T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2136
KARAR NO:2025/957
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi Esas
TARİHİ:01/07/2021
NUMARASI:2019/114 Esas - 2021/542 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili bankaya başvurusu üzerine müvekkili banka ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti arasında "Genel Kredi Sözleşmesi" ve "Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi" akdedildiğini, söz konusu sözleşmeler gereğince de müvekkili banka tarafından davalı şirkete Devre Faizli Nakdi Krediler, Taksitli Ticari Krediler kullandırıldığını ve Ticari Kredili Mevduat Hesabı açıldığını, diğer davalılar ... ve ...' ın da akdedilen sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, yapılan tüm uyarılara rağmen, borçluların, sözleşmelerden doğan borçlarını ödememeleri üzerine borçlulara Kahramanmaraş ... Noterliği’nin 04.01.2019 tarihli, ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini, borçluların müvekkili bankaya olan borçlarının varlığı, borçlulara keşide edilen fakat borçlularca hiçbir şekilde itiraz edilmeyerek kesinleşen, hesap kat ihtarnamesi ile sabit olduğunu, davalıların icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz ettiklerini, borçluların, kendilerine tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesine rağmen, borçlarını ödememeleri üzerine;... sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların, haksız ve mesnetsiz olarak; borca, faize, yetkiye, borcun tüm fer'ilerine ve takibe itirazda bulunarak icra takibini durdurduklarını, söz konusu itirazın, takibi sürüncemede bırakmak ve müvekkili bankanın haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacı ile yapılmış olup, son derece haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalıların; ... Sayılı dosyasına yapmış olduğu itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunduklarını, davalıların yetki itirazlarının son derece haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, davalıların, imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesi’nin 31. maddesi; “Müşteri ve kefil veya kefiller bu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda, ilgili madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile Bankanın İstanbul metropolündeki şubeleri için İstanbul Merkez(Çağlayan) diğer şubeleri için ise sözleşmeyi imzalayan Banka Şubesinin bulunduğu yerin mahkeme ve icra daireleri veya İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkisini kabul ederler.” hükmünü havi olduğunu, dolayısı ile davalılar ile akdedilmiş olan Genel Kredi Sözleşmesi ile yetkili mahkemenin ve icra dairesinin açıkça kararlaştırıldığını, bu sebeple; davalıların yetki itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca para borçlarında ve sözleşmeden doğan borçlarda hangi icra dairelerinin yetkili olduğu ilgili kanun maddelerinde belirtildiğini, ilgili Kanun maddeleri incelendiğinde; İİK’nın 50. maddesi; “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.” hükmünü havi olduğunu, HMK’nın 10. maddesi ile düzenlenen; “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” hükmü ve Borçlar Kanunun 89. maddesi ile düzenlenen; “Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.” hükmü gereğince de davalının yetki itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, borçluların, sözleşmelerden kaynaklanan borçlarını ödemeyerek imzalamış oldukları sözleşmeleri ihlal ettiklerini ifade ederek davalıların haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalıların ayrı ayrı %20’ den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmelerine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı banka tarafından, müvekkilleri ile 2015 yılında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi delil olarak gösterilmek suretiyle ilk olarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/122 Diş. sayılı dosyası ile 24/01/2019 tarihinde ihtiyati haciz kararı alındığını ve... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ...sayılı dosyasına yapmış oldukları itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu,...' nün iş bu icra takibini başlatmaya yetkili olmadığı gibi mahkemenin de iş bu davaya bakmaya yetkili olmadığını, müvekkili şirketin adresinin Beylikdüzü ve müvekkili şahısların adreslerinin Esenyurt olduğunu, İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olmadılarını, yetkili İcra Dairelerinin Büyükçekmece icrda daireleri, yetkili Mahkemenin de Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, her ne kadar Genel Kredi Sözleşmesinde yetkili Mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olarak belirlendiği iddia edilmekte ise de müvekkilleri tarafından imzalanmış böyle bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, banka tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve müvekkilinin imzasını taşımayan bu yetki sözleşmesinin hukuki geçerliliğinin de bulunmadığını, davacının talebinin 2015 senesinde yapılan Genel Kredi sözleşmesine dayanmakla ise de, salt genel kredi sözleşmesinin delil olarak gösterilerek ihtiyati haciz kararı alınamayacağını, müvekkillerinin bu zamana kadar ödemelerini düzenli bir şekilde gerçekleştirdiğini, borcu ödemede temerrüde düşmedikleri gibi borcun da muaccel hale gelmediğini, keza sözleşmede vade tarihi dahi belli olmayıp neye göre faiz istendiğinin de anlaşılamadığını, davacı bankanın ısrarla müvekkillerini temerrüde düşürdüklerini ve Kahramanmaraş ... Noterliği' nin 04.01.2019 tarihli... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi ile müvekkillerini temerrüde düşürüp, ihtarname tebliğine rağmen borç Ödenmeyince icrai işlemlere başlandığını belirtseler de gerçek durumun böyle olmadığını, hesap kat ihtarnamesinin müvekkillerine ihtiyati haciz ve icra takibinden cok sonra 18.02.1019 tarihinde tebliğ edildiğini, tebliğ şerhi islendiğinde durumun sübuta ereceğini, müvekkillerin, icra takibine itiraz ettiklerini, zira ihtiyati haciz kararı alınıp icra takibi başlatıldığında henüz temerrüde düşürülmediğini ve borcun muaccel hale gelmediğini, davacı bankanın borç ödeme konusunda müvekkilleri ile hiçbir bağlantı kurmadığını, direk ihtiyati hacız kararı alarak icrai işlem başlattığını, oysa ki tüm borcun talep edilebilmesi ve faiz işletilebilmesi için müvekkillerinin temerrüde düşürülmesi gerektiğini, temerrüt halinde dahi sadece vadesi gelmiş borç için işlem yapılabileceğini, henüz vadesi gelmemiş borçların icra takibine konu edilemeyeceğini, bu nedenle de borca ve tüm fertlerine yaptığı itirazın haklı ve yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine takibin iptaline, davacı alacaklının alacağın % 20 sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davalı kefiller yönünden yapılan değerlendirmede; temerrüt tarihinin 24.01.2021 olarak hesabıyla takipteki 1.sıradaki alacak için davacı bankanın davalı borçlulara Kahramanmaraş ...Noterliği' nin 04.01.2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek yeni bir direnim günü belirlediğinden, hesabın kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenerek temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplanıp bulunan akdi faizin kapitalize edilerek temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağı oluşturduğundan 02.01.2019 kat tarihi itibarı ile tespiti yapılan 252.536,61 TL anapara tutarına hesap kat tarihinden 11.01.2019 temerrüt tarihine kadar konu kredilere uygulanan akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapilmasi gerekmekte ise de, davacı bankanın faize faiz işletilmemesi adına kat tarihi itibarı ile belirlemiş olduğu 252.536,61 TL anapara tutarına hesap kat tarihinden takip tarihine kadar konu krediye uygulanan akdi faiz, oranından yapılan tahsilatında mahsubu sonrasında yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın davalı asıl borçludan takip tarihi itibarı ile 240.726,44 TL alacaklı olduğu tespit edilmektedir. Takipte 2.sıradaki alacak için yapılan değerlendirmede; hesabın kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenerek temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplanıp bulunan akdi faizin kapitalize edilerek temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağı oluşturduğundan 02.01.2019 kat tarihi itibarı ile yukarıda tespiti yapılan 234.195,26 TL anapara tutarına hesap kat tarihinden 11.01.2019 temerrüt tarihine kadar konu kredilere uygulanan akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapilmasi gerekmekte ise de, davacı banka faize faiz işletilmemesi adına kat tarihi itibarı ile belirlemiş olduğu 234.195,26 TL anapara tutarını takip talebinde asıl alacak olarak talepte bulunduğundan talep doğrultusunda hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar konu krediye uygulanan akdi faiz,temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi oranından yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın davalı asıl borçludan takip tarihi itibarı ile 236.719, 88 TL olarak hesaplanmaktadır. Davacı bankanın takipte 3.sıradaki alacak için; 71.812,55 TL alacaklı olduğu, takipte 4.sıradaki alacak için; 36.541, 50 TL alacaklı olduğu, 5. sıradaki alacak için; 14.767,55 TL alacaklı olduğu, 6. sıradaki alacak için; 9.228,04 TL alacaklı olduğu, 7. sıradaki alacak için; 5.645,69 TL alacaklı olduğu, 8. sıradaki alacak için; 3.533,68 TL alacaklı olduğu, 9. sıradaki alacak için; 2.537,86 TL alacaklı olduğu, 10. sıradaki alacak için; 2.368,41 TL alacaklı olduğu, 11. sıradaki alacak için; 1.943,72 TL alacaklı olduğu, 12. sıradaki alacak için; 1.868,43 TL alacaklı olduğu, 13. sıradaki alacak için; 1.562,53 TL alacaklı olduğu, 14. sıradaki alacak için; 1.221,56 TL alacaklı olduğu, 15. sıradaki alacak için; 3.555,85 TL alacaklı olduğu, 16. sıradaki alacak için; 644,74 TL alacaklı olduğu, 17. sıradaki alacak için; 458, 77 TL alacaklı olduğu, 18. sıradaki alacak için; 378,96 TL alacaklı olduğu, 19. sıradaki alacak için; 142,60 TL alacaklı olduğu, 20. sıradaki alacak için; 10,45 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HUAK 18/A (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucuya 1320 TL tarife bedeli üzerinden kesilen 31/01/2020 tarihli 34 sıra nolu serbest meslek makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek davalı aleyhine kabul red oranında arabuluculuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, davalı asıl borçlu ... Ltd açısından; takibin toplam 623.475,01 TL asıl alacak; 11.941, 56 TL işlemiş faiz; 597, 08 TL BSMV; 123,90 TL ihtiyati haciz gideri; 606 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 1.298, 59 TL masraf olmak üzere toplam 638.042,14 TL üzerinden devamına, asıl alacak 622.742, 56 TL 'ye icra takip tarihinden itibaren yıllık % 60 temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi yürütülmesine, 732,45 TL’ ye takip tarihinden itibaren talep doğrultusunda yıllık %30,24 ve TCMB tarafından 3 ayda bir deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi yürütülmesine, asıl alacağın % 20 'si olan 127.083, .. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,Fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı kefiller ... ve ... açısından; takibin toplam 623.475,01 TL asıl alacak; 8.244,52 TL işlemiş faiz; 412,22 TL BSMV; 123,90 TL ihtiyati haciz gideri; 606 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 1.298, 59 TL masraf olmak üzere toplam 634.160, 24 TL üzerinden devamına, asıl alacak 622.742, 56 TL 'ye icra takip tarihinden itibaren yıllık % 60 temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi yürütülmesine, 732,45 TL’ ye takip tarihinden itibaren talep doğrultusunda yıllık %30,24 ve TCMB tarafından 3 ayda bir deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi yürütülmesine, asıl alacağın % 20 'si olan 126.343,9 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle Mahkemenin yeni bir temerrüt günü belirlendiğinden bahisle temerrüt tarihini değiştirmesinin hukuka aykırı olduğunu, doktrinde de keşide edilen hesap kat ihtarnamesinde belirtilen sürenin borcun ertelenmesi anlamına gelmediği, dolayısıyla borçluların temerrüdünü sona erdirmediği son derece sabittir. Bu sebeple borçluların temerrüde düştüğü ilk vade tarihi itibarıyla temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için hesap kat ihtarnamesi ile verilen süre erteleme olarak değerlendirilecek olsa dahi, bu halde de yalnızca ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih ile verilen sürenin dolduğu tarih arasında temerrüt faizi hesaplanmayabildiğini, diğer zamanlarda ise temerrüt faizinin hesaplanması gerektiği son derece sabit olduğunu,Davalı asıl borçlu şirket için 02.01.2019 tarihinden 11.01.2019 tarihine kadar, davalı şahıslar için 02.01.2019 tarihinden 24.01.2019 tarihine kadar alacağa akdi faiz uygulandığını, bu sebeple de müvekkili bankanın alacak miktarı eksik hesaplandığını, ancak, davalı borçluların sözleşmeyi ihlal ettikleri ve temerrüde düştüklerinin sabit olduğunu,Davalıların temerrüde düştükleri ilk tarihten itibaren temerrüt faizi hesaplaması yapılması gerektiğini, zira yukarıda da detaylı olarak bahsettiğimiz üzere; davalıların borcu vadeye bağlı bir borçtur ve vadesi belirli borçlarda vadenin gelmesi ile ödeme