T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/337
KARAR NO:2025/792
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/11/2021
NUMARASI:2019/291 Esas - 2021/713 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde müvekkilince düzenlenen fatura alacaklarının ödenmediğini, 04.03.2019 tarihinde 19.423,87 TL olan anapara alacağının tahsili amacıyla takip başlatıldığını, davalının takibe istinaden 21.03.2019 tarihinde 9.606,27 TL ödeme yaptığını, bakiye alacağın ödenmediğini ileri sürerek, 9.817 TL alacağa yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; 2018 yılı cari hesabının 5.099,87 TL'den açıldığını ve her iki tarafın cari hesabının bu durumu teyit ettiğini, taraflar arasındaki ihtilafın iki adet faturadan kaynaklandığını, 12.05.2018 tarihli 4.456,06 TL bedelli faturaya konu emtianın 12.05.2018 tarihinde davalıya teslim edilmiş gibi fatura düzenlediğini, ancak fatura konusu emtianın müvekkiline teslim edilmediğini, yanlışlıkla başka kişiye teslim edildiğini, emtianın teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin faturayı kabul etmeyerek iade ettiğini ve faturayı ticari defterlerine işlemediğini, 10.10.2018 tarihinde fatura konusu malların davalıya teslimi üzerine bu tarihte faturanın davalı defterine kayıt edildiğini, ikinci ihtilafın ise 11.06.2018 tarihli 11.622,79 TL bedelli faturadan kaynaklandığını, davacının emtia teslim etmiş gibi fatura düzenlediğini ancak fatura konusu emtianın teslim edilmediğini, faturanın müvekkilince kabul edilmediğini ve faturanın iade edildiğini, fatura konusu emtianın yanlışlıkla başka şirkete gönderildiğini, malların davalıya teslim edilmemesi üzerine 15.12.2018 tarihinde davacıya iade faturası düzenlendiğini, bu durumun vergi kanunlarına göre usulsüz olması nedeniyle davalının, davacının usulsüz işlemleri sebebi ile davaya konu 15.12.2018 tarihli 9.817,60 TL bedelli fiyat farkı ve 11.622,79 TL bedelli iade faturasını düzenlediğini, faturaların davacı şirket yetkililerine imza karşılığında teslim edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Dava, cari hesap alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davacı vekili, 04.03.2019 tarihli, 19.423,87 TL anapara alacağına istinaden başlatılan icra takibine istinaden, davalı yan tarafından, davacı yana 21.03.2019 tarihinde 9.606,27 TL ödeme yapıldığını, kalan kısmın ise ödenmediğini iddia etmekte, davalı vekili ise davanın reddini savunmaktadır. ...sayılı icra dosyası üzerinde yapılan incelemede davacı vekilinin cari hesap alacağından kaynaklanan 19.423,87 TL tutarındaki bakiye alacağın tahsili için 04.03.2019 tarihinde davalı aleyhine icra takibine giriştiği, davalını itirazı üzerine takibin durduğu ve davacı vekilinin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır.Mahkememizce taraf defterleri üzerinde inceleme yapılarak rapor tanzimi için dosyanın SMMM bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiştir. Taraf iddia ve savunmaları, ... kayıtları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve dosya kapsamında bulunana sair deliller üzerinde yapılan inceleme sonucunda Davacı Ticari Defterleri; Davacı yana ait aşağıdaki cetvelde gösterilen noter tasdiklerini ihtiva eden 2017-2018-2019 yılı ticari defterleri incelemeye tabi tutulmuştur. Yapılan inceleme ile Davacı şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 421| sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile e-defter kullanan mükellef olduğu, dava konusu 2017-2018-2019 yılı Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerinin GİB onaylı beratların süresinde almış olduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.Davacı