T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/658
KARAR NO: 2025/1081
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/09/2021
NUMARASI: 2018/1124 E. - 2021/718 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında süre gelen kara yoluyla nakliye hizmetine dayalı ticari ilişki çerçevesinde 7.290,31-TL alacaklı olduklarını, alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esaslı dosyası ile takip yapıldığını, davalı şirketin borca karşı yapmış olduğu itirazların haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacı tarafın alacağınının zamanaşımına uğradığını, zaten müvekkillerinin davacıya borcu bulunmadığını, 11 rulo kumaşın taşıma sırasında kaybolduğunu, mail yazışmaları sonucunda kayıp kumaş bedeli olan 1.661,15 Euro'nun müvekkillerine ödenmediğini, konvansiyon hükümleri 17. maddeye göre müvekkillerinin zararının ödenmesi gerektiğini, müvekkillerinin davacıdan alacaklı olduğunu, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... taraflar arasındaki esas çekişmenin CMR konvansiyonun 32. maddesindeki zamanaşımı ve kayıp mal bedeli üzerinde gündeme geldiği görülmektedir. Zira davalı taraf bu durumla İlgili olarak İstanbul ... İcra müdürlüğü ... E. dosyası ile 12.659,64 TL takip talebi ile kayıp mamul kumaş bedeli takibine girişmiştir. Buna ilişkin olarak davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/144 E. Sayılı dosyası ile İtirazın İptali davası açılmış olup, o dosyaya mübrez 11.11.2020 tarihinde Mali Müşavir ..., Dr. Öğretim Üyesi ..., Sigorta Tatbikatçısı... tarafından sunulan bilirkişi raporunda/davalının 1.485.83 Euro bakiyeyi (12.659,64 TL) talep edilebileceği belirlenmiştir. Mahkememizce İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/144 E. Sayılı dosyasındaki durumu tetkikle davalının davacı yandan 1.485.83 Euro bakiyeyi 12.659,64 TL talep edilebileceği yönünde karar verilmesi durumunda davacının davalı yandan alacağının bulunmayıp, davalının davacı yandan (12.659,64 TL - 7.290,31 TL =) 5.369,33 TL alacaklı durumda olacağı, davacının davalıdan alacağının bulunmadığı kanaatine varılmış olmakla..." gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında süregelen kara nakliye hizmetlerine dayalı ticari ilişki çerçevesinde davalı şirketin cari bakiyesinde meydana gelen 7.290,31 TL için borçlu aleyhine iş bu itirazın iptali davasına esas icra takibinin başlatıldığını, davalının haksız şekilde itiraz ettiğini, itirazın iptali davası neticesinde davanın reddine karar verildiğini, dosyadaki rapora göre davalı şirket ticari defterleri ile müvekkilinin alacaklı olduğunun sabit hale geldiğini, hak kaybı olmaması için müvekkiline ait dayanak belgelerin tamamının büyük hacimli olması ve fiziken mahkemeye getirilmesi mümkün olmadığından yerinde inceleme talep edildiğini, cd ile ek rapor alınmasının talep edildiğini, bilirkişilerin dava konusu alacaktan farklı olarak dava konusu fatura ve belgelere dayanmayan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı dosyasındaki ihtilafa yönelik alacağın hesaplanması yoluna gidildiğini, söz konusu dosyadaki alacağın müvekkili şirketin sigortası tarafından davalı yana ödendiğini, söz konusu alacağın dava konusu alacakla ilgisinin bulunmadığını, ilgili durumların ayrıntılı olarak belirlenmesine ve ek rapora itiraz edilmesine rağmen ek raporun hükme esas alındığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, rapora beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişilerin görevini aştığını, CMR Konvansiyonun 32.maddesinde; zamanaşımı ve kayıp mal bedeli üzerinde gündeme geldiğini iddia ederek ileri sürülmeyen ihtilaf konusunu belirlemeye çalıştıklarını, tarafları aynı olsa da hukuki ihtilafın dayanağının alacak konusunun farklı kara nakliye operasyonundan kaynaklanan farklı faturaya dayanması halinde tarafların getirmemiş oldukları bir hak veya alacak konusu ile ilgili yargılama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından takas mahsup iddiasını