T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2220
KARAR NO:2025/1033
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:29.09.2021
NUMARASI:2018/262 Esas - 2021/695 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı asıl borçlu ...A.Ş ile imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamınca bankanın muhtelif ticari nakdi krediler kullandırdığını, sözleşmede diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, borçlulara hitaben keşide edilen kredi kat ihtamamesine rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle müvekkili bankanın .... Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, Borçluların itirazı nedeniyle icra takibinin durdurulduğunu, haksız yapılan itirazın iptali için açılan işbu davanın kabulüne ve davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesini yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirket ve diğerleri vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından rehinle temin edilmiş bir alacak açısından önce ilamsız takip yapıldığı akabinde ihtiyati haciz kararı alınmış ve ayrıca rehnin paraya çevrilmesi yoluna da başvurulduğu,Rehinle temin edilmiş bir alacak söz konusu olduğundan ilamsız takip yapılamayacağı, Kefalet Sözleşmesinin geçerli olmayıp kefil olan müvekkillerin borçtan sorumluluğunun bulunmadığını, 25.04.2018 tarihli müteselsil kefalet sözleşmesinde eş rızası alınmadığından TBK mad. 583 gereğince geçersiz olduğu,Banka tarafından ihtarname gönderildiği belirtilmiş ise de asıl borçlu konumundaki müvekkil Şirket ... A.Ş.'ye gönderilen tebligatın iade edildiği, asıl borçluya tebligat yapılmadığından muaccel hale gelen bir borç bulunmadığı, müvekkilin temerrüde düşmediğinden temerrüt faizi işletilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacı banka tarafından müvekkili ve dava dışı ipotek borçlusu eşi ve oğlu aleyhine davacı banka tarafından yapılan tüm işlemlerin açık şekilde yasaya aykın olduğu, İcra dosyasına yaptıkları itiraz ve ekinde sundukları ihtarnameler ile müvekkilin işbu dosyaya borcunun olmadığı kefaletinin son bulduğunu ifade etmeye çalıştıklarını, müvekkilinin 08.09.2017 tarihinde Bakırköy ...Noterliğinin ... yev. sayılı ihtarnamesi ile davalı Bankaya bildirimde bulunarak çekilen yatırım kredisinin ödendiğini bu sebeple ipoteklerin fekkini talep etmiş ve işbu ipoteklerin yeni bir kredi sözleşmesine konu edilmesine muvafakatı olmadığını beyan ettiğini, 2018 yılı içerisinde müvekkilin ve ailesinin kefaleti olmayarak yeni bir kredi sözleşmesinin imzalandığını, müvekkili ve aile aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen ... ve ... Sayılı dosyalarına karşı itirazları neticesi İstanbul Anadolu 13. İcra Hukuk Mahkemesinin. 2018/1206 E. ve 2018/1205 E. sayılı dosyalarından icra takibinin tedbiren durdurulmasına kara verildiğini, davacı bankanın müvekkilinin aylar önce yaptığı kefil olmayacağı beyanına ve ipoteklerin fekkine ilişkin bildirimine rağmen kullandırılan kredilerden müvekkili ve ailesini sorumlu tutmaya devam ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı banka icra takibinde ticari krediler için %72 oranında temerrüt faizi talep etmiştir.Denetime uygun bulunan 07.07.2021 tarihli raporda belirtildiği üzere taksitli ticari kredinin ödeme planında fiilen uygulanan akdi faiz oranının %17,64 olduğu, kredi sözleşmesinin 72. Maddesi ve yukarıda alıntılanan HGK kararı gereği ticari krediler için fiilen uygulanmakta olan akdi faiz oranı olan %17,64 oranının iki katı tutarında %35,28 oranında temerrüt faizi uygulanabileceği anlaşılmıştır. Fazlaya dair istem yerinde değildir.Ticari kredili mevduat hesabı yönünden davacı banka %33 oranında temerrüt faizi istemiş olup TCMB faiz oranları genelgesine göre ilgili dönem faiz oranları yıllık %33 oranında olduğundan talebin mevzuata uygun olduğu anlaşılmıştır.Davalılar vekili alacak için ipotek verildiğini bu nedenle haciz yolu ile takipte bulunulamayacağını ileri sürmüştür. Davalı kredi asıl borçlusu şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 1.100.000 TL bedelli ipotekler tesis edilmiş olup davacı banka ipotek bedelini aşan kısım yönünden davalı kredi asıl borçlusu şirket hakkında istemde bulunmuştur. 