T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2192
KARAR NO:2025/1032
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/07/2021
NUMARASI:2018/591 Esas - 2021/559 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (22.08.2017 tarihli tek yetkili pazarlama sözleşmesi kaynaklı)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, kuruluş amacı itibariyle Türkiye çapında çeşitli etkinlik ve organizasyonlar düzenlemek, Ataşehir ilçesine özel "..." gazetesini yayımlamak olduğu, bu faaliyetler çerçevesinde müvekkili şirketin 24/09/2017 - 01/l0/2017 tarihleri arasında "... Dayanışma Festivalini düzenlediği, Ataşehir Nazım Hikmet Parkı içerisinde düzenlenen festivalde kurulacak stant/çadırlarının katılımcılara kiralanması ve kiralama işinde davalının tek yetkili olarak görevlendirilmesi amacıyla, davacı şirket ile davalı arasında 22.08.2017 tarihinde sözleşme imzalandığı ve davalı adına bu hususta yetki belgesi düzenlendiği, sözleşmenin "Kiralama İşi" başlıklı maddeleri gereği, davalının,en az 90 adet standı/çadırı katılımcılara kiralayacağı ve kira bedellerini belirleyerek her katılımcı ile kiralama sözleşmesi düzenleyeceğinin açıklandığı, sözleşmenin "Hasılat Paylaşımı" başlıklı maddelerinde ise; işbu stantlann /çadırların kiralanmasından elde edilecek gelirlerin % 20'sinin davalı tarafa, % 80'inin ise davacı şirkete ait olacağı; katılımcılardan kiralama karşılığında elde edilen gelirin % 30'unun en geç 20.09.2017 tarihinde, %70 bakiye bedelin ıse festival sona ermeden 29,09.2017 tarihinde davalı tarafından davacı şirkete ödenmesine karar verildiği, devamında % 70'lik bakiye karşılığı için ise davalı larafından ödenmek üzere davacı şirket namına senet düzenleneceği hususunda anlaştıklarını, festival süresince toplam 116 adet stand/çadır kurulduğu, söz konusu stand/çadırların ... firmasından 40.600.00 TL+KDV bedel karşılığında davacı firma tarafından kiralandığı, sözleşme geregi 116 adet stand/çadırın 90 adedi için davalı tarafından festival süresinde ürün tanıtım ve satış yapmak üzere vatandaşlara kiralama işini üstlenildiği, kalan 26 adedinin ise davacı şirket tarafından il derneklerine tahsis edildiği, davalı tarafından 86 adedinin festival katılımcılarına kiralandığı, sözleşme gereği davalı tarafından katılımcılarla akdedilen kiralama sözleşmelerinin usulüne uygun düzenlenip davacı şirkete sunulmadığı, bugüne kadar davacı şirkete sadece 22.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalı tarafından 86 adet stand/çadır kiralanmış olmasına rağmen yalnızca 13 adetin sözleşmenin davacı firmaya sunulduğu, sözleşmeler incelendiğinde birçoğunda imzanın bulunmadığı, isim ve/veya imzaların bulunduğu sözleşme örneklerinde ise yer alan isim, TC ve kiralama bedellerinin çoğunlukla davalının kendi el yazısı ile yazıldığı, sözleşmede davalı tarafından asgari 90 adet stand/çadırın kiralanacağı taahhüdünün gerçekleştirilmediği, davalı tarafından asgari 90 adet stand/çadırın festival katılımcılarına kiralanacağının taahhüt edilmesi nedeniyle davacı şirketin bu kiralamalardan gelecek gelire güvenerek festivalin eksiksiz ve en iyi şekilde gerçekleşmesi adına çeşitli harcamalarda bulunduğu ve davacı şirketin bu sebeple ödeme güçlüğü yaşadığı, davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle zarara uğradığını beyanla fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve belirsiz alacak hükümleri gereğince sonradan talep artırımında bulunmak üzere; sözleşme gereği davalı tarafından ödenmeyen şimdilik 1.000.00 TL alacağın işlemiş ve işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının, davacı