T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/287
KARAR NO:2025/793
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/12/2021
NUMARASI:2019/442 Esas - 2021/1157 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 24.01.2013 tarihli bayilik sözleşme ile davalı şirketin Çin Halk Cumhuriyetinde bulunan ... firmasının ... marka araçlarının davacı tarafından satışının kararlaştırıldığını, sözleşme sonrasında davacının 18.04.2013 tarihinde ithal ettiği ... marka ... ton hafif ticari aracı fatura ile müvekkiline teslim ettiğini, bunun dışında sözleşme kapsamında başka araç temin edilmediğini, müvekkilinin bayilik sözleşmesine güvenerek üç yıllık kira kontratı ile yer kiraladığını ve yeri davalının isteği ile sözleşmenin ifası için düzenlediğini, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ithal edilen araçların teşhir ve satışının beklendiğini, ancak davalının edimlerini yerine getirmediğini, davalı ile yapılan görüşmelerde müvekkilinin bayiliğini devam ettirerek beklemesi ya da başka ürünlerin bayiliğinin alınabileceği ya da sözleşmenin iptal edilebileceğinin ifade edildiğini, müvekkilinin beyan karşısında sözleşmeyi iptal etmek istediğini, ancak davalıdan olumlu veya olumsuz bir cevap alınamadığını, aracın iade alınmadığını, hiç bir servis hizmeti bulunmayan aracın başkasına satılamayacağını, sözleşmenin üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen ifa edilmeyen sözleşmenin müvekkilince haklı nedenle feshedilerek Gaziantep 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1 Değişik iş sayılı dosyası ile zararın tespitinin istendiğini ileri sürerek, davalının iade almadığı ... marka ... ton hafif ticari aracın iadesine, bu hususta tevdi mahalli belirlenerek giderlerinin davalıdan alınmasına, müvekkilinin uğradığı zarar için şimdilik 80.000 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince ithal edilen araçlarda mevzuat açısından satım engeli bulunmadığını, sözleşme kapsamında 17.04.2013 tarihinde ... marka hafif ticari aracın davacıya teslim edildiğini, davacının bu araç dışında başka bir araç sipariş etmediğini, ithalatın ilgili mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini, servis ve ithalata ilişkin belgelerin bulunduğunu, başka bayilerin temin edilen araçları sattığını, araçların iade alınacağına ilişkin yazının müvekkili şirketçe gönderilmediğini, yazıda ismi geçen ...'nin müvekkili şirkette çalışmadığını, daha sonra Bakanlıkça yayınlanan yönetmelik ile ithal araçlarda Euro 5 standartlarının talep edildiğini, davacının yaptığı harcamaları müvekkilinden talep edemeyeceğini, kiralanan yerin davacı şirketçe kullanıldığını, davacının gönderdiği Gaziantep ... Noterliğinin 11.06.2013 tarihli ihtarına karşılık sözlü olarak aracın iadesi veya tescilinin istendiği gibi Bakırköy ... Noterliğinin 08.02.2016 tarihli ihtarı ile aracın 01.03.2016 tarihine kadar tescili veya iadesinin istendiğini, ancak davacının fahiş taleplerle bu isteği yerine getirmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, bayilik sözleşmesinin davalının kusurlu davranışları nedeniyle yerine getirilememesinden ve bu nedenle sözleşmenin sona ermesinden kaynaklanan tazminat istemine ve sözleşme kapsamında alınan aracın davalı tarafa iadesi ve bedelinin davacıya iadesine, davacının zararlarının tazmini istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşme gereği davalının kusurlu davranışları nedeniyle yerine getirilememesinden ve bu nedenle sözleşmenin sona ermesinden kaynaklanan tazminat isteyip isteyemeyeceği, davacının davalıdan araç bedeli ile birlikte yapmış olduğu masrafları isteyip isteyemeyeceği hususlarındadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularında çözümü teknik bilgiyi gerektirmesi sebebiyle dosya Otomotiv Sektör bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, 18/12/2017 havale tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle; ... A.