T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2211
KARAR NO : 2025/950
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA : Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davaya konu işyerinin 213785356-2 nolu poliçe ile davalı tarafından yurt içi taşıyıcının sorumluluğu blok sigorta poliçesi ile sigortalanarak yurt içinde taşıma emtia ve diğer hususlar ile birlikte hırsızlığa karşı teminat altına alındığını, 15.05.2016 tarihinde saat 14.30 sıralarında ... park halinde bulunan ...plaka sayılı çekiciye bağlı ... plakalı dorse kasasında bulunan malzemeler dorsenin kilidinin kırılmak sureti ile müvekkiline ait bir çok ürün ve malzemenin çalındığı ve akabinde Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/1716 numaralı soruşturma dosyasının açıldığını, zararın meydana gelmesi ile davalıya başvuru yapılarak 7/913228 numaralı hasar dosyasının açılmış olmasına rağmen davalı tarafça hasarın teminat dışında kaldığından bahisle reddedildiğini, davalı gerekçesinde “ sevkiyat sırasında konaklama yapılması durumunda nakil aracının konaklama yerinin otoparkında veya emniyetli sürekli gözetim altında tutulan bir alana park edilmesi durumunda dahi hırsızlığı önlemek açısından tüm tedbirlerin alınması zorunludur. Aksi takdirde mutat sefer sahası içindeki beklemeler sırasında meydana gelebilecek hırsızlık rizikosu teminat kapsamı dışındadır.” gerekçesi ile red edildiğini, aracın otopark içerisindeki konaklama yerinin otoparkına veya emniyetli sürekli gözetim altında tutulan bir alana park edilmesi durumu teminat altına alınmış olup hasar teminatı kapsamı içinde olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davalının hasar red sebeplerine ilişkin müvekkilini hiçbir şekilde aydınlatmadığı, sigorta şirketlerinin poliçeler yapılırken kapsam dışı kalan halleri hiçbir şekilde belirtmediği gibi müzekkere dahi yapmadığı bu durumun 5684 sayılı sigortacılık yasası ve buna bağlı olarak yayınlanan bilgilendirme yönetmeliğine aykırı olduğunu, TTK'nın 1424. maddesine göre; sigortacının sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren 24 saat, diğer hallerde 15 gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlü olduğu, sigortacının poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumlu olduğu hükmünün bulunduğunu, davalı ... şirketinin hasarı reddetmesinin basiretli tacir sıfatı ile bağdaşmamakta olup TTK'nın 1409/2 maddesi gereğince red sebebini hukuki dayanakları ile ispat etmesi gerektiğini ifade ederek, davacıya ait işyerinde hırsızlık olayı neticesinde oluşan hasarlar nedeniyle 6100 sayılı yasanın 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın belirlenerek sigorta limitini aşmamak üzere davalıdan hasar ret tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline, avukatlık vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili bu talebini 25/12/2020 tarihli dilekçesi ile 67.1432,00-TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, savunmasında özetle; usule ilişkin itirazında, davacı ile müvekkili arasında 27.10.2016-27.10.2017 tarihleri arasında sigorta poliçesinin akdedildiğini, poliçenin taşıyıcının sorumluluğunda olduğundan çalındığı iddia edilen malzemelerin emtia sigortacısına gidilmesi gerektiğini, davaya konu bahsi geçen üçüncü kişiye ait ise bu durumda taşımayı yapan davacının çalındığı iddia edilen malzemelerin sigortalı tarafından ödendiğini ispat etmesi gerektiğinden husumet itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Dava şartı yokluğuna ilişkin itirazında, ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak oluştuğundan ticari davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı oluğundan, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Zamanaşımı yönünden itirazında; emtia sözleşmelerinden kaynaklı zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu ve bir yıl zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Esas Yönünden Açıklamalarında, Söz konusu hasarın, ruhsatı sigortalı firmaya ait ...plakalı kamyonla, Bozüyük / Bilecik’ den —> Borusan Limanı - Gemlik / Bursa’ ya yapılan taşıma esnasında, 17.06.2017 günü saat 06:00 sıralarında, Bursa - Yalova Karayolu 26. km’ si’ nde, meydana gelen zincirleme trafik kazası sonucu oluştuğunu (taşıma sırasında, nakliye aracının, park halinde bulunan 3 araca çarpması sonucu), trafik birimince düzenlenen kaza tespit tutanağına istinaden, meydana gelen kazada, nakliye aracı sürücüsü ...’ nın “şerit izleme ve değiştirme” ve “trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymamak" kurallarını ihlal etmesi nedeniyle kusurlu bulunduğunu, sigorta poliçesinde “Sigortalının özmal araçları ile yapacağı sevkiyatların teminata dahil edilebilmesi için poliçe tanzim aşamasında özmal araç plakalarının poliçeye ilavesi teminatın geçerliliği açısından şarttır. Kiralık araç taşımalarının poliçe teminatına ilave edilmesi halinde ise "Sigortalı/ Sigorta Ettirenin Yükümlülüğü" maddesinde belirtilen ilgili şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. ” hükmünün yer aldığını, sevkiyatı yapan ... plakalı nakliye aracı, sigortalı firmaya ait özmal aracı olduğunu, sigorta poliçesinde, kooperatife (sigortalı firmaya) üye olan araçların listesinin yer aldığını, ancak sigorta poliçesindeki listede, sigortalı kooperatife ait herhangi bir araç plakası (taşımayı yapan ...plakalı nakliye aracı da) görülmediğini, davaya konu aracın poliçede yer almaması nedeniyle poliçedeki maddeye istinaden konu hasarın, “teminat harici” olarak değerlendirildiğini, davalının sorumluluğunun poliçede yer alan firma araçları için olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava konusu sigorta poliçe özel klozunun geçerli olduğu ve hırsızlanan aracın olay yeri tespit tutanağında belirtildiği üzere açık park alanında kilitli olarak bulunduğu, poliçede “Sevkiyat sırasında konaklama yapılması durumunda nakil aracının konaklama yerinin otoparkına veya emniyetli, sürekli gözetim altında tutulan bir alana park edilmesi durumunda dahi hırsızlığı önlemek açısından tüm tedbirlerin alınması zorunludur. Aksi takdirde; mutad sefer sahası içindeki beklemeler sırasında meydana gelebilecek hırsızlık rizikosu teminat kapsamının dışındadır.” şeklindeki şarta göre “açık park alanına” park edilse de bütün önlemlerin alınması gerektiği aksi halde hırsızlık rizikosunun teminat dışında olacağı anlaşılmış, emtiaların çalındığı aracın “kilitli” olduğu ve “kilidin kırılarak” açıldığı hususu soruşturma dosyasında sabit olup bütün önlemlerin alınmış olduğu kabul edilerek TTK 1409 maddesi gereğince meydana gelen hırsızlık rizikosunun poliçe teminatında olduğu ve hasar bedelinden davalı ... şirketinin sorumlu olduğu..." gerekçesiyle, dava ve ıslah dilekçelerine göre davanın kabulü ile 67.143,54 TL hasar bedelinin, 5.000 TL’sinin hasarı ret tarihi olan 20/07/2017 tarihinden, 62.143,54 TL’sinin talep artırım tarihi olan 30/12/2020 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Uyuşmazlık konusu miktara davalı şirketin temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken; 67.143,54 TL hasar bedelinin 5.000 TL’lik kısmına hasarı ret tarihi olan 20/07/2017 tarihinden, 62.143,54 TL’lik kısmına talep artırım tarihi olan 30/12/2020 tarihinden itibaren faiz uygulanması hatalı olduğunu, emsal niteliktei Yargıtay kararlarını sunduklarını (Yargıtay 17. HD'nin 25/03/2014 Tarih, 2012/13160 E. 2014/4377 K. sayılı kararı, Yargıtay 17. HD'nin 13.01.2014 Tarih 2013/1714 E. 2014/109 K. sayılı kararı,
Yargıtay 17. HD'nin 12.11.2020 Tarih 2019/4651 E. 2020/6981 K. sayılı kararı), Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere, arttırılan miktar için bedel artırım yapılan tarihten itibaren asıl alacağa faiz hükmedilmesini hatalı bulduğunu, dava değerinin tamamına davalı şirketin temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini zira iş bu dava belirsiz alacak davası olduğunu,
