T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/510
KARAR NO:2025/816
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/06/2021
NUMARASI:2018/1449 E. - 2021/460 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili banka ile davalı ... Şti. arasında, genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, davalı borçlulardan ...'in bu sözleşmeyi şirketin yetkilisi ve ortağı sıfatıyla imza etmekle birlikte müşterek müteselsil kefil sıfatıyla kendi adına da imzaladığını, diğer davalı borçlu...'ın da söz konusu sözleşmeyi müşterek müteselsil kefil sıfatıyla kendi adına imzaladığını, taraflar arasında kurulan bu sözleşme sözleşme kapsamında davacının davalılara ticari kredi ve ... kredisi kullandırdığını, ne var ki davalı borçluların, söz konusu sözleşme nedeniyle kullandırılan kredileri vadesinde ödemediğini ve davacının işbu kredilerden kaynaklı alacağının muaccel hale geldiğini, davalı borçluların hesabı kat edilerek, davalılara Gebze ... Noterliğinin 17.05.2018 tarih ve... yevmiye numarası ile hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, söz konusu hesap kat ihtarnamesi, davalı borçlulara tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalılarca hesap kat ihtarına karşı süresinde ve usulüne uygun bir itiraz yapılmadığını, dolayısıyla hesap kat ihtarındaki borç davalılar yönünden kesinleştiğini, ödenmeyen bakiye alacağın tahsili amacıyla müvekkilince... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların borca haksız itirazı ile takibin durduğunu, ihtarnameye ek olarak borçlulara tebliğ edilen ödeme emri ile ayrıca kredi borçlusu şirkete verilen ve iade edilmeyen 12 adet çek yaprağının 5941 sayılı Çek Yasası gereği Bankaca ödenmesi garanti edilen meblağ olan toplam 18 .250.00TL garanti tutarının da sözleşmenin ilgili maddesi gereğince banka veznelerine nakit olarak depo edilmesi, taraflarında bulunan çek karnelerinin bankaya derhal iade edilmesinin de müvekkilince ihtar edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı... vekili, savunmasında özetle; davanın bankacılık işlemlerinden kaynaklı olup banka ve tüketici arasındaki uyuşmazlığa dair olması nedeniyle tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu,İstanbul mahkemeleri icra dairelerinin yetkili odluğunu, takipte banka alacağına ilişkin alacak kalemlerinin ayrı ayrı yazılmadığını, hangi tarihe ilişkin bir borç olduğunun belirtilmediğini, genelleme yöntem ile tek bir borç kalemi halinde toplandığını, bu nedenle 73.616,60-TL gibi bir rakama ne şekilde ulaşıldığının da anlaşılamadığını, gayri nakdi kredilerin de eklendiğini, bunlara ilişkin muacceliyetten takip tarihine kadar %28,08 gibi yüksek bir temerrüt faizi üzerinden faiz talep edildiğini, halbuki alacaklı bankanın müvekkili hakkında takibe geçerken dayalı alacak kalemlerini tüm ayrıntısıyla belirtmesi gerektiğini, borcun genel kredi sözleşmesinden mi, kredi kartından mı yoksa başka bir alacak kaleminden mi kaynaklı olduğunu bildirmesi gerektiğini, ticari KMH hesabı, kredi borcu, kredi kartı borcu ve gayri nakdi kredileri ayrı ayrı belirtmesi ve işbu kalemlerin her birine de o ürün grubuna ait faiz oranının işletilmesi gerektiğini, gayri nakdi alacakların, henüz aslında doğmamış alacaklardan oluştuğunu, şirketin alacaklı bankadan kullanmış olduğu teminat mektuplarının nakde çevrilmediğini, alacaklı bankaya iade edilmiş olması ihtimali de olduğunu, davalının bunlardan sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili davalının, bu borç kapsamının tamamından haksız bir şekilde sorumlu tutulmaya çalışıldığını, genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde usulsüzlüğün yine net bir şekil de göze çarptığını, davalının sadece ön bilgilendirme formu imzaladığını, oysa işbu davada müvekkilinin görmediği ve imzalamadığı evraklardan kaynaklı borçlardan da sorumlu tutulduğunu, davalının imzalamış olduğu, bankacılık işlemlerinde kullanılan genel işlem şartlarını içeren tip sözleşmeler olduğunu, sadece ön bilgilendirme formu