Ş adına ... marka araçlarının bayilik /Acentelik sözleşmesi doğrultusunda 24.01 2013 tarihli bayilik / acentelik sözleşmesi ile bayisini ticaret faaliyetini desteklemek, yükümlülükleri gereğini yerine getirmek üzere taahhüt eden taraf olan ..., sözleşme şartlarını yerine getirmediğinden dolayı araç iade almaya , bayilik / Acentelik sözleşmesine istinaden Acentelik faaliyetini / ticaretini yürütmek üzere mutabık kalınan ... A.Ş firmasının ödemiş olduğu zarar bedellerini karşılamaya, ... A.Ş firmasının zararlarının talep etme hakkının olduğu, kanaati bildirilmiştir. Mahkememizce davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin istinafa başvurması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi 2018/1048 esas 2019/726 karar sayılı kararı ile;'Dava, hukuki niteliği itibariyle, bayilik sözleşmesinin davalının kusurlu davranışları nedeniyle yerine getirilememesinden ve bu nedenle sözleşmenin sona ermesinden kaynaklanan tazminat istemine ve sözleşme kapsamında alınan aracın iadesi istemine ilişkindir. ... A.Ş.'nin bayilik/acentelik veren yetkili firma olduğu 24.01.2013 tarihli sözleşme ile ... A.Ş.' nin bayiilik aldığını ve bu kapsamda 3 yıllık yer kiraladığı anlaşılmaktadır.Davacı somut olayda davalının sözleşmeye aykırılık oluşturan eyleminden dolayı uğramış olduğu zararları talep etmektedir. Sözleşmenin feshine kadar geçen süre için verilmiş kira bedelleri ilk derece mahkemesince değerlendirmeye alınmadığı gibi davacı dava dilekçesinde önceden mahkeme kanalıyla zarar tespiti yaptırmış olduğunu beyan ederek değişik iş dosyalarının esas ve karar numaralarını beyan etmiştir. Mahkemece davalının hangi surette akde aykırı davranışlarda bulunduğu, buna göre sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, hangi kalemler için tazminat istendiği, sözleşme hükmünün davalı tarafında ihlali söz konusu ise bu ihlalin neden ibaret olduğu ve davacının tazminat hakkının olup olmadığı konularında gerekçeli ve denetime elverişli değerlendirme yapılmadığı gibi bilirkişi raporundan hangi gerekçeyle ayrı düşüldüğü somut verilerle ortaya konulmamıştır. Anayasa'nın 141/3. maddesi "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" hükmünü içermektedir. HMK'nın 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlandığı....' gerekçesi ile bozulmuştur.Mahkememizin 14/01/2020 tarihli duruşma tutanağının 1 nolu ara kararı gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin kaldırma kararındaki gerekçelerin de birlikte değerlendirilerek dava konusu talepler hususunda gerekçeli denetime ve hükme elverişli rapor alınmasına karar verilmiş, 14/08/2020 havale tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle; Mahkememiz dosyasına sunulan belgeler ışığında; davacı ... San. ve Tic, A.Ş. İle davalı ...Ş. arasında, 24.01.2013 tarihinde imzalanan bayilik/acentelik sözleşmesi doğrultusunda, davalı firmanın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ve davacı firmanın, sözleşmeye aykırılıktan doğan, takdir ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; avans faiziyle birlikte, toplam 176.709,98 TL zararının oluştuğu, kanaati bildirilmiştir. Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/11 Değişik İş sayılı dosyası, taraflar arasındaki sözleşme, temlik sözleşmesi, taraflar tarafından sunulan belgeler incelenmiştir.Somut olayda taraflar arasında yetkili araç satış bayiliği sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme uyarınca davacı ... A.Ş.'nin 'bayi', davalı ...