T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/364
KARAR NO:2025/989
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:06.04.2021
NUMARASI:2017/993 Esas - 2021/403 Karar
DAVA:Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketin Türkiye temsilcisi olduğunu ... marka 0 km aracı, Bursa satış temsilcisi olarak dava dışı ...'a sattığını, ...'ın anılan aracın ayıplı olduğundan bahisle Bursa 1. Tüketici Mahkemesinin 2012/292 Esassayılı dosyasında açtığı davada mahkemece 2013/1179 Karar sayılı ilam ile davayı kabul ettiğini, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, bu karara istinaden ... sayılı dosyası ile müvekkili ve davalı aleyhine takip başlatıldığını, takip bedelin müvekkilince ödendiğini aracın müvekkili şirkete iade edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirketin Bursa temsilcisi olması nedeniyle ayıplı aracı davalı şirkete iade etmek ve verdiği parayı davalı şirketten tahsil etmek istediğini, ancak davalı şirketin herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek, ...'a müvekkilince ödenen 45.000,00TL'nin temerrüt tarihi olan 24.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava konusu ayıplı aracın davalıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; aracı teslim etmeyen davacının bedelini talep edemeyeceği gibi, ödenen 45.000,00 TL'nin tamamının müvekkilinden talep edilemeyeceğini, ilamda 31.038,72 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiğini, davalının ... sayılı dosyasında başlatılan ilamlı takipte icranın geri bırakılması talepli temyiz dilekçesinin sunulduğunu, bununu üzerine Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/640 Esas sayılı dosyasından icra emrinin iptali talebinde bulunulduğunu ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/7785 Esas, 2015/8840 K sayılı bozma ilamı uyarınca Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/290 Esas, 2015/659 Karar sayılı ilamı ile şikayetin kabulüne, ... sayılı icra dosyasında tüketici ...'ın Bursa 1. Tüketici Mahkemesinin 2012/292 E. 2013/1179 K. Sayılı ilamında kendisine yükletilen edimi ifa edene dek takibin durdurulmasına karar verildiğini, ancak davacının takibe ilişkin şikayet yoluna gitmeyerek tüketici ... tarafından fazladan talep edilen faizi ödediğini, hatalı olarak şikayet yoluna gitmeyen davacının ödediği bedeli davalıdan isteyemeyeceğini, davacının faiz talebinin yerinde olmadığını,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre iade borcu olan araç iade edilmeden faizin talep edilemeyeceğini, davanın açılmasının kanuna aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, icra dosyası içeriği ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içeriğine göre, taraflar arasında 24/01/2011 tarihinde “Yetkili Araç Satış Bayiliği Sözleşmesi” kurulduğu, iş bu sözleşme gereğince davalının ithalatçı-imalatçı, davacının ise bayi olduğu, sözleşme kapsamında davalı tarafından tek yetkili sağlayıcı sıfatı ile ithal edilen ... marka araçların davacı bayi tarafından tüketicilere satışı ve satış sonrası hizmetlerin sağlanmasının amaçlandığı, davacı tarafından dava dışı tüketici ...’a 31/12/2011 tarihli fatura ile ... marka hususi aracın KDV dahil 31.038.72 TL’ye satıldığı, aracın ayıplı olması sebebiyle dava dışı anılan şahıs tarafından açılan davada Bursa 1. Tüketici Mahkemesi’nin 12/09/2013 tarihli 2012/292 E.; 2013/1179 K sayılı ilamı ile davacı tarafından dava dışı kişiye satılan aracın hukuki ayıptan ari olarak iş bu dava davacısı ... Otomotiv’e iadesi ile fatura bedeli olan 31.038,72 TL’nin huzurdaki davanın tarafları olan... Otomotiv ve ... A.Ş.’den müteselsilen tahsiline karar verildiği, söz konusu kararın dosyamız tarafları olan her iki davalı tarafından tehiri icra talepli olarak temyiz edildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 25/06/2014 tarihli 2014/4271 E; 2014/20960 K. sayılı ilamı kararın onandığı, sonrasında yapılan karar düzeltme başvurusunun da Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2014/37712 E. 2015/8001 K sayılı ilamı ile reddedildiği ve kararın kesinleştiği, dava dışı tüketici ...’