T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/773
KARAR NO: 2025/1108
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 04.10.2021
NUMARASI: 2020/816 Esas - 2021/852 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya sattığı ürünler için düzenlediği faturaların davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlere işlendiğini, müvekkilinin 17.06.2020 tarihli cari hesap ekstresine göre 21.343,37 TL alacaklı olduğunu, davalının bu alacağı sıfırlamak amacıyla 06.04.2020, 06.06.2020, 10.06.2020 ve 15.06.2020 tarihli 21.028,03 TL bedelli faturaları düzenlediğini, düzenlenen elektronik faturaların sistem üzerinden iade faturası ile davalıya iade edildiğini, bu faturalara konu malların müvekkiline teslim edilmediğini ve sadece cari hesabın sıfırlanması amacıyla faturaların düzenlendiğini, fatura borcunun ödenmemesi üzerine Bakırköy ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının sattığı emtiadan daha fazla turarda fatura düzenlediğini, irsaliyeli faturaların tamamının bedelinin ödendiğini, sunulan irsaliyeli faturaların ihtilaf konusu dönemden önceki döneme ilişkin olduklarını, dava konusu faturaya ilişkin davacının irsaliyeli faturası bulunmadığını, ihtilaf konusu faturanın 03.03.2020 tarihli 61.501,08 TL bedelli fatura olduğunu ve bu faturada 31.671 metre kırmızı 1,3 şerit kordon nondo, 31.125 metre sarı 1,3 şerit kordon nono, 55.250 metre lacivert 1,3 şerit kordon nondo, 7.962 metre gri melanj 1,3 şerit kordan nondo ile 25.574 metre siyah 1,3şerit kordon nondo emtiası bulunduğunu, bu emtialara ilişkin irsaliye bulunmadığını, müvekkiline bu faturadaki emtiaların eksik teslim edildiğini, bu kapsamda 4.175 metre kırmızı 1,3 şerit kordon nondo, 4.125 metre sarı 1,3 şerit kordon nono, 30.081 metre lacivert 1,3 şerit kordon nondo, 4,375 metre gri melanj 1,3 şerit kordan nondo ile 9.825 metre siyah 1,3şerit kordon nondo toplamı KDV dahil 21.028,03 TL emtianın eksik gönderildiğini, eksik teslime rağmen müvekkilinin ödemeye devam ettiğini, buna karşı süresi içinde 06.03.2020 tarihinde davacıya 21.028,03 TL bedelli iade faturası düzenlendiğini, faturanın sehven düzenlendiği düşünülerek, bu fatura dışında tarafların ticari ilişkisinin devam ettiğini, ancak davacının ifade faturalarını müvekkiline 06.04.2020 tarihinde iade ettiğini, taraflar arasında karşılıklı iade faturası düzlediklerini, oysa müvekkilinin ilk iade faturasını düzenlediği 06.03.2020 tarihinin dikkate alınması gerektiğini, ihtilaf konusu faturanın ise 03.03.02020 tarihli olduğunu, ihtilaf konusu bu faturaya ilişkin sevk irsaliyesi bulunmamasına karşın müvekkilinin fatura borcunu sehven ödediğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller muvacehesinde; taraflar arasında ticari mal alışverişinin bulunduğu, davacı tarafça davalıya 03/03/2020 tarihli 61.501,08 TL bedelli faturayla mal satışının yapıldığı, davalı tarafça davacı tarafça gönderilen bu faturanın malların eksik gönderildiğinden bahisle iade faturası düzenleyerek iade edildiği, davacı tarafça bu iade faturasının davalıya iade edildiği, taraflar arasında karşılıklı iadeleşmenin olduğu görülmüştür. HMK'nun 190/1.maddesi 'İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir' hükmünü amir olup, söz konusu faturada yer alan tüm malları davalı tarafa eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini ispat yükü satıcı olan davacıya aittir. Faturanın tebliğ alınmış olunması ve süresinde faturaya itiraz edilmemiş olması faturada yer olan malların davalıya teslim edildiği anlamına gelmez. Öyle ki davalı tarafça zaten faturanın iade edildiği de görülmektedir. Davacı tarafça talep edilen alacak meblağının kendi defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı defterlerinde kayıtlı bulunmadığı ve söz konusu faturanın davalı tarafça BA bildiriminin yapılmadığı, davacı tarafça faturada yer alan malların davalıya eksiksiz bir şekilde teslim edildiğinin yazılı delil(sevk irsaliyesi vs.) veya başkaca kesin delillerle ispatı gerektiği, davacı tarafça bu konuda yazılı delil sunulmadığı gibi dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmamış olduğu, bu doğrultuda davanın ispat edilemediği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 03.3.2020 tarihli 61.501,08 TL bedelli faturanın davalıya tebliğ edilerek fatura içeriği emtianın teslim edildiğini, uyuşmazlıktaki esas sorunun da bu fatura içeriği emtianın davalıya teslim edilip edilmediği olduğunu, taraflar arasındaki e-mail yazışmalarının dosyaya sunulduğunu ve bu yazışmalarda davalının bir itirazının bulunmadığını, müvekkilinin olması gerekenden fazla emtiayı tedbiren davalıya gönderdiğini ve davalının da teslim aldığı siparişte fazla mal olduğunu kabul ettiğini, müvekkilinin 03.03.2020 tarihli e-mailde"sipariş fazlası olan kordonlarımızı yükleme yaptıktan sonra bize iade edebilirsiniz" diyerek davalıya sevk ettiği tüm ürünlerin listesini gönderdiğini, davalının sipariş etiği ürünlerin özel nitelikte olması nedeniyle, siparişi garantiye alınması için fazla ürün gönderildiğini, davalının ihracat yüklemesini yaptıktan sonra fazla kalan malları iade alabileceğinin bildirildiğini, davalının ise 16.01.2021 tarihinde dava açıldıktan sonra müvekkilime gönderdiği e-mailde; "sipariş edilen 224.800 metre sizden gelen 257.557 metre aradaki fazlalık 32.750 metre bize fatura edilen 277.371 metre sizden gelen metrajla fatura ettiğiniz metraj arasında 19.831 metre fazla fatura edilmiş. Kontrol edebilirsiniz. Fatura Noları: 054: 151586 metre, 020:60.983 metre, 047:22.494 metre, 034:42.316 metre bize fazla gönderdiğiniz metraj 32.750 metre 19.000 metre elimizde 32.750 - 19.000 = 13.750 metre ürün açığımız var" şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyanından da davacının 03.03.2020 tarihli fatura içeriği malları teslim ettiğinin anlaşılacağını, bilirkişinin de teslim hususunu raporunda belirlediğini, e-mailde belirtilen malların eksik olduğu kabul edilse dahi bunların bedelinin hesaplanarak 03.03.2020 tarihli 61.505,08 TL bedelli faturadan düşülmesi gerektiğini, bu faturada mail yazışmasına göre 13.750 metre ürünün eksik olduğun iddia edildiğinden 13.750 metre ürün için (13.750 metre x 0,290 = 3.987,50 TL iade faturası düzenlenmesi gerektiğini, oysa davacılının iade faturası yerine doğrudan satış faturası düzenlediğini, davalının bunun yerine cari hesaptaki 21.028,03 TL alacağı sıfırlamak için satış faturası düzenlediğini, satım faturasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, müvekkilinin ise davalı tarafından düzenlenen 09.03.2020 tarihli 21.028,23 TL bedelli faturaya süresinde itiraz ederek faturayı iade ettiğini, iade faturasının bu kez davalı tarafından ticari defterlere kayıt edildiğini, davalının bu kez bir ay sonra yeniden aynı faturayı düzenlediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında süre gelen ticari ilişki kapsamında, davacının, davalıya tekstil emtiası sattığı sabittir. Uyuşmazlık davacının düzenlediği 03.03.2020 tarihli ve 61.500 TL bedelli fatura konusu emtianın tamamının davalıya teslim edilip edilmediği, eksik teslim edilmiş ise ne miktarda eksik emtia teslim edildiği ve davalı tarafından düzenlenen 21.028,23 TL bedelli faturanın yerinde olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafından cari hesap ekstresinde bulunan 21.343,37 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe süresinde itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının usulüne uygun şekilde