Ş.'nin ise 'şirket' olduğu, bu sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından, merkezi Çin Halk Cumhuriyeti'nde bulunan ... Ltd. (...) şirketinden ithal edilecek ... marka araçlar ile montajını yapmak suretiyle satışa sunacağı tüm ticari araçları kendisine tahsis edilmiş olan bölgede yeniden satması amacıyla bayi olan davalıya düzenli olarak temin etmekle yükümlü olduğu, bayi olan davacının ise kendisine tahsis edilen bölge içinde, sözleşme hükümlerine uygun olarak sözleşme konusu ürünlerin satışını artırmakla yükümlü olduğu kararlaştırılmıştır. Bu sözleşme uyarınca davalı tarafından davacıya sadece dava konusu olan araç teslim edilmiş, bunun dışında herhangi bir araç teslim edilmemiştir. Davacı tarafından sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmek için ve davalı tarafından kendisine teslim edilecek araçların sergilenmesi için... kiralanmış ve kira sözleşmesi dosyaya sunulmuştur. Ayrıca kiralanan showrooma bayilik işinin gerektirdiği donanımın yapılması için masraf yapılmış ve buna ilişkin faturalar da sunulmuştur. Sözleşmenin teminatı olarak da davacıya temlik edilen teminat bedeli verilmiştir. Davacı tarafından Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/11 Değişik İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespitte davacının dava konusu bayiliğin yapılması için kiralanan showroomun başka bir amaçla kullanılmadığı da tespit edilmiş ve bu ... davacı tarafından yapılan masraflar da tespit edilmiştir. Davalı tarafından bayilik sözleşmesinin kurulmasından feshine kadar davacıya sadece dava konusu araç teslim edilmiş ve bunun dışında teslimat yapılmamıştır. Davalı tarafça teslimatın yapılmaması nedeni olarak davalı firma tarafından davacı firmaya gönderilen yazıda; üretici firmadan kaynaklanan otomobil ithalat rejimindeki eksiklikler sonucu, ... marka otomobillerin 2014 yılının ortalarına kadar tekrar ithal edilmesinin mümkün görülmediği belirtilmiş ve davacı tarafa 'halihazırdaki anlaşmalara sadık kalarak ... bayiliğini devam ettirmek ve yeni model ve markaları beklemek', '... bayiliğine devam etmeye ek olarak ve sadece, davacı firma grubuna ait ... marka ürünlerin bayiliğini almak ve satışını yapmak' ile 'bayiliğin davacı firma tarafından iptal edilerek, fatura edilmiş otomobilleri iade almak' olmak üzere, üç alternatif sunulmuştur. Davacı firma, cevap yazısında ise yapılan sözleşmenin sadece ... markası adı altında olmak üzere değişik modellerdeki ticari ve binek otomotiv ürünlerinin bayiliği ve satışı ile ilgili olduğundan ve bu sebeple, sözleşmenin farklı bir ürün pazarlamak üzere yapılmadığından bahisle; ... bayiliği teklifini kabul etmediklerini, ancak ellerindeki aracın bedelinin nakden ve peşinen ödenmek üzere davalı tarafından teslim alınmak ve yazılı ve resmi taahhütte bulunmak kaydıyla Haziran 2014 tarihiyle bayilik sıfatıyla sözleşmeye bağlı kalmaya devam edeceklerini; bu alternatif önerilerinin kabul edilmemesi halinde, sözleşmeyi feshederek her türlü maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak üzere, hukuki ve cezai yasal yollara başvuracaklarını belirtmiştir. Davacı tarafça davalının teklifleri kabul edilmemiş ve sözleşme feshedilmiştir. Davalı taraf açıkça sözleşme hükümlerini üretici firmadan kaynaklanan otomobil ithalat rejimindeki eksiklikler sonucu, ... marka otomobillerin 2014 yılının ortalarına kadar tekrar ithal edilmesinin mümkün görülmediği belirtilmiş ve buna dayanak olarak 2016 yılında resmi gazetede yayımlanmış tebliği göstermiş ve sözleşme hükümlerini yerine getirmediğini ikrar etmiştir. Sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesinin sebebi davacının kusurunda kaynaklanmamıştır. Davalının basiretli bir tacir olarak bayiliğini verdiği araçlarda yeterli tedariki sağlayacak nitelikte olmasından sorumlu olduğundan davalının savunmalarına itibar edilmemiştir. Davacı tarafça dava konusu sözleşme haklı nedenle feshedilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından davacıya seçimlik haklar tanınmış ise de davacının sözleşme kapsamında anlaştığı hususlar dışından başka bir seçeneği kabul etmekle