T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2151
KARAR NO:2025/959
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/07/2018
NUMARASI:2015/492 Esas - 2018/694 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Protokol ve kambiyo senedinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin eski ünvanı olan .... Şti 07/01/2014 tarihinde yayımlanan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nden de görüleceği üzere ... A.Ş olarak değiştiğini, davacı müvekkili ile üçüncü kişi ... A.Ş'nin davalı ..., ... ve ... arasında 01/09/2006 tarihinde protokol imzaladıklarını, davalının iş bu protokolü müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, müvekkili şirketin ödenmeyen bedellerin tahsili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak icra takibi başlattığını, davalının takibe konu olan borca ve faize itiraz ettiğini, borçlunun haksız olan itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin protokolü gerçekliği halinde protokol ve senet karşılaştırıldığında kambiyo senetleriyle bir ilgisinin bulunmadığını, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin kefilin talilik niteliği gereğince borçtan aslen sorumlu olduğunu ve ilk etapta icrai takibe ve haciz işlemlerine muhatap bırakılmasının düşünülemeyeceğini, müvekkilinin borcu olmadığı şeklindeki itirazlarının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu Kapsamında yapılacak borca itiraz niteliklerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı tarafça borçlu şirketler tarafından senetlerin ödenmiş olmasının yüksek ihtimal olduğu ifade edilmiş, mahkememizce verilen ara karar doğrultusunda davalı tarafça sunulan 29/04/2016 tarihli beyanda da protokol ve senetler üzerindeki imzaların davalıya ait olmadığı ileri sürülmüştür.Buna göre protokol ve senet tanzim tarihleri dikkate alınıp davalının samimi imzasının bulunduğu önceki tarihli belge asılları (ve ayrıca davalının ortağı olduğu... A.Ş'nin sicil dosyası aslı da bu kapsamda celbedilerek) celbedilip imza örnekleri de alınmak suretiyle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış, 27/04/2018 tarih ve 3706 sayılı Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen raporda (tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından) uygunluk ve benzerlikler saptandığı protokol başlıklı belgedeki imzanın bu nedenle davalının kuvvetle muhtemel eli ürünü olduğu, senetler üzerindeki imzanın da yine (tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından) uygunluk ve benzerlikler saptandığı, davalının kuvvetle muhtemel eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Davacı ile dava dışı şirket... AŞ, ..., ... ve Davalı ... arasında tanzim olunan 01/09/2006 tarihli protokol başlıklı belgede borçlu ile müşterek borçlu-müteselsil kefillerin alacaklıya olan 150.000,00 USD borcu bu protokol kapsamında ödemeyi kabul ve taahhüt ettikleri, ödeme şeklinin borçlu tarafından keşide edilip, müşterek borçlu-müteselsil kefillerle de imzalanacak 30/09/2006 tarihli 50.000,00 USD bedelli, yine aynı şekilde tanzim olunacak 30/10/2006 tarihli ve aynı bedelli ve yine aynı şekilde tanzim ve imza olunacak 30/11/2006 tarihli ve aynı bedelli üç adet senetle ödeneceği, ödeme şekline uyulmadığı takdirde ihtarname keşidesine de gerek kalmaksızın tüm borçların muacceliyet göstereceği, ödeme şekline uyulmaması halinde yine ihlal edilen ödemeden itibaren bakiye kalan tüm borç için aylık %6 oranında faiz ödeneceği ve bu halde ayrıca bakiye kalan toplam borç miktarının yarısı oranında cezai şart ödeneceği ve yine borçlu ve müteselsil kefillerin sebep olduğu tüm zararların karşılanacağı kabul ve taahhüt edilmiştir. Protokol aslı ve senet asılları davacı alacaklı elinde olup, bu itibarla davalı yanın senetlerin ödenmiş olmasının muhtemel olduğu yönündeki savunmasına, ödeme bakımından başkaca