T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/466
KARAR NO:2025/845
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/09/2021
NUMARASI:2020/120 E. - 2021/584 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; borçlu ... Şti. adına müvekkili bankanın ... Şubesi'nde krediler açılarak kullandırıldığını, davalının bu borçtan müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu, kredi borçlusu ve kefillerine Gebze ... Noterliği'nden 09.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edilerek borcun ödenmesi ihtarının sonuçsuz kaldığını, bu nedenle ... sayılı dosyasından borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin 24.06.2019 tarihinde borca ve tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, takip tarihinden sonra ancak huzurdaki dava açılışından önce toplam 59.256,46 TL tahsilât yapıldığını ve İİK 100 uyarınca önce masraf ve faizlerin tahsil edilerek bakiye tutar üzerinden huzurdaki davanın ikame edildiğini, yüksek mahkeme kararları uyarınca takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılan tahsilâtın çıkış rakamından mahsup edilerek huzurdaki davanın açılmış olması nedeniyle müvekkili bankanın hak kaybına uğramaması için takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce yapılan tahsilâtların icra müdürlüğünce takip tutarı, tahsilât tutarı ve TBK 100 maddesi hükümleri uyarınca dikkate alınarak borçtan mahsup edilmesine karar verilmesi gerektiğini ifade ederek, 59.256,46 TL takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce yapılan tahsilât toplamının toplam alacaktan düşülerek davalı borçlunun icra takibine vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, alacağın dava tarihi itibarıyla tespit edilerek takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce yapılan tahsilâtların mahsubunda takip tutarı ve tahsilât tarihleri ve TBK 100 madde hükümlerinin İcra Müdürlüğü'nce dikkate alınmasına, davalı borçlu aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının takibin dayanağı olarak sunduğu 13.03.2018 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi çerçevesinde müvekkilinin kefalet hükümleri gereği borçtan sorumlu olduğu iddiasının geçersiz olduğunu, şekil şartlarına aykırılık bulunduğunu, müvekkilinin bilgilendirilmediğini, imzasının aylar sonra tamamlatıldığını, her bir ürüne ait sözleşmenin dosyaya getirtilerek imzasının bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi gerektiğini, davacının borçlu şirkete başka bir kredi kullandırmak istediğinde kefilin de imzasının talep edildiğini, borçlu şirketin yeni ortağı olan ...'ın müvekkiline ulaşarak imzasını yollamasını istediğini, müvekkilinin sembolik olarak yüzde 1 ortaklığı nedeni ile imza atması söylendiğinde imzasını e-posta vasıtasıyla gönderdiğini, tüm bu işlemleri e-posta ile gerçekleştiğini zira müvekkilinin o tarihte Almanya'da olduğunu, davacı bankanın kefilin ıslak imzası olmadan yeni krediyi ...'a kullandırdığını, müvekkiline bu imzasının kefalet için olduğunun söylenmediğini, müvekkilinin 18.04.2019 tarihinde davacı bankanın ihtarına karşılık Kartal ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlu şirketle bir bağının kalmadığını, devir sözleşmesini bankanın... Şubesine gönderdiğini, borçlardan sorumlu tutulamayacağını bildirdiğini, müvekkilinin ihtarnamedeki beyanının kefillikten dönme beyanı olduğunu, davacı tarafın borçlu şirketin yeni ortağı ...'ten icra dairesinde ödeme taahhüdü alınmasına rağmen ödeme gerçekleşmeyince ödeme taahhüdü ihlal davası yoluna gidilmediğini direkt olarak müvekkiline başvurulduğunu, kabul anlamına gelmemek şartı ile faizin fahiş olduğunu, müvekkilinin 2018 tarihinde ... Şti.'nin tamamını üçüncü kişiye devretmek istemişse de bu yeri kiralayan şikâyetçinin bunun mümkün olmadığını, sembolik olarak yüzde 1 hissenin tutulması gerektiğini belirttiğini, bu nedenle 05.07.2018 tarihli Devir Protokolü