imzalamış olan müvekkilinin takipte yer alan tüm alacak kalemlerinden sorumlu sayılamayacağını, kefaletin kanunundaki şekil şartına aykırı olduğunu, bu sebeple geçersiz olduğunu, eş rızasına ilişkin düzenlemeye aykırı hareket edildiğini, müvekkilinin eşinin rızasının alınmadığını, kat ihtarına müvekkilinin 29.05.2018 tarihli ihtarname ile itiraz ettiğini, ayrıca davalının 17.08.2017 tarihinde davacı banka müşterisi olan asıl borçlu şirket ile ilişkisinin sonlandığını bu tarihten sonra doğan borçlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davalı müvekkilinin davacı bankadan sadece ek kredi kartı talebinde bulunduğunu, kart limitinin de 5.000,00-TL olduğunu, müvekkiline ait olmayan asıl kart limitinin ise 90.000,00-TL olduğunu, bu durumda müvekkilinin kullanmadığı bir meblağ hakkında sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin söz konusu şirket ile bağının ortadan kalkması halinin akabinde davacı banka ile görüşüldüğünü, ek kartının iptali ve şirket ile banka nezdinde olan tüm görev ve sorumluluklarının iptali ve - geçersizliği talebinde bulunulduğunu, bunun üzerine davacı banka yetkililerinin, gerekli işlemleri yapacaklarını bildirdiğini, ek kredi kartını iptal ederek kullanıma kapattığını, halbuki derdest davada davacı tarafın, işbu işlem tarihinden sonra doğan alacak kalemleri için müvekkilini sorumlu tuttuğunu, yani müvekkilinin kredi kartı kullanımını kapatması ama kredi kartı çıkarılması işlemine ilişkin kefaleti ayakta tutmasının anlaşılır gibi olmadığını, bu durumun yasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, kefilin, sadece kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ve kefalet limiti ile sorumlu olduğunu, davacının müvekkiline'''Doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak 300.000-TL'ye kadar kefilim" şeklinde sözleşme imzalatmasının hukuken geçersiz olduğunu, kefil olduğu sözleşmede bu yönde bir madde (doğmuş veya doğacak tüm borçlarının teminatı olarak) bulunmasının da bu sonuca etkili olmadığını, kefaletin, belirli veya en azından kefaletin verildiği anda belirlenebilir olması halinde geçerli olduğunu, bankanın müvekkilinin imzalamamış olduğu alacak kalemlerine ilişkin kefillik iddiasında bulunduğunu, gayri nakdi teminatlara ilişkin vaziyette ise durumun, yargılamayı gerektirdiğini, davacının sunmuş olduğu belgelerden de görüleceği üzere müvekkilinin imzasının bulunduğu sayfalarda, söz konusu maddelerin yer almadığını, bu durumda müvekkilinin sorumluluğundan da bahsedilemeyeceğini, bu hükümleri kabul etmiş olduğundan da bahsedilemeyeceğini, faizin gelir vergisinin de istenemeyeceğini, icra dairesince gönderilen tebligatlarda sadece ödeme emrinin yer aldığını, takip dayanağı belgelerin borçlulara tebliğ edilmediğini, bu yolla borçluların itiraz haklarının kısıtlandığını, savunma hakları ihlal edildiğini, nitekim tüm tebligat mazbatalarından da açıkça görüldüğü üzere,'Bu zarf örnek no:7 ödeme emri ihtiva eder' şeklinde ibare mevcut olduğunu, dayanak belgelerin tebliğ edilmediğini, bunun da iptal ve geçersizlik sebebi olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkili davalının 29.05.2018 tarihli ihtarname ile kat ihtarına cevap verdiğini, itirazlarını bildirdiğini, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı şirket, dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı banka ile davalı şirketin asıl borçlu, diğer davalı ... ve ... müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı Genel Kredi ve Teminat sözleşmesi imzalandığı,skefalet sözleşmesinin davalılar ... ve ... tarafından elyazısıyla ve tarih ve kefalet tutuarı belirtilmek suretiyle imzalandığı,banka tarafından davalı şirkete çek karnelerinin verildiği,ancak çek kanunu uyarınca kefillerin risk altındaki çek yaprakları sebebiyle sorumlu olabilmeleri için kefalet sözleşmesinde buna ilişkin ayrıca bir hükmün olması gerektiğinden bu bedelden sorumlu olmadıkları kanaatine varıldığı, ayrıca davalı kefil ... takip öncesi gönderilen ihtarnamenin genel kredi sözleşmesinde belirlenen adresten farklı bir adrese tebliğ edildiği,usulüne uygun bir tebliğin sözkonusu olmadığı,dolayısıyla davalı kefilin takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kanaatine varılmakla denetime elverişli kök bilirkişi raporu doğrultusunda tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Davalılar ...