şirket ile çadır/stand pazarlamasının yapılması hususunda anlatma imza ettiği, ancak davacı tarafın festival alanına insan taşıma ve festival için İlçe çapında reklam ve duyuru yapmaması ve Ataşehır Belediyesinin hiçbir desteğinin olmaması sebebiyle festival alanına yoğun insan katılımının olmadığı, havanın o hafta yağmurlu geçmesi sebebiyle festivalin yoğun geçmediği, bu sebeple çadır vc stand pazarlamasında hedeflediği rakamlara ulaşamadığı, davalının festivalde 42 çadır/stand kiralama sözleşmesi yaptığı, kaporalarını alıp davacı tarafa verdiği, ancak festivale gerekli insan katılımının olmaması sebebiyle alana gelip stand açan esnafın birkaç gün içerisinde standlarını kapatıp gittikleri, bu sebeple bu insanlardan kaparo dışında bir para tahsil etmediği, davacı tarafın, söz konusu hukuki ilişkinin tarafı olarak taahhüdü olan tanıtım ve insanları festival alanına taşıma görevim yerine getiremedikleri için hukuki olarak sorumlu olduğu, davanın bu yönüyle haksız ve kötü niyetli olduğu, etkinlik sebebiyle sahada gece gündüz çalışmalarına rağmen söyleşmede bulunan stand satışlarından dolayı elde edilecek gelirin %20'sini almaları gerektiği halde alamadıkları, tüm toplanan paraların davacı şirkete ödendiği, kurumsal firmalara çadır pazarlanması işinin Ataşehir Belediyesi vekili...'nın kızı ...tarafından yapıldığı, tüm bu pazarlama işinde kazanılan paraların bu kişi tarafından alındığı ve kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığı, söz konusu etkinliğin sönük geçmesinin tüm sorumluluğunun davacı taraf ve Alaşehir Belediyesine ait olduğunun beyanla davanın reddi ile tüm masrafların davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı ile arasında akdedilen 22.08.2017 tarihli sözleşme gereği davalının kendisine ödemesi gerektiği bedelin ödenmediği iddiasına dayalı davalı aleyhine açılan alacak davasında Mahkememiz tarafından yapılan yargılama sırasında taraflar arasında akdedilen 22.08.2017 tarihli sözleşmenin incelenmesi neticesinde ve bilirkişi kök raporunda da belirtildiği üzere davalı taraf sözleşme geriğini tam olarak yerine getiremediği ve toplam 58 adet stant/çadırı kiralamadığı, bilirkişi heyeti tarafından kök raporda her ne kadar ... Şti. yazısında bildirilen emsal kiralama bedelinin ortalaması dikkate alınarak kiralanabilir olup kiraya verilemeyen 58 stant/çadırdan elde edilebilecek kiralama hasılat tutarı hesaplanmış ise de taraflar arasında akdedilen 22.08.2017 tarihli sözleşmenin ... başlığı altında ... Festivali kapsamında kiralanacak asgari 90 adet stand/çadırın kira bedellerinin ... tarafından belirleneceğinin belirtildiği bu haliyle davalının fiilen sattığı 28 çadırdan elde ettiği 85.500 TL toplam bedel üzerinden çadır başına ortalama kira bedelinin bulunması gerektiği ve bilirkişi heyeti 2.ek raporunda da ... Derneği (...)'nin hesaplama önerisi dikkate alınarak, sözleşme kapsamında davalının fiilen sattığı 28 çadırdan elde ettiği 85.500 TL toplam bedel üzerinden çadır başına ortalama kira bedelinin (85.500 TL / 28 adet =) 3.053,57 TL tespit edildiği; buna göre satılamayan 58 adet çadırdan dolayı davalının elde edebileceği toplam bedelin (3.053,57 TL x 58 - ) 177.107,06 TL olarak hesaplandığı, bu toplam bedelden yüzde 20 payı davalının ve yüzde 80 payı davacının alacağı, sözleşme gereği, dikkate alınarak davacıya ödenmesi gerekebilecek tutarın (177.707,06 TL x 0,80 =) 141.685,71 TL olarak hesaplandığı; ayrıca davalının fiilen sattığı stantlardan elde ettiği 85.500 TL gelir üzerinden davacıya ödemesi gereken 68.400 TL %80 paydan mahsuben ödenen 22.000 TL