T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/354
KARAR NO:2025/786
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/10/2021
NUMARASI:2017/370 Esas - 2021/750 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... A.Ş. ile müvekkili banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi ve business card üyelik sözleşmesi imzalandığını, davalıların da genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ödemelerin aksaması üzerine, hesabın kat edilerek borçlulara Üsküdar ... Noterliğinin 18.11.2016 tarihli ihtarının gönderildiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/4988 D.iş sayılı dosyasında alınan ihtiyati haciz kararı ile ... sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığını, takip öncesi borçlu şirketin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/850 Esas sayılı dosyasında iflasın ertelenmesi talebiyle dava açtığını, mahkemece tedbir kararı verildiğinin öğrenilmesi nedeniyle borçlu şirket hakkında ihtiyati haciz kararın uygulanmadığını, borçlu hakkında takibe başlanmadığını, borçlular vekilinin takibe ve ferilerine yönelik itirazının haksız olduğunu, borçludan olan alacağın tahsili için rehinli markalar yönünden rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, iflas erteleme davasındaki tedbir nedeniyle borçlu hakkında rehin takibi yapılabilmesine rağmen satış ve muhafaza işlemleri yapılamadığını, alacağın rehinle tahsil edilemeyeceğini, alacağın rehin ile teminat altına alındığının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, takibe yönelik itirazın iptali ile takibin davamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; asıl borçlunun dava dilekçesinde hatalı yazıldığını, banka ile dava dışı ... AŞ. arasında düzenlenen sözleşmelerdeki yetki şartı nedeniyle İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının alacağının rehinle temin edildiğinden alacaklının İİK'nın 45.maddesine göre öncelikle rehinin paraya çevrilmesini talep etmesi gerektiğini, sözleşmede bu kuralın aksine yapılan düzenlemelerin genel işlem koşulları içerdiğinden geçersiz olduğunu, alacağın rehinle temin edilmiş olmasına rağmen kefile karşı genel haciz yolu ile takip yapılabileceğine ilişkin beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, her bir borçlu ve kefilin ayrı ayrı rehin vermesini öngören yasal bir düzenleme bulunmadığını, tek bir alacak bulunduğunu ve alacak miktarının üzerinde (10.000.000 TL) bedelli rehin bulunduğunu, rehin borçlusunun iflas erteleme talep etmiş olması ve tedbir kararı nedeniyle ileri sürdüğü iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, alacaklının rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmasında yasal bir engel bulunmadığını, kefaletten dönme beyanında bulunanlara başvuru için TBK'nın 599/2. maddesinde “Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür” hükmü gereği, zararın ve miktarının ortaya çıkması ve kefalete güvenilerek kredi kullandırıldığının ispatı gerektiğini, asıl borçlular adına alınmış aciz vesikası veya rehin açığı belgesi gibi belgeler alınmadan ve yukarıdaki hususlar ispatlanmadan kefaletten dönenlere başvuru yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki bu hususun bankaca zımnen kabul edildiğini ve yeni kullandırılan krediler ile birlikte Üsküdar ... Noterliğince düzenlenen 4.000.000 TL. bedelli 11.03.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı marka rehin sözleşmesi ile teminat miktarı arttırılmak suretiyle Üsküdar .. Noterliğinin 11.07.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı marka rehin sözleşmesi ile 10.000.000 TL ye çıkarıldığını, bir başka ifade ile davacının kefalete güvenmesi nedeniyle bir zararının bulunmadığını, davacı bankanın kendisine yapılan kefaletten dönme bildiriminden sonra rehin ve teminat miktarını arttırtığını, dava dosyasına sunulan bir kısım kredi sözleşmelerindeki kefaletlerin şekil şartları taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu, ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlere bağlı kullandırılacak kredilerde eş muvafakatinin aranmayacağının belirtildiğini, ancak müvekkilinin 14.07.2015 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, bilahare hissedarlık ilişkisinin de bittiğini, müvekkilinin hissedarlık ve yönetim ilişkisinin sona ermesinden sonra banka tarafından eş muvafakati olmaksızın borçlu şirkete kredi kullandırıldığını, yasanın amir hükmüne rağmen eş muvafakati olmadan kullandırılan kredilerden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını,kat ihtarnamesine Kadıköy ... Noterliğinin 25.11.2016 tarihli ihtarnamesi ile itiraz edildiğini ve bu nedenle kesinleşmiş bir kat ihtarı bulunmadığını, müvekkillerinin kredi borçlusu şirket ile ortaklık, yöneticilik ilişkisi bulunmadığını, borç ve ödeme miktarlarını bilme olanaklarının olmadığından alacağın likit sayılamayacağını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Celp edilen ... sayılı takip dosyasının celp olunarak yapılan incelemesinde; davacının davalılar aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı olarak borçluların müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları ... A.Ş.'nin Teminat Mektubu borcu için; 99.866,88 TL. asıl alacak, 9.671,46 TL. işlemiş temerrüt faizi (%40,00) (25/10/2016-03/01/2017 tarihleri arası), 483,58 TL. BSMV, 28.732,81 TL. Masraf, 400,00 TL. İhtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 139.154,73 TL. alacağın;Ticari Kredili Mevduat borcu için; 30.072,89 TL. Asıl alacak, 1.785,36 TL. İşlemiş temerrüt faizi (%28,08) (25/10/2016-03/01/2017 tarihleri arası), 89,27 TL. BSMV, 1.605,28 TL. Masraf olmak üzere toplam 33.552,80 TL. alacağın; Ticari kredi kartı borcu için; 26.261,88 TL. Asıl alacak, 1.428,78 TL. İşlemiş temerrüt faizi (%28,08) ( 01/11/2016-03/01/2017 tarihleri arası), 71,44 TL. BSMV olmak üzere toplam 27.762,10 TL. Alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/4988 D.iş no.lu ihtiyati haciz kararına dayalı takip başlatıldığı, davalıların yasal süresi içerisinde borca itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/4988 D.iş sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı - alacaklı ... Bankası A.Ş. Vekili tarafından borçlular ..., ..., ..., ... A.Ş., ... A.Ş. Aleyhine 176.069,36 TL. alacağın tahsili için ihtiyati haciz talep edildiği, mahkemece verilen 2016/4988 D.iş sayılı 26/12/2016 tarihli karar ile borçlular ..., borçlu ..., borçlu... aleyhine alacağın %15'i teminat mukabilinde menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının belirtilen borç tutatarı ile sınırlı olmak kaydıyla ihtiyaten haczine, borçlular .. A.Ş. Ve ... A.Ş. Hakkında ihtiyati haciz talebi bulunmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı doyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamı, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı istemi noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez 27/07/2020 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu ve 16/11/2020 ve 12/03/2021 tarihli ek raporlar tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez 27/07/2020 tarihli bilirkişi kök raporun da özetle; her türlü hukuki tavsif, nihai karar ve alacaklının talebinin takdiri Yüce Mahkeme'ye ait olmak üzere, dava dosyasındaki bilgi belge ve raporda açıklanan gerekçelere göre; takip talebinde banka tarafından farklı hesaplama yapıldığının görüldüğü, hangi meblağlar üzerinden hangi günler için ve hangi oranların kullanılarak hesaplama yapıldığının açık olmadığı, yapılan hesaplamalarda da farklılıklar bulunduğu, aynı zamanda takip talebi aşılamayacağından, işbu incelemede