Şti ve ... bakımından ... sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın 73.543,73 TL asıl alacak 3.636,78 TL temerrüt faiz 181,84 TL faizin bsmv'si ,710,47 TL masraf , toplam 78.072,82 TL bakımından itirazın iptali ile takibin devamına takip tarihinden itibaren asıl alacağa TCMB tarafından uygulanan temerrüt faizi ve faizin %5 bsmv'si uygulanmasına ,Davalı... bakımından ise ... sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın 73.543,73 TL asıl alacak 2.920,79 TL temerrüt faiz 146,04 TL faizin bsmv'si ,710,47 TL masraf, toplam 77.321,03 TL bakımından itirazın iptali ile takibin devamına takip tarihinden itibaren asıl alacağa TCMB tarafından uygulanan temerrüt faizi ve faizin %5 bsmv'si uygulanmasına yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalılar ...Şti ve ... bakımından ... sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın 73.543,73 TL asıl alacak 3.636,78 TL temerrüt faiz 181,84 TL faizin BSMV'si ,710,47 TL masraf olmak üzere toplam 78.072,82 TL bakımından itirazın iptali ile takibin devamına takip tarihinden itibaren asıl alacağa TCMB tarafından uygulanan temerrüt faizi ve faizin %5 bsmv'si uygulanmasına, davalı... bakımından ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 73.543,73 TL asıl alacak, 2.920,79 TL faiz , 146,04 TL faizin BSMV'si, 710,47 TL masraf olmak üzere, toplam 77.321,03 TL bakımından itirazın iptali ile takibin devamına takip tarihinden itibaren asıl alacağa TCMB tarafından uygulanan temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si uygulanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın bankacılık işlemlerinden kaynaklı olup banka ve tüketici arasındaki uyuşmazlığa dair olması nedeniyle tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, takipte banka alacağına ilişkin alacak kalemlerinin ayrı ayrı yazılmadığını, hangi tarihe ilişkin bir borç olduğunun belirtilmediğini, genelleme yöntem ile tek bir borç kalemi halinde toplandığını, bu nedenle 73.616,60-TL gibi bir rakama ne şekilde ulaşıldığının da anlaşılamadığını, gayri nakdi kredilerin de eklendiğini, bunlara ilişkin muacceliyetten takip tarihine kadar %28,08 gibi yüksek bir temerrüt faizi üzerinden faiz talep edildiğini, halbuki alacaklı bankanın müvekkili hakkında takibe geçerken dayalı alacak kalemlerini tüm ayrıntısıyla belirtmesi gerektiğini, borcun genel kredi sözleşmesinden mi, kredi kartından mı yoksa başka bir alacak kaleminden mi kaynaklı olduğunu bildirmesi gerektiğini, ticari KMH hesabı, kredi borcu, kredi kartı borcu ve gayri nakdi kredileri ayrı ayrı belirtmesi ve işbu kalemlerin her birine de o ürün grubuna ait faiz oranının işletilmesi gerektiğini, gayri nakdi alacakların, henüz aslında doğmamış alacaklardan oluştuğunu, şirketin alacaklı bankadan kullanmış olduğu teminat mektuplarının nakde çevrilmediğini, alacaklı bankaya iade edilmiş olması ihtimali de olduğunu, davalının bunlardan sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili davalının, bu borç kapsamının tamamından haksız bir şekilde sorumlu tutulmaya çalışıldığını, genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde usulsüzlüğün yine net bir şekil de göze çarptığını, davalının sadece ön bilgilendirme formu imzaladığını, oysa işbu davada müvekkilinin görmediği ve imzalamadığı evraklardan kaynaklı borçlardan da sorumlu tutulduğunu, davalının imzalamış olduğu, bankacılık işlemlerinde kullanılan genel işlem şartlarını içeren tip sözleşmeler olduğunu, sadece ön bilgilendirme formu imzalamış olan müvekkilinin takipte yer alan tüm alacak kalemlerinden sorumlu sayılamayacağını, kefaletin kanunundaki şekil şartına aykırı olduğunu, bu