ın istemi üzerine söz konusu yerel mahkeme kararı dayanak gösterilmek suretiyle Bursa 3. Tüketici Mahkemesi’nin 2013/5-5 E sayılı dosyası ile 28/10/2013 tarihinde 31.038,72 TL için ihtiyati haciz kararı verildiği, iş bu ihtiyati haciz kararına dayanarak dava dışı tüketici ...’ın ...’nün 04/11/2013 tarihinde ... sayılı icra dosyası ile huzurdaki davanın davacısı ile davalı aleyhine icra takibine giriştiği ve asıl alacak olarak 31.038,72 TL, işlemiş faiz olarak 318.15 TL, ihtiyati haciz masrafı olarak 59,25 TL, ihtiyati haciz ücreti vekalet olarak 245 TL, yargılama gideri olarak 547, 84 TL, vekalet ücreti olarak 3.038,72 TL ve yargılama gideri ve harçlar yönünden işlemiş faiz olarak ise 36,76 TL toplamı 35.284,44 TL yi talep ettiği, dosyamız davacısı ... Otomotiv tarafından Bursa 1. Tüketici Mahkemesi’nin 12/09/2013 tarihli 2012/292 E.; 2013/1179 K sayılı kararını tehiri icra talebi ile temyiz ettiği ve anılan icra dosyasına ... Bankası’nın 08/11/2013 tarihli 45.000,00 TL tutarındaki kesin teminat mektubunu sunarak tehiri icra talebinde bulunduğu, dosyamız davalısı ... A.Ş. ise Tüketici Mahkemesince verilen kararı temyiz etmekle birlikte, karara istinaden takip başlatılabilmesi için davacı tüketicinin aracı iade etmesi gerektiği, zira mahkeme kararında bedelin ödenmesinin iade koşuluna bağlandığını belirterek icra takibinin iptalini talep ettiği, söz konusu şikayet üzerine Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 27/12/2013 tarihli 2013/640 E.; 3013/765 K sayılı ilamı ile icra takibinin ilamlı icra takibi olarak yapılması gerekirken kambiyo senetlerine özgü takip başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olması sebebi ile ... A.Ş.’ye hasren iptaline karar verildiği, iş bu karar üzerine ... sayılı dosyasında 03/01/2014 tarihinde ....A.Ş. yönünden takibin iptali sebebi ile işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, ancak İcra Mahkemesi kararının Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 15/04/2015 tarihinde 2014/7785 E; 2015/8440 K. sayılı ilamı ile bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yeni yargılama neticesinde Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde 2015/290 E. 2015/659 K sayılı kararı ile alacaklının ilam hükmü gereğince kendisine yüklenen edimi yerine getirdiğini gösterir İİK 33. maddesi kapsamında bir delilin dosyada yer almadığı dolayısı ile alacaklının takibe devam etmesinin mümkün olmadığı belirtilerek edimi yerine getirinceye kadar yine ... A.Ş. ye hasren takibin durdurulmasına karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 24/10/2017 tarihli 2016/1342 E.; 2017/13587 K sayılı ilamı onandığı, Bursa 1. Tüketici Mahkemesi’nin 12/09/2013 tarihli 2012/292 E.; 2013/1179 K sayılı kararının Yargıtay'ca onaması sonrasında dava dışı ... tarafından icra dosyasına sunulan teminat mektubunun paraya çevrilmesi talebi sonrasında anılan dosya davalısı iş bu dava davacısı... Otomotiv tarafından yatırılan teminat bedeli olan 45.000,00 TL’nin dava dışı tüketici tarafından tahsil edildiği, dosyamız davacısı ... Otomotiv tarafından davalı ... Tic. A.Ş. aleyhine keşide edilen 10/02/2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile dava dışı tüketici tarafından aracın kendilerine iade edildiği belirtilerek iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 iş günü içinde davalının yazılı olarak bildireceği adrese davacının aracı teslim edeceğinin ve ödenen 45.000,00 TL’nin yine 2 iş günü içerisinde belirtilen hesaba yatırılması gerektiğinin ihtar edildiği, İhtarnamenin davalıya 13/02/2015 tarihinde tebliğ edildiği, belirlenen uyuşmazlık noktalarında taraf iddia ve savunmalarını tartışır ve karşılar bilirkişi raporunda belirtilen kanaatin