T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2214
KARAR NO:2025/952
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:07.07.2021
NUMARASI:2018/662 Esas - 2021/889 Karar
DAVA:Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmalar uluslararası ilaç pazarında söz sahibi olan Dava dışı ... isimli firma ile distribütörlük anlaşması imzaladığını, bu şirketi ülkemize getirenin müvekkili firmalar olduğunu, ancak ... şirketi fesih bildirim e-maili gönderdiğini, bu mail ile distribütörlük faaliyetlerini sona erdirdiğini, müvekkili ... firmasında çalışan davalı ...'ın ... adlı şirket aracılığıyla haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak çalıştığını, bu fiili dolayısıyla müvekkilinin en önemli müşterisini sözleşmeyi feshe yönlendirdiğini, davalının müvekkili şirketlerin diğer müşterileri ile birebir ilişki içine girdiğini, davalının 13/11/2017 tarihinde müvekkili şirketten istifa ettiğini, istifa etmeden evvel satış müdürü olarak çalıştığını, müvekkili şirketin tüm portföyüne erişebilecek nitelikte olduğunu, davalının müşterilerle birebir irtibatlı olduğunu, bu irtibatını şahsi menfaatleri doğrultusunda kullandığını, müvekkilleri şirketlerin portföy ticari sır ve müşteri bilgilerini kullanarak haksız rekabet teşkil eden fiili nedeniyle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla yıllık bilanço üzerinden hesaplanan 562.485,87TL tutarında maddi tazminat, müvekkilinin itibar kaybı nedeniyle 250.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacılardan ... AŞ tarafından açılmış ve hâlen derdest olan bir dava olduğunu, bu nedenle aynı konuda devam eden bir dava varken yeni bir dava açılamayacağından HMK'nın 114/ı ve 115. maddeleri gereğince, davacılardan ... San. ve Dış Ticaret AŞ tarafından açılmış davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ... firması yönünden husumet itirazında bulunduklarını, Yargıtay kararları doğrultusunda davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu belirterek, usule ve esası ilişkin nedenlerle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Toplanan belge ve bilgiler, deliller ışığında davalı şirketin davacı şirketleri kötülediği, yanıltıcı, gereksiz açıklamalarda bulunduğunu, iktisadi rekabetin dürüstlük kurallarına aykırı yapıldığını gösteren hiç bir delil yoktur. (Kaldı ki dava dilekçesine göre davacı şirketleri kötüleme, ... şirketini ayartma gibi eylemler esasen ...’a atfedilmiş olup bunlar iş mahkemesinde değerlendirilecektir.) ... şirketi distrübütörlük sözleşmesini 29/12/2017 tarihinde feshederken ... şirketi henuz kurulmamıştır. Davalı ... şirketinin, ... şirketi ile 22/01/2018 tarihinde distribütörlük sözleşmesi akdetmek dışında bir eylemi de olmayıp, sözleşme serbestisi hürriyeti kapsamında davalı şirketin eylemlerinde haksız rekabete vücut verecek bir durum bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, ... şirketinin distribütörlük sözleşmesini feshettiği 29.12.2017 tarihinde davalı şirketin henüz kurulmamış olmadığından bahisle haksız rekabete sebep olacak bir durum bulunmadığına karar verildiğini ancak dosya kapsamındaki açıklamaları ve olay örgüsünden, ... şirketinin distribütörlük sözleşmesini feshetmesini takip eden oldukça kısa bir sürenin geçmesinin hemen ardından kurulan davalı şirketi Türkiye'deki tek distribütörü tayin etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Zira ... şirketi 29.12.2017 tarihinde müvekkili ile aralarındaki Distribütörlük Sözleşmesi'ni feshettiğini ve bunun üzerinden 4 gün geçmesiyle 02.01.2018 tarihinde müvekkili şirketin yönetici düzeyindeki eski çalışanı ... tarafından davalı şirket kurulduğunu. işbu hususun 08.01.2018 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmesinin ardından yalnızca 2 hafta sonra 22.01.2018 tarihinde davalı şirketin, ... şirketinin Türkiye'deki tek distribütörü tayin edildiğini, ... ile davalı şirket arasındaki söz konusu iş ilişkisi davalı şirketin kurulduğunun ilan edilmesinden itibaren 2 hafta içinde başlamış olup söz konusu iş ilişkisinin sözleşme serbestisi hürriyeti kapsamında meydana gelen sıradan bir seçim olmadığını,... uluslararası çapta bir şirket olup, müvekkilİ şirket gibi 35 yılı aşkın süredir sektöründe önemli bir yere sahip bir şirketle bile müzakere süreci 6 ay - 1 sene aralığında sürdüğünü, bu doğrultuda ... şirketinin, kuruluşundan yalnızca 2 hafta geçen ve sermayesi 10.000,00 TL olan bir şirketi Türkiye'deki tek distribütörü seçmesinin, doğrudan davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden yönlendirmeleriyle gerçekleştiği objektif şekilde ortada olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen "... şirketini ayartma gibi eylemler esasen ...’a atfedilmiş olup bunlar iş mahkemesinde değerlendirilecektir." değerlendirmesinin somut olayın incelenme şekli bakımından hatalı ve eksik olduğunu, zira davalı şirketin ve dava dışı ...'