yapılmazsa borçlu temerrüde düştüğünü,Mahkemenin "davalı kefillerin temerrüte düşürülmediğinden temerrüt faizinden sorumlu olmayacakları" yönündeki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, davalıların borcunun, vadeye bağlı bir borç olup, vadesi belirli borçlarda borçluyu temerrüde düşürmek için ayrıca ihtarname keşide edilmesi zorunluluğu bulunmadığını,TBK'nın 117. maddesi, vadesi belli olmayan ve doğmuş alacaklarda borçlunun temerrüdünün oluşması için, ihtarname keşide edilmesini öngördüğünü, buna karşın borcun ifa edileceği gün belirli olan borçlarda, vadenin geldiği gün ödeme yapılmaması ile birlikte borçlu temerrüde düşmüş olaağını, ayrıca bir ihtar aranmayacağını, vade gün olarak taraflarca belirlenmiş yahut belirlenebilir şekilde kararlaştırılmış ise, borçlu hangi gün borcunu ifa edeceğini önceden bileceğinden borçlunun temerrüdü için ayrıca bir ihtarname keşide edilmesine gerek bulunmadığını, zira tarafların, sözleşme ve ödeme planında vade tarihlerini kendi iradeleri ile kararlaştırıldığını, bu sebeple; henüz sözleşme kurulurken borcun vade tarihini bilen borçluyu temerrüde düşürmek için ayrıca bir ihtara lüzum bulunmadığını,Davalıların borcu vadeye bağlı bir borç olmasına rağmen müvkekil banka üzerine düşen yükümlülüğü fazlasıyla yerine getirdiğini ve tüm uyarılara rağmen ödeme yapmayan borçluların bankaya bildirmiş oldukları adreslerine hesap kat ihtarnamesi keşide ettiğini,Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 17.11.2005 T., 2005/10654 E., 2005/17067 K. sayılı kararının ekli olduğunu,Taraflar arasındaki sözleşmenin 28. maddesi gereği, müvekkili banka üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek, hesap kat ihtarnamesini davalıların genel kredi sözleşmesinde belirtmiş oldukları adreslerine gönderdiğini, söz konusu maddenin, kanun hükmü ve emsal Yargıtay içtihadı gereği, ihtarnamenin sözleşmelerde bildirilen adrese tebliğe çıkartılmış olması ve davalılar tarafından başka bir adresin noter kanalı ile müvekkili bankaya bildirilmemiş olması sebebiyle; söz konusu tebligatın, davalılara tebliğ edilmiş sayılacağı ve geçerli bir tebligatın tüm sonuçlarını doğuracağı, müvekkili bankanın alacağının muaccel hale geldiği olduğu son derece sabit olduğunu, ezcümle, müvekkili bankanın davalı kefillerin imzasını havi genel kredi sözleşmesinde belirtilen adreslere ihtarname gönderdiği ve usulüne uygun bir tebligat yapıldığı mahkeme tarafından göz ardı edilmiş olup mahkemenin usulüne uygun bir tebligatın olmadığı yönündeki kanaatinin hatalı olduğunu, kaldı ki sözleşme hükümleri göz önüne alındığında; temerrüdün takip tarihi itibari ile değil, ödenmeyen borcun vade tarihi itibariyle gerçekleşeceği son derece sabit olduğunu, söz konusu durumda, davalı kefillerin davalı asıl borçlunun temerrütünden sorumlu olacağı sabit olup kefillerin imzasını havî genel kredi sözleşmesinde de aksi kararlaştırılmadığını,Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.06.2014 T., 2014/7738 E., 2014/11765 K. sayılı emsal kararının ekli olduğunu,Hiç bir şekilde davalı asıl borçlunun ödenmeyen vade tarihinde değil, 11.01.2019 tarihinde temerrüde düştüğünü kabul anlamına gelmemekle beraber, davalı asıl borçlunun 11.01.2019 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilse dahi, takip öncesi temerrüte düşmüş olacağından kefillerin asıl borçlunun temerrüde düşmesinin sonuçlarından sorumlu olacağını, bu sebeple mahkeme kararının kefiller yönünden temerrüt başlangıcını takip tarihi olarak belirlemesi sebebiyle hatalı olduğunu,Mahkemenin, müvekkili banka aleyhine vekalet ücretine, yargılama giderlerine, arabuluculuk ücretine ve yargılama giderine hükmettiğini, kararın bu yönüyle de son derece hatalı olduğunu,Ancak, davaya konu olan icra dosyasının takip çıkış miktarı 664.260,48 TL olsa da takip sonrası, dava öncesi davalı borçlulardan yapılan tahsilatlar gereği huzurdaki davanın değeri 602.260,48 TL olarak belirlenerek ikame edildiğini, müvekkili bankanın alacağı dava değerinden daha fazla hesaplandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ancak mahkeme tarafından dava değeri değil icra takibinin çıkış miktarı esas alınarak sanki dava ile talep ettiklerinden daha düşük bir alacak tespit edilmiş gibi itirazın kısmen iptali ile hüküm kurarak hatalı bir karar verdiğini,