usulüne uygun şekilde İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ödeme emrine sunmadığını, ek raporda tespit edildiği üzere mahsuba konu olan alacağın İstanbul 12 ATM'nin 2019/144 Esas sayılı dosyasında ödendiğini, davalı tarafın ödenmiş bir alacağı mahsup konusu yapmaya çalıştığını, bu dosyadaki alacağın İstanbul 12 ATM dosyasındaki alacağı mahsup edilerek hesaplama yapılmasının gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu dosyanın derdest olduğunu, kesinleşmiş bir hükmün mevcut olmadığını, davalı tarafın ilgili dosyada sunduğu dilekçede dava konusu kayıp kumaş bedeli alacağının müvekkili tarafından ödendiğini belirttiğini, sonuç itibariyle farklı olarak fatura ve belgelere dayanan İstanbul 12. ATM dosyasındaki 1485,83 EURO alacağın müvekkili sigorta şirketi tarafından davalı tarafa ödenmiş olduğundan rapordaki hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili; 21.02.2024 tarihli ek beyan dilekçesi ile İstanbul 12. ATM'nin 2019/144 Esas, 2022/843 Karar sayılı dosyasının 05.10.2022 tarihinde karara çıktığını ve davanın reddedildiğini, bu sebeple ilk derece mahkemesinin hatalı bir karar verdiğinin ortaya çıktığını belirtmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, eşya taşımaya ilişkin faturadan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, kara yoluyla uluslararası eşya taşınması ile ilgili olarak ticari ilişkinin varlığına yönelik herhangi bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu yapmış olduğu taşımadan kaynaklanan cari hesap alacağının olup olmadığı, davalı tarafça davalı aleyhine başlatılan ve icra takibine itiraz sonucunda açılan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı dosyada verilen kararın iş bu dosyanın sonucuna etkili olup olmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve bilirkişi raporu sonucunda kurulan hükmün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına dairdir. Dosya kapsamından, taraflar arasında uluslararası karayolu taşımasına dair taşıma sözleşmesi kapsamında davacının taşıyan, davalının taşıtan olduğu, davalının alacaklı olduğu iddiasına dair taşımanın, davalı şirkete ait 237 rulo kumaşın Fransa'da bulunan yabancı menşeyli firmaya teslim edilmesi amacıyla gerçekleştirilen taşıma olduğu, taşıma sözleşmesinin akdedildiği, sözleşme uyarınca davalı şirkete ait 237 rulo kumaşın 16.10.2015 tarihinde araca yüklendiği ancak 22.10.2015 tarihinde alıcıya 237 değil, 226 rulo kumaşın teslim edildiği, 11 rulo kumaşın taşıma esnasında kaybedildiği , davalı şirket tarafından 11 rulo kumaş bedeli olan 4.957,25 EURO'nun davacıdan talep edildiği, kayıp mal bedeli için 25.11.2015 tarihli faturanın keşide edildiği, davacının kayıp mal bedelinin sigorta tarafından ödeneceğini belirterek faturayı iade ettiği, dava dışı sigorta şirketi ... Sigortanın davalının zararının 2.771,43 EURO kısmını 08.12.2015 tarihinde ödediği, bakiye zarar için davalı şirket tarafından 05.05.2016 tarihinde 2.361,15 EURO'dan kur karşılığı 7.771,49 TL bedelli kayıp mal faturasını keşide ettiği, davacının 17.06.2016 tarihli iade faturasını düzenleyerek davalıya gönderdiği, davalı şirket tarafından davacı şirket adına faturalar düzenlendiği, taraflar arasında mail yazışmalarının gerçekleştirildiği, davacı şirketin 01.01.2014 tarihinden devir ederek gelen 05.01.2018 tarihi itibariyle bakiye 7.290,31 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacı ile davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 28.09.2018 tarihinde 7.290,31 TL asıl alacak ve 971,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.262,03 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından takibe ve borca itiraz edildiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu, davalı şirketin ise kayıp kumaş bedeline yönelik bakiye alacak iddiasına dair olarak davacı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 22.10.2018 tarihinde yani davacı şirketin icra takip tarihinden sonra 1.661,15 EURO asıl alacak, 