düşüldüğünde kalan (68.400-22.000=) 46.400 TL de eklenmek suretiyle davalının ödemesi gereken toplam bakiye bedelin (141.685,71 + 46.400=) 188.085,71 TL olarak hesaplandığı,..." gerekçesiyle, davalıdan 304.000,00 TL'nin talep edildiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile 188.085,71 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, Ataşehir Belediyesi Himayesinde, "... Festivali" etkinliği düzenleyerek çeşitli dernekleri ve kuruluşların katılımının sağlanacağı ve festival alanına Ataşehir ilçesinin 17 mahallesinden festival alanına ücretsiz servisler kaldırılacağı ve festival alanına yoğun katılımının sağlanacağı taahhüdü ile kendilerinin bu organizasyonun çadır/stand pazarlanmasının yapılması hususunda bir anlaşma imza ettiği hususu olduğunu, müvekkilinin bu sözleşmeye göre esnaf ve tanıdığı kuruluşlara buranın pazarlama işine girdiğini, ancak davacı tarafın festival alanına insan taşıma ve festival ile ilçe çapında reklam ve duyuruları yapmaması sebebi ile festival alanına yoğun insan katılımı sağlayamadığını, bu durumların üstüne de havanın o hafta yağmurlu geçmesi sebebi ile de festival yoğun geçmediğini, müvekkilinin bu festivale bir ay boyunca gece gündüz çalışmasına rağmen esnaf katılımının izah edilen sebeplerle ve stand pazarlamasında hedeflediği rakamlara ulaşamadığını,Tüm çadır ve stantlar kiraya verilemediğini ve bir kısım standlar ve çadırlar da az rakamlarla kiraya verilmek zorunda kalındığını, kiralanan bir çok çadır ve stand kiracıları da festivalin yoğun geçmemesi sebebi ile festival bitmeden alandan ayrıldığını, bu durumun müvekkilinin iş ile ilgili bir husus olmadığını, bilirkişinin sanki bu yerde tüm kiralama alanları kiraya verilmiş gibi bir bilirkişi raporu tanzim ettiğini, bilirkişi tespitlerini kabul etmediklerini, raporun bu yönü ile yanlı ve hatalı olduğunu, müvekkilinin kiraya verdiği yerlerlerle ilgili tüm kiralama bedellerin davacı tarafa verdiğini ve davacı tarafın kabulünde olduğunu, hal böyle iken ve çadır/stand kiralama yetkisi müvekkiline ait iken, yine müvekkilinin bu fiyatı duruma göre tek başına belirleme yetkisi olduğunu, müvekkilinin festivalin daha az zarar ile atlatılmasına matuf olarak, çadır /stand adetlerini ucuza vermek zorunda kaldığını, müvekkilinin bu yetkisi sözleşme ile belli olduğunu, müvekkilinin bu pazarlama sonrası elde ettiği parayı davacı tarafa verdiğini, davacı tarafın da bu durumu kabul ettiğini,Sözleşme incelendiğinde stand ve çadırların kiralanması konusunda bir fiyatlandırma sözleşmede bulunmadığını, kaldı ki stand ve çadırların kiraya verilmemesi hususunda da bir ceza-i şart yada bir müeyyidede sözleşmede olmadığını, bu nedenle nasıl olup da sözleşmede bulunmayan bir hüküm sebebi ile müvekkilini bilirkişi sorumlu tutmaya çalıştığını, bu hususun gerçekten hukuki açıdan önemli olduğunu, bilirkişinin bu yönü ile bizce hukuka açık aykırı bir rapor tanzim ettiğini, raporun yanlı olduğunu ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, rapor ve mahkeme kararı fiyat tespitine giderken, lüks düğün ve davet organizasyonu yapan ve genelde 5 yıldızlı otellerin üye olduğu ...Derneğine görüş sorduklarını, bu kurumun müvekkilinin icra ettiği iş ile uzaktan yakından bilgisi ve tecrübesi bulunmadığını,Bu davada evrak üzerinden karar verilmemesi gerektiğini, dosyada belirttikleri şahitlerin dinlenmesi ondan sonra mutlaka bilirkişinin mutlak gelerek muhasebeleri inceleme yapması gerektiğini, bilirkişi şirket kayıtları ve muhasebe kayıtlarını incelemeyerek hatalı tespitlerde bulunduğunu,Mahkemenin gerekli incelemeyi tam olarak