dosya kapsamına uygun olduğu, Bursa 1. Tüketici Mahkemesi’nin 2012/292E., 2013/1179K. sayılı ilamında ayıplı aracın hukuki ayıptan ari olarak davalı, iş bu dava davacısı ... Otomotiv’e teslimi koşulu ile bedelin (her iki davalı tarafın müteselsilen sorumlu tutularak) iadesine karar verildiği, dava dışı Tüketici tarafından davalı ... Otomotiv’e aracın hangi tarihte teslim edildiğini gösterir bir belgenin dosyada bulunmadığı, ancak yapılan değerlendirmede ilamlı icra dosyasında teminat mektubunun paraya çevrilmesine karar verilen 24/07/2014 tarihi itibari ile infazın gerçekleştiği ve aracın bu tarih itibari ile dava dışı Tüketici tarafından iş bu dava davacısı ... Otomotiv’e teslim edildiğinin kabulü ile Tüketici mahkemesi kararı sonrasında dava konusu aracın ayıplı olduğu hususunun kesin olarak hükme bağlanması sebebiyle dava konusu aracın ayıplı olduğu bu sebeple taraflar arasındaki sözleşme hükümleri kapsamında taraflar arasında satış sözleşmesi bulunmuyorsa da davacının, dava konusu aracı tüketicilere satmak üzere davalıdan devraldığından satış sözleşmesinden doğan ayıba karşı tekeffül hükümlerinin (TBK.m.223 vd.) somut olayda da uygulanması gerektiği ve satılanın (aracın) davalıya iade edilmesi şartıyla,davacının da ödemiş olduğu ayıplı araç bedeli ile uğramış olduğu zararı davalıdan talep edebileceği, davacının, satış bedeli ile birlikte talep edebileceği diğer gidelerin ise tüketici tarafından başlatılan icra takibi dosyasına satış bedeli ile birlikte ödemiş olduğu yargılama giderleri ve masraf ve faiz olduğu, davacının ödemiş olduğu satış bedelini ve masrafları davalıdan talep edebilmesi için satılanı (aracı) davalıya iade etmesi gerektiği ancak dosya kapsamında davacının aracın davalıya iade ettiğine ilişkin bir durumun ispat edilemediği, bu nedenle davacının karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde taraflardan birinin diğer tarafın borcunu yerine getirmesini isteyebilmesi için kendine düşen borcu ifa etmiş ya da ifasını teklif etmesi olması yönündeki TBK.m.97 hükmü gereğince iadeyi teklif etmiş olması gerektiği, davacının davalı aleyhine keşide etmiş olduğu ihtar ile aracı teslim etmek için hazır olduğunu ve tevdi mahali belirlenmesini talep ettiği, bunun yanında icra dosyasına ödemiş olduğu 45.000,00 TL’nin de 2 iş günü içerisinde kendisine ödenmesini talep ettiği, dolayısı ile davacının üzerine düşen yükümlülüğü TBK.m.97 kapsamında ifa ettiğinin kabulü gerektiği, davacının faiz istemine ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; dava dışı tüketicinin iş bu dava davacısına aracı iade etmesi koşulunun huzurdaki davada da taraflar arasındaki edimlerin belirlenmesi açısından önemli olduğu zira Tüketici mahkemesince verilen kararda bedelin tahsili hükmünün birlikte ifa kuralı gereğince aracın iade edilmesi koşuluna bağlı tutulmasının sebebinin yerleşik içtihatlar uyarınca tüketicinin aracı kullanmaya dair yararının varlığı sebebine dayandığı, aynı koşulun huzurdaki davada da geçerli olması gerektiği, zira davacının da davalıdan işlemiş faizi talep edilebilmesi için söz konusu aracı davalıya iade etmesi gerektiği, aksinin kabulünün çelişkili davranış yasağının ihlali anlamına gelebileceği ki davalının aracı iade alarak kiralama, kullanma, satış vd. şekillerde aracı kullanarak yararlanma imkânı varken araç iade edilmeden faiz istenmesinin TMK m. 2 hükmünce dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu sebeple her ne kadar davacı tarafından huzurdaki davada teminat mektubunun paraya çevrildiği tarih olan 24/07/2014 tarihinden itibaren faiz isteminde bulunulmuş ise de davacının bu tarih itibari ile TBK.M.97 hükmü kapsamında aracı davalıya teslim ettiğini veya iadeyi teklif ettiğinin dosya kapsamı itibari ile ispat edilemediği, dolayısı ile davacının ödediği bedelin faizini talep edebilmesi için aynı yasa hükmü gereğince ifayı teklif ettiği ihtarda belirtmiş olduğu tarihin