T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2190
KARAR NO:2025/958
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:08.12.2020
NUMARASI:2015/440 Esas - 2020/847 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirketle ticari ilişkisi olduğunu, bu kapsamda davalıya mal satıp teslim ettiğini, ancak davalının bakiye 113.752,64 TL bakiye borcunu ödemediğini, bu nedenle ticari ilişkinin 19/6/2014 tarihinde Kartal ... Noterliği ... yevmiye sayalı ihtarnameyle feshedildiğini, alacağın tahsili için ... sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, kısmi itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, HMK 329/1 gereği müvekkilinin ödemesi gereken dava değerinin %10'u oranında vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iddia ettiği gibi 113.752,62 TL alacağının bulunmadığını, taraflar arasında 2012 ile 2014 yılları arasında ticari ilişki yürütülmüş olup bu süre zarfında yanlar arasında imzalanan tedarikçi sözleşmesinde ödeme şeklinin, satıştan ödeme yöntemiyle ve vadenin 75 gün olarak belirlendiğini, buna göre vadelerin, tedarik edilen ürünlerin müvekkil şirket kasalarından satışının yapılmasının ardından 75 günlük ödeme vadesini takip eden günlerde davacıya ödeme yapılması gerekeceğini, davacı, böyle bir sistemin olmadığını iddia etmiş ise de bu dilekçeleri ekinde sundukları 2012 yılı tedarikçi sözleşmesinde bu hususun görülebileceğini, bu nerenle takip tarihi itibariyle davacının muaccel hale gelmiş bir alacağının bulunmadığını, her iki tarafın kayıtları arasında farkın kaynağı olarak tespit edilen ve davacı şirket tarafından kayıtlara alınmayan faturaların, tedarikçi sözleşmelerinden davacı tarafından ödenmesi kabul edilen iskonto ve iade faturalar olduğunu savunarak davanın reddine, %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, argılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan yargılama ile taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş olup davacı taraf kendi ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 113.752,62 TL alacaklı olarak göründüğü, davalı tarafın ise kendi ticari defter ve kayıtlarında 103.787,38 TL borçlu olarak göründüğü, davacının ise alacağa konu malların davalıya teslim edildiğine dair iddialarını ispatladığı, davalı tarafça takipten sonra davadan önce bir kısım davadan sonra ise bir kısım ödemelerin yapıldığı tespit edilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre takipten sonra davadan önce yapılan ödemeler için dava açılmasında hukuki yarar bulunmamak ile birlikte davadan sonra yapılan ödemeler ancak infaz aşamasında icra müdürlüğü tarafından dikkate alınabilecektir. İzah olunan gerekçeler ile davacının davasının ispatlandığı anlaşılmakla davanın kabulü ile ... sayılı takip dosyasında; davalının 110.254,64 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca dava konusu alacağın likit niteliği gözetilerek asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, takipten sonra davadan önce yapılan 3.497,98 TL ödeme yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, davadan sonra yapılan ödemelerin infazda dikkate alınmasına dair karar vermek gerek..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ... sayılı takibine yapılan itirazın 110.254,64 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, davacı lehine hükmedilen tutarın % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takipten sonra davadan önce yapılan 3.497,98 TL yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, davadan sonra yapılan ödemelerin infazda dikkate alınmasına, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde davacı firmanın 26.02.2015 tarihi itibariyle cari hesap bakiyesi 54.291,34 TL olup bu tutarın 13.452,66 TL'lik kısmının vadesi gelmemiş alacak olduğu, bakiye kısmının henüz satışı yapılmayan ürünlere ait olduğu ve firmanın vadesi gelmiş alacağının bulunmadığı tespit edildiğinden davacı tarafın dava tarihinde işbu ödeme şekline ilişkin anlaşma şartlarına göre cari hesap alacağı bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki sözleşmeye uygun olarak yürütüldüğünü ve sözleşmeden kaynaklı cari hesaba yansıtılan alacak kalemlerine davacı herhangi bir ihtirazi kayıt düşmeden kabul etmiş olmasına rağmen, sözleşmenin feshi ile birlikte geriye dönük olarak iş bu kayıtları kabul etmeyerek alacak iddiasında bulunması ticari teamüle ve yerleşik içtihat kararları ile HGK aykırı olup, mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde bozulması gerektiğini,Davacı tarafından tedarikçi sözleşmesinin 19.06.2014 yılında Kartal ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haklı sebeple feshedildiği iddia edilmişse de 25.07.2016 tarihinde tanzim edilen bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiği üzere sözleşmelerin 3.19 maddesinde (geçmiş yıllardaki sözleşmelerin 3.15 ve 3.17 maddelerinde) "tedarikçinin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedemeyeceği, aksi halde parekendecinin sözleşmeden doğan haklarının 1 yıl süresince, faaliyet göstermiş gibi parekendeciye ödeneceği" taraflarca açıkça kararlaştırıldığını, iş bu sözleşme hükümleri çerçevesinde davacının fesih ile sözleşme hükümlerinin ortadan kalktığı yönündeki iddiaları geçersiz olup, bu husus bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, ancak mahkemece bu husus gözardı edildiğini, Davacı ... A.Ş. arasındaki ticari ilişkinin 2008 yılından beri imzalanan Tedarikçi sözleşmelerine dayandığı, ödemenin satıştan ödeme şeklinde belirlendiği, vadesinin de 75 gün olduğu ve bu hususların geçmiş yıllardan beri süregeldiği ve taraflar arasında teamül oluştuğu dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemelerinde de tespit edildiğini, mahkemece hatalı ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden, denetimsiz ve subjektif yargı içeren bilirkişi raporunu esas alarak kanuna ve içitihatlara aykırı hüküm verdiğini, mahkemenin yeni bir rapor alınmasına karar verdiğini ve bu kere kök rapor ve ek raporla tamamen çelişkili ve denetime uygun olmayan bilirkişi raporunu hükme esas alarak hatalı ve hukuka aykırı bir karar verdiğini, dosya kapsamında daha önce iki kez rapor alınmış olup davalı şirketin takip tarihi itibariyle davacı tarafa muaccel bir borcunun bulunmadığı, borcun muaccel olan tarihlerde ödendiği ve bu nedenle davalı şirketin davacıya herhangi borcunun bulunmadığı açıkça tespit edildiğini, buna rağmen mahkeme tarafından davacının itirazlarını değerlendirmek üzere yeni bilirkişiye dosya gönderildiğini, bilirkişi önceki raporlara tamamen çelişkili ve tedarikçi sözleşmelerini yok sayan adeta subjektif kriterlerle ve davacının talepleri tekrarlanmak suretiyle eksik ve hatalı bir rapor sunduğunu, 27.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda açıkça taraflar arasındaki sözleşmeye müdahale edilerek objektif kriterlerden yoksun bir rapor tanzim edilmiş ve mahkemece itirazları dikkate alınmadan iş bu denetime uygun olmayan rapor esas alınarak hatalı ve hukuka aykırı bir hüküm verildiğini,Davalı müvekkili şirketin tüm ödemeleri ve faturaları sözleşme koşullarına uygun olarak ve taraflar arasındaki ticari teamüllere göre düzenlemiş olup, icra takip tarihi itibarı ile davacıya borcu bulunmadığını, buna rağmen, mahkemece denetimsiz son bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulduğunu ki, kararın hukuka ve sözleşmelere aykırı olması sebebiyle ortadan kaldırılmasını dilemenin kaçınılmaz olduğunu,Davacıya vadesi gelmiş ödemeler yapıldığı halde bilirkişi raporlarında bu ödemeleri dikkate almamış ve hatalı hesaplama yapıldığını, son bilirkişi raporunda dosyaya sundukları belgeler incelenmediğini ve bilirkişilerce dosyaya sunulmadığı belirtilerek eksik inceleme ile denetimsiz bir rapor verildiğini, itirazları mahkemece dikkate alınmadığını,Davacı lehine hükmedilen inkar tazminatı da hatalı olup, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının bir alacağı varsa yargılamayı gerektireceğinden davacı lehine hükmedilen inkar tazminatı kararı da hukuka aykırı olup, istinaf incelemesi ile ortadan kaldrılmasını gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Öncelikle belirtmek gerekir ki hükmün lehe olan kısımları yerinde ise de; 27.05.2020 tarihli bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu raporda 113.752,62-TL alacağın tamamını talep edebilecekleri yönünde değerlendirme yapılmasına rağmen tesis edilen kararda davanın tümden kabulü yerine, kısmen kabulü yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu,Davalı ... ile müvekkili şirket arasında süregelen ticari ilişki kapsamında; ... edimlerini yerine getirmeyerek Sözleşme’yi ihlal etmiş ve cari hesapta yer alan 113.752,64-TL borcun ödenmemesinden dolayı işbu Sözleşme müvekkil şirket tarafından usulüne uygun şekilde haklı nedenle feshedildiğini, bu durumun yargılama aşamasında toplanan deliller ve bilirkişi raporu ile açıklığa kavuştuğunu, yargılama sürecinde sundukları beyanlarda izah edildiği üzere; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2014/14527 E. 2014/17455 K. Sayılı içtihadı kararının dikkate alınması gerektiğini, hal böyleyken; davalı tarafın iddia ettiği gibi sadece fatura kesilmesi, tek başına o alacağın var olduğu anlamına gelmediğini, cari hesap alacağını azaltmak için başvurulan bu yöntemin hukuk tarafından muhafaza edilemeyeceğini,Müvekkilinin davalı şirkette ... Sayılı dosyası takip tarihi itibariyle muaccel 113.752,62- TL alacağı bulunduğu hususunun sabit olduğunu, mahkemece tesis ettiği kararda takipten sonra davadan önce yapılan 3.497,98-TL tutar hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile reddedildiğinden taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurmak gereği hasıl olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında farklı bilirkişilerden raporlar alınmış ve en son alınan 27.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporu içeriğindeki tespitler ışığında davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemenin hükme esas aldığı anlaşılan 27.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporunu hazırlayan bilirkişilerce iş bu ek rapordan önce hazırlanan ve sunulan 19.07.2019 tarihli ön raporda takip konusu alacağın tespiti için takip tarihindeki davalı stok rakamlarının sunulması gerektiği belirtilmiş, ilk derece mahkemesince de davalı yana takip tarihindeki stok rakamlarını sunması için süre verilmiş, davalı vekilince 29.07.2019 tarihli dilekçe ile stok rakamlarının verildiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin beyan dilekçesinde, takip tarihi itibariyle stok rakamları talep edildiğinden 28.02.2015 tarihi itibariyle stok rakamının 30.647,28 TL olduğu, 26.02.2015-28.02.2015 tarihi arasında iki gün için görülen 4.081,34 TL'lik farkın geçen sürede satılmış, zayi veya imha olmuş ürünlerden kaynaklı olduğu açıklanmış ve dilekçe ekinde stok raporunun sunulduğu anlaşılmıştır.Hükme esas alındığı anlaşılan 27.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporu içeriğinde ise davalı yanın stok rakamlarını sunmadığı için stok sıfır olarak tüm cari hesaba göre değerlendirme yapılarak sonuca gidildiği anlaşılmıştır.Bu husus davalı vekilince 03.07.2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülmüş ancak ilk derece mahkemesince değerlendirilmemiştir.Davalı vekilince bu husus diğer istinaf nedenleri dışında istinaf nedeni olarak ileri sürülmekle, davalı vekilinin bu konudaki istinafı yerinde görülmüştür.Yukarıdaki tespit ve açıklama ışığında davalı vekilinin bu yöne istinaf başvurusu yerinde görülmekle, ilk derece mahkemesince bilirkişi rapor içeriğinde vurgulandığı üzere, takip tarihinde alacak tutarının hesaplanması için davalı yanca sunulan stok rakam beyan ve ekleri değerlendirilmeksizin hazırlandığı ve hükme esas alındığı anlaşılan yeterli ve denetime uygun olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, eksik incelemeyle hüküm verildiğinden, tarafların esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin hükmün kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-İlk derece mahkemesinin kaldırılan kararıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.05.2025