yapmayarak ve dosya da 3 farklı bilirkişi raporu bulunmasına rağmen neden müvekkilinin en aleyhine olan hesap dikkate alınarak bu kararı verdiğini anlayamadıklarını ve karar da tartışmadıklarını, tarafların muhasebe kayıtlarının incelemediğini, bu yönleri ile ticari bir davanın dayanağı olan kayıtlar mahkemece incelenmediğini ve hukuka açık aykırı bu kararın verildiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesi kararında 22.08.2017 tarihli sözleşmenin incelenmesi neticesinde ve bilirkişi kök raporunda da belirtildiği üzere davalı taraf sözleşme gereğini tam olarak yerine getiremediği ve toplam 58 adet stant/çadırı kiralamadığı tespiti üzerine hüküm kurulduğunu, sözleşme gereği taahhüt edilen 90 adet stant kiralama davalı tarafından taahhüt edildiğini, buna rağmen festival gününde sadece 4 stant kurulduğunu, kiralama işini tek yetkili olarak üstlenen davalı kalan 86 adet standı kiralayamadığını, festival tarihinden önce davalı stant kiraladığı kişiler ve kendi arasında düzenlediğini iddia ettiği 13 adet belgeyi müvekkili şirkete teslim ettiğini, bu belge içeriği incelendiğinde toplam 28 adet stand kiralandığı sonucu ortaya çıkmakta ise de hiçbiri usulüne uygun düzenlenmediğini, kaldı ki festival alanına belirtilen sayıda katılım sağlanamadığı da dosyada ortada olduğunu, fakat, ilk derece mahkemesince davalının sunduğu rakamlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir sonucun ortaya çıkmasına yol açtığını,Davalının müvekkiline sunduğu sözleşme niteliğinde dahi olmayan birçoğu kendi el ürününden ibaret 13 adet kiralama belgesi niteliğindeki evrakın içeriğinde toplam 28 adet stand kiralandığı ve 85.500,00. TL gelir elde edildiği bilgisi esas alındığını, kaldı ki usulüne uygun düzenlenmiş olsa dahi bu durum taahhüdün kısmen de olsa yerine getirildiği anlamına gelmediğini, çünkü festival alanına hesaplamada dikkate alınan 28 adet stant kurulumu gerçekleşmediği gibi müvekkiline 22.000.00TL ödeme yapıldığını, hatta festivalden 1 gün önce müvekkili şirket tarafından davalıya hiçbir şekilde ulaşılamadığını, tüm bu hususlar dikkate alınmadan hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını,Emsal kiralama birim değeri hesaplaması yapılırken bu belgelerin dikkate alınarak son derece düşük bir kiralama bedelinin tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkili şirketin asgari 90 adet kiralama taahhüdü nedeniyle pek çok masraf yaptığını, davalının sözleşmeye aykırı eylemleri ve basiretli bir tacirin gerektirdiği şekilde davranmayıp müvekkili şirketi aldatması müvekkilinin maddi olarak zarara uğramasına neden olduğunu, emsal kiralama değeri tespiti yapılırken tüm bu yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi müvekkili şirketi oyalayarak kiralamadığı stantları kiralamış gibi gösterdiğini, belirtmek gerekir ki sözleşmelerin yorumlanması ve tamamlanmasında dürüstlük kuralları esas alınırken, içerik denetiminde hakkın kötüye kullanımı temel alınması gerektiğini,Ortada tartışmasız ve doğruluğu sabit tek bir sözleşme bulunduğunu, bunun da ... ile davalı arasında düzenlenen imzalı ve kaşeli sözleşmede kiralama bedeli 6.000 TL olduğunu, ... Derneğinin kira sözleşmelerinin ortalama değerinin esas alınabileceği görüşüne göre bir hesaplama yapılacaksa şayet usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen bu sözleşmeye göre hesaplama yapılması gerektiğini, tarafımızca ... Firmasının emsal değer tespitine göre taleplerinin artırıldığını, mahkemece her koşulda eksik ve hatalı hesaplama esas alınarak hüküm kurulduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arısında