yana ait incelenen 2017-2018-2019 yılına ait ticari defterlerinde, davalı ile aralarında bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı yanın incelenen ticari defterlerinde davalı ile olan ticari ilişkisini 120.02.008629 no.lu alıcılar cari hesap kodunda takip ettiği, davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen faturaların bu hesabın borcunda, davalı yan tarafından davacı yana yapılan ödemelerin ve düzenlenen davaya konu İade faturalarının ise bu hesabın alacağında, bilirkişi kök raporunun 4.sayfasında gösterilen cari hesap ekstresinde görüldüğü gibi kayıt altına alındığı anlaşılmaktadır.Buna göre taraflar arası ticari ilişkinin 28.02.2018 tarihinde başladığı, davacı yan tarafından davalı yana 11 adet toplam 22.864,26 TL tutarında fatura düzenlendiği, Davalı yan tarafından davacı yana takip tarihine kadar 180.000,00 TL tutarında (çek ödemesi), takip tarihinden sonra ise (21.03/2019 tarihinde) 9.606,27 TL tutarında (havale) ödeme yapıldığı, davalı yan tarafından davacı yana 2 parça halinde (15.12.2018 tarihli ... nolu 11.622,79 TL tutarlı ve 15.12.2018 tarihli ... nolu 9.817,60 TL tutarlı) toplam 21.440,39 TL tutarında iade faturası düzenlendiği,Bilirkişi tarafından incelenen davacı 2017-2018-2019 yılı ticari defterlerinde takip tarihi olan 14.03.2019 tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan 19.423,87 TL alacaklı olduğu, 21.03.2019 tarihi itibarıyla ise davacı yanın alacağının 9.817,60 TL olduğu anlaşılmaktadır.Davalı vekili, Davacı yan tarafından 5 faturanın davalı yana geç teslimine ilişki Davalının Aylık 1.600,00 TL'den (x 5) toplam 8.000,00 TL BA-BS bildirimine ilişkin cez yine KDV düzeltmesinden de 320,00 TL olmak üzere toplam 8.320,00 TL cezayı KDV dahil 9.817,60 TL üzerinden faturalandırarak huzurdaki davaya konu 10.12.2018 tarihli ... numaralı 9.817,60 TL tutarlı faturanın tanzim edildiğini, (oluşan cezaların davacı ya rücü edildiğini) belirterek , belirtilen hususların dikkate alınarak ek rapor alınmasını talep etmiştir.Bu kapsamda davalı vekilinin itirazı dikkate alındığında taraflar arası ana ihtilafın davalı yan tarafından davacı yana düzenlenen 15.12.2018 tarihli ... nolu 9.817,60 TL tutarlı faturanın haklı yere düzenlenip düzenlenmediği noktasında olduğu anlaşılmaktadır.Davalı yan vekili tarafından cevap dilekçesi ve bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesinde Vergi dairesi tarafından kesilen 8.000,00 TL ceza ve 320,00 TL KDV farkından davacı yanın sorumlu olduğu iddiası ile davacı yana taraflar arası ihtilafa konu rücü faturasının tanzim edildiğinin anlaşıldığı, fakat cevap dilekçesi ekine dava dışı idare olan Vergi dairesi tarafından BA-BS bildirimlerine ilişkin davalı yana ceza kesildiğine ilişkin bir belgenin (Özel Usulsüzlük Ceza İhbarnamesi) sunulmadığı, kaldı ceza kesilip kesilmediğin anlaşılmadığı, zikredilen tutarların indirimsiz ceza tutarı olduğu, erken ödenmesi halinde cezalarda 1/2 ila 1/4 arasında indirim sağlanacağı zikredilen olay örgüsünde tüm faturalar için kesilecek cezanın 1.600,00 TL olmadığı, kaldı ki ortada sadece varsayımsal (ceza gelirse diye) bir fatura düzenlendiği, Somut olayda BA bildirimleri için vergi dairesi Özel Usulsuzlük cezasından ziyade önce açıklamalı bir dilekçe talep edebilir ve/veya devletin alışın geç beyan edilmesinden dolayı vergi kaybı yaşamadığı için yıl bazlı tutar ve faturaların adedinin tutması yeterli gördüğü ve cezai yaptırım uygulamadığı durumlar mevcuttur. Bilirkişi ek raporunda belirtilen bu açıklamalar çerçevesinde davalı yanın zararının olduğu ve bu zarardan davacı yanın sorumlu olduğu, ispata