ı birbirinden ayrı ve bağlantısız iki etken olarak değerlendirmenin mümkün olmadığını, Davalı şirketin kuruluş tarihinin, distribütörlük sözleşmesinin feshedildiği tarihten sonraki bir tarihe bırakılmasının planlı bir durum olduğu ortada olup, kağıt üzerinde yaklaşık 1 haftalık bir süre nedeniyle davalı şirketin fesih tarihinde kurulmamış olduğundan bahisle haksız rekabet koşullarının oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Taraflarınca dosyaya sunulan müvekkili şirket ile ... arasındaki sulh protokolü içeriğinden görüldüğü üzere, ... tarafından distribütörlük sözleşmesi haklı neden olmaksızın feshedildiğini, söz konusu sulh protokolünün, müvekkili şirketin ... tarafından yapılan haksız fesih nedeniyle işbu şirkete karşı açtığı denkleştirme tazminatı talepli dava üzerine taraflarca imza altına alındığını, iş bu protokol ile, ... şirketinin müvekkili şirketten doğabilecek herhangi tüm alacağını denkleştirme tazminatına karşılık olarak talep etmeyeceği kararlaştırıldığını, bu kapsamda huzurdaki davaya konu rekabet yasağına aykırı eylemler, ... şirketinin distribütörlük sözleşmesini haksız şekilde feshetmesi için yönlendirilmesiyle başlayıp, müvekkili şirketin ticari sırları da kullanılarak davalı şirket faaliyetleri üzerinden devam ettirildiğini, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet nedeniyle, haksız rekabetin önlenmesi, ceza koşulunun tahsili ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, dava dilekçesinde, davalı olarak gösterdiği ... Sağlık...Ltd Şti. ile ... aleyhine açtığı davada haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti ile sonlandırılmasını, davalı ...’dan rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle cezai şartın tahsili ve davalı ...’dan manevi zararların tazminini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ara kararı uyarınca davacı vekilince her bir davalı yönünden talep sonucu açıklattırılmış, davacı vekilince 12.02.2020 tarihli dilekçe ile talep sonucu açıklanmış, eski davacı çalışanı davalı ...' ın rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle bu davalıdan cezai şart, yine davalı ...' ın davacı şirketten istifa ile ayrıldıktan sonra kurduğu diğer davalı ile birlikte hem haksız rekabet, hem de rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminatın her iki davalıdan tahsili ile her iki davalının haksız rekabete ilişkin eylemlerinin tespiti ile durdurulmasının talip edildiği açıklanmıştır.İlk derece mahkemesince açıklanan talep sonucu da dikkate alınarak davalı ... yönünden davanın tefrikine karar verilerek dosyada görevsizlik kararı verildiği açıklanmış, böylece davalı şirket yönünden haksız rekabetin tespiti ve durdurulması istemi yönünden yargılamaya iş bu dava dosyası üzerinden devam olunduğu anlaşılmıştır. İlk derce mahkemesince sunulu deliler ışığında davacılardan ... şirketi ile dava dışı ... isimli şirket arasında 01/07/2015 tarihinde distribütörlük sözleşmesi akdedildiği, Davacılardan ... şirketi ile ... arasında da 03/02/2014 tarihinde iş akti imzalandığı, ...’ın 13/11/2017 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı, ... şirketinin distribütörlük sözleşmesini 29/12/2017 tarihinde feshettiği, ...’ın distribütörlük sözleşmesinin dava dışı şirket tarafından feshinden sonra 08/01/2018 tarihinde davalı ...Ltd Şti 'yi kurduğu ve davalı ... şirketi ile ... şirketi arasında 22/01/2018 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır.Davacı iddiası kapsamında, tüm bu süreçte, davalı ...’ın dava dışı ... şirketine davacı şirketleri kötülediği ve distribütörlük sözleşmesinin feshine sebep olduğu, sonrasında da kendi şirketini kurarak ... ile distribütörlük sözleşmesi akdederek haksız rekabette bulunduğudur.Buna göre davalı ... şirketine atfedilen kusurun dayanağı da TTK 'nın 55/1-a-1 maddesinde yer alan; “Başkasını veya onlarını mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar ile kötülemek" kapsamındadır.İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, davalı şirketin davacı şirketleri kötülediği, yanıltıcı, gereksiz açıklamalarda bulunduğunu, iktisadi rekabetin dürüstlük kurallarına aykırı yapıldığını gösteren kanıt sunulmadığı gibi, dava dışı ... şirketinin davacı ile arasındaki distrübütörlük sözleşmesini feshettiği tarihte davalı şirketin henüz kurulmadığı, davalı şirketin dava dışı ... şirketi ile 22/01/2018 tarihinde distribütörlük sözleşmesi akdettiği sonucuyla kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacılar vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.05.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.