T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2212
KARAR NO:2025/1039
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:02.05.2019
NUMARASI:2016/1133 Esas - 2019/371 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan Genel Kredi Sözleşmesine dayalı alacağının tahsili için yapılan takibe vaki davalının haksız itirazının iptalini, takibin devamını ve davalıların %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; itirazın iptalini isteyen davacı bankanın talep etmiş olduğu %72 oranındaki temerrüt faizi oranının mağduriyete yol açacak kadar fahiş olduğunu, her ne kadar davacı banka sözleşmede uygulanan faiz oranını 3095 Sayılı yasaya dayandırmakta ise de; ilgili Genel Kredi Sözleşmesi’nin temerrüt faizini düzenleyen hükmünün genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, TBK. m. 20 gereği genel işlem şartının; bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ilerideki çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşmeler olduğunu,Borçlar Kanunu’nda genel işlem şartlarına ilişkin maddelerin tüm sözleşmeleri kapsayacak şekilde genel hükümler karşısında emredici nitelikteki maddeler olarak düzenlediğinden, genel işlem şartlarına dair korumanın sınırları geniş olup tüketici yahut tacir ayrımı yapmaksızın herkes açısından genel işlem koşullarının denetlenmesine imkan verdiğini, müvekkillerine adeta dayatma olarak sunulan %72 temerrüt faizi oranının bir genel işlem şartı niteliği taşıdığını, böylesine yüksek bir temerrüt faizi oranının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı müvekkillerinin davacı- alacaklı ...Bankası'na icra takibine konu miktarda borcu bulunmadığını, bankanın genel kredi sözleşmesi’ndeki genel işlem şartlarına dayanarak taleplerde bulunmasının,Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu beyan ederek; haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya mündericatından edinilen vicdani kanaat gereğince; mübrez raporla davalıların dayanak genel kredi sözleşmesine istinaden asıl borçlu ve müşterek-müteselsil kefalete istinaden sorumluluklarının bulunduğunun belirlendiği ayrıca alacak miktarının yanlar arasındaki sözleşme, kredi ilişkisi ve bankacılık mevzuatına uygun olarak belirlendiği, sözleşmenin 18. maddesinde kefillerin...Krediden sorumluluğunun düzenlendiği, davalılardan ...yönünden temerrütün takiple oluştuğu, bu borçlu yönünden takibe kadar işleyen akti faizin asıl alacağa dahil olduğu ve takipteki asıl alacağa yönelik taleb aşılamayacağından bu miktarın esas alınmasının gerektiği, dolayısıyla mahkememizce denetlenen raporun hükme esas alınabileceği ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... sayılı takip dosyasında davacının davalılardan Ticari Taksitli Kredi, ... Kredisi ve Mevduat Kredisinden kaynaklı (davalı ...borcun 728.198,38 TL asıl alacağa ilişkin nakdi ve 80.500 TL çek ve teminat mektubu depo talebinden kaynaklı gayrinakdi olmak üzere 808.698,38 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) 723.497,31 TL asıl alacak, 42.999,19 TL işlemiş faiz olmak üzere 766.496,50 TL nakdi ve 80.500 TL çek-teminat mektubu depo talebinden kaynaklı gayrinakdi olmak üzere toplam 846.996,50 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara ilişkin itirazın iptaline, asıl alacak 728.198,38 TL'nin kredili mevduat hesabından kaynaklanan kısmı olan 52,588,59 TL'sine takipten itibaren (bu kısım yönünden davalı ... dışındaki davalılar 51.658,55 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) yıllık %30,24 oranında sözleşme temerrüt faizi ve %5 Genel Gider Vergisi, bakiye kısmına (davalıların sorumluluk miktarlarıyla sınırlı olmak kaydıyla) yıllık %72 oranında temerrüt faizi ve %5 Genel Gider Vergisi uygulanmak, yine gayrinakdi krediler açısından davacı bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi ve... sayılı dosyası yönünden tahsilde tekrar olmamak kaydıyla takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, davalıların 766.496,50 TL nakti alacak üzerinden (davalı ... yönünden 728.198,38 TL