2004 sayılı İcra iflas kanunun 45. Maddesi " Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir. " hükmüne haiz olup söz konusu ipoteğin borçlunun borcunu karşılamayacağı açık olup ipotek bedelini aşan kısım için alacaklının tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile icra takibinde bulunmasına yasal bir engel bulunmamaktadır.Söz konusu ipoteğin kredi asıl borçlusunun borcunu temin etmek üzere verildiği anlaşılmıştır.TBK’nın 586. maddesi uyarınca, müşterek borçlu müteselsil kefiller yönünden kefil oldukları miktar için ayrıca kefaletin rehinle teminatı söz konusu değilse, bu kişiler hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olduğu- Ancak somut olayda genel kredi sözleşmesi için verilen ipoteğin, asıl borçlu şirketin bankaya olan borçlarından dolayı verildiği, müşterek borçlu müteselsil kefilin kefalet borcu için tesis edilmediği bu nedenle, mahkemece, ‘borçlu kefil hakkındaki ihtiyati haciz talebinin kabulüne’ karar verilmesi gerektiğini...( Bkz. Bknz: Yargıtay11. HD. 29.09.2015 T. 9769/959) belirtmiştir.Verilen ipoteğin kefillerin kefalet borçlarını kapsamaması durumunda kefiller hakkında haciz yoluyla takipte bulunulması mümkündür. Davalıların bu itirazları da yersizdir. Asıl borçlu hakkında da zaten ipoteği aşan kısım için talepte bulunulmuştur.Denetime uygun bulunan 07.07.2021 tarihli bilirkişi raporunun 11. Sayfasında döviz kredisi bakiye alacağı yönünden maddi hata yapılmış, mahkemece fark edilmiştir. Şöyle ki bu kredi kapsamında davacının alacakları toplamı 3.417,76 TL olmasına rağmen sehven 3.403,22 TL olarak yazılmıştır. Maddi hata hüküm kurarken fark edilmiş buna göre karar verilmiştir.Tüm bu anlatılan hususlar yapılan hukuki nitelendirmeler kapsamında davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile ; Taksitli Ticari Kredi Yönünden ; 1.560.161,57 TL asıl alacak, 88.679,58 TL işlemiş temerrüt faizi, 4.433,98 TL bsmv, 3.194,07 TL masraf olmak üzere 1.656.469,20 TL ,Ticari kredili mevduat hesabı yönünden; 10.579,14 TL asıl alacak, 562,46 TL işlemiş temerrüt faizi, 28,12 TL bsmv olmak üzere 11.169,72 TL ,Döviz kredisi yönünden; 3.355,61 TL asıl alacak, 59,19 TL işlemiş temerrüt faizi,02,96 TL bsmv olmak üzere 3.417,76 TL olmak üzere toplam 1.671.056,68 TL üzerinden devamına ( Davalı ...'nin sorumluluğu 114.211,33 TL ile sınırlı olmak üzere) karar verilmiş , taksitli ticari kredi ve döviz kredisi yönünden asıl alacağa takip tarihinden itibaren %35,28 Temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi işletilmesine, Ticari kredili mevduat hesabı yönünden asıl alacağa takip tarihinden itibaren %33 Temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi işletilmesine karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı, denetime el verişli bulunan 07.07.2021 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmiş ..." davanın kısmen kabulü ile; tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ; davalıların... sayılı dosyasına vaki itirazlarının kısmen iptali ile takibin; taksitli Ticari Kredi Yönünden ; 1.560.161,57 TL asıl alacak, 88.679,58 TL işlemiş temerrüt faizi, 4.433,98 TL bsmv, 3.194,07 TL masraf olmak üzere 1.656.469,20 TL, ticari kredili mevduat hesabı yönünden; 10.579,14 TL asıl alacak, 562,46 TL işlemiş temerrüt faizi, 28,12 TL bsmv olmak üzere 11.169,72 TL, döviz kredisi yönünden; 3.355,61 TL asıl alacak, 59,19 TL işlemiş temerrüt faizi,02,96 TL bsmv olmak üzere 3.417,76 TL olmak üzere toplam 1.671.056,68 TL üzerinden devamına, (Davalılardan... A.