T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2148
KARAR NO : 2025/956
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Haksız rekabet- Ticaret unvanının korunması
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; TTK uyarınca her tacirin unvanını işletme merkezinin bulunduğu yer siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlü bulunduğunu, bu zorunluluk uyarınca müvekkili ...r'in 23/08/2017 tarihinde şirketi .. Makine İmalat AŞ'nin ... sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ettirdiğini, usulen tescil edilmiş ticaret unvanına istinaden ticari işlerini yürütmekte olan müvekkilin 13/10/2017 tarihinde 103025/5 sicil numarası ile ... Makine AŞ unvanında yeni bir şirketin tescil edildiğini öğrendiğini, müvekkili ile davalının ticaret sicili olan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının davalının iltibas içeren ticaret unvanının tescilden daha önce tescil ettirildiğinden, 16/10/2017 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan dilekçe ile söz konusu durumun bildirildiğini, bunun üzerine İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 17/10/2017 tarihli cevabi yazısıyla davalı şirkete unvan değişikliğini tescil ve ilan ettirilmesi yönünde ihtar çekildiği bilgisi verildiğini, yapılan bu bildirim ve ihtarlara rağmen davalı şirket unvan değişikliği ve terkini adına herhangi bir işlemde bulunulmadığını, müvekkili şirketin müşkül durumda bırakıldığını, TTK'nın 52. maddesi gereği maddi tazminat olarak mahkemenin, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hüküm edilebileceğini, müvekkili şirket ile davalı şirketin faaliyet konulan ve faaliyet alanları ile üretim ve satışını yaptıkları ürünler, çalışma alanları, hitap ettikleri müşteri portföyü de benzer ve ayniyet arz etmekte ve TTK'nın 54. maddesine göre haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, davanın kabulüne, haksız rekabetin önlenmesine, davalının ticaret unvanının terkinine, unvanın tescil edilmiş şekli ile kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; usuli açıklamalarında, usulüne uygun olarak ıslah sureti ile sunulan cevap dilekçesinin kabulünün lalep edildiğini, dava dilekçesinin tebligatı usulsüz bir şekilde yapıldığının açık olduğunu, taraflarınca İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde davacı tarafa karşı aynı konulu ve sebepli olarak 2017/615 esas sayısı ile 03/11/2017 tarihinde ikame edilmiş ve hâlen yargılama süreci devam eden bir davanın mevcut olduğunu, işbu davanın Mahkemenin görevsiz olması nedeniyle reddi gerektiğini; esas hakkında açıklamalarında, davacı şirketin tek ortaklı anonim şirket olduğunu, "... Makine İmalat Anonim Şirketi" unvanlı şirketin 23/08/2017 tarihinde tescil edildiğini, daha önce 09/05/2017 tarihinde ise 2017/42834 numaralı başvuru ile Türk Patent ve Marka Kurumuna "..." marka adı ve 06/07/08/09/12/16/17/35/36/37/40/42 numaralı Nice Sınıfları için markabaşvurusu gerçekleştirildiğini, ... TR'nin kompresör, vakum pompaları, endüstriyel gazlar, endüstriyel el aletleri ve montaj çözümleri, yol inşaat makinaları, kırıcılar, seyyar kompresörler, yeraltı-yerüstü delici makinaları ve sarf malzemelerinin satış ve servis hizmetlerini sunan alnında lider bir firma olduğunu, ... grubunun çatı şirketi merkezi İsveç'te bulunan ... AB'nin global olarak almış olduğu karar ile Maden Kaya Kazısı (MR) İş Alanını ...bünyesinden ayırarak ayrı bir tüzel kişilik altında ve "Epiroc" ismi ile devam edilmesine karar verdiğini, hemen akabinde İsveç'te kayıtlı ana şirket ... "Epiroc" markası için Madrid Protokolü uyarınca WIPO nezdinde 0166760365 referans numarasıyla ve 04/06/07/08/09/11/12/16/17/19/20/35/36/37/41/42 ve 45 numaralı Nice sınıfları içm 25/04/2017 tarihinde koruma talep edildiğini, koruma talep edilen ülkeler arasında Türkiye'de yer aldığını, 13/10/2017 tarihinde "Epiroc Makine Anonim Şirketi" tescil edildiğini, davacı şirketin tek ortağı ...'in Maden ve İnşaat Tekniği alanında servis teknisyeni olarak 01/10/2001 - 01/03/2007 tarihleri arasında ... Makinaları İmalat Anonim Şirketi'nin İzmir ofisinde, 01/03/2007 