sebeple geçersiz olduğunu, eş rızasına ilişkin düzenlemeye aykırı hareket edildiğini, müvekkilinin eşinin rızasının alınmadığını, kat ihtarına müvekkilinin 29.05.2018 tarihli ihtarname ile itiraz ettiğini, ayrıca davalının 17.08.2017 tarihinde davacı banka müşterisi olan asıl borçlu şirket ile ilişkisinin sonlandığını bu tarihten sonra doğan borçlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davalı müvekkilinin davacı bankadan sadece ek kredi kartı talebinde bulunduğunu, kart limitinin de 5.000,00-TL olduğunu, müvekkiline ait olmayan asıl kart limitinin ise 90.000,00-TL olduğunu, bu durumda müvekkilinin kullanmadığı bir meblağ hakkında sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin söz konusu şirket ile bağının ortadan kalkması halinin akabinde davacı banka ile görüşüldüğünü, ek kartının iptali ve şirket ile banka nezdinde olan tüm görev ve sorumluluklarının iptali ve - geçersizliği talebinde bulunulduğunu, bunun üzerine davacı banka yetkililerinin, gerekli işlemleri yapacaklarını bildirdiğini, ek kredi kartını iptal ederek kullanıma kapattığını, halbuki derdest davada davacı tarafın, işbu işlem tarihinden sonra doğan alacak kalemleri için müvekkilini sorumlu tuttuğunu, yani müvekkilinin kredi kartı kullanımını kapatması ama kredi kartı çıkarılması işlemine ilişkin kefaleti ayakta tutmasının anlaşılır gibi olmadığını, bu durumun yasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu,Bankalarca verilen kredi kartlarının bir geçerlilik süresi olduğu düşünüldüğünde geçerlilik tarihinden sonra yenilenmeyen bir karta binaen kart kullanıcısına, sonraki bir dönemde başka bir kullanıcı tarafından gerçekleştirilen harcamalardan sorumluluk yüklemek hiç bir hukuk kuralı ile açıklanamayacağını, kefilin, sadece kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ve kefalet limiti ile sorumlu olduğunu, davacının müvekkiline '''Doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak 300.000-TL'ye kadar kefilim" şeklinde sözleşme imzalatmasının hukuken geçersiz olduğunu, kefil olduğu sözleşmede bu yönde bir madde (doğmuş veya doğacak tüm borçlarının teminatı olarak) bulunmasının da bu sonuca etkili olmadığını, kefaletin, belirli veya en azından kefaletin verildiği anda belirlenebilir olması halinde geçerli olduğunu, bankanın müvekkilinin imzalamamış olduğu alacak kalemlerine ilişkin kefillik iddiasında bulunduğunu, gayri nakdi teminatlara ilişkin vaziyette ise durumun, yargılamayı gerektirdiğini, davacının sunmuş olduğu belgelerden de görüleceği üzere müvekkilinin imzasının bulunduğu sayfalarda, söz konusu maddelerin yer almadığını, bu durumda müvekkilinin sorumluluğundan da bahsedilemeyeceğini, bu hükümleri kabul etmiş olduğundan da bahsedilemeyeceğini,faizin gelir vergisinin de istenemeyeceğini, icra dairesince gönderilen tebligatlarda sadece ödeme emrinin yer aldığını, takip dayanağı belgelerin borçlulara tebliğ edilmediğini, bu yolla borçluların itiraz haklarının kısıtlandığını, savunma haklarının ihlal edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcunun davalı asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan... ( Eski ...) sayılı dosyasının incelenmesinde; takibin ilk olarak ... sayılı icra dosyası üzerinden başlatıldığı, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları aleyhine 25.07.2018 tarihinde 73.616,60 TL asıl alacak, 3.962,04 TL işlemiş faiz, 198,09 TL %5 gider vergisi ve 710,47 TL masraf olmak üzere 78.487,20 TL nakti alacak ve 18.250,00 TL gayrinakti alacak olmak üzere toplam 96.737,20 TL alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak kredi sözleşmesi ve kat ihtarının gösterildiği, davalı borçluların borca ve yetkiye itirazı üzerine dosyanın gönderildiği ... (Eski Esas ...) tarafından davalı borçlulara yeniden ödeme emri gönderildiği, davalı borçlular tarafından 25.10.2018 tarihinde itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, eldeki dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca bankacılık işlemlerine, kullanılan kredi de ticari krediye ilişkin olup TTK'nın 4-1.f maddesine göre mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Bu sebeple mahkemenin görevine ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Genel kredi sözleşmesinde yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri olduğu kabul edilmiştir. Davacı ile asıl borçlu arasında yapılan ve davalı...'