Ş'nin sorumluluğu 571.056,68 TL ile sınırlı olmak üzere), likit asıl alacağa yapılan haksız itiraz nedeni ile asıl alacak 1.574.096,32 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 314.819,26 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine ( Davalı ...'nin sorumluluğu 114.211,33 TL ile sınırlı olmak üzere) ilk belirtilen taksitli ticari kredi yönünden asıl alacağa takip tarihinden itibaren %35,28 temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi işletilmesine, ikinci sırada ticari kredili mevduat hesabı yönünden asıl alacağa takip tarihinden itibaren %33 Temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi işletilmesine, son belirtilen döviz kredisi yönünden asıl alacağa takip tarihinden itibaren %35,28 Temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi işletilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından alınan ilk kök raporda tarafın dava konusu kredi sözleşmesinden sorumlu olmayacağı tüm detayları ile açıklandığını, bu rapordaki görüş ve tespitlere yönelik gerekçeli kararda “hatalı görüş” açıklaması dışında bir açıklamaya yer verilmediğinin görüldüğünü, borçlar hukuku profesörü ve bankacılık konusunda uzman hukukçunun değerlendirmesi ve tespitlerine sadece bu şekilde yer verilmesinin hukuken izahının mümkün olmadığını, kök rapor konu hakkında yeterli bir açıklamaya yer verdiğini, ikinci rapor ise konu hakkında “ zorlama yorum” açıklamasına yer verdiğini, mahkeme tarafından ikinci rapor görüşünün benimsenmesinin ise gerekçeli kararda açıklanamadığını, konu ile örtüşmeyen Yargıtay kararları açıklandığını, oysa bizzat konu hakkındaki karar görmezden gelindiğini, banka yazışmaları, diğer kefillerin yeniden imzalarının alınmasının, diğer davalılar ile banka şubesinin açık kötü niyetli hareketleri ise değerlendirmeye dahi alınmadığını, TBK'nın 133. maddesinde yorumunda açık hataya düşüldüğünü, konu hakkındaki Yargıtay kararının ve yukarıdaki bilimsel görüşlerin dikkate alınmadığını, mahkemenin son bilirkişi raporunda “tecdit değerlendirmesinin zorlama olacağı yorum olacağı “ açıklamasına itibar etmesinin hukuken açıklanması zor bir durum olduğnuu, Yargıtay 11.hukuk Dairesinin 2016/20198 E, K.2018/5840 K. sayılı ilamı ikinci sözleşmede imzası olmayan kefil yönünden sorumluluk olmayacağını açık şekilde ifade ettiğini,Yargıtay 11.hukuk Dairesinin 2016/20198 E, K.2018/5840 K. sayılı karar açık bir şekilde huzurdaki dava ile örtüşmesine rağmen kambiyo senedi düzenlenmesinin yenilemeye etkisinin kararda tartışılması anlaşılamadığını, mahkeme kararında yenileme hususunda kararda yazılan Yargıtay kararları incelendiğinde mevcut dava ile ilgisi olmadığını, 2018 yılında yapılan kredi sözleşmesi ile 2012 yılında yapılan sözleşme borcu ödenmiştir. Artık yeni bir borç söz konusu olduğunu, dosya içeriğinde yer alan banka yazışmalarında kefalet kısmında müvekkilinin isminin yer almaması, 2018 yılında müvekkili dışında kalan kefillerin yeniden imzasının alınması bu durumu açık şekilde ortaya koymasına rağmen gerekçeli kararda bu duruma ilişkin bir değerlendirme yer almadığını,Davacı bankanın, 1.10.2012 tarihli sözleşmeyle her yeni duruma karar verebiliyor kefilleri ve borcu belirleyebiliyor ise, 25.04.2018 tarihli sözleşme niçin yapıldığını, bu sözleşmeye katılım olmaksızın kefaletler devam ediyor ise diğer davalıların katılımı ve imzası neden talep edildiğini, bankanın yeni bir sözleşme iradesi olmadığından söz ediliyor ise diğer kefillerin imzalarının alınmasının, şirket bölge müdürlüğü yazışmalarında müvekkili isminin yer almayışı karşısında o halde müvekkilinin kefilliğinden feragat edildiği sonucu ortaya çıktığını, feragatin zımnende yapılabileceği bilinmektedir. biran için yenileme tartışmasından uzaklaşıldığında dahi müvekkilinin sorumlu olmayacağı görüldüğünü,01.10.2012 tarihli sözleşmede kefil olan ..., 25.04.2018 tarihli sözleşmenin kefilleri arasında olmadığını, ekte sundukları bölge müdürlüğü yazışmaları ile 01.10.2012 tarihli kredinin 2018 yılındaki kredi sözleşmesi ile kapatıldığı çok açık ifade edildiğini, müvekkilinin kefaletinin istenilmediğini, mevcut ipoteklerin tekrar yeni kredi içinde kullandırılması yazıldığını, tüm bu beyan aslında davadaki haklılıklarının tek başına ispatlar nitelikte olduğunu, kök rapor dışında bu hususta mahkemenin gerekçeli kararında yer vermemesi kararın hatalı olduğunu ortaya koyduğunu, Davacı ve diğer davalıların 25.04.2018 tarihinde aralarında yaptıkları sözleşmeye bir madde ekleyerek, 3. kişi konumundaki ...’