Ayrıca kabul edilen toplam miktar olan 67.143,54 TL üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği lehlerine 9.528,66TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken arttırılan miktar üzerinden vekalet ücretine karar verilmesinin tamamen hatalı olduğunu,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın istinaf nedenleri doğrultusunda düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacıya ait kamyondan meydana gelen hırsızlık nedeniyle oluşan sigorta tazminatının taşıyıcı sorumluluk sigortacısından tahsili talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın, dava ve ıslah dilekçe tarihlerine göre faiz yürütülmek suretiyle kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince sigorta tazminat istemli açılan davanın, dava ve ıslah tarihinde arttırılan tutarlar yönünden faiz yürütülerek kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş, davalı yanca istinaf başvurusu yapılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilince, ilk derece mahkemesince dava ve ıslah tarihlerine göre davanın kabulü ile 67.143,54 TL hasar tutarının 5.000 TL'lik bölümünün hasar red tarihi olan 20.12.2017 tarihinden, 62.143,534 TL'lik bölümünün talep arttırım tarihi olan 30.12.2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline hükmedildiğini, ancak ilk derece mahkemesince faizin başlangıç tarihleri ve vekalet ücreti yönünden hükmünün hatalı kurulduğunu, tüm alacak tutarının davalı ... şirketinin ret tarihinden itibaren yürütülecek faizi ile tahsili gerektiği ileri sürülerek karar istinaf etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde davacı tarafından dava dilekçesinde açıkça davanın HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilerek, sonradan arttırılmak üzere ve dava dilekçesinde gösterilen 5.000 TL dava değerinin sigorta ret tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile tahsilinin talep edildiği, sonrasında yargılama sürecinde 25.12.2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talep tutarının 62.143,54 TL arttırılarak toplam 67.143,54 TL'ye çıkarıldığı, talep artırım dilekçesinde davalı yanca hasarın ret tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve davacının yargılama sürecinde 25.12.2020 tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi olmayıp, bedel arttırım dilekçesi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, hükmedilen tüm tutara sigorta şirketinin hasar ret tarihinden itibaren faiz yürütülerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde arttırılan tutara bedel arttırım tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinafının kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.
Yine ilk derece mahkemesince davacı yararına hükmedilen tüm tutar olan 67.143,54 TL yerine 62.143,54 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplaması yapılarak, davacı lehine 8.878,66 TL ye hükmetmesi de doğru olmayıp, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmüş ve hüküm vekalet ücreti yönünden de düzeltilmiştir. Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde açıkça, "Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 9.528,66 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde düzeltilmesine," şeklinde talepte bulunduğundan, taleple bağlı kalınmış ve yeni tarife uygulanmamıştır.
Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM .Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın kabulü ile 67.143,54 TL alacağın, davalının hasar ret tarihi (temerrüt) olan 20.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 4.245,02 TL ilam harcından peşin yatırılan 85,39 TL ile 1.061,25 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 3.098,38 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Talep gibi, ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 9.528,66 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvuru harcı, 85,39 TL peşin harç, 1.061,25 TL ıslah harcı, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 301,50 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 3.884,04 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kullanılmayan gider avanslarının yatıran taraflara iadesine,
6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 56,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 218,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.05.2025