olup olmadığından bağımsız olarak talep edilebilir. Ancak feshe bağlı alacakların talep edilmesi halinde, feshin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut davadaki talep feshe bağlı bir alacak değildir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde davacının taşıma hizmetini vererek alacağa hak kazandığı belirlenmiştir. Nitekim davalı da sözleşmeyi 13.11.2020 tarihinde feshetmiş, ihtar 15.11.2021 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Bu durumda davacının fesih tarihine kadar alacağı bulunduğu ve bu tarihe kadar taşımanın davacı tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Buna karşın, davacının esasen vermediği bir hizmet karşılğı düzenlediği faturayı tahsil etmesi halinde veya davalının bu sözleşme kapsamında başka bir alacağının bulunması halinde bu miktarların davacının alacağından mahsubu gerekecektir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle davalının cezai şart alacağı bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenmiş ve her iki tarafça varlığı kabul edilen bir yazılı sözleşme ile cezai şartın varlığı kanıtlanmadığından buna ilişkin bir hesaplama veya değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Davalının diğer talebi ise 2019 yılı Temmuz - Ekim döneminde davacının yapmadığı ve yerine davalı şirketin sürücülerini gönderdiği taşımalar nedeniyle fazladan 4187,32 TL tahsilat yaptığı ve bu miktarın mahsubu gerektiğine ilişkindir. Yukarıda belirtildiği üzere davalı 02.10.2020 tarihli dilekçe ile ... Şirketinin tuttuğu GPS kayıtlarının getirtilmesi istenmiş ise de bu hususta 15.11.2021 tarihide müzekkere yazılması ve kayıtların iki yıl süreyle tutulması nedeniyle kayıtların gönderilmediği anlaşılmıştır. Davalı basiretli bir tacir olup, davalı tarafından düzenlenen 2019 yılı Temmuz Ekim dönemine ilişkin faturaları alarak kayıtlarına işlemiş ve bu fatura borçlarını ödemiştir. Bu dönemde davacının taşıma yaptığı ve davalı adına ... Şirketinin çalışanlarını taşıdığı açıktır. Bu hususta taşıma hizmeti veren şirketten bir şikayet bulunmamaktadır. Bu hizmetin bizzat davacı tarafından veya davacının sağladığı başka bir kişi tarafından yerine getirilmesinin bir önemi bulunmamaktadır. Davalının diğer çalışanları, sürücüsü oldukları araç yönünden tacir yardımcısı konumundadırlar tacir yardımcısının, çalıştığı ve sorumlu olduğu işletmedeki olağan faaliyetler konusunda taciri temsil edebileceği kabul edilmelidir. TBK'nın 547 vd. maddelerinde ticari temsilci, ticari vekil, tacir yardımcıları düzenlenmiş olup, TBK'nın 552. maddesinde diğer tacir yardımcılarının, ticari işletmeyi doğrudan ilgilendiren bu tür işlemleri yapabilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda, dava dışı sürücülerin davalıyı temsilen, davacı adına taşıma yapmaları ve bunlardan kaynaklanan faturaların davalı tarafından alınarak kabul edilmesi, araçların GPS kayıtlarını inceleme imkanı bulunan davalının, uzun süre sonra geçmişe dönerek, davacının yaptığı hizmetin bedelinin mahsubunu talep etmesinin sözleşme güvenliği ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, davacı ile davalının çalışanları arasında özünde suç teşkil eden bir ilişkinin bulunmadığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının yaptığı ve bedelini tahsil ettiği taşıma ücretinin, mahsup savunması kapsamında iadesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 720,00 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.06.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.