307,20 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.968,35 EURO kayıp kumaş bedeli alacağının tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davacının aleyhine başlatılan icra takibine karşı itiraz ettiği, davalı şirket tarafından kendisi tarafından başlatılan icra takibine karşılık İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasını açtığı, söz konusu mahkemenin 2022/843 Karar nolu dosyasında 05.10.2022 tarihinde, istinaf konusu edilen dosyanın karar tarihinden sonra davanın reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmemiş olduğu, mahkemenin ret gerekçesinde; " ...Bilirkişilerce sunulan ek raporda özetle; Tarafların kök rapora yapılan itirazlar dikkate alınarak kök rapordaki görüş ve kanaatlerini koruduklarını, dosyaya Türkçe tercümesi sunulan “Compensation and Assignment Declaration / Tazminat ve Feragat Beyanı” adlı davacı şirket kaşesinin ve imzası bulunan 25/11/2015 tarihli belgede “...İşbu tazminat beyanı imzalamak suretiyle, tarafımızca temsil edilen sigortacılar aleyhine ve poliçe sahibi ... Müşavirliği A.Ş. aleyhine tüm doğrudan ve dolaylı talepler karşılanmış olduğunu beyan ediyorsunuz. İşbu tazminat beyanını imzalamak suretiyle, ...'ya karşı üçüncü tarafların talepleri de dahil olmak üzere, yukarıda anılan konu hakkında taşınan, tahrip edilen ve/veya hasar gören eşyalara verilen zararla bağlantılı olarak sizden kaynaklanan tüm taleplerden feragat ediyorsunuz ve biz de hali hazırda sigortacı adına bu feragatı kabul ettiğimizi beyan ediyoruz. İşbu tazminat beyanının aslının imzalı halini teslim alır almaz, bir ibra olarak geçerli olmak üzere sigortacılar adına sizin için zararların telafi edilmesini sağlayacağız...” ifadelerinin yazılı olduğunu,25/11/2015 tarihli belgede sözü edilen 2.771,43 Euro tazminatın sigorta şirketi tarafından 08/12/2015 tarihinde davacı şirkete ödendiği hususu da göz önünde tutulduğunda davacı şirketin davalı şirketi ibra ettiğinin söylenebileceği görüş ve kanaatlerini bildirmiş olup mahkemece usule uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacının zararlarının daha evvel davalı tarafından karşılanmış olduğu, davacının sözleşmeyi imzalayarak zararının karşılandığını ve tüm taleplerinden feragat ettiğini kabul ettiği değerlendirildiğinde davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." ifadelerine yer verildiği anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu ve ek raporu alınmıştır. 09.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava dosyasındaki belgelere göre; davanın temelinde davacının davalıyla yapmış olduğu taşımacılık hizmeti çerçevesinde; 7.290,31 TL asıl alacak, 971,72 geçmiş gün faizi, 8.262,03 TL toplam alacşığının tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı davalı tarafından itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu, raporun içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davalı yana ait incelenen 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait e-ticari defterleri ile davacı yana ait cari muavin dökümü üzerinde sınırlı denetim boyutunda yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davalı firmanın incelemeye sunulan 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait e-defter mükellefi olduğu ve defter beratlarının usulüne uygun ve süresinde verildiği, davanın temelinde davacının davalıyla yapmış olduğu taşımacılık hizmeti çerçevesinde ; 7.290,31 TL asıl alacak, 971,72 geçmiş gün faizi, 8.262,03 TL toplam alacağının tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı davalı tarafından iş bu takibe itiraz edilmesi neticesinde durduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile alacağın tahsili noktasında toplandığı, davalı tarafın incelenen ticari defterlerinde davalı tarafa takip tarihi olan 28.09.2018 tarihi itibariyle 7.290,31 TL cari hesap borçlu olduğu, davacı tarafın cari muavin dökümünde ise davalı şirketten takip tarihi olan 28.09.2018 tarihi itibariyle 7.290,31 TL