üzerinden 145.639,67TL %20 icra inkar tazminatıyla ile sınırlı olması kaydıyla) 153.299,30TL %20 icra inkâr tazminatıyla sorumlu tutulmalarına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ürünü bilirkişi raporları dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulmuş olup bu hükmün taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine, kanuna ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu,Dosya kapsamında alınan 22/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili banka tarafından keşide edilen ihtarnamenin iade dönmesi sebebiyle davalı-borçlu ... bakımından asıl alacak yönünden işletilen temerrüt faizinin başlangıç tarihi takip tarihi olarak kabul edilerek eksik hesaplamalar yapıldığını, bilirkişi heyeti tarafından bu hususta yapılan değerlendirme hatalı olup dikkate alınmaması gerekirken mahkemece davalı ... bakımından sorumlu olduğu miktarın eksik hesaplanmasının kanunen kabulü mümkün olmadığını, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 68/b maddesinin açık olduğunu,Bununla birlikte davalılar ile müvekkil banka arasında akdedilen kredi sözleşmesinin 2.3 maddesinde "Kefillerin sözleşmede yazılı adresleri ikametgah adresi olarak seçtiği, adres değişikliklerini noter kanalı ile derhal ihbar etmeyi , aksi takdirde işbu sözleşmeden yazılı adres yapılan veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elekronik e-posta sistemi ile yapılacak her türlü tebligatın geçerli olacağı ve şahıslara yapılmış sayılacağı" hüküm altına alındığını, davalının da bu hususu kabul ederek kredi sözleşmesine kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılara ihtarname keşide edilmiş olup Beşiktaş ... Noterliğinin 17/11/2015 tarih ve ... yevmiye Numaralı ihtarnamesi davalı borçlu...'un o dönem adres kayıt sisteminde kayıtlı bulunan ve müvekkili bankaya bildirdiği adreslere gönderildiğini, ancak taşınması ve adres yetersizliği sebebiyle her iki adrese de ihtarname tebliğ edilemediğini, bildirilen adresin taşınma ve sair nedenlerle değişmesi halinde davalının bu hususu derhal müvekkili bankaya noter aracılığıyla bildirmesi gerekli olup aksi takdirde eski adrese yapılan tebligat muteber kabul edileceğinden ve bu hususta davalının bir bildirimi bulunmadığından müvekkili tarafından adres kayıt sisteminde kayıtlı bulunan ve sözleşmede belirtilen adreslere gönderilen ihtarname tebliğ edilmiş sayıldığını, nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 17.11.2005 tarihli, 2005/10654 Esas ve 2005/17067 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2013 tarihli, 2012/18477 Esas ve 2013/16879 Karar sayılı içtihatlarının da bu yönde olduğunu,Bu minvalde, müvekkili banka tarafından, davalı ... adres kayıt sisteminde kayıtlı bulunan ve müvekkili Bankaya bildirdiği adreslere hesap kat ihtarnamesi tebliğ edildiğinden davalının kanun ve sözleşme hükümleri gereği temerrüde düşmüş olup sorumlu olunan faiz miktarı bu tarih itibariyle hesaplanması gerekirken takip tarihi itibariyle miktar hesaplaması hukuka aykırı olduğunu,
Söz konusu bilirkişi raporundan İİK 68/b hükmünün müteselsil kefillere uygulanamayacağı şeklinde tamamen hukuki dayanaktan yoksun birtakım değerlendirmelerde bulunulmuşsa da söz konusu kanun hükmü kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan asıl borçlu gibi sorumlu olan davalı bakımından da geçerli olduğunu, zira, davalının adres değişikliğini müvekkili bankaya bildirmekle mükellef olup bunun aksinin kabulü banka alacaklarından müteselsil kefillerin adres değiştirmek suretiyle tabiri caizse kaçabilmesinin yolunu açtığını, kaldı ki müteselsil kefilin varoluş amacı asıl borçlu ile birlikte borçtan sorumlu tutmak olup adeta kefili de borçlu konumuna getirebildiğini, şu halde İİK 68/b hükmünün kefile uygulamayacağı yönünde açık bir hükmün bulunmadığı göz önüne alındığından mahkemenin bu yöndeki kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, Öte yandan, söz konusu bilirkişi raporunda davalıların kredili mevduat faiz oranı %30.24 oranı üzerinden hesaplandığını, ne var ki, taraflar arasında akdedilen kredi çerçeve sözleşmelerinin "Müşterinin Borçlar Tamamen Ödeninceye Kadar Yükümlülükleri ve Temerrüt Tarihi" başlıklı 4.2. Maddesi, "Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür ve krediler için banka tarafından T.C. Merkez Bankasına bildirilen TL/YP en yüksek cari faiz oranının %100 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde, değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul eder" şeklinde olduğunu, sözleşme serbestisi gereğince müvekkili bankanın kredili mevduat faiz oranını da sözleşmede belirtildiği şekilde uygulayabilir ve bu şekilde asıl alacağa faiz yürütebildiğini, bu anlamda, esasında kredili mevduat faiz oranının da %72 oranında hesaplanması gerekirken mahkemece hatalı bilirkişi raporu esas alınarak %30.24 üzerinden hesaplanan miktar ile hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, ticari işlerde taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan akdi ve temerrüt faiz oranlarının uygulanmasına ilişkin emsal kararları sunduklarını (Yargıtay 19. HD, E:2013/10777, K:2013/14096, T:18.09.2013, Yargıtay 19. HD., E:2014/17586, K:2015/7708, T:26.05.2015),Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, müteselsil kefil davalılardan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, genel kredi sözleşmesinin mevcudiyeti hakkında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu, davacının talep edebileceği temerrüt faiz oranının ne kadar olması gerektiği, mahkemenin kabulünün bu yönde usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, davalı kefil yönünden faiz başlangıç tarihinin isabetli olup olmadığı yönündedir.Davacı vekilince, takip borçlusu müteselsil kefil ... bakımından asıl alacak yönünden işletilen temerrüt faizinin başlangıç tarihinin takip tarihi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığı, kefilin sözleşme adresine çıkan tebligatın sözleşmenin 2.3 maddesi uyarınca kefilin temerrüte düşmesine yeterli olduğunu ileri sürerek karar istinaf edilmiştir. Davacı vekilince bilirkişi kök raporuna da bu yönden itiraz ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince davacı vekilinin itirazının karşılanması için ek rapor alınmıştır. Ek rapor içeriğinde de işaret edildiği üzere; davalı kefil ...'a banka tarafından gönderilen kat ihtarının tebliğ edilemediği ve iade olduğu ihtilafsızdır. Asıl Kredi borçlusunun İİK'nın 68/b maddesi uyarınca, sözleşmede belirlenen adresine gönderilen ihtarla temerrüde düşürülmesi mümkün olmakla birlikte, kefilin temerrüde düşürülebilmesi için mutlaka kat ihtarının tebliği gerekmektedir. Kat ihtarı tebliğ edilmeyen kefilin takip öncesi temerrüde düşürülmesi söz konusu olamayacağından, ilk derece mahkemesince kefil yönünden, takip tarihinde temerrüt oluştuğunun kabul edilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Yine davacı vekilince bilirkişilerce kredili mevduat faiz oranının %30.24 olarak uygulanmasının doğru olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 22.12.2017 tarihli bilirkişi kök rapor içeriğinde davalı kefillerin sorumluluk tutarının değerlendirilmesinde; davacı bankanın kullandırdığı kredilerden açık kredi (kredili mevduat) asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren ... tarafından belirlenen %30.24 oranında faiz işletilerek hesaplama yapıldığı, diğer kredi alacak tutarları yönünde ise davacı talebi gibi %72 faiz oranının benimsendiği anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi kök raporunun 8. sayfasında işaret edildiği üzere, TCMB tarafından yayınlanan 25.05.2013 tarih ve 2013-35 sayılı basın duyurusu ile 27.05.2013 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde kredili mevduat faiz oranlarının bireysel kredi kartı faiz oranlarında olduğu gibi TCMB tarafından belirlenmesi esası getirildiği dikkate alındığında, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf maktu karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.06.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.