muhtaç olup, davalının belirtmiş olduğu faturadan davacının sorumlu olduğunu ispatlayamadığından beyanlarına itibar edilmeyip davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının... sayılı dosyasına yönelik itirazının 9.817,60 TL asıl alacak üzerinden iptaline, alacağa takip tarihinden itibaren %19,50 ve değişen oranlarda ticari faiz uygulanarak takibin devamına, alacağın likit olması nedeniyle 9.817,60 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 2018 yılı cari hesap açılışının 5.099,87 TL olup ihtilaf bulunmadığını, ancak bundan sonra 12.05.2018 tarihli 4.456,06 TL bedelli faturanın, emtia 12.05.2018 tarihinde teslim edilmiş gibi düzenlenerek tebliğ edildiğini, oysa emtianın teslim edilmediğini, davalının da emtianın teslim edilmemesi nedeniyle faturayı iade ettiğini, fatura konusu emtianın başka şirkete gönderildiğinin sonradan anlaşıldığını, daha sonra 10.10.2018 tarihinde fatura konusu emtianın davalıya teslimi üzerine davalının 10.10.2018 tarihinde bu faturayı ticari defterlerine işlediğini,İkinci ihtilafın ise 11.06.2018 tarihli 11.622,79 TL bedelli faturadan kaynaklandığını, bu tarihte emtia teslim edilmiş gibi fatura düzenlendiğini, oysa emtianın teslim edilmediğini, ve davalının bu faturayı kabul etmeyerek iade ettiğini, sonradan bu emtianın da başka bir şirkete teslim edildiğinin anlaşılması üzerine, 15.12.2018 tarihinde iade fatura düzenlendiğini, Bu nedenlerle Vergi Usul Kanuna aykırılık ve usulsüzlükler ortaya çıktığını, davacı aleyhine dava konusu 9.817,60 TL bedelli fiyat farkı faturası düzenlenerek davacının çalışanı ...'a teslim edildiğini, davacının bu iade faturasını takibe koyduğunu, mahkemece hatalı gerekçelerle davanın reddine karar verildiğini,Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin KDV hariç 5.000 TL'yi aşan mal ve hizmet alımlarını BA formu ile satımlarını ise BS formu ile vergi idaresine bildirmeleri gerektiğini, bu formlarının belirlenen sürelerde verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunulması halinde, mükellef hakkında VUK'nun mükerrer 355.maddesi uyarınca cezai işlem uygulandığını, cezai işlemin uygulanmasında, Ba ve Bs bildirim formları tek bir form olarak değerlendirilerek tek özel usulsüzlük cezası kesildiğini, formları süresinde vermeyen eksik ve yanıltıcı bildirimde bulunan mükelleflere 2018 yılında 1.600 TL özel usulsüzlük cezası kesildiğini, buna göre davacı şirketin bir çalışanının müvekkili şirketin ofisine gelerek bazı faturaların iptal olduğunu, bazı faturaların unutulduğunu söyleyerek davalıya fiyat farkı faturası kesilip konunun hallolacağını söylediğini, müvekkilinin bundan dolayı faturaları işleme aldığını, 07.04.2018 tarih ... nolu 1.5037,92 TL faturanın geliş tarihi 10.10.2018 Ba-Bs cezasının 1.600,00 TL, 12.05.2018 tarih ... nolu faturanın 4.456,06 TL olup geliş tarihi 10.10.2018 Ba-Bs cezasnın 1.600,00, 11.06.2018 tarih ... nolu 11.622,79 TL faturanın geliş tarihinin 10.10.2018 Ba-Bs cezasının 1.600,00 TL, 24.10.2018 tarih ...nolu 133.306,74 TL faturanın geliş tarihinin 10.10.2018 Ba-Bs cezasının 1.600,00 TL, 06.09.2018 tarih 7.331,62 TL faturanın kendisine gelip işlendikten sonra firmanın faturayı iptal etmesi nedeniyle faturayı beyandan çıkararak KDV düzeltilmesi verilerek Ba- Bs cezası olarak 1.600,00 TL düzenlendiğini, bu dönemlere ait KDV düzeltme verildiğinden tarafımıza çıkan 320 TL KDV tahsil edildiğini, bu nedenle 10.12.2018 tarihinde ... fatura nosu ile davacıya 9.817,60 TL fiyat farkı düzenlendiğini ve faturanın davacı çalışanına teslim edildiğini, teslim alan ...'