yükümlü olmadığı ve buna zorlanamayacağı açıktır. Sözleşme davacı tarafça haklı nedenle feshedildiğinden sözleşme kapsamında verilenlerin geri iadesi gerekmektedir. Ayrıca davalının kusuru ile sözleşme feshedildiğinden davacının uğradığı ve talep ettiği menfi zararlarının davalı tarafça tazmini zorunludur. Açıklanan nedenlerle davacının davasının kabulüne, dava konusu aracın davalı tarafa iadesine, araç bedelinin, aracın teşhir ve satışı için hazırladığı showroom için yaptığı masraf bedelinin, davacının bayilik sözleşmesi gereğince kiraladığı taşınmaz için ödediği toplam kira bedelinnin davacının bayilik sözleşmesi gereğince teminat olarak vermiş olduğu teminat bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kabulü ile ... marka ... 3.5 ton hafif ticari aracın davalıya iadesine, iade masraflarının davalı tarafça karşılanmasına, ... marka ... 3.5 ton hafif ticari araç için ödenen 40.442,00 TL, davacının bayilik sözleşmesi gereğince aracın teşhir ve satışı için hazırladığı ... için yaptığı 40.000,00 TL masraf, davacının bayilik sözleşmesi gereğince kiraladığı taşınmaz için ödediği toplam 67.500,00 TL kira bedeli, davacının bayilik sözleşmesi gereğince teminat olarak vermiş olduğu 10.000,00 TL olmak üzere toplam 157.942,00 TL'nin dava tarihi olan 01.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Tarafların iddia ve savunmaları ile ilk derece mahkemesinin ret kararı ve Dairemizin kaldırma kararı özetlenerek, kaldırma kararında esasa ilişkin bir tespit bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin ret kararının gerekçesinin düzeltilerek ve güçlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, önceki kararın aksine davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece usul ve yasaya aykırı ıslah talebine göre karar verildiğini, faiz başlangıç tarihin dava tarihi olarak belirtilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece cevap dilekçesindeki deliller değerlendirilmeden dosya kapsamına aykırı karar verildiğini, hukuki nitelendirmenin bilirkişilere bırakıldığını, müvekkilinin aracın iadesine ilişkin bir ikrarının bulunmadığını, müvekkili ile ilgili olmayan bir kişinin davacıya ... marka ürünlerin bayiliği teklif etmesinin müvekkili şirketi bağlamadığını, müvekkili ile ilgisiz bir yazının esas alınmasının başlı başına hukuka aykırılık oluşturduğunu,Önceki kaldırma kararının esasa ilişkin olmadığını, mahkemece kaldırma kararında belirtilmeyen gerekçelerle yeniden yargılama yapmasının hukuka aykırı olduğunu, usulü kazanılmış hakların dikkate alınmadan karar verildiğini,Davacı tarafından zamanında ıslah yapılmamasına rağmen ıslahın dikkate alınarak karar verildiğini, gerekçeli kararda bu itirazın dikkate alınmadığını, davacı vekilinin 13.02.2018 tarihli duruşmasında "davayı ıslah edeceğiz tahkikatı gerektiren bir husus yoktur" şeklinde beyanda bulunduğunu, mahkemece tahkikatın bitirilerek sözlü yargılamaya geçildiğini ve sözlü yargılamanın 12.04.2018 tarihine bırakıldığını, davacı vekilinin 13.02.2018 tarihli duruşmadan iki ay sonra sözlü yargılama duruşma gününde ıslah dilekçesi sunduğunu, ıslahın tebliğ edilmediğini ve müvekkilince ıslaha itiraz edildiğini, ıslahın HMK'nın 177. maddesine aykırı olduğunu bu hükme göre süresinde ıslah dilekçesi sunulmadığını, HMK'nın 180. maddesine göre tam ıslah halinde bir hafta içinde yeni bir dilekçesi verilmesi gerektiğini, buna göre 13.02.2018 tarihinde davanın tam ıslah edileceğinin belirtilmesine karşın iki ay sonra dilekçe verilmesinin usule aykırı olduğunu, mahkemece karar verilirken ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerekirken tüm alacak bakamından dava tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu,Davacının, müvekkil şirketin araçlarda servis hizmeti sağlayamadığı sebebi ile satın aldığı aracın satılamadığını, bu nedenle bayilik