bir belgede sunulmamış olmakla itibar olunmamıştır. Protokol ve senet asılları üzerindeki imzaların davalı müşterek borçlu müteselsil kefile ait olduğunun da saptanmış olması karşısında davalı borçlu itirazının iptali ile ayrıca davacı yararına %20 oranında icra inkar tazminatı tayinini de kapsar şekilde davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına vaki itirazının 325.605,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile bu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması suretiyle takibin devamına, hükmolunan alacağın %20’si oranında 65.121,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;... sayılı dosyasında alacaklının takip dayanağı olarak 01.09.2006 tarihli protokol uyarınca ödenmeyen senet bedellerinin tahsilini gösterdiğini, söz konusu protokol incelendiğinde, düzenleme tarihinin 01.09.2006 olduğunu, ancak davacı tarafça mahkemeye sunulan senet asılları incelediğinde senetlerin düzenleme tarihlerinin 03.04.2006 olduğunun görülecğini, dolayısıyla söz konusu protokolde belirtilen senetlerle bu senetlerin aynı olduğu hususu konusunda sayın mahkeme tarafından herhangi bir tespit yapılmadığını, düzenleme tarihlerine bakıldığında, söz konusu senetler ile protokolde belirtilen senetlerin farklı olduğu hususunun ortaya çıktığını, çünkü protokolden gördükleri kadarıyla senetlerin düzenlenmesi 01.09.2016 tarihinde yapıldığını,ancak dosyaya sunulan senetlerin ise söz konusu protokollerden yaklaşık olarak 5 ay önceye dayandığının görüldüğünü, bu nedenle davacıların davaya dayanak yapmış oldukları delillerin birbirini destekleyen deliller olmadığını,Yargıtayın bu konuda vermiş olduğu emsal niteliğindeki kararlarında, zamanından sonra takibe konu yapılan senetlerin adi belge niteliği taşıdığı ve bu belgeleri başkaca kesin deliller ile desteklemek gerektiği hususlarını açıkça hükme bağladığını, dava konusu belgeler incelediğinde bu belgelerin birbirini desteklemeyen hatta birbiri ile çatışan belgeler olduğunu gördüklerini,Cevap dilekçelerinde, müvekkilinin ticari faaliyetlerinin yoğun olması nedeniyle söz konusu senetlerin bir ticari ilişkiye dayanıp dayanmadığını, dayanıyor ise de bunların taraflarınca ödenip ödenmediğini hatırlamadığını beyan ettiklerini, yine takip konusu protokol ve senetler incelendiğinde senetler üzerinde müvekkili ...'in borçlu olduğuna dair veya kefil olduğuna dair herhangi bir imza, isim veya benzeri emare bulunmadığını, bu nedenle mahkemenin söz konusu senetlere dayanarak müvekkilinin borçlu olduğunu nasıl tespit ettiğini anlayamadıklarını, bu açıdan da söz konusu senetlerle protokolün birbirini desteklemediğini açık ve net bir şekilde gördüklerin,Dosyada müvekkilinin imza örnekleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde dosyaya sunulan raporlar imza örneklerinin müvekkiline muhtemel oranda ait olduğunu belirttiğini, ancak bu imzaların müvekkilinin eli ürünü olduğu konusunda kesin bir tespit yapılamadığını, dolayısıyla söz konusu senet ve protokolde bulunan imzaların müvekkilini borçlu gösterecek nitelikteki delillerden olmadığının ortaya çıktığını,Öte yandan senede ilişkin alacakların 3 yıl içerisinde zamanaşımına uğradığı, bu nedenle davacı tarafın alacağının zamanaşımına uğradığı hususlarını ileri sürmelerine rağmen mahkemenin bu konuda herhangi bir değerledirme yapmadığını, ayrıca söz konusu protokolde müvekkilinin kefil olarak imzası bulunduğu iddia edildiğini, bu nedenle talilik niteliği de dikkate alınarak öncelikle asıl borçlulara takip yapılması gerekirken, müvekkili aleyhinde icra takibinin yapılması usulsüz olduğunu, bunun da mahkemece dikkate alınmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında 01.06.2006 tarihli protokol kapsamında, protokolle müteselsil kefil olunan borcun, davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, asıl borçlu dava