ın da müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı sözleşmede yetkili mahkeme ve icra dairesi olarak İstanbul mahkemeleri öngörülmüş, davacı tarafından ilk olarak 25.07.2018 tarihinde ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlular tarafından bu dosya kapsamında 01.08.2018 tarihli itiraz dilekçesi ile borca ve icra dairesinin yetkisine de itiraz edilerek kendi ikametgahları ve şirket merkezleri itibariyle ...yetkili olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bunun üzerine davacı tarafça davalıların yetki itirazı kabul edilerek dosyanın ... gönderilmesi talep edilmiş ve dosya ... sırasına kaydedilerek davalılara ödeme emri gönderilmiştir. Bu durumda somut olayda, davacı alacaklı tarafından yetki itirazının kabul edilmesi sebebiyle davalıların yetki itirazlarında bildirdikleri ...yetkili olduğu konusunda bir yetki anlaşması meydana gelmiştir. Bu sebeple icra dairesinin yetkili olmadığı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemenin yetkili olmadığı, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu ileri sürülmüş ise de, davalının ikametgahının ''Sancaktepe'' olduğu nazara alındığında HMK'nın 6.maddesi uyarınca mahkemenin yetkili olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamına göre davacı banka ile davalı şirket ... Şirketi arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalı... tarafından 05.01.2017 tarihinde, 300.000 TL limitle müteselsil kefil olunduğu, bu kredi sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı asıl borçluya doğrudan borçlandırma kredisi kullandırıldığı, ayrıca business kredi kartı tahsis ettiği, kredi geri ödemelerinin süresinde yapılmaması üzerine kat ihtarı ile kredinin kat edildiği, asıl borçlu ile müteselsil kefiller aleyhine takip başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davalılar ile asıl borçlu şirket aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu arasındaki genel kredi sözleşmesine davalı...'ın müteselsil kefil olduğu, davalı müteselsil kefilin 300.000 TL limitle sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, müteselsil kefil olduğu miktarın, müteselsil kefil ibaresinin ve kefalet tarihinin davalı müteselsil kefil... tarafından el yazısı ile yazıldığı ve imzalandığı, bu bilgilere göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalı...'ın müteselsil kefaletinin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, davalının, müteselsil kefaletin tesis edildiği tarihte ticaret sicil kayıtlarına göre asıl borçlu davalı ... Şirketi'nin aynı zamanda ortağı olduğu, bu sebeple TBK'nın 584/3 maddesi uyarınca eş rızasına da gerek bulunmadığı anlaşıldığından, kefaletin geçersiz olduğu yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2 maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.Somut olayda davalı...'ın ortağı olduğu şirketin bu krediyi ve kredi kartını kullandığı, genel kredi sözleşmesindeki hüküm ve koşulların tüm bankacılık işlemlerinde yaygın olarak kullanıldığı gözetildiğinde ortağı olduğu şirket adına genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olan davalının şartlarını basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Müteselsil kefaletin tesis edilmesinden önce davalı...'