sözleşmesinin feshi ile aracın iadesi ve 80.000 TL'nin tahsilini istediğini, oysa müvekkilinin satış sonrası yeterlilik belgesi bulunduğunu, müvekkilinin 14 şehrinde aynı araçlara ilişkin olarak bayilik sözleşmelerinin devam ettiğini, Türkiye’nin 7 bölgesinde yetkili servislerin hizmet verdiğini, kanuni zorunluluk gereğince bayilere satılan araçların yedek parçalarının da ithal edildiğini, bu belgelere göre davacının fesih sebebi ve araçı satamama sebebinin geçerli olmadığını, uzun yıllar sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunu, kendisine ait aracı 01.03.2016 tarihine kadar tescil etmemesi nedeniyle satamadığını, bir çok kez bu konuda uyarılan davacının aracı tescil etmediğini, bu şekilde verilen bir çok aracın başka bayilerce satıldığını ve bunlara ilişkin belgelerin mahkemeye sunulduğunu, ithal edilen araçların satışına yasal bir engel bulunmadığını, satın alınan araç dışında başka bir araç talebinin de bulunmadığını, davacıya araç temin edilmediğine ilişkin beyanların gerçek dışı olduğunu, davacının bir yandan servis hizmeti bulunmadığı için aracı satamadığını beyan ederken, diğer yandan araç temin edilmediğini savunarak çelişkiye düştüğünü, davacının araç sipariş ettiğine ilişkin bir ihtarının bulunmadığını, aracın iadesi için davacıya gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 08.02.2016 tarihli ihtarına cevap verilmediğini, davacının kötü niyetle aracı iade etmediği gibi 01.03.2016 tarihine kadar da tescil etmeyerek oluşan zarardan sorumlu olduğunu, süresinde tescil edilmeyen aracın hukuki yönden ayıplı hale geldiğini, müvekkilinin araçları mevzuata uygun şekilde ithal ettiğini, ancak daha sonra Euro 5 araçlar dışındaki araçların ithalatının yasaklandığını, daha önceki mevzuata göre ithal edilen araçlar için 01.03.2016 tarihine kadar tescil şartı getirildiğini, davacının uyarılmasına ve ihtara rağmen aracı iade etmediğini ve tescil de etmediğini,Yansıtma yoluyla yapılan harcamaların müvekkilinden talep edilemeyeceğini, kiralanan yerin hali hazırda davacının kullanımında olduğunu, kullanılan yerin kira bedeli ile döşeme bedelinin tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, dürüstlük ilkesine aykırı taleplerin kabul edilemeyeceğini, sözleşmenin 11. maddesinde mücbir nedenlerin belirlendiğini, bu kapsamda kamu idaresinden kaynaklanan nedenlerin mücbir neden olduğunu, mevzuat değişikliği nedeniyle ithalatın yapılamamasının objektif imkansızlık olduğunu, müvekkilinin ithal ettiği araçların Avrupa Birliği ile uyum çerçevesinde ithalinin yasaklandığını, sadece Euro 5 standardı olan araçların ithaline izin verildiğini, sözleşmenin müvekkilinden kaynaklanmayan bir nedenle sona ermesi nedeniyle oluşan zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, tazminattan sorumlu olunsa bile alınan tüm malzemelerin bedelinin müvekkilinden istenemeyeceğini, meydana gelen imkansızlığın Euro 4 standardında araç ithal eden herkes için geçerli olduğunu ve sözleşmenin 11 ve 22. maddesi uyarınca davacının zarar ve ziyan talep edemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle, bayilik sözleşmesinin davalının kusurlu davranışları nedeniyle yerine getirilememesinden ve bu nedenle sözleşmenin sona ermesinden kaynaklanan tazminat istemine ve sözleşme kapsamında alınan aracın iadesi ve ödenen bedelin tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen 24.01.2013 tarihli bayilik sözleşmesi ile davalı şirketçe Çin'de kurulu bulunan ... Firmasının ürettiği ... marka araçlarının, yurt dışından davalı tarafından ithal edilerek davacıya satışının ve davacının da kendi nam ve hesabına araçları tüketiciye satmasının kararlaştırıldığı görülmüştür. Sözleşmenin iki ve devamı maddelerinde tarafların yükümlülükleri belirlenmiştir. Buna göre davacının üstlendiği Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kilis