uyarınca sermaye ve hak ve hissesinin 99 payını ...'a devrettiğini, 17.09.2018 tarihinde Kartal ... Noterliği'nde Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinin akdedildiğini, 21.08.2019 tarihinde ise elindeki 1 pay hissesini Kartal ... Noterliği'nin ...e numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ...'e devrederek tamamen ortaklıktan ayrıldığını, 22.08.2019 tarihinde müvekkilinin şirketle hiçbir bağlantısının kalmadığını ve ortaklıktan ayrıldığına dair kararın imza altına alınarak şirket pay defterine işlendiğini savunarak, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı bankanın alacağının tamamının tahsiline kadar geçecek sürede "... Kart ve ETH" (... Ticari Kredi Kartı ve Esnek Ticari Hesap) alacaklarının asıl alacak tutarlarına dava tarihinden itibaren 01.11.2020 tarihine kadar (TCMB, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar.) düzenlemesine göre ve değişen faiz oranları üzerinden temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi talep edebileceği, 01.11.2020 tarihinden itibaren ise (2020-64 duyuru-hesaplanan oranlar her ayın sondan beşinci iş günü TCMB resmi internet sitesinde İstatistikler / Bankacılık Verileri / Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları bölümünde ilan edilecek ve takip eden ayın ilk gününden itibaren geçerli olacaktır.) düzenlemesine göre değişen faiz oranları üzerinden temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi talep edebileceği değerlendirilmiştir.Raporda ayrıntısı belirtilen alacak kalemleri denetlenebilir olduğundan bilirkişi raporu mahkememizce de benimsenmiştir.Kartal ... Noterliği’nin 18.04.2019 tarihli ihtarnamesi içeriğindeki davalı beyanlarında geçen ortaklık yapısının değiştirilmesi, hisse değişimi, yetki iptali vs gibi durumların söz konusu olması halinde bankanın yazılı izni alınması gerektiği anlaşılmakla Genel Kredi Sözleşmesi limiti kapsamında davalının müteselsil kefaleti ile kullandırılan krediler sonrası davacı bankadan yazılı izin alındığı ve/veya müteselsil kefil değişikliği yapıldığı veya davacı bankaca onay verildiğine ilişkin yeni bir... ya da kefalet sözleşmesi bulunmadığı,Davacının alacaklı olduğu miktarın sözleşme ile kararlaştırılmış olup likit olduğu, davalının dava konusu borçtan sorumlu olduğu anlaşılmakla ..."gerekçesiyle davanın kısmen kabülü ile davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile diğer krediden kaynaklı alacak ( eşit taksitli ve spot kredi) yönünden 70.250,46 TL üzerinden, business card ve ... kaynaklı alacak yönünden 66.005,49 TL üzerinden gayrinakdi alacak yönünden 22.250,00 TL üzerinden devamına, diğer krediden kaynaklı alacağa takip tarihinden tahsile kadar geçecek sürede %46,80 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si uygulanmak suretiyle devamına, ... alacağına takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB azami faiz oranları genelgeleri oranında değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, likit ve muayyen kabul edilen asıl alacak toplamı olan 225.412,32 TL'nin %20'si tutarında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;HMK'nın 297/2 maddesinin ihlal edildiğini, gerekçeli kararın eksik ve hatalı olduğunu, davalının savunmasını oluşturan Kartal ... Noterliğinin 18.04.2019 tarihli ihtarname içeriğindeki davalı beyanlarında geçen ortaklık yapısının değiştirilmesi, hisse değişimi, yetki iptali vs gibi durumların söz konusu olması halinde bankanın yazılı izni alınması gerektiği anlaşılmakla genel kredi sözleşmesi limiti kapsamında davalının müteselsil kefaleti ile kullandırılan krediler sonrası davacı bankadan yazılı izin alındığı ve/veya müteselsil kefil değişikliği yapıldığı veya onay verildiğine ilişkin yeni bir ...ya da kefalet sözleşmesi bulunmadığı olgusunun yok sayılarak karar verildiğini, deliller değerlendirilmeden karar verildiğini, davacının kötü niyetli olarak