ın imzasını taşıyan sözleşme öncesi bilgilendirme formuna göre sözleşme öncesi ön bilgi formu ile davalıya bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkanı sağlandığı, kefalete ilişkin hükümlerini okuyarak bilgilendirildiği, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzası ile teyit ettiği anlaşılmakla, davalı kefilin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği anlaşılmaktadır.Bu nedenle, genel kredi sözleşmesinin istinaf eden davalı için genel işlem şartı olarak kabul edildiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı asıl borçlu şirketin kullandığı doğrudan borçlandırma kredisi ile business kredi kartı taksitlerinin geri ödeme süresi içinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından 16.05.2018 tarihi itibariyle kredi hesabı kat edilerek Gebze ...Noterliğinin 16.05.2018 tarihli ve... yevmiyeli ihtarnamesinin davalı asıl borçlu, davalı müteselsil kefillere gönderildiği, ihtarnamenin davalı şirkete ve davalı ...'e 21.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği,24 saat ödeme süresi verildiği, davalı...'a gönderilen tebligatın ise iade edildiği anlaşıldığından, bu davalı yönünden temerrütün takip tarihi itibariyle gerçekleşmiş kabul edilmesi gerekir. Genel kredi sözleşmesinin 13.2 maddesi ile ile davacı bankanın defter ve kayıtlarının delil teşkil edeceği hususunda delil sözleşmesi yapılmıştır. Bu sebeple davacı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması yerinde olup bu kapsamda bilirkişi tarafından da davacı Banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak kök ve ek rapor düzenlendiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen tespitlere göre davalı...'ın müteselsil kefaletinin geçerli olduğu, bu kapsamda kullanılan kredilerin geri ödemelerinden ve kredi kartı harcamalarının geri ödenmelerinden sorumlu olduğu anlaşılmakta olup sorumlu olduğu miktar ve faiz oranlarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.Mahkemece dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilerek takip konusu alacağın bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi kök ve ek raporu alınmış olup bu raporlara göre; asıl borçlu ve müteselsil kefil davalılarca imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı Banka tarafından davalı asıl borçluya doğrudan borçlandırma kredisi kullandırıldığı, ayrıca business kredi kartı tahsis edildiği, ancak kredi ve kredi kartı taksit ödemelerinin süresinde yapılmaması üzerine borcun 16.05.208 tarihinde kat edildiği, kat ihtarının davalı...'a tebliğ edilemediği, bu sebeple takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, bu durumda yapılan hesaplamada müteselsil kefil davalı...'ın 73.543,73 TL asıl alacak 2.920,79 TL faiz, 146,04 TL faizin gider vergisi, 710,47 TL masraf olmak üzere toplam 77.321,03 TL'den sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekilince ne olduğu anlaşılmadığı ileri sürülen ve mahkemece hükmedilen 710,00 TL'nin davacı tarafça yapılan noter ihtar masrafı olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklama ve tespitlere göre bilirkişi raporları denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup faiz hesaplamaları genel kredi sözleşmesi ne uygun olarak belirlenmiş olduğundan, davalı... vekilinin bilirkişi raporlarına ve hesaplamalarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, faizin gelir vergisinin talep edilemeyeceği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, genel kredi sözleşmesinin gerek 10.13 maddesi, gerekse diğer maddeleri değerlendirildiğinde alacağın ferisi niteliğindeki gelir vergisinden müteselsil kefil olan davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı... vekilince, davalının gayri nakti kredi borcundan dolayı sorumlu olmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, davacı vekilince takip talebinde talep edilmesine rağmen dava dilekçesinde bu krediler yönünden talepte bulunulmadığı, sadece nakti kredilere ilişkin takip tutarı olan 78.487,20 TL üzerinden dava açılarak itirazın iptalinin talep edildiği, mahkemece davalının bu krediden sorumlu olduğuna dair bir hüküm de kurulmadığı nazara alındığında bu istinaf sebebi hakkında karar verilmesine gerek olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 3.999,87 TL istinaf nispi karar harcının bu davalıdan tahsiline, 3-Davalı ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15/05/2025