bölgesinde bayilik verenin satışlarını artırmak için çaba harcayacağı kabul edilmiştir. Sözleşmenin 10. maddesinde ürünün temini ve tedariki düzenlenmiş olup, bayinin davalının tesislerinde ürünü teslim alacağı, önceden davalının yazılı onay olmaksızın başka bir bayi veya tali bayiden ürün alınamayacağı ve yeterli miktarda stok bulundurulacağı kabul edilmiştir. Sözleşmenin 11.maddesine göre "savaş, iç savaş, yolların kapanması, trafiğin kesilmesi veya aksaması, grev, lokavt veya ihtimali, Hükumetin emirleri, ham madde veya her türlü emtiayı temin edememe, ürün stoklarının kalmaması, şirketin fabrika tesis ve ambarlarında teknik nedenlerden dolayı üretimde meydana gelebilecek aksaklıklar ve bunlara benzer, bunlarla sınırlı olmayan sair olan ve/veya olağan dışı nedenlerden doğal afetler, yangın, terör olayları, kamu idarelerinden kaynaklanan sebeplerden dolayı şirket taahhütlerini yerine getiremez ise bayi, şirkete karşı herhangi bir hak iddia edemez ve şirkete bunlardan dolayı herhangi bir maddi manevi sorumluluk yükleyemez, rücu edemez". düzenlemesi bulunmaktadır.Davacı taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ifa edilemeyeceği ve ürünlerin temin edilemediği gerekçesiyle sözleşmeyi feshederek uğranılan zararların tazminini istemiştir. Davalı ise taraflar arasındaki sözleşmenin 2016 yılına kadar ifasının mümkün olduğunu ancak 2016 yılında Hükumetçe Avrupa Birliği uyum kapsamında Euro 5 standardındaki araçların satımını izin verildiğini, Euro 4 araçların ise satılamadığını, bu nedenle mücbir sebep koşulları oluştuğunu savunmaktadır.Sözleşmenin imzalanmasından sonra sonradan bir ifa imkansızlığının ortaya çıkması halinde TBK'nın 136 ve 137.maddesine göre işlem yapılması gerekmektedir. Bu nedenle somut olayda ifa imkansızlığının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Taraflar arasında 24.01.2013 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşme tipik iki tarafa borç yükleyen ve süreklilik arz eden bir sözleşmedir. Sözleşmeyi yapan tacir, çok sayıda araç alıp satarak gelir elde etmeyi hedeflemektedir. Ancak sözleşme kapsamında bir adet araç davacıya teslim edilmiştir. Sözleşmenin başından itibaren başka bir araç teslim edilmediği tarafların beyanından anlaşılmaktadır. Davalı şirket adına ... tarafından gönderilen yazıda 2014 yılının ortalarına kadar araç ithalinin mümkün olmadığı belirtilerek davacıya üç seçenek sunulmuştur.Yazıda üretici firmadan kaynaklanan otomobil ithalat rejimindeki eksiklikler sonucu, ... marka otomobillerin 2014 yılının ortalarına kadar tekrar ithal edilmesinin mümkün görülmediği belirtilmiş ve davacıya halihazırdaki anlaşmalara sadık kalarak ... bayiliğini devam ettirmek ve yeni model ve markaları beklemek, ... bayiliğine devam etmeye ek olarak ve sadece, davacı firma grubuna ait ... marka ürünlerin bayiliğini almak ve satışını yapmak ile bayiliğin davacı firma tarafından iptal edilerek, fatura edilmiş otomobilleri iade almak alternatifleri sunulmuştur. Davalı, yazıyı gönderen kişinin şirket yetkilisi olmadığını savunmuştur. Ancak bu yazı üzerine davacı tarafından gönderilen Gaziantep ...Noterliğinin 11.06.2013 tarihli yazısında bu yazıdan söz edilerek 01.06.2014 tarihine kadar bayi sıfatıyla bekleneceği aksi halde sözleşmenin feshedileceği belirtilmiş ihtarın 20.06.2013 tarihinde davalıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davalının bu ihtara karşı herhangi bir yazılı cevap vermediği görülmüştür. Bu durumda davacıya gönderilen yazı davalının yetkilisine ait olsun veya olmasın, bu yazı içeriğinin davalı teklifi olduğu belirtilerek, ihtar yoluyla davacıya bildirilmesi ve 2014 yılı Haziran ayına kadar bayi olarak bekleneceğinin açıklaması karşısında yazı içeriğine itibar edilmelidir. İhtar ve yazı içeriğinden davalının, davacıya araç temin edilmediği anlaşılmaktadır. Sürekli