başlatmış olduğu takip ve dava açılması nedeni ile davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin 05.07.2018 tarihli devir protokolü ile şirket hissesinin 99 nu ...'a devrettiğini, 17.09.2018 tarihinde noterde pay devir sözleşmesi yapıldığını, 21.08.2019 tarihinde ise müvekkili elindeki bir hisse devir sözleşmesi şeklinde akdederek 22.08.2019 tarihinde noter sözleşmesi yaparak ortaklıktan ayrıldığını, 22.08.2019 tarihinde müvekkilinin şirkette hiçbir bağı kalmadığını, şirket pay defterine işlendiğini, müvekkilinin 18.04.2019 tarihinde banka tarafından gönderilen ihtarnameye karşı cevap verildiğini, bu cevapta şirketle bağın kalmadığının belirtildiğini, TBK 599.maddesine göre gelecekte doğacak bir borca kefalette borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun kefalet sırasında iyi niyetli varsaydığından çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması ile kefilin alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak borç doğmadığı sürece her zaman kefaletten dönebileceğini, müvekkilinin ihtarnamesinde beyanının açıkça kefaletten dönmüş olduğunu gösterdiğini ayrıca alacaklının kefile başvurmasında kanunun aradığı şartların gerçekleşmediğini, TBK 586.maddesi gereğince alacaklının müteselsil kefile yönelik takibe geçmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, davacının şirketin yeni ortağından icra dairesine ödeme taahhüdünü almasına rağmen ödeme gerçekleşmeyince taahhüdü ihlal davası yoluna başvurmadığını direk müvekkiline başvurduğunu, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, 13.03.2018 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi çerçevesinde müvekkilinin kefalet hükümleri gereği borçtan sorumlu olduğu iddiasının geçersiz olduğunu, şekil şartlarına aykırılık olduğunu, bilgilendirilmediğini, imzasının aylar sonra tamamlattırıldığını, sözleşmelerin takibe konulmadığını, şube yetkililerinin arayarak ıslak imzasını vermesini istediğini, imzanın kefalet için olduğunun söylenmediğini, borçlu şirketin yeni ortağının müvekkiline ulaşarak imzasını yollamasını istediğini, tüm işlemlerin mail vasıtasıyla gerçekleştiğini, müvekkilinin o tarihte Almanya'da olduğunu, bankanın kefilin yani müvekkilinin ıslak imzası olmadan yeni krediyi borçlu şirketin %99 hisse ortağı ...'a kullandırdığını, aylar sonra bankanın şube yetkilisini arayıp ıslak imzasını vermesini istediğini,banka kayıtları incelendiğinde görüleceğini, borçlu şirkete bankanın kredi ürünlerini kullandırdığını, her ürün içinde müvekkilinin kefil olarak sözleşmelere katılmış olduğunu, bu uygulamanın hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını,kefaletin hükümsüz olduğunu, bankanın kanuna aykırı davrandığını, müvekkilinin müteselsil kefil sıfatına haiz olmadığı gibi.... Ltd Şirketinin hissedarı, ortağı veya yetkilisi olmadığını, müvekkilinin ortaklık bağının sona erdiğine dair bildirimin bankaya ihtarla bilgi verilmesine rağmen davacı bankanın bu durum karşısında kanun gereği yeni bir kefalet sözleşmesi yapması gerekir iken yapmadığını, bu sebepten müvekkilinin kefilliğinin olmadığını iddia ederek kararın kaldırılmasına, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı... Ltd Şirketi ile davacı bankanın ... Şubesi arasında 14.03.2018 tarihinde genel kredi ve teminat sözleşmesinin imzalandığı, davalının sözleşmede müştereken ve müteselsil kefil olarak yer aldığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı kefilin kefalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, kefilin şirket hisselerini devretmiş olması ve bu durumu banka şubesine bildirmiş olmasının aleyhine takip yapılmasını ve kredi alacağını talep hakkını engelleyip engellemeyeceği, TBK 599.maddesi gereğince kefaletten dönme şartlarının oluşup oluşmadığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı banka şubesi ile dava dışı.... Ltd Şirketi arasında 14.03.2018 tarihinde 