T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/294
KARAR NO:2025/795
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:15.09.2021
NUMARASI:2020/680 Esas - 2021/802 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/781 ESAS- 2021/248 KARAR SAYILI DAVADA:
DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davaların davacısı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu şirket arasında düzenlenen genel kredi sözlemelerine diğer davalıların müteselsil kefil olduklarını, sözleşme kapsamında kullanılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine Bakırköy ...Noterliğinin 28.05.2019 tarihli ihtarıyla hesabın kat edilerek borçluların temerrüte düşürüldüğünü, alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, ... kapsamında verilen kredilerin ödenmesinin beklendiğini, ancak tazmin edilecek tutar bakımından ...'ye ödeme yapılması gerektiğinden takibe devam edildiğini, borçluya verilen çek karnesinde ki 25 adet çekten kaynaklanan 55.625,00 TL güncel gayri nakdi kredi riskinin bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle;müvekkilinin sözleşme nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, kredi sözleşmesinin 1. sayfasında 1.000.000 TL yazarken 28. sayfasında kefilin sorumlu olduğu miktarın 1.100.000 TL olarak yazıldığını, sorumlu olunan tutarın belirsiz olduğunu,müvekkilinin davalı şirketin ortaklığından 14.04.2016 tarihinde ayrıldığını, kredinin bu tarihten sonra sonra kullandırıldığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra şirketin sermayesinin arttırıldığını ve sermaye arttırımı sayesinde kullandırılan krediden sorumlu olmadığını, sonradan alınan bu kredi için eşinden muvafakat alınmadığını, davacının kullanılan kredi sebebiyle zararının olmadığının, zararın ...'den karşılanacağını, gayri nakdi tutar bakımından kesinleşmiş bir zarar ve alacağın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu şirket ve müteselsil kefiller arasında çeşitli tarihlerde imzalanan genel kredi sözleşmeleri kapsamında ticari kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine kat ihtarı ile ödenmesinin istendiğini, alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasında başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu, kredilerin ... kapsamında verildiğini, tazmini halinde dahi borçludan müvekkilince tahsili gerektiğini, bu takibin ilk takipteki borçlar dışındaki borçlar için başlatıldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin sözleşme nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, kredi sözleşmesinin 1.sayfasında 1.000.000 TL yazarken 28. sayfasında kefilin sorumlu olduğu miktarın 1.100.000 TL olarak yazdığını, sorumlu olunan tutar bakımından belirsizlik bulunduğunu, müvekkilinin 14.04.2016 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığını, kredinin bu tarihten sonra kullandırıldığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra şirketin sermayesinin arttırıldığını ve sermaye arttırımı sayesinde kullandırılış olan krediden sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca sonradan alınan kredi bakımından eş rızasının alınmadığın, kredinin ...'den karşılanacağından davacının zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce dosyanın tevdi edildiği bilirkişi tarafından temerrüt tarihleri nazara alınarak hazırlanan rapora itibar olunarak neticeten ... sayılı dosyasında (davalı ...yönünden) takip tarihi itibariyle asıl alacak 487.944,34 TL, işlemiş temerrüt faizi 21.316,66 TL, BSMV 1.880,00 TL, ihtiyati haciz masrafı 723,50 TL olmak üzere toplam 511.865,00 TL’lik kısım yönünden itirazın iptaline, takibin asıl alacak 487.944,34 TL, işlemiş temerrüt faizi 21.316,66 TL, BSMV 1.880,00 TL, ihtiyati haciz masrafı 723,50 TL olmak üzere toplam 511.865,00 TL üzerinden DEVAMINA, asıl alacak tutarına yıllık % 31,85 oranında temerrüt faizi ve % 5 gider vergisi işletilmesine, (bu tutardan davalılar ... ve...’nın takip tarihi itibariyle 506.706,47 TL’lik tutar bakımından sorumlu olduğuna) fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 102.373,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, (bu tutardan davalılar İbrahim ve Salih Karahanlı’nın tahsilde tekerrür olmamak üzere 101.341,29 TL’lik kısmından sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.Davacı bankanın 25 adet çek yaprağından dolayı toplam 55.625,00 TL depo edilmesini talep ettiği, sunulan belgelere göre ibraz ya da iade edilmeyen 25 adet çek yaprağının bulunduğu, takip tarihi itibariyle 25 adet çek yaprağı bedelinin 50.750,00 TL olduğu görülmekle, 25 adet çek yaprağı tutarının davalılar tarafından davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine karar verilmiştir. Mahkememiz kısa kararında 25 adet çek yaprağı tutarı 55.625,00 