düzenlenen ticari defterlerine göre alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde borç bulunmadığı, ticari defterlerdeki uyumsuzluğun, davacının düzenlediği 03.03.2020 tarihli ve 61.501,08 TL bedelli faturaya karşılık davalının düzenlediği 06.03.2020 tarihli 21.028,03 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, davacının da bu iade faturasına karşılık aynı miktarda fatura düzenlediği ve tarafların karşılıklı iade döngüsüne girdikleri belirlenmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan tespitte 03.03.2020 tarihli ve 61.500 TL faturadaki emtianın teslimine ilişkin sevk irsaliyesi bulunmadığı belirlenmiştir. Davacının düzenlediği elektronik fatura davalıya gönderilmiş ve davalının ticari defterlerine kayıt edilmiştir. Davalı eksik ürün bulunduğuna ilişkin bir tutanak veya belge bulunmaksızın defterlerinde kayıtlı olan bu faturadaki emtiaların 21.028,03 TL'sinin eksik olduğu gerekçesiyle 09.03.2020 tarihli ifade faturası düzenlemiştir. Ancak bu fatura bir iade ve yansıtma faturası olmasına rağmen satım faturası şeklinde düzenlenmiştir. Davacının düzenlendiği faturanın alınarak davalı defterlerine kayıt edilmesi ve fatura kapsamındaki emtianın eksik olduğuna ilişkin bir tespit yapılmaksızın satım faturası şeklinde iade faturası düzenlenmesi, iade olgusu konusunda davalının haklı olduğunu kanıtlamamaktadır. Fatura düzenlenmesi kural olarak bir mal veya hizmetin verildiğine kanıt olmasa da bu faturanın davalının defterinde kayıtlı olması, faturanın temsil ettiği mal ile birlikte gönderildiğine karine oluşturmaktadır. Diğer yandan, dosyada bulunan taraflar arasındaki yazışmalardan da davacının fazladan mal gönderdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davalı taraf bir kısım emtiaların eksik gönderildiğini belirterek yansıtma faturası düzenlemiş ise de bu faturanın içeriğinin doğru olduğuna ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Davalının düzenlediği faturanın niteliği itibariyle iade faturası olması nedeniyle içeriğinin doğru olduğunun usulüne uygun belgelerle kanıtlanması gerekmektedir. Davacının da bu faturayı kabul etmediği dikkate alındığında, HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre ispat yükü üzerinde olan davalının, ispat yükünü yerine getirmediği kanaatine varılmıştır. Bu açıklamalara göre, davacının düzenlediği satış faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu durumun fatura konusu malların davalıya teslim edildiğine karine oluşturduğu, davalının bir tür iade faturası keserek hesabı sıfırladığı, davalının bu faturayı kabul etmeyip iade ettiği, bu durumda davalının iade faturasının içeriğini yani davacının eksik ürün teslim ettiğini kanıt yükü altında olup bu kanıt yükünün yerine getiremediği kanaatine varılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile Bakırköy ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ile 21.343,37 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte tahsili için takibin devamına, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında belirlenen 4.268,67 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,3-Alınması gereken 1.451,13 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak yatırılan ve icraya yatırılan harç dâhil toplam 362,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.088,35 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça harcanan başvuru ve peşin harç gideri olan 319,98 TL ile harç dışında yapılan 820,00 TL olmak üzere toplam 1.139,98 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 21.343,37 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 63,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 283,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.