tarihinde işyeri nakli yapıldıktan sonra ise 31/12/2010 tarihine kadar İstanbul işyerinde çalıştığını, Haksız rekabet hakkında, ... şirketinin yeni oluşumu olan "Epiroc" şirketini lanse ettiği tarihten bu tarafa sektörde büyük yankı uyandırdığını, dünya devi ...'nun Maden ve Kaya Kazısı İş alanı için ayrı bir tüzel kişiliği olacağını, işbu "Epiroc" markası da ... şirketinin bir yan markası olarak tescil edildiğini, WIPO'da uluslararası tescili yaptırılarak tüm akit üye ülkelerde 1 runması sağlanabildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 14. Maddesi gereğince ; uluslararası başvuru tarihinin ilk saat ve dakikasında yapılmış sayılacağını, aynı tarihli birden çok uluslararası başvurunun bulunması halinde uluslararası tescil numarası küçül olan başvuru önce yapılmış sayıldığını, aynı kanunun 12. maddesi gereğince ; müvekkili şirketin Epiroc adına söz konusu başvuru 06/06/2017 tarihinde yapıldığını, davacı şirketin unvanında kullanılan "Epiroc" ibaresi iltibas yoluyla haksız rekabete yol açtığını, davacı şirketin tek ortağı ve .. . çatı grubunun eski çalışanı olan ...'in müvekkil şirket ...'nun belirlediği "Epiroc" ismini bilerek ve iltibas yaratmak kastıyla kullandığını ve TTK 54. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 50/(1) a.4 uyarınca da dürüstlük kuralına aykırı davranış olduğunu, TTK 55. maddesinde haksız rekabet hallerinin tanımlandığını, birleştirme talepleri olduğunu ileri sürerek ıslah suretiyle sunulmuş cevap dilekçesinin kabulüne, öncelikle davacı yanca ikame edilen davanın derdestlik ve görevsizlik hususları gözetilerek reddine, mahkemenin aksi görüşte olması ile derdestlik ve görevsizlik itirazlarının kabul etmemesi halinde, davalıların Anadolu Fikri Sınai Hukuk Mahkemesi nezdinde 2017/615 esas numaralı dosyada birleştirilmesine, davacı tarafça ikame edilen ve huzurdaki davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememiz dosya tamamı, alınan ve benimsenen kök ve ek bilirkişi raporları ve toplanıp değerlendirilen delillere göre; davalı tarafından ilk olarak 02.05.2017 tarihinde "EPİROC" ibaresinin kullanılacağının duyurulduğu, davacı tarafın ise söz konusu ibarenin kullanımına ilişkin önceye dayalı bir hakkı mevcudiyetine ilişkin bilgi veya belgeye dosya kapsamında rastlanmadığı, davalının söz konusu "EPİROC" ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu, davacı şirketin tek ortağının ... Makinaları İmalat AŞ'de çalıştığı ve hali hazırda da aynı sektörde iştigal etmesi sebebiyle, davalıya ait duyurudan haberdar olduğu ve "EPİROC" ibaresinin kullanılmaya başlanacağını bildiği sonucuna basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünden hareketle ulaşıldığı, Türk Ticaret Kanunu m. 18/2'de tacirlerin özen yükümlülüğü artırılmış ve onlara ticari işlerinde "basiretli tacir" gibi davranma zorunluluğu getirildiği, yasadaki bu sınırın aşılması TMK m. 2'de yer alan objektif iyi niyet kurallarına aykırı biçimde ekonomik rekabetin kötüye kullanıldığı hallerde meydana çıktığı, karışıklığa meydan verebilecek bir ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa yol açılması, yalnız başına iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış olarak kabul edilebilecektir. Her iki taraf da bu kelimenin farklı anlamları olduğunu ileri sürmekle birlikte, davalının dosyaya sunduğu belgelerden, bu ibareyi öncelikle kullandığı/oluşturduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla TTK m. 52 anlamında ticaret unvanına tecavüzden bahsedilebilmesi için gereken, ticari dürüstlüğe aykırı kullanımın davalı tarafından yapılmadığı, zira davalının söz konusu ibareyi ilk olarak kullanan ve tanıtan kişi olarak hak sahipliğinin mevcut olduğu sonucuna varılmaktadır. Her ne kadar davacının tescili daha önceki bir tarihte olsa da tescil hak sahipliğinin belirlenmesinde kurucu nitelikte olmadığı, davalının ticaret unvanı kullanımının TTK m. 52 uyarınca davacı ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğinden bahsedilmesinin mümkün olamayacağı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Davalı, tanınan yasal süre kapsamında cevap dilekçesini sunmadığını, dolayısıyla cevap dilekçesinde ileri sürdüğü beyanların bilirkişi raporunda yer alamayacağına ilişkin itiraz değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/9-2782 K. 2020/87 T. 6.2.2020 kararı gereğince, süresi içerisinde sunulmayan cevap dilekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği açıkça ortada olmasına rağmen hükme esas alınmasının iş bu kararın kaldırılması gerekliliğini ortaya koyduğunu,