ın dinlenmesine karar verilmesine rağmen, daha sonra tanığın dinlemeden davanın kabulüne karar verildiğini, davacının hatası sonucu ödenmesi gereken cezaların müvekkilinden alınmasına çalışıldığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi olduğu ve satım faturalarını düzenlenerek davalıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davacı satım sözleşmesinden kaynaklanan 19.423,87 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine 14.03.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine 25.03.2019 tarihinde borç ve gerilerine itiraz edilmiş ve takip durmuştur. 21.03.2019 tarihinde davalı takip borcunun 9.60627 TL'sını ödemiştir. Davacı, ödenmeyen 9.817,60 TL üzerinden itirazın iptali davası açmıştır.Mahkemece alınan 03.02.2020 tarihli kök raporda davacı defterlerinin usulüne uygun düzenlendiği ve takip sonrası yapılan ödemeye göre davacının 9.817,60 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle incelenemediği belirlenmiştir. Davacı defterinde kayıtlı olan fiyat farkı faturasının, davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturasının iadesi olduğu, davalı tarafından davalı adına düzenlenen ve davacı defterine kayıt edilen 9.187,60 TL bedelli fiyat farkı faturasına karşı davacının bir ay sonra iade faturası düzenlediği, davalının iade faturasını haklı nedenle düzenlediğine ilişkin kanıt bulunmadığı belirlenmiştir.İtiraz üzerine aynı bilirkişiden alınan 25.11.2020 tarihli ek raporda, davalının, davacının 8.000 TL ceza ve 320 TL KDV iadesinden sorumlu olduğunu, bu nedenle fiyat farkı faturası düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak vergi idaresince Ba ve Bs usulsüzlüğü ile ilgili bir ceza düzenlendiğine ilişkin kanıt sunulmadığını, cezada indirim imkanı bulunduğunu, erken ödeme halinde indirim yapıldığını, davalının zararı bulunduğu ve davacının bundan sorumlu olduğunun kanıtlanmadığını belirlemiştir.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve satım konusu faturaların davacı tarafından düzenlenerek davalıya iade edildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.Uyuşmazlık, davacı tarafından belge düzenine aykırı işlemler yapılması nedeniyle, davalıya vergi cezası düzenlenmesine neden olup olmadığı ve belge usulsüzlüğü nedeniyle vergi dairesince düzenlenen veya düzenleyeceği cezalar için davalının düzenlediği iade faturası kapsamında borcun sona erip ermediği noktasındadır.Davalı tarafından düzenlenen 9.817,60 TL bedelli yansıtma faturası davacının ticari defterinde kayıtlıdır. Bu nedenle faturanın teslimi hususunda tanık dinlenmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak bu faturanın bir mal veya hizmet teslimine ilişkin olmaması nedeniyle, yansıtma faturası içeriğinin davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince alınan ek raporda, gerçekte vergi dairesince belge düzensizliği veya belge verilmemesi nedeniyle davalıya faturadaki miktarda ceza yazılmadığı, yazılan cezaların peşin ödenmesi halinde indirim uygulandığı, kaldı ki bu cezalardan davacının sorumlu olduğuna ilişkin kanıt bulunmadığı belirtilmiştir. Mali yönden teknik bilgi içeren mali müşavir bilirkişinin bu teknik bilgisinin aksine, davalı tarafından düzenlenen yansıtma faturasının gerçeği yansıttığı ve bu faturanın tarafların mutabakatı ile düzenlendiği davalı tarafından kanıtlanmamıştır. Bu nedenle bu faturanın davacı tarafından iade edildiği dikkate alınarak, bu yansıtma faturasına itibar edilemeyeceği ve davalının bu faturası dikkate alınmaksızın borç alacak miktarının belirlenmesi gerektiğinden, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 510,00 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.08.05.2025