esas alınması gerektiği, davacının davalı aleyhine keşide ettiği ve 13/02/2015 tarihinde davalıya tebliğ edilen ihtarnamede belirtilen süre sonunda (2 iş günü) 15/02/2015 tarihi itibari ile davalının temerrüte düştüğü ve davacının ödediği bedeli bu tarihten itibaren faizi ile isteyebileceği, davalının aracın teslim edilmeden bedel iadesinin istenemeyeceği yönündeki itirazın ise ilamın icrasının infazı aşamasında ileri sürebileceği bir itiraz olduğu, bedelin ödenmesi talebine bir etkisinin bulunmadığı..."gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu ... plakalı 2012 model ... marka model, ... Motor, ... şasi numaralı aracın davalıya teslimi şartı ile 45.000,00 TL’nin 15.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme kararının aksine müvekkilinin araç bedeline ilişkin sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece kurulan hükmün icrasının mümkün olmaması nedeniyle kaldırılması gerektiğini, davacının mahkeme kararı uyarınca dava dışı tüketiciye ödenmesine karar verilen bedeli ödeyerek, aracı iade aldığını, araca ilişkin müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, aracı iade edilmesi koşuluyla olsa dahi bedelinin müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, teslimin gerçekleşmesi için dava konusu aracın müvekkili adına tescili gerektiğini, bu nedenle ifa için yalnızca fiilen teslimin yeterli olmadığını, davacının bu aracın maliki olmaması nedeniyle tescilin imkansız olduğunu, davacının bu aracın trafikten çekildiği 18.12.2014 tarihinde dahi aracın sicilde kayıtlı maliki olmadığını, birlikte ifa imkansız olduğundan bedel ödenmesine ilişkin hükmün de kaldırılması gerektiğini,Mahkemece ihtarın müvekkiline tebliğinden itibaren faize karar verildiğini, ancak tüketici tarafından başlatılan icra takibi sonrası takibe ilişkin herhangi şikayet yoluna gitmeyerek, dava dışı tüketici tarafından fazladan talep olunan faizin ödenmesi nedeniyle bu miktarın müvekkilinden tahsil edilemeyeceğini, hükme esas alınan raporun eksik ve hatalı olduğunu, raporda hukuki nitelendirmede bulunulamayacağını, buna rağmen raporda hukuki nitelikte temerrüt tarihinin belirlendiğini, raporun sonuç kısmının 19. alt maddesinde bilirkişi tarafından yine hukuki değerlendirmede bulunulduğunu, bilirkişinin belirlenen görev sınırının dışına çıkarak rapor düzenlemesinin HMK'nın 279/IV düzenlemesine aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıdan satın alınarak dava dışı tüketiciye satılan araçtaki ayıp nedeniyle tüketici mahkemesince verilen karar kapsamında davacı tarafından yapılan ödemenin, davalıdan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu ve davalının ithal ettiği araçları bayilik veren sıfatı ile davacıya sattığı, davacının da bu araçları nihai tüketiciye sattığı, müşterilerden ...'a satılan ... marka aracın ayıplı olması nedeniyle, tüketici tarafından davacı ve davalı aleyhine Bursa 1. Tüketici Mahkemesinin 2012/292 Esas 2013/1179 Karar sayılı dosyasında dava açtığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın ... sayılı dosyasında takibe konu edildiği, hükmün davacı tarafından tehiri icra talepli temyiz edildiği, onama kararı üzerine takip dosyasındaki alacağın davacıdan tahsil edildiği anlaşılmaktadır.Bursa 1. Tüketici Mahkemesinin 2012/292 Esas sayılı dosyasında ... tarafından, bu dosyanın tarafları aleyhine açılan alacak davasının kısmen kabulüne ilişkin kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/06/2014 tarih 2014/4271 Esas ve 2014/20960 Karar sayılı ilamıyla onandığı, karar düzeltme talebinin de aynı Dairenin 12.03.2015 tarih 2014/4271 Esas ve 2015/8001 Karar sayılı ilamıyla reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır. ... sayılı dosyasında bu ilama dayanarak toplam 35.284,44 TL alacak için faizi ile birlikte 45.000,00 TL'nin bu dosyanın davacısından tahsil edildiği anlaşılmıştır.Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/290 Esas, 2015/659 Karar sayılı dosyasında, davalı tarafından ... sayılı dosyasındaki takibin iptali istemiyle dava açıldığı, mahkemenin 27.12.2013 tarihli ilamıyla davanın kabulüne karar verilerek takibin iptaline karar verildiği, kararın ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.04.2015 tarih ve 2014/7785 E., 2015/8440 K. sayılı ilamıyla bozulduğu, mahkemece 24.11.2015 tarihinde verilen kararla takibin durdurulmasına ilişkin davanın tekrar kabulüne karar verildiği ve kararın aynı Dairenin 24.10.2017 tarihli 2016/1342 Esas, 2017/13587 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından dava dışı tüketici ...’a 31.12.2011 tarihli fatura ile ... marka aracın DV dahil 31.038.72 TL’ye satıldığı, ayıplı araç hakkında yukarıda belirtilen mahkeme kararı ile ayıptan ari olarak iadesine ve bedelin iadesine karar verildiği, kararın kesinleştiği ve davacıya iade edilen aracın bedelinin davacının icra dosyasına sunduğu ... Bankasının 08.11.2013 tarihli 45.000,00 TL tutarındaki kesin teminat mektubundan tahsil edildiği anlaşılmaktadır.Davacı tarafından davalıya gönderilen 10.02.2015 tarihli ihtar ile dava dışı tüketici tarafından aracın iade edildiği belirtilerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 iş günü içinde davalının yazılı olarak bildireceği adrese davacının aracı teslim edeceğinin ve ödenen 45.000,00 TL’nin yine 2 iş günü içerisinde belirtilen hesaba yatırılması gerektiğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 13.02.2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Davacının bu aracı, bayilik veren davalıdan temin ederek satması ve taraflar arasındaki satım sözleşmesi niteliğindeki bayilik sözleşmesi kapsamında davalının, ayıptan kaynaklanan zararın nihai sorumlusu olduğu anlaşılmaktadır. Esasen tüketici mahkemesince de davacı ve davalı birlikte tüketiciye karşı sorumlu tutulmuştur. Tüketici tarafından başlatılan takipte araç satıcıya iade edilmiş ve mahkemece hükmedilen bedel ile işlemiş faizinin tahsil edilmiştir.Yukarıda belirtildiği gibi, satım konusu emtiadaki ayıbın nihai sorumlusu davalı olup, tüketici tarafından açılan dava sonucu hükmedilen bedelinin zarar sorumlularından olan davacı tarafından ödendiği anlaşılmıştır.Bu tür davalarda kural olarak teslim ve iadesine karar verilen aracın da davacı tarafından kullanılması nedeniyle hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değildir.Faiz ancak teslim tarihinden sonra işletilebilir. Ancak somut olayda, zararın nihai sorumlusu davalı şirket olup, davacı tarafından aracın iadesi için ihtar gönderilmiş ve davalının aracı teslim almaması üzerine davacının talebi ile tevdi mahalli belirlenmiştir. Bu durumda, somut olayın özelliklerine göre temerrüde düşen davalı aleyhine hükmedilen alacağa faiz işletilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Davalı satıcı ve bayi olarak araçtaki ayıptan sorumlu olup ayıplı aracın iadesi koşuluyla bedeline hükmedilmesi nedeniyle mahkeme kararı yerindedir. Aracın davacı adına kayıtlı olup olmaması hükmün infazına ilişkin bir sorun olup, davadaki haklılık durumuna bir etkisi bulunmamaktadır.Mahkeme HMK'nın 266. maddesine uygun şekilde hakimlik mesleğinin gerektiği bilgi ile çözülmeyecek konularda bilirkişiye başvurulmuş olup, bilirkişinin satım sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğunun değerlendirilmesi sırasında bir kısım hukuki görüşler açıklanmış olması, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle kararın kaldırılmasına gerekçe yapılamaz. Mahkemenin, bilirkişi raporundan bağımsız şekilde olaya uygulanması gereken hukuk kurallarını HMK'nın 33. maddesine göre tespit ederek uyguladığı, taraflara hukuki dinlenilme hakkının sağlandığı, tarafların delilleri değerlendirilerek sözleşmeye uygun şekilde karar verildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.483,34 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.03.06.2025