Tescilde öncelik ilkesi gereği; müvekkili şirketin ‘‘Epiroc’’ ticari unvanını kullanma yönünde hak sahibi olduğunu, dosya özelinde tanzim edilen bilirkişi raporunda TTK 52 maddesinin uygulanma şartının ticari dürüstlüğe aykırı davranılması olduğu üzerinde durulmuşsa da tescilde öncelik ilkesi arka plana atıldığını, bununla birlikte; davalının, ticaret unvanını tercih ederken talep ettiği unvanın daha önce tescil edilmiş unvanlarla karışıklığa sebep olacak nitelikte benzer olup olmadığına dikkat etmesi ve buna göre unvanını seçmesi basiretli bir tacir olarak yükümlülüğü olmasına rağmen işbu hususu göz ardı edip; müvekkilinin unvanı ile gerek yazımsal gerekse de fonetik anlamda benzer nitelik taşıyan unvanın seçilmesinin kötü niyetli olduğunu, bu kapsamda ilk derece mahkemesinde kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, konuyla ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/3213 K. 2015/8225 T. 12.6.2015 tarihli kararını eklediklerini,
EPİROC ifadesi ilk olarak müvekkili tarafından duyurulduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin davalı grup şirketlerden ...’da çalışmış olmasının mezkûûr dosyayla herhangi bir ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin; 1994 yılından bu yana faaliyet gösterdiği sektör içerisinde bulunduğunu, busüreçte;
17.01.1994 –– 20.07.1999 yılları arasında ...İşletmeleri A.Ş’ de, 29.02.2000- 11.07.2001 tarihleri arasında ... ve San A.Ş'de çalıştığını, müvekkilinin bu sektörde faaliyet gösteren firmalardan edindiği bilgi birikimi ve tecrübe ile ... Firmasında çalışmaya başladığını, 31.12.2010 tarihinde bu firmadan kendi isteği ile tüm haklarını alarak herhangi bir gerginlik ve davacının iddia ettiği gibi husumet olmadan ayrıldığını, ne var ki; iş bu bilginin dava dosyasını aydınlatmaya yönelik olmadığını, Önemle belirmekte fayda gördükleri bir diğer hususun ise müvekkili şirket yetkilisinin, ... şirketinde servis teknisyeni olarak çalıştığını, görev tanımı itibariyle ...’nun dünyaya açılacak yeni markası Epiroc’a ilgili duyuma sahip olmasının beklenemeyeceğini, Davalı şirketin; 02.05.2017 tarihinde kendi sitesinde Epiroc adını duyurmuş olup; müvekkili ise 9 mayıs 2017 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin ticaret unvanını ülkemiz nezdinde kullanımı, müvekkilinin ticari unvanının tescil tarihinden öncesine dayanmadığını, anılan duyuruların hepsi yurtdışı menşei firmadan yabancı dilde olarak duyurulmuş olup, müvekkilinin bu duyurudan haberdar olmasının beklenemeyeceğini, İngilizce bilmeyen müvekkilinin; duyuru içeriğinde yer alan ifadeden ötürü şirket kurulumunu sağlaması; takdir edileceği üzere abesle iştigal olduğunu, bu hususta; dosyada mevcut deliller doğrultusunda nesnel bir sonuca erişmesi gerektiğini, varsayımla elde edilen yorumlar dikkate alınarak müvekkilinin yurt dışında duyurulan ‘‘Epiroc’’ markasından haberdar olduğu hususuna kati suretle itibar edilemeyeceğini, müvekkilinin her ne kadar davacı şirket uhdesinde 9 yıl boyunca çalışmış olsa da Epiroc ifadesi davacı şirket tarafından 2 Mayıs 2017 tarihinde duyurulduğunu, oysa ki müvekkil bu tarihin çok daha öncesinde ilgili sektöre ilişkin ticari girişimlerde bulunduğunu, dolayısıyla davalının haksız isnatlarının kabulünün mümkün olmadığını, Davalı şirketin taraf olduğu ve Anadolu 1. Fıkri Ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen 2017/615 E sayılı dosyada alınan bilirkişi raporu ile de müvekilinin ticari unvanın tescili hususunda önceliği olduğu anlaşıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporu hukuki yorum içeriyor olup, mahkemece bu yoruma itibar edilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece 22.09.2020 tarihli celsede alınan ara karar ile bilirkişi olarak ... atanmış olup; düzenlenen raporun başka bilirkişilerce tanzim edildiği tespit edildiğini, devamla; bilirkişi raporunda beyan edilen ‘‘Epiroc’’ ibaresinin kimin tarafından haklı olarak kullanıldığı yönündeki nitelendirme ‘‘hukuki’’ olup; bilirkişinin görevi aşar nitelikte yorumda bulunduğu aşikâr olduğunu, çünkü bahse konu unvanın haklı kullanılıp/ kullanılmadığı hakkındaki husus mahkeme hâkimince resen değerlendirilecek olup; bu durumu irdeleme tekeline haiz olduğunu, dolayısıyla bilirkişilerin yetkisi dââhilinde olmadan belirttikleri yoruma mahkemece itibar edilmemesi gerektiğini, anılan hüküm bu yönüyle de hatalı şekilde kurulduğunu,
Davalı şirketin ticaret unvanını tercih ederken unvanın daha önce tescil edilmiş unvanlarla karışıklığa sebep olacak nitelikte benzer olup olmadığına dikkat etmesi ve buna göre unvanını seçmesi basiretli bir tacir olarak yükümlülüğü olmasına rağmen işbu hususu göz ardı etmesinin hukuken tasvip edilemeyeceğinin açık olduğunu,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 50. maddesine göre usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının kullanılması nedeniyle aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince davalı ticaret unvanın sicilden terkini ve unvanın aynen kullanımı nedeniyle oluşan haksız rekabetin TTK'nın 56. maddesi meni taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekili, üvekkili şirket unvanının davalıdan önce ticaret sicile kaydından sonra davalı şirketin de benzer ünvan ile ticaret sicile kayıt edildiğini, şirketlerin faaliyet alanlarının da benzer olduğu dikkate alındığında, ticaret unvanları arasındaki benzerliğin karışıklığa ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürmüş, davalı ise davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.HMK'nın 282. maddesi uyarınca, bilirkişi raporu takdiri delil niteliğindedir. İlk derece mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında ve gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin bilirkişi raporunun hukuki yorum ve değerlendirmeler içerdiğinden, mahkemece bilirkişi raporuna değer verilmemesi gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamındaki deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitlere göre; davalı tarafından ilk olarak 02.05.2017 tarihinde "EPİROC" ibaresinin kullanılacağının duyurulduğu, davacı tarafın ise söz konusu ibarenin kullanımına ilişkin önceye dayalı bir hakkının bulunduğuna dair kanıt sunmadığı, bu surette davalının "EPİROC" ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunun kabulü gerekeceği, davacı şirketin tek ortağının ... Makinaları İmalat AŞ'de çalıştığı ve hâli hazırda da aynı sektörde iştigal etmesi sebebiyle, davalıya ait duyurudan haberdar olduğunun ve "EPİROC" ibaresinin kullanılmaya başlanacağını bildiğinin kabulü gerektiği, TTK'nın 18/2 maddesinde tanımlanan basiretli tacir gibi davranma zorunluluğu dikkate alındığında, dava konusu unvandaki ibarenin davalı yanca daha öncelikle kullandığı/oluşturduğu sonucu ile her ne kadar davacı ticaret unvanının tescil tarihi davalı tescilinden daha önce ise de TTK'nın 52. maddesi uyarınca ticaret unvanına tecavüzden bahsedilebilmesi için, ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı olarak kullanılması şartının davalı bakımından gerçekleşmediği sonucuyla kurulan hüküm isabetli görülmüş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekilince davalı yanca süresinde cevap dilekçesi ve delil dilekçesi sunulmadığı, süresinde sunulmayan cevap dilekçesindeki iddia ve savunmaların bilirkişilerce dikkate alınmasının yerinde olmadığı ileri sürülmüş ise de davalının süresinde cevap dilekçesi sunmaması inkâr niteliğinde olduğu, davalının inkâr kapsamında beyanda bulunma hakkının mevcut olduğu dikkate alındığında, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde değildir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,
5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.05.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.