dışı... AŞ'nin borçlarının tasfiyesi için 01.09.2006 tarihli protokolün düzenlendiğini, protokole göre asıl borçlu şirketin borçlarının ödenmesi için protokolde nitelikleri belirtilen üç adet bononun tanzim edilerek verildiğini, davalının da protokolde asıl borçlu şirketin borcunun ödenmesi kapsamında müteselsil kefil olup, protokolü müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ancak protokolle kabul edilen borcun ve senetlerin vadesinde ödenmediğini, davalının aleyhine başlatılan takibe vaki itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenle eldeki itirazın iptali davasının kabulü gerektiğini ileri sürmüş, davalı ise davanın reddini talep etmiştir.Davacı-alacaklı tarafça ... sayılı dosyası ile 08/09/2014 tarihinde davalı-borçlu hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, protokol ve protokol kapsamında tanzim edilen ve ödenmeyen senet bedelleri dayanak gösterilmek suretiyle 325.605,00 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı itirazı üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamından, ilk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere; davacı ile dava dışı şirket ...AŞ, ..., ... ve Davalı ... arasında tanzim olunan 01/09/2006 tarihli protokol başlıklı belgede borçlu ile müşterek borçlu-müteselsil kefillerin alacaklıya olan 150.000,00 USD borcu bu protokol kapsamında ödemeyi kabul ve taahhüt ettikleri, ödeme şeklinin borçlu tarafından keşide edilip, müşterek borçlu-müteselsil kefillerle de imzalanacak 30/09/2006 tarihli 50.000,00 USD bedelli, yine aynı şekilde tanzim olunacak 30/10/2006 tarihli ve aynı bedelli ve yine aynı şekilde tanzim ve imza olunacak 30/11/2006 tarihli ve aynı bedelli üç adet senetle ödeneceği, ödeme şekline uyulmadığı takdirde ihtarname keşidesine de gerek kalmaksızın tüm borçların muacceliyet göstereceği, ödeme şekline uyulmaması hâlinde yine ihlal edilen ödemeden itibaren bakiye kalan tüm borç için aylık %6 oranında faiz ödeneceği ve bu hâlde ayrıca bakiye toplam borç miktarının yarısı oranında cezai şart ödeneceği ve yine borçlu ve müteselsil kefillerin sebep olduğu tüm zararların karşılanacağı kabul ve taahhüt edilmiştir.Davaya konu icra takibinin de ise borcun sebebi olarak 01.09.2006 tarihli porotokol ve bu protokol kapsamında verilen ve ödenmeyen senet bedeli gösterilmiştir. Davalının protokolü müteselsil kefil olarak imzaladığı da dikkate alındığında, müteselsil kefil davalı tarafından Protokol ile kabul edilen borcun ödendiğinin usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığı; ayrıca, yukarıda belirtildiği üzere, davacı alacaklı tarafça takipte protokolle kabul edilen borca dayanıldığı dikkate alındığında, davalı vekilinin, protokol imza tarihi ile dosyaya delil olarak sunulan bonoların düzenleme tarihinin farkılı olduğu, davacının bonoya dayalı alacak talebi kapsamında delillerin birbirini desteklemediği, yine delil olarak sunul bono metinlerinde davalının borçlu veya müteselsil kefil olarak isim ve imzası bulunmadığı, senede karşı alacakların zaman aşımının üç yıl olması nedeniyle davanın reddi gerektiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesince yargılama sürecinde davalının protokol ve senet metninde yer alan imzaları yönünden Adli Tıp Kurumu ihtisas dairesinden rapor alındığı, 27.04.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu rapor içeriğinden, protokoldeki davalı adına atılı imzanın kuvvetle muhtemel davalıya ait olduğu, yine senet metinlerinde dava dışı... AŞ kaşesi üzerine atılı imzanın da kuvvetle muhtemel davalıya ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin Adli Tıp Kurumu rapor içerikleri kapsamında protokoldeki imzanın davalıya ait olduğunun kesin olarak tespit edilmediğinin dikkate alınması gerektiği yönündeki istinafı de yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.05.2025