alacaklı olduğu, bu bağlamda, taraflar arasında cari hesap (cari işlem akışı kaydı) yönünden çekişme olmadığı, CMR Konvansiyonun 32. maddesinin somut olay yönünden değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu: bu yön (mürur-u zaman) saklı kalarak, huzurdaki davalının İstanbul 9. icra Müdürlüğü'nün 2018/40043 E. sayılı dosyasındaki huzurdaki davacının 'borçlu' olarak savlandığı dosya ile ilgili olarak, huzurdaki dava karşı dava” ikame ederek veya itirazın iptali zımnında “müstakil dava” açarak bu savlarını yargı önüne getirdiğine dair dosya mündericatına dahil done bulunmadığı mezkur hususun takdirinin bu kapsamda mahkemeye ait bulunduğu; Yargıtay 11. HD'nin 1.6.2000 tarih ve 2000/2738 E. ve 4996 K. sayılı içtihadına nazaran, davacının taşıma ücretini almasına engel bir durumun görülmediği, icra inkar tazminatı vs. hususların da mahkemenin takdirinde kaldığı belirtilmiştir. Davacı vekili rapora beyan dilekçesinde; müvekkiline ait ticari defter ve belgelerin tamamının büyük hacimli olması ve fiziken mahkemeye getirilmesinin mümkün olmaması sebebi ile incelemenin şirket merkezinde yapılmasına dair dilekçenin ibraz edildiğini, ancak yerinde inceleme taleplerine rağmen defterlerin incelenmediğini, müvekkili defterlerinin şirket merkezinde incelenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğini, iki taraf kayıtlarında da davalı şirketin müvekkili şirkete borçlu olduğunun anlaşıldığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, rapora itiraz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, CMR Konvansiyonunun 32.maddesi uyarınca bir yıl içinde davaların açılması gerektiğini, dilekçelerde belirtildiği üzere davanın zamanaşımına uğradığını, davacının defter ve kayıtlarını ibraz etmediğini, alacak istemine ilişkin açmış oldukları davanın derdest olduğunu ve bilirkişi aşamasında olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 20.04.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalı tarafın davacının 11 rulo kumaşlarını kaybettiklerine ilişkin zararlarının dikkate alınmadığını beyan ettiği, davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasının açılmış olduğu, ihbar olunan ... Sigorta AŞ yetkilisinin 07.01.2020 tarihli yazısında hasar dosyasında 08.12.2015 tarihinde 2.771,43 EURO'nun davalı şirkete ödendiği bilgisinin belirtildiğini, taraflar arasındaki esas çekişmenin CMR Konvansiyonun 32.maddesindeki zamanaşımı ve kayıp mal bedeli üzerinde gündeme geldiğinin görüldüğünü, davalı tarafın bu durumla ilgili olarak kumaş bedeli takibine giriştiğini, davacının davalıyı ibra ettiği veya davalının sigorta ödemesi ve ibra nedeniyle borcunun kalmadığı sonucuna varılması halinde davalının talepte bulunamayacağın, söz konusu dosyadaki raporda belirtildiği, kararın kesinleşmesinin iş bu dosyada yer almadığı, sonuç olarak İstanbul 12. ATM'nin 2019/144 Esas sayılı dosyadaki durumun tetkiki ve muhasebesel perspektifle davalının davacı yandan 1.485,83 EURO bakiye (istem anına nazaran 12.659,64 TL) talep edebileceği yönünde karar verilmesi durumunda davacının davalı yandan alacağının bulunmayıp davalının davacı yandan (12.659,64 TL - 7.290,31 TL =) 5.369,33 TL alacaklı durumda olacağı, davalının davacıyı ibra ettiği veya davacının sigorta ödemesi ve ibra nedeniyle borcunun kalmadığı sonucuna varılması halinde ise davacının davalı yandan takip tarihi itibariyle 7.290,31 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davacı firmanın incelemeye sunulan 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait e-defter mükellefi olduğu ve defter beratlarının usulüne uygun ve süresinde verildiği, davacı yanın incelenen ticari defterlerinde davalı yana takip tarihi (28.09.2018) tarihi İtibariyle 7.290,31 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı firmanın incelemeye sunulan 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait e-defter mükellefi olduğu ve defter beratlarının usulüne uygun ve süresinde verildiği, davalı yanın