T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/729
KARAR NO: 2025/1109
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 31.01.2022
NUMARASI: 2020/775 Esas - 2022/86 Karar
DAVA: İtirazın İptali (İşletme devri sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalının ... Mahallesi ... Caddesi No:... Çukurambar/Çankaya adresinde bulunan "..." adlı işletmenin devri konusunda anlaştığını, müvekkilinin bu anlaşmaya istinaden davalı şirkete "... Kapora Bedeli" açıklaması ile 29.01.2020 tarihinde 20.000 TL kapora bedelini banka havalesi ile gönderdiğini, kaporanın ödenmesinden sonra yapılan araştırmada, işletmenin bulunduğu taşınmaz hakkında Ankara Büyükşehir Belediyesinin yıkım kararı olduğunun öğrenildiğini, bu durumun işletme devrine ilişkin görüşmeler sırasında müvekkiline bildirilmediğini, kötü niyetli olarak müvekkiline ayıplı bir şekilde işletme devri yapılmaya çalışıldığını, haksız ödemenin iadesi amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin iddia edilen devre konu ... adlı işletme ile bir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin bu işletmeninin sahibi, yöneticisi, işletmecisi, franchise hakkı sahibi olmadığını, müvekkilinin hesabına 29.01.2020 tarihinde "... Kapora Bedeli" açıklaması altında 20.000 TL para gönderilmediğini, böyle bir ödemenin şirket kayıtlarında bulunmadığını, müvekkili şirketin ödeme emri ekinde yer alan banka dekontunda belirtilen şirket olmadığını, müvekkilinin ödemeye konu işletme devri ile bir bağı bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari veya hukuki bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, İİK 67 md ne dayalı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Celp olunan Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının tetkikinde;Davalının 20.000,00 TL üzerinden başvurulan takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu, alacaklı vekilinin yasal süre içinde mahkememize müracaatla iş bu davayı ikame ettiği anlaşılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık davacının işletme devri amacı ile 20.000 tl kaparo bedeli gönderdiği ... Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş ile davalı arasında organik ilişki olup olmadığı ve davalının borçlu olup olmadığı, itirazında haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının sunduğu dekont ile bankadan gelen yazı cevabından davacı tarafından dava dışı ... Gıda Sanayi ve Tic. A.Şye ... kaparo bedeli açıklaması ile 20.000 tl para gönderildiği tespit edilmiştir. Davalı taraf kendisi ile davacı arasında ilişki olmadığını beyan etmiş ancak ticaret sicil kayıtlarından davalı ile dava dışı şirketin aynı adreslerde faaliyet gösterdiği ve ... her iki şirketin de yetkilisi olduğu tespit edildiğinden davalı şirketler arasında organik bağ olduğu ve davalının dava dışı şirkete gönderilen paradan dolayı sorumlu olduğu kabul edilmiş davacı tarafça iş yeri devri kaparo bedeli açıklaması ile para gönderilmesi ve iş yerindeki ayıp nedeniyle devrin gerçekleşmediğini beyan etmesi ve davalı tarafça iş yeri devrine veya paranın iade edildiğine ilişkin beyanda bulunulmaması karşısında davalının borçlu olduğu ve takibe itirazında haksız olduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 20.000,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak takibin devamına, alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 4.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uyuşmazlık konusu ile hiç bir alakasının bulunmadığını, banka dekontu ile yapılan ödemenin müvekkiline yapılmadığını, kaldı ki kapora olarak yapılan ödemenin haklı nedenlerle geri istenip istenmediğinin incelenmeksizin ve asıl borçlu olan havale alacaklısı dosyaya katılmaksızın yargılama yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece sadece müvekkil şirket ile ödeme yapılan şirket arasında organik bağ olup olmadığı noktasında değerlendirme yapıldığını, oysa asıl borçlu ile birlikte ancak organik olabileceği belirtilen şirket aleyhine dava açılabileceğini, müvekkilinin kapora konusu uyuşmazlığın farkında olmadığını, bu hususta elinde belge veya tanık bulunmadığını, buna rağmen müvekkiline yemin teklif edildiğini, organik bağdan söz edilebilmesi için tüzel kişilik kavramına sığınarak, onun perdesi arkasında üçüncü kişilerin zarara uğratılmaları gerektiğini, tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hâllerinde tüzel kişilik perdesi aralanarak, tüzel kişilik perdesinin arkasındaki gerçek duruma göre bir sonuca varılması gerektiğini, oysa bu davada asıl borçuya yönlendirilmiş bir talep dahi bulunmadığını, müvekkilinin kanunu dolanma veya üçüncü kişiye zarar verme gibi bir iradesi bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, işletme devri sözleşmesi kapsamında davalıya gönderilen kapora ödemesinin iadesi amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkilinin Çukurambar'da bulunan ... işletmesinin devri için davalı ile anlaşıldığını ve davalıya 20.000 TL kapora gönderildiğini ancak devir edilecek işletmenin bulunduğu bina hakkında Ankara Büyükşehir Belediyesinin yıkım kararı bulunduğunu ve ayıplı devir yapıldığını ileri sürerek, ödenen miktarın iadesi için takip başlatıldığını, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini istemiştir. Davalı vekili ise davacı ile müvekkili arasında işletme devir sözleşmesi bulunmadığını, devir edildiği ileri sürülen işletmenin müvekkiline ait olmadığını, havale edildiği belirtilen paranın müvekkiline gönderilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davacı, Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 20.000 TL bedelli banka havale makbuzuna dayanılarak 20.000 TL kaproranın tahsili için takip başlatmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne 29.01.2020 tarihinde "... Kapora Bedeli" açıklaması ile 20.000 TL gönderilmiştir. Davalı şirket ise farklı bir tüzel kişilik olan ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'dir. Dava dilekçesinde, havale alıcısı şirket ile sözleşme yapıldığı veya her iki şirketin tüzel kişiliğin kötüye kullanılması nedeniyle, davalı şirketin perdenin aralanması ilkesine göre borçtan sorulu olduğu ileri sürülmemiş, buna ilişkin bir vakıa anlatılmamıştır. Dava basit usule tabi bir dava olup, HMK'nın 317/3. maddesine göre cevaba cevap veya ikinci cevap dilekçesi sunulması mümkün değildir. Bu nedenle yargılamanın dava dilekçesindeki vakıaların esas alınarak yürütülmesi gerekmektedir. Davacı vekili buna rağmen 21.12.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesi sunmuş ve bu dilekçede işletme devri görüşmelerinin başından itibaren davalı şirketin yetkilisi olan ...l ile yapıldığını ve paranın bu kişinin bildirdiği hesaba gönderildiğini, gönderilen ihtara verilen cevapta husumet itirazının ileri sürülmediğini, davanın açılmasından sonra husumet itirazında bulunulmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekilince sunulan ve cevaba cevap dilekçesi olarak adlandırılan bu dilekçenin ıslah niteliğinde olmadığı açıktır. Bu nedenle yargılamanın dava dilekçesindeki vakıalara göre yürütülmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince başka bir araştırma yapılmaksızın, davalı şirket ile havale alıcısı şirketin bir yöneticilerinin aynı kişi olması nedeniyle şirketler arasında organik bağ bulunduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Sermaye şirketleri tüzel kişiliği bulunan ve kendi adlarına hak ve yükümlülüklere sahip olabilirler. Bu nedenle kural olarak bir tüzel kişi kendi borçlarından sorumludur. Tüzel kişinin borçlarından başka bir tüzel kişinin veya ortaklarının sorumlu tutulması kural olarak mümkün değildir. Ancak tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılması, özellikle şirketlerin mali ve muhasebesel birliktelik içinde üçüncü kişilere zarar vermesi halinde tüzel kişilik perdesinin aralanarak, başka bir kişi, borçlu şirketin borcundan sorumlu tutulabilir. Ancak istisnai bir durum olan tüzel kişilik perdesinin aralanması kurumunun uygulanması için her şeyden önce usulüne uygun bir dava açılması ve bu hususun kuşkuya yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerekmektedir. Somut olayda böyle somut bir olgu ve kanıt sunulmamıştır. Basiretli bir tacir olan davacı şirketin bir işletme devri sözleşmesi görüşmeleri öncesinde ve görüşmeler sırasında, devir alınacak işletmenin kime ait olduğunu araştırması ve devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılarak gerçek hak sahibine ödeme yapması beklenirdi. Bu işlemler yapılmadan, her iki şirketin yetkililerinden biri olan ... ile yapılan görüşmeler sonucu bu kişinin bildirdiği hesaba gönderilen paranın iadesi kural olarak havale alıcısından istenilmesi gerekmektedir. Zira özünde bir satım sözleşmesi olan işletme devri sözleşmesinde tarafların edimlerini bir birlerine sunmaları gerekmektedir. Davacı satım bedelinin avansını havale alıcısı şirkete gönderdiğinden, paranın bu şirketten talep edilmesi gerekmektedir. Dava ve takip öncesi davacının gönderdiği ihtarlara husumet yönünden itiraz edilmemesi bu sonucu değiştirmemektedir. Zira havaleyi gönderen davacının havale alıcısını bilmesi beklenir. Sonuç olarak perdenin aralanmasına dair somut bir olgu ve delil ileri sürülmediği gibi, iki şirketin yönetici ve ortaklarının aynı kişilerden oluşması, başlı başına tüzel kişilik perdesinin aralanması için yeterli kabul edilemez. Bunun dışında da davalı şirket ile havale alıcısı şirket arasında organik bağ bulunduğu ve özellikle tüzel kişiliğin arkasına saklanarak davacının zarara uğratıldığına ilişkin hiç bir kanıt bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Diğer yandan, bu tür bir davada tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılarak davacının zarara uğratıldığını kanıtlama yükümlülüğü davacıya ait olup, ispat yükü kendisinde olmayan davalıya yemin delilinin hatırlatılması da usule aykırıdır. Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmış ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine bu doğrultuda;1-Davanın reddine, 2-Davalının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu sabit görülmediğinden, davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 241,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,85 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesindeki esaslara göre tespit edilen 20.0000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ile 37,50 TL posta gideri olmak üzere, toplam 258,20 TL kanun yolu giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.06.2025