ı bu anlaşmadan sorumlu göstermeye çalışmalarının da kötü niyetli olduğunu, davaya konu icra dosya içeriği incelendiğinde, sayısız taşınmazın kefiller tarafından elden çıkarıldığı, şirket mallarının diğer davalılar tarafından acele bir şekilde satıldığı görüleceğini, bu haliyle banka ve diğer davalılar arasında müvekkil aleyhine kötü niyetli hareket edildiği, tüm borcun müvekkili teminatından tahsil edilmeye çalışıldığı açıkça görüleceğini, mahkeme tarafından bu hususun hiç dikkate alınmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve müvekkili aleyhindeki davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirkete kullandırılan kredi borcunun davalılardan tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılardan ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı ... vekilince, davacı banka ile davalı asıl kredi borçlusu ... A.Ş arasında imzalanan 01.10.2012 tarihli 400.000 USD lik döviz kredi sözleşmesi ile krediler kullandırıldığını, bu sözleşmede müvekkilinin kefalet imzası bulunduğunu, ancak sonrasında davacı banka ve diğer kefiller arasında, davalı ... un kefalet imzası olmayan 25.04.2018 tarihli yeni bir kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme imzalanmadan önce bankaya 08.09.2017 tarihli ihbar gönderilerek, verilen ipoteklerin hiçbir yeni kredinin teminatı olarak kullanılmasına muvafakatın bulunmadığının bildirildiğini, 25.04.2018 tarihli kredi sözleşmesinin yeni bir kredi olup, önceki sözleşme uyarınca kullandırılan kredi borcunun tecditi olduğunu, dolayısıyla davalı ... ın 10.12.2012 tarihli sözleşmedeki kefalet sorumluluğunun sona erdiğini, bu nedenle borçtan sorumlu görülemeyeceğini ileri sürerek kararı istinaf ettiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında TTK nun 133 maddesinde düzenlenen borcun tecditi ( yenilenmesi) konusu açıklanmış, sunulu deliller ve alınan bilirkişi raporları içeriğindeki tespitler ışığında davaya konu 24.10.2018 tarihli taksitli kredinin yeniden yapılandırma kredisi niteliği taşıdığı, bu sözleşme uyarınca asıl kredi borçlusuna yeni bir kredi kullandırılmadığı, söz konusu işlemin mevcut kredi borcunun bölge müdürlüğünden yetki alınarak yeniden yapılandırması işlemi niteliğinde olduğu,buna göre yeni bir kredi sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği, davalının kefalet imzası bulunduğu ihtilafsız olan 01.10.2012 tarihli sözleşme uyarınca asıl kredi borçlusu şirkete kullandırılan döviz kredi borcunun Türk lirasına dönüştürülüp uzun vadeye yayılarak taksitlendirilerek ödenmesi işlemi niteliğinde olduğu, bu şekilde mevcut döviz kredi borcunun vadesinin uzatılarak ve kur riskinin ortadan kaldırılarak Türk Lirası olarak ödeme kolaylığı sağlanmasının tecdit hükmünde sayılmasının yerinde olmayacağı gerekçeleriyle kurulan hüküm isabetli olup, davalı vekilinin sonraki sözleşmenin yeni bir kredi sözleşmesi olup, önceki borcun tecdidi niteliği taşıdığı, buna göre müvekkilinin taksitli kredi borcundan sorumlu görülemeyeceği yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki sonraki sözleşmenin14. Maddesinde ilk sözleşme ile bağlantı kurulduğu, bunun yenileme iradesi olmadığını ortaya koyduğu sonucuna varılmıştır.HMK 282 maddesi uyarınca bilirkişi raporları takdiri delil niteliğindedir. İlk derece mahkemesince yargılama sürecinde taraf itirazlarını da gidermek amacıyla birden fazla bilirkişi raporu alınmış, sunulu deliller, bilirkişi raporu içeriğindeki tespitlere dayalı olarak gerekçesi yazılarak hüküm kurulmuştur. Buna göre davalı vekilinin yargılama aşamasında alınan 28.04.2021 tarihli raporda asıl borcun yenilendiği tespiti ile davalının borçlu görülemeyeceğinin belirtilmesine rağmen, denetime elverişsiz,hükme esas almaya yeterli olmayan diğer rapor içeriklerine göre hüküm verilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 85.612,41 TL nispi istinaf karar harcının davalı ...'tan tahsiline,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile karar verildi.12/06/2025