Mahkemece, müvekkili bankanın alacağı dava değerinden fazla hesaplanmış ve huzurdaki davanın haklılığı sabit olduğunu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen ret kısmen kabulune karar verilmesi ve bu sebeple müvekkili aleyhine vekalet ücreti ile arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin, yargılama giderlerinin bir kısmının müvekkili banka üzerinde bırakılmasının hatalı olduğunu, iş bu aleyhe hükmedilen kısımların kaldırılmasını istemiştir.Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı banka tarafından davalı asıl kredi borçlusuna kullandırılan kredi borcunun, asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazların İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve inkâr tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya ve dayanak icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı banka tarafından davalı asıl kredi borçlusu şirket ile imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca asıl borçluya kullandırılan ancak ödenmediği ileri sürülen kredi borçlarının asıl kredi borçlusu davalı şirket ile müteselsil kefil davalılardan tahsili için ... sayılı takip dosyasında her bir kredi yönünden asıl alacak ve ferileri belirtilmek suretiyle ve sonuç itibariyle toplam 664.260,48 TL alacağın, asıl alacak tutarlarına takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranları üzerinden işletilecek faizi ve BSMV'sinin tahsili için takip başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine duran takibin devamı için davacı vekillerince eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, dava dilekçesinde dava değeri olarak 602.260,48 TL gösterildiği ve bu tutar üzerinden harçlandırılarak eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda; Davanın kısmen kabulü ile ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın Kısmen iptali ile ; 1- a) Davalı asıl borçlu ... Ltd açısından; takibin toplam 623.475,01 TL asıl alacak; 11.941, 56 TL işlemiş faiz; 597, 08 TL BSMV; 123,90 TL ihtiyati haciz gideri; 606 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 1.298, 59 TL masraf olmak üzere toplam 638.042,14 TL üzerinden devamına, Asıl alacak 622.742, 56 TL 'ye icra takip tarihinden itibaren yıllık % 60 temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi yürütülmesine, 732,45 TL’ ye takip tarihinden itibaren talep doğrultusunda yıllık %30,24 ve TCMB tarafından 3 ayda bir deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi yürütülmesine, 2- a)Davalı kefiller ... ve ... açısından; takibin toplam 623.475,01 TL asıl alacak; 8.244,52 TL işlemiş faiz; 412,22 TL BSMV; 123,90 TL ihtiyati haciz gideri; 606 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 1.298, 59 TL masraf olmak üzere toplam 634.160, 24 TL üzerinden devamına, Asıl alacak 622.742, 56 TL 'ye icra takip tarihinden itibaren yıllık % 60 temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi yürütülmesine, 732,45 TL’ ye takip tarihinden itibaren talep doğrultusunda yıllık %30,24 ve TCMB tarafından 3 ayda bir deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi yürütülmesine karar verilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.HMK'nın 26. maddesinde talep ve bağlılık ilkesi düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, hâkimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğu ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar vermeyeceği, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verilebileceği belirtilmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. HMK'nın 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.Bu hukuki açıklama ışığında, davacı vekilince açılan eldeki itirazın iptali davasının, dava değeri 602.260,48 TL olarak gösterilerek açıldığı, ancak ilk derece mahkemesince davalılar aleyhine talepten fazla alacak tutarı yönünden davanın kabulü kararı verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre ilk derce mahkemesince, hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında gerekirse davacı vekilinden izahat da istenmek suretiyle ve davacı yanının talebi ile bağlı olarak değerlendirme yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, HMK'nın 26. maddesi uyarınca talepten fazlasına hüküm kurulduğu, kararda yeterli gerekçe bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf denetimine uygun bir kararın varlığından söz edilemeyeceğinden, işin esası incelenmeksizin kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.05.2025