borç içeren bu sözleşmede davacının sipariş vermesi zorunlu olmayıp, sözleşmedeki, bayinin satışları arttıracağı ve sadece davalıdan araç alınacağına ilişkin hükümler gereğince davalının da, davacıya araç satması, satın almıyorsa temerrüte düşürmesi gerekmektedir. Ancak araç temin edemeyen davalının hiçbir işlem yapmadığı, ihtara cevap vermediği, ancak Bakırköy ...Noterliğinin 08.02.2016 tarihli ihtarı ile aracın tescili veya iadesinin istendiği anlaşılmıştır. Davacı ihtarında verilen süre dikkate alınarak, 06.01.2016 tarihli resmi gazetede yayınlanan tebliğ gerekçe gösterilerek araç temin edilmemesi dürüstlük ilkesi ile bağdaşmaz. Zira davacının ihtarı üzerinden yaklaşık 2.5 yıl süre geçmiştir. Bir bayinin bu kadar süre hiçbir ticari faaliyet yapmaksızın beklemesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu durumda henüz mücbir sebep bulunmayan aşamada dahi davalının araç temin edilemediği ve sözleşmenin feshine kusurlu davranışlarıyla sebep olduğu kanaatine verilmiştir.Sözleşme kapsamında davacının yapmış olduğu imalat ve kiralama masraflarının tahsilinin istenilmesi yerindedir. Zira TBK'nın 112. maddesi gereğince temerrüte düşen borçlunun kusursuzluğunu ispat etmedikçe alacaklının uğradığı tüm zararları gidermesi gerekmektedir.Taraflar arasındaki sözleşmedeki formata uygun düzenlenen ve başka bir yerde kullanılması mümkün olmayan mekan döşemelerinin davacı tarafından başka amaçla kullanıldığından söz edilemez. Bayilik sözleşmesinde başka ürünlerin satışının yasaklanması ve davacının başka bir ticaretinde kiralanan yeri ile malzemeleri kullandığını savunularak, kanıtlanmaması nedeniyle mahkemece bilirkişiye tespit ettirilen kira ve döşeme bedellerinden davalının sorumlu tutulması yerinde görülmüştür.Sözleşmenin feshinin davalının eyleminden kaynaklandığı, davalının araç temin edememesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, fesih şartlarında uzlaşılmaması nedeniyle aracın davalıya iade edilmemesi veya tescil edilmemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, sözleşmenin amacı dikkate alındığında tek bir aracın satımı ve teşhiri için bayilik sözleşmesinin düzenlenemeyeceği, zararın tamamen davalının kusurundan meydana geldiği, bu nedenle davadaki taleplerin hakkın kötüye kullanıldığı niteliğinde olmadığı, talep edilen giderlerin bayilik sözleşmesiyle doğrudan bağlantılı ve sözleşmenin ifası için zorunlu giderler olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde açıklama yapmaksızın 80.000,00 TL talep etmiştir. Mahkemece ilk karar öncesi yapılan 13.02.2018 tarihli oturumda, davacı vekili davanın ıslah edileceğini belirtmiş ancak mahkemece herhangi bir süre verilmeksizin duruşma 12.04.2018 tarihine ertelenmiştir. Tahkikatın bitirilerek sözlü yargılamaya geçilmiştir. Davacı vekili duruşmadan önce 11.04.2018 tarihinde harcını ödeyerek davayı ıslah etmiş ve ıslah dilekçesinde aracın iadesi, 40.442,00 TL'nin tahsili, taşınmaz için yapılan 40.000,00 TL masraf, 67.500,00 TL kira ödemesi ve 10.000,00 TL teminatın tahsili istenmiştir.Mahkemece aynı oturumda davanın reddine karar verilmiştir. Davacının ıslah beyanı, davanın tamamen ıslahı niteliğinde olmayıp talep sonucunun arttırılması niteliğinde kısmi ıslahtır. Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Ancak henüz tahkikat tamamlanmamış ise ıslah için süre verilmesi gerekmektedir. HMK'nın 181. maddesinde de ıslah edilen usul işleminin yapılması için bir haftalık süre verilmesi öngörülmüştür. Bu durumda tahkikatın usulüne uygun şekilde sona erdirilmediği, tahkikat duruşması sona ermeden önce duruşma tutanağına davacının ıslah beyanının yazıldığı ancak bu konuda bir ara karar verilmediği gibi usulüne uygun süre de verilmediği, duruşma gününden önce davanın ıslah edildiği anlaşılmakla, ıslahın usulüne uygun şekilde yapıldığı sonucuna varılmıştır.Davacı sözleşme kapsamında dava dışı ... Şirketi'nin davalıya vermiş olduğu 10.000,00 TL alacağı temlik aldığına ilişkin 30.01.2013 tarihli alacağın devri sözleşmesini sunmuştur. Devir sözleşmesi yazılı şekilde yapılmış olup alacağın devri için borçlunun rızası alınmayacağından, temlikle edimin ve bayilik sözleşmesi kapsamında davalı tarafından bulunan teminatın talep edilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesince verilen 12.04.2018 tarihli karar, delillerin eksik toplanarak incelenmesi gerekçesiyle Dairemizin 27.05.2019 tarihli kararı ile kaldırılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararları, Yargıtay bozma ilamlarının aksine bozma/kaldırma dışında bırakılan hususlarda usulü kazanmış hak oluşturmaz. Karar kaldırılmakla tümden ortadan kalkmış olur ve herhangi bir usulü kazanılmış hak söz konusu olmaksızın yeniden hüküm verilir. Kaldı ki kaldırma ilamımızda davalı savunmalarının haklılığına veya ret gerekçesinin yetersiz ve eksik olduğuna ilişkin bir tespit de bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece eksik delillerin toplanması ve bilirkişi incelemesi yapılarak taraflar arasında sözleşme hükümlerine uygun şekilde uyuşmazlığın tespit edilerek karar verilmesi usulüne uygun olduğundan, davacı vekilinin yukarıdaki belirtilen nedenlerle ıslah bakımından işlemiş faize yönelik istinaf başvurusu dışındaki tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Ancak davacı tarafından talep edilen alacağın 80.000,00 TL'lik kısmının 01.03.2017 tarihli dava dilekçesinde talep edildiği daha sonra ıslah dilekçesi ile alacak toplamının 157.942,00 TL'ye yükseltiği anlaşılmıştır.Davadan önce sözleşmenin feshedilmesine rağmen TBK'nın 117. maddesine göre miktar gösterilerek borçlunun temerrüte düşürülmediği bu nedenle dava açılan miktar yönünden dava tarihi olan 01.03.2017 tarihinden itibaren, artan kısım yönünden ise ıslah tarihi olan 11.04.2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerekirken alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz uygulanması isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile ... marka ... 3.5 ton hafif ticari aracın bulunduğu adresten davacı tarafından alınmak suretiyle davalı tarafa iadesine, iade masraflarının davalı tarafça karşılanmasına,... marka ... ton hafif ticari araç için ödenen bedel olan 40.442,00 TL, davacının bayilik sözleşmesi gereğince aracın teşhir ve satışı için hazırladığı ... için yaptığı masraf bedeli 40.000,00 TL, davacının bayilik sözleşmesi gereğince kiraladığı taşınmaz için ödediği toplam kira bedeli 67.500,00 TL, davacının bayilik sözleşmesi gereğince teminat olarak vermiş olduğu teminat bedeli 10.000,00 TL olmak üzere toplam 157.942,00 TL alacağın, 80.000,00 TL'lik bölümünün dava tarihi olan 01.03.2017 tarihinden itibaren, bakiye kısmının ıslah tarihi olan 11.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.789,01 TL nispi karar harcından, daha önce yatırılan 1.366,20 TL peşin harç ve 1.332,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.698,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.090,81 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından harcanan 1.366,20 TL peşin harç, 31.40 TL başvurma harcı ve 1.332,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.729,60 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 2.828,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Kullanılmayan gider ve delil avanslarının, HMK 333. maddesi uyarınca yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 220,70 TL başvuru harcı gideri ile 99,00 TL posta gideri olmak üzere, toplam 319,70 TL kanun yolu giderlerinin, kararımızın mahiyetine göre takdiren 80,00 TL'lik bölümünün davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 08.05.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.