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi ve teminat sözleşmesinin imzalandığı, davalının sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığı, davalı kefil tarafından dava dışı kredi borçlusuna ait şirket hissesinin 99 payının dava dışı ...'a Kartal ... Noterliğinde düzenlenen 17.09.2018 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesi ile devir edildiği, şirketteki 80 payın ise Kartal ... Noterliğinde düzenlenen 22.08.2019 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesi ile dava dışı ...'e devrettiği, devirlere ilişkin olarak ortaklar kurulu kararları alındığı, dava dışı şirketin devri ile ilgili olarak davalı ve dava dışı ... arasında adi yazılı şekilde 05.07.2018 tarihli protokol düzenlendiği, protokolde satıcının davalı, alıcının ... olarak yer aldığı, protokolün 3.maddesinde iş yerinin satışı hususunda tarafların iradeleri ile yükümlülüklerine yer verildiği , davacı banka tarafından dava dışı kredi borçlusu... Ltd Şirketi ile davalı ve yine dava dışı ...'na Gebze ... Noterliğinde düzenlenen 10.04.2019 tarihli kat ihtarnamesini keşide ettiği, ihtarnamede hesabın 09.04.2019 tarihi itibariyle kat edilmiş bulunduğu, 31.03.2019 tarihli hesap özetinde o tarihten bugüne kadar hesap sonucunda borç tutarının 74.780,80 TL olduğunun belirtildiği, yine diğer ticari kredi hesapları, ... kart hesabı, esnek ticari kredi hesabı, çek karnelerinden dolayı mevcut risk belirtilerek toplam 181.265,24 TL ile birlikte kredi borçlusunda bulunan 10 adet çek yaprağının 5941 sayılı Çek Yasası gereğince toplam 20.300,00 TL'nin depo edilmesi için 24 saat süre verildiği, davalı tarafça bankaya gönderilen 18.04.2019 tarihli Kartal ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamede şirket pay sözleşmesi ile şirketteki hisselerini ... isimli kişiye devrettiğini, devir sözleşmesinin bir suretinin ... Şubesine gönderdiğini belirterek borcun muhatabı olmadığını, ihtarnamedeki hususları kabul etmediklerini ifade ettiği, davacı banka tarafından dava dışı borçlu şirket ve daval hakkında ... sayılı dosyasında 12.06.2019 tarihinde kredilerden kaynaklanan 119.244,59 TL asıl alacak ile faizleri toplamı 130.521,58 TL nakit toplamı ile 20.300,00 TL gayri nakit toplamı olmak üzere 150.821,58 TL alacağın tahsili ile business kart ve ... kaynaklı alacakları olarak 62.017,30 TL asıl alacak ve ferileri olarak toplam 65.661,06 TL alacak olmak üzere 216.482,54 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı tarafça icra takibine karşı hisse devir ile şirket ortaklığını devretmiş olduğunu belirterek borca itiraz ettiği, davacının ise arabuluculuk aşaması sonrasında İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini dosyaya ibraz ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu ve ek rapor alınmıştır.25.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile dava dışı... Şti. arasında 14.03.2018 tarihli 1.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesinin imza altına alındığı, davalının iş bu GSK'den kaynaklı olarak dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarına müteselsilen kefil olduğu, 12.06.2019 tarihli ... icra takibinde hesap edilen davacı banka alacağının davalının müteselsilen kefilliği nedeni ile dava dışı şirketin doğan borçlarından 1.000.000,00 TL kefalet limitini aşmamak kaydı ile sorumluluğunun bulunduğu, yapılan hesaplamalar neticesinde bulunan davacı banka alacağının kefalet limiti içerisinde kaldığı, davacı bankanın 12.06.2019 tarihli icra takibinde ticari eşit taksitli kredi ve spot kredinin temerrüt faizlerinin aynı olması nedeniyle bu alacakları tek kalemde, yine ticari kredi kartları ve esnek hesabın temerrüt faizlerinin aynı olması nedeniyle de bu alacakları tek kalemde talep ettikleri görülmekle, talep edilen alacaklar ile yapılan hesabın tabloda karşılaştırıldığı, davacı bankanın alacağının tamamının tahsiline kadar geçecek