akdedilen 22.08.2017 tarihli tek yetkili pazarlama sözleşmesi gereği davalı yanca davacıya ödenmesi gerektiği iddia edilen hasılat paylaşım tutarının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmin kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde;İlk derece mahkemesince sunulu deliller ışığında bilirkişi rapor ve taraf itirazlarını gidermek için ek raporlar alınarak hüküm kurulmuştur.HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporu takdiri delil niteliğindedir. İlk derece mahkemesince dosyaya sunulu deliller, sözleşme hükümleri, sunulu kira sözleşmeleri, müzekkere cevapları ile alınan bilirkişi kök ve taraf itirazlarını gidermek üzere alınan ek rapor içeriğindeki tespit ve yapılan hesaplamalar doğrultusunda gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. İlk derce mahkemesi karar gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraflar arasında akdedilen 22.08.2017 tarihli sözleşme hükümleri uyarınca davalının sözleşme geriğini tam olarak yerine getiremediği ve toplam 58 adet stant/çadırı kiralamadığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında akdedilen 22.08.2017 tarihli sözleşmenin hasılat paylaşımı başlığı altında ...Festivali kapsamında kiralanacak asgari 90 adet stand/çadırın kira bedellerinin davalı ... tarafından belirleneceğinin belirtildiği, buna göre sunalan kira sözleşmeleri kapsamında fiilen kiralanan 28 çadırdan elde edilen kira tutarı olan 85.500 TL bedel üzerinden çadır başına ortalama kira bedelinin bulunması gerektiği ve bilirkişi heyeti 2.ek raporunda sözleşme kapsamında davalının fiilen kiraladığı 28 çadırdan elde ettiği 85.500 TL toplam bedel üzerinden çadır başına ortalama kira bedelinin (85.500 TL / 28 adet =) 3.053,57 TL olarak tespiti ile buna göre davalı taahhüdünde bulunan ve kiralanmadığı anlaşılan 58 adet çadırdan dolayı davalının elde edebileceği toplam bedelin (3.053,57 TL x 58 - ) 177.107,06 TL olarak hesaplandığı, bu toplam bedelden sözleşme hükümleri uyarınca yüzde 20 payı davalının ve yüzde 80 payı davacının alacağı olmakla, davacıya ödenmesi gereken tutarın (177.707,06 TL x 0,80 =) 141.685,71 TL olduğu, ayrıca davalının fiilen kiraladığı stantlardan elde ettiği 85.500 TL gelir üzerinden davacıya ödemesi gereken 68.400 TL den, davalının yaptığı 22.000 TL nin mahsubu ile bulunan 46.400 TL'nin de dahil edilmesiyle davalının davacıya ödemesi gereken tutar yönünden hüküm kurulması isabetli olup, sözleşme hükümleri uyarınca, kira bedellerinin davalı tarafından belirleneceğinin kararlaştırıldığı da dikkate alındığında, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde;Taraflar arasında 22.08.2017 tarihli sözleşmenin akdedildiği davalı yanın da kabulünde olup ihtilafsızdır. İlk derece mahkemesince sunulu deliler, sözleşme hükümleri ve alının bilirkişi raporları içeriğindeki hesaplamalar ışığında hüküm kurulmuştur. Bilirkişi raporları HMK 282 maddesi uyarınca takdiri delil niteliğinde olup, sözleşme hükümlerinin hukuki yorumu mahkemeye ait olmakla, davalı vekilinin üç adet ve farklı ihtilallere göre hazırlanmış bilirkişi raporlarından, müvekkili aleyhine hesaplama içeren bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.Yukarıda davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi bölümünde belirtildiği üzere,taraflar arasında akdedilen 22.08.2017 tarihli sözleşme hükümleri uyarınca davalının sözleşme geriğini tam olarak yerine getiremediği ve toplam 58 adet stant/çadırı kiralamadığı, taraflar arasında akdedilen 22.08.2017 tarihli sözleşmenin hasılat paylaşımı başlığı altında ... Festivali kapsamında