incelenen kendi ticari defterlerinde davacı yana takip tarihi (28.09.2018) tarihi itibariyle 7.290,31 TL cari hesap borçlu olduğu, tüm dosya kapsamı incelendiğinde; taraflar arasındaki esas çekişmenin CMR Konvansiyonunun 32.maddesindeki zamanaşımı ve kayıp mal bedeli üzerine gündeme geldiğinin görüldüğü, zira davalı tarafın bu durumla ilgili olarak İstanbul 9. İcra müdürlüğünün 2018/40043 E. dosyası ile 12.659,64 TL takip talebi İle kayıp mamul kumaş bedeli takibine giriştiği, buna ilişkin olarak davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/144 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının açılmış olduğu, dosyaya 11.11.2020 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda davalının 1.485.83 Evro bakiyeyi (12.659,64 TL) talep edilebileceği, davacının davalıyı ibra ettiği veya davalının sigorta ödemesi ve ibra nedeniyle borcunun kalmadığı sonucuna varılması halinde bunun mümkün olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı, netice itibariyle; mahkemenin davalının İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/144 E. sayılı dosyasında davacı yandan 1.485.83 Euro bakiyeyi (12.659,64 TL) talep edilebileceği yönünde karar verilmesi durumunda davacının davalı yandan alacağının bulunmayıp, davalının davacı yandan (12.659,64 TL - 7.290,31 TL) 5.369,33 TL alacaklı durumda olacağı, davalının, davacıyı ibra ettiği veya davacının sigorta ödemesi ve ibra nedeniyle borcunun kalmadığı sonucuna varılması halinde ise davacının davalı yandan takip tarihi olan 28.09.2018 tarihi itibariyle 7.290,31 TL cari bakiye alacaklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporlarına göre yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı dosyası değerlendirilerek davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Davanın konusu, uluslararası kara yoluyla eşya taşınmasından kaynaklanan ve faturalara dayanan açık hesap alacağıdır. Her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında davacının takibe konu etmiş olduğu cari hesap alacağının defterlerde yer aldığı, bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları usul ve yasaya uygun olarak düzenlenmiştir. Davalı tarafça, davacının taşıma hizmeti esnasında taşınan kumaşlardan kaybolan kumaş bedelleri için davacı şirket aleyhine başlatmış olduğu icra takibine itiraz edilmiştir. Davalı tarafça açılan itirazın iptali davası neticesinde, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı dosyasında davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Karar henüz kesinleşmemiştir. Davalının açmış olduğu ve kesinleşmemiş olmakla birlikte retle sonuçlanan mahkeme kararı dikkate alındığında mahkemenin vermiş olduğu kararın eksik incelemeye bağlı olduğu anlaşılmaktadır. İş bu dava dosyasında yapılan mahsup neticesinde davacı alacağının olmadığı sonucu ile dava reddedilmiştir. HMK'nın 165. maddesinin ilk fıkrasında, bir davada hüküm verilebilmesinin başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusu ile ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamanın bekletilebileceği belirtilmiştir. İş bu davada davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde, davacının gerçekleştirmiş olduğu taşıma neticesinde kayıp kumaş nedeniyle bakiye alacağının olduğunu ve müvekkiline ödenmediğini bu nedenle davacıya borcu olmadığı gibi alacaklı olduğunu savunmuştur. Karardan bilirkişi ek raporundaki açıklamalar doğrultusunda mahsup düzenlemesinin değerlendirildiği sonucuna varılmıştır. Mahsup bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp, sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Yargıtay HGK'nun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı). Bu durumda, yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden, davalı tarafça açılan davanın kesinleşmesi beklenerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceğinden, davacı vekilinin istinaf nedenlerinin bu kapsamda yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.06.2025