TL'nin depo edilmesine karar verilmiş ise de, 1 adet çekten kaynaklanan sorumluluk bedelinin 2030,00 TL olduğu, hesap hatası ile sehven mahkememiz kararında 55.625,00 TL yazılmış ise de, doğru hesaplamanın (2.030,00 X 25) 50.750,00 TL olduğu anlaşılmakla HMK'nun 304.maddesinde düzenlenen hesap hatası mahiyetinde işbu hata mahkememizce resen düzeltilmiş ve hüküm fıkrasında doğru hesaplama ile 50.750,00 TL olarak yazılmıştır. Birleşen dava yönünden yapılan incelemede, asıl dava dosyasına konu hesap kat ihtarını temel alarak, alacağın bir kısmını talep ederek icra takibi başlatıldığı, davacı tarafın asıl dosyaya konu borç dışında birleşen dosyaya konu edilen alacağın varlığını kanıtlayacak belge ya da delil sunmadığı, sunulan belgelerin asıl dosya dava konusu borca ilişkin olduğu, birleşen dava dosyasına konu ayrı bir alacağın bulunmadığı..." gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı dosyasına yönelik itirazının (davalı ... İnşaat Şirketi yönünden) takip tarihi itibariyle 487.944,34 TL asıl alacak, 21.316,66 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.880,00 TL BSMV, 723,50 TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 511.865,00 TL üzerinden iptaline, takibin asıl alacağa yıllık % 31,85 oranında temerrüt faizi ve % 5 gider vergisi uygulanarak davamına, davalılar ... ve ...’nın takip tarihi itibariyle bu tutarın 506.706,47 TL'sinden sorumlu tutulmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olduğundan 102.373,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalılar ... ve ...’nın tahsilde tekerrür olmamak üzere bu tutarın 101.341,29 TL’lik kısmından sorumlu tutulmasına, 25 adet çek garanti bedeli olan 50.750,00 TL’nin davalılar tarafından davacı banka nezdinde açılacak vadesiz bir hesapta depo edilmesine, birleşen Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/781 Esas sayılı dosyasının reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, kat ihtarına rağmen ödenmeyen borcun tahsili amacıyla ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi nedeniyle takibe yetkili ... sayılı dosyasında devam edildiğini, ayrıca ... sayılı dosyasında da sonradan muaccel hale gelen alacağının tahsili için takip başlatıldığını,Bilirkişinin asıl alacağı eksik hesaplandığını, müvekkilince asıl alacak olarak 502.031,49 TL talep edilirken, bilirkişinin bu alacağı 487.944,34 TL olarak hesapladığını, 14.087,15 TL eksik hesaplanan alacağın da yeterli araştırma yapılmaksızın reddedildiğini, ayrıca birleşen davanın reddinin de hatalı olduğunu, raporun dosyadaki deliller dikkate alınmaksızın düzenlendiğini, raporda sadece asıl alacağın fazla istendiğinin belirtildiğini, birleşen dosya açısından ise etkin bir yargılama yapılmadığını, bu nedenle asıl ve birleşen davaların tam olarak kabulü ve vekalet ücreti isteminin reddi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen davalar, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi borcunun tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı banka ile davalı ...Şti arasında çeşitli tarihlerde düzenlenen genel kredi sözleşmelerine diğer davalılar müteselsil kefil olarak katılmışlardır. Bankanın kredi alacağının ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından ilk olarak 27.09.2019 tarihinde ... sayılı dosyasında 502.031,49 TL asıl alacak, 21.316,66 TL işlemiş faiz, 1.880,50 TL BSMV, 723,50 TL masraf olmak üzere toplam 525.952,15 TL genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ihtiyati haciz kararı alınarak takip başlatılmıştır. Bu takibin ekinde 30.12.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi bulunmaktadır. Süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği ... sayılı dosyasında 20.12.2019 tarihinde gönderilen ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu, davalının itirazın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Bu takip talebinden sonra davacı banka vekilince 19.12.2019 tarihinde... sayılı dosyasında 115.967,60 TL asıl alacak, 5.301,65 TL işlemiş faiz, 585,06 TL BSMV olmak üzere toplam 121.854,31 TL alacağın tahsili için takip başlatılmıştır. Takibin dayanağı genel kredi sözleşmesi olarak gösterilmiş olup, ödeme emrinin tebliği üzerine 24.01.2020 tarihinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Bu takip ekinde de Bakırköy ... Noterlinin 20.05.2019 tarihli kat ihtarı ile 30.12.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi bulunmaktadır.Bankaca 30.12.2015 tarihli 1.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında borçlu şirkete kredi kullandırılmıştır. Dosya içerisinde bulunan sözleşme suretinden davalının 1.100.000 TL bedelli kefaletinin bulunduğu, kefil olunan miktarın, kefalet türünün el yazısıyla yazıldığını, sözleşme tarihinde kefilin şirket ortağı olduğu, kefaletin TBK'nın 583. maddesi uyarınca geçerli olduğu anlaşılmıştır.Davalı gerçek kişinin müteselsil kefil olması nedeniyle TBK'nın 585. maddesi gereğince önce borçluya başvurulmasına gerek bulunmamaktadır. TBK'nın 586. maddesinde doğrudan kefile başvurulabileceği kabul edilmiştir.Kredi hesabının kat edilmesi, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterli olup ayrıca kefillere ihtarın tebliği şartı aranmaz. Asıl borçluya gönderilen ihtar, borçlunun temerrüdünün yanı sıra, TBK’nın 586. maddesinde öngörülen müteselsil kefilin takibi koşullarının gerçekleşmesi bakımından gerekli bir unsurdur. TBK'nın 586. maddesine göre asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehni paraya çevrilmeden kefil aleyhine takip yapılması mümkün değilse de, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması halinde kefil aleyhine de takip yapılabilir. Kefile ihtarın tebliği ise aynı şekilde kefilin temerrütü için gerekli olup, tebliğ edilmemiş olması halinde takip tarihi itibariyle kefilin temerrüte düştüğü kabul edilir. Bankaca hesabın kat edilmesi ve borçlu şirket ile davalıya gönderilen kat ihtarının sonuçsuz kalması nedeniyle anılan madde kapsamında kefile karşı talepte bulunulması yerindedir.Kredi sözleşmesinden sonra davalının, borçlu şirket ortaklığından ayrılması ile kefalet sözleşmesi sona ermez. Yasada belirlenen süre ile kefalet sözleşmesinin devam edeceği ve kefalet limiti içinde kullandırılan kredilerden kefilin sorumlu olacağı anlaşılmaktadır. Davalıya kullandırılan kredi ... teminatlı kredidir. 20.10.2016 tarihli ve 2016/9538 ayılı Bakanlar Kurulunun 6. maddesinde, temerrüt halinde takip süreçlerinin kredi verenlerce yürütüleceği, temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemlerin kredi verenler tarafından yürütüleceği, kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde edecekleri tahsilatın tazmin edilen kefalet oranında Kuruma aktarılacağı düzenlenmiştir. Bu hükme göre bankanın ... kefaleti ile verilen krediler bakımından davaya takip etmesi gerekmektedir.Davacı bankaca gönderilen kat ihtarının davalı şirketin bilinen adresine gönderildiği ancak tebliğ edilmediği, kat ihtarının kefillere de tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Ancak bilirkişinin isabetli şekilde borçlu şirket yönünden İİK'nın 68/b maddesi uyarınca kat ihtarının düzenlemesi ve verilen bir günlük süre sonunda, kefillerin ise takip tarihinde temerrüde düştükleri belirlenerek, asıl borçlu ve kefiller yönünden temerrüt faizi bakımından hesaplama yapılmıştır. Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi nedeniyle başlatılan takip ve açılan itirazın iptali davasında bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme gerçekleştirilerek rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda, banka ile borçlu şirket arasında kullandırılan kredilere ilişkin olarak düzenlenen sözleşme kapsamında kredi kullandırıldığı, banka kayıtları ile belirlenmiştir. Her ne kadar davacı vekili soyut olarak asıl alacağın 502.031,49 TL olduğunu ileri sürmüş ise de bankanın takip tarihindeki asıl alacağının bilirkişi tarafından banka kayıtlarından 487.944,34 TL olarak belirlenmiştir. Asıl alacağın bu miktardan fazla olduğuna ilişkin somut bir neden ileri sürülmemiştir. Bu nedenle asıl alacak için belirlenen miktar dosya içeriğine uygun görülmüştür. Diğer yandan, asıl alacak yönünden hesap kat edilerek takip başlatılmasına ve gelecek dönem için de işlemiş temerrüt faizi istenmesine rağmen, aynı sözleşme kapsamında yeniden asıl alacak ve işlemiş faizi için takip başlatıldığı, itiraz üzerine birleşen davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davacı banka HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre, asıl davada takip konusu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve asıl davada takibe konu edilen asıl alacak dışında, tahsili gereken başka bir asıl alacak ve işlemiş faizinin bulunduğunu kanıtlamalıdır. Davacının, sözleşmedeki delil şartı da dikkate alınarak, banka kayıtları ile birleşen davaya konu takipteki alacağın varlığını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunda hiç bir somut neden veya hesap bulunmamaktadır. Soyut olarak alacağın eksik hesaplandığı ileri sürülerek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizce dosya kapsamındaki deliller üzerinde yapılan inceleme, bilirkişi raporu, davacının itiraz ve istinaf başvurusuna göre, asıl davada veya birleşen davada daha fazla bir asıl alacak bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl ve birleşen davalar için bakiye 556,10'şar TL olmak üzere toplam 1.032,20 TL istinaf karar harcının, asıl ve birleşen davalarda davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.05.2025