sürede ticari eşit taksitli ve spot kredilere ilişkin alacaklarının asıl alacak tutarlarına % 46,80 bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte bulunan en yüksek kredi faiz oranına bu oranın % 30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi) ve değişen faiz oranları üzerinden temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi talep edebileceği, davacı bankanın alacağının tamamının tahsiline kadar geçecek sürede ticari business kredi kartı ve ticari esnek hesaba ilişkin alacaklarının asıl alacak tutarlarına dava tarihinden itibaren 01.11.2020 tarihine kadar (TCMB, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar düzenlemesine göre ve değişen faiz oranları üzerinden temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi talep edebileceği, 01.11.2020 tarihinden itibaren ise 2020-64 duyuru-hesaplanan oranlar her ayın sondan beşinci iş günü TCMB resmi internet sitesinde İstatistikler / Bankacılık Verileri / Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları bölümünde ilan edilecek ve takip eden ayın ilk gününden itibaren geçerli olacaktır düzenlemesine göre değişen faiz oranları üzerinden temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi talep edebileceği, davalı tarafın dava dışı ... Şti.'yi devrettiği ve bu nedenle borcu kabul etmediğine ilişkin cevap dilekçesinde yer alan beyanlarının hukuki değerlendirmesi mahkemenin takdirlerine maruz olmakla birlikte,GKS 11-Temerrüt başlığı altında yer alan VII ve devamı maddeleri uyarınca ortaklık yapısının değiştirilmesi, hisse değişimi, yetki iptali vs gibi durumların söz konusu olması halinde bankanın yazılı izni alınması gerektiğinin düzenlendiği tespit edilmekle Genel Kredi Sözleşmesi limiti kapsamında davalının müteselsil kefaleti ile kullandırılan krediler sonrası davacı bankadan yazılı izin alındığı ve/veya müteselsil kefil değişikliği yapıldığı veya onay verildiğine ilişkin yeni bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyanlarında; talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; davacı bankanın kanun hükmüne aykırı davrandığını, müvekkilinin ortaklık bağının sona erdiğine dair bildirimi davacı bankaya ihtarname ile bilgi vermesine rağmen bankanın kanun gereği yeni bir kefalet sözleşmesi yapması gerekir iken yapmadığını bu nedenden ötürü müvekkilinin kefilliğinin olmadığını, borçtan sorumlu tutulamayacağını, ıslak imzanın aylar sonra tamamlattırıldığını iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.31.05.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı tarafın dava dışı ... Şti.'yi devrettiği ve bu nedenle borcu kabul etmediğine ilişkin cevap dilekçesinde yer alan beyanlarının hukuki değerlendirmesinin mahkemenin takdirlerinde olmakla birlikte, GKS 11-Temerrüt başlığı altında yer alan VII ve devamı maddeleri uyarınca ortaklık yapısının değiştirilmesi, hisse değişimi, yetki iptali vs gibi durumların söz konusu olması halinde bankanın yazılı izni alınması gerektiğinin düzenlendiğinin tespit edilmekle, Genel Kredi Sözleşmesi limiti kapsamında davalının müteselsil kefaleti ile kullandırılan krediler sonrası davacı bankadan yazılı izin alındığı ve/veya müteselsil kefil değişikliği yapıldığı veya onay verildiğine ilişkin yeni bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığı belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişi rapor ve ek rapora göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinin 11. maddesinde temerrüt üst başlığı ile müşteri ve teminat verenler başlığı altında 7.maddesinde, müşterinin veya müteselsil kefillerin işi ve ilişkileri ile ilgili olarak mali durumlarını önemli ölçüde aleyhte etkileyecek olayların vuku bulması/veya müşterinin ortaklık yapısının bankanın yazılı izni olmaksızın değişmesine yer verilmiştir. Genel kredi ve teminat sözleşmesinin 10.13.maddesinde; kredinin müteselsil kefalet karşılığı kullandırılması