kiralanacak asgari 90 adet stand/çadırın kira bedellerinin davalı ... tarafından belirleneceğinin belirtildiği, buna göre sunalan kira sözleşmeleri kapsamında fiilen kiralanan 28 çadırdan elde edilen kira tutarı olan 85.500 TL bedel üzerinden çadır başına ortalama kira bedelinin bulunması gerektiği ve bilirkişi heyeti 2.ek raporunda da ... (...)'nin hesaplama önerisi dikkate alındığında, sözleşme kapsamında davalının fiilen kiraladığı 28 çadırdan elde ettiği 85.500 TL toplam bedel üzerinden çadır başına ortalama kira bedelinin (85.500 TL / 28 adet =) 3.053,57 TL olarak tespiti ile buna göre davalı taahhüdünde bulunan ve kiralanmadığı anlaşılan 58 adet çadırdan dolayı davalının elde edebileceği toplam bedelin (3.053,57 TL x 58 - ) 177.107,06 TL olarak hesaplandığı, bu toplam bedelden sözleşme hükümleri uyarınca yüzde 20 payı davalının ve yüzde 80 payı davacının alacağı olmakla, davacıya ödenmesi gereken tutarın (177.707,06 TL x 0,80 =) 141.685,71 TL olduğu, ayrıca davalının fiilen kiraladığı stantlardan elde ettiği 85.500 TL gelir üzerinden davacıya ödemesi gereken 68.400 TL den, davalının yaptığı 22.000 TL nin mahsubu ile bulunan 46.400 TL nin de dahliyle davalının davacıya ödemesi gereken tutar yönünden hüküm kurulması isabetli olup, davalı vekilinin yargılama aşamasında ... ve lüks organizasyonlar yapan ... derneğinin müzekkere cevap içeriklerine göre değerlendirme ve sonuca gidilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Kaldı ki hesaplamada sözleşme kapsamında davalının fiilen kiraladığı 28 çadırdan elde ettiği tutarın ortalaması dikkate alındığı gözetildiğinde, davlının bu yöndeki istinafının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.Yukarıda da değinildiği üzere, sözleşme hükümlerinin hukuki yorumu mahkemeye ait olup, davalı tarafından sözleşme ile üstlenilen yükümlülükler dikkate alınarak sonuca gidilmiştir. Davalı tacir olup, TTK 18 maddesi uyarınca basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğü altındadır. Davalının tacir olduğu da dikkate alındığında ve dayanak sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı da gözetildiğinde, davacı ve belediyenin gerekli çabayı sarf etmemesi nedeniyle festivale katılımın sağlanamadığı, bu nedenle sönük geçtiği, havanın yağışlı olmasının da bunu etkilediği bu nedenle müvekkilince taahhüt edilen sayıda çadır kiralanamadığı, bu hususların dikkate alınması gerektiği yönündeki iddia ve savunmalarda yerinde görülmemiştir. Aynı gerekçe ışığında bir kısım çadırların dava dışı üçüncü kişilerce fiilen kiralanmasının sağlandığı ve paraların bu kişilerce alındığı, bu nedenle davalının sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf da yerinde değildir.İlk derece mahkemesince taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca her iki tarafın sözleşme yükümlülükleri kapsamında, davalının taahüdünü tam ve eksiksiz yerine getiremediği sonucuyla hüküm kurulmuştur. Buna göre davalı vekilinin sözleşmede cezai şarta ilişkin hüküm bulunmadığı, tüm çadırların kiralanmış gibi kabul edilerek sonuca gidilmesinin yerinde olmadığı yönündeki istinafı da doğru görülmemiştir.Taraflar tacir olup, sözleşme ile karşılıklı yükümlülükleri belirlendiğinden ve uyuşmazlık konusu alacak tutarı itibariyle tanık dinlenmemesi doğru olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da bulunmadığından, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf maktu karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 9.636,09 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.06.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.