ve müteselsil kefillerin sorumluluğu düzenlenmiştir. İlk bentte, müteselsil kefillerin bankanın merkez ve tüm şubelerinde müşteri lehine iş bu sözleşmenin imzalandığı tarihten önce açılmış ve gerek bu sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra açılacak olan her türlü krediler ile bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerinden mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından (Çek Kanunu uyarınca bankanın ödemekle yükümlü olduğu, yasal ödeme tutarlarında) ve gerek yalnız olarak gerek diğer kişilerle birlikte asaleten ve müteselsil kefil sıfatıyla krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlardan bankaya karşı her bir müteselsil kefilin el yazısı ile belirtmiş oldukları kefalet limitlerine kadar müteselsil kefil sıfatıyla imza tarihinden itibaren 10 yıl süreli olarak sorumlu oldukları azami miktarı ve kefalet tarihlerinin kendi el yazıları ile belirtmek suretiyle ve imzalarıyla TBK'nın ilgili hükümlerine uygun olarak kabul ettikleri müteselsil kefillerin bankaca açılan kredilerden dolayı bankanın riskini karşılamak üzere müşteri tarafından verilecek ipotekler ile diğer ayni ve şahsi teminatların gerektirdiği bütün vergi, resim ve harçlar ile dava ve takip giderleri ve avukatlık ücretinin sair masraflarında kefaletleri kapsamında olduğunu kabul ve beyan ettiklerine yer verilmiştir.Diğer taraftan dava dışı kredi borçlusu şirket ile birlikte davalı kefil aleyhine aynı anda icra takibi başlatılmıştır. Takip öncesinde ihtarname tebliğ edilmiştir.TBK'nın 586. maddesinde düzenlenen müteselsil kefalet hükümleri gereğince, davalı kefil hakkında icra takibi ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. TBK'nın 586/1. fıkrada; kefilin müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girmeyi kabul etmesi durumunda alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, kredi borçlusu şirket kredi borçlarını ifade geciktiği gibi ihtarnamede sonuçsuz kalmıştır. Bu sebeple davalı vekilinin bu madde kapsamındaki aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. TBK'nın 599. maddede ise kefaletten dönme başlığı ile gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyi niyetli varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürede her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği, kefilin, alacaklının kefalete güvenmesi nedeniyle uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, genel kredi ve nakdi kredi sözleşmesinin 13.08.2018 tarihinde dava dışı borçlu şirketin tek hissedarının davalı kefil olduğu anlaşılmaktadır. Genel kredi sözleşmesinin düzenlenmesinden yaklaşık bir ay sonra şirket pay devri sözleşmesi ile 17.09.2018 tarihli noterde düzenlenen sözleşme kapsamında şirketin %99 payı dava dışı ...'a devredilmiştir. Ancak söz konusu devirlerle ilgili olarak davacı banka şubesine ihtarname 18.04.2019 tarihinde gönderilmiştir. İhtarname tarihi ise kredi borcunun son olarak ödendiği 31.03.2019 tarihinden ve 09.04.2019 kat tarihinden sonradır.Yani borcun doğumundan sonraki tarih itibariyle kefilin yazılı bildirimde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda kefaletten dönmenin şartlarının oluştuğundan söz etmek mümkün görülmemektedir. Mahkeme gerekçesinde her ne kadar davalının 18.04.2019 tarihli ihtarname içeriğindeki beyanlarındaki ifadelerinin geçerliliği için bankadan yazılı izin alması gerektiği hususuna yer verilmiş ise de bilirkişi raporunda ifade edilen ve hükme esas alınan madde başlığı temerrüttür.Bu nedenlerle mahkemece verilen kararda sonuç olarak bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı kefilin işletmesini devirle ilgili iddia ve taleplerinin muhatabı işletmesini devrettiği dava dışı kişi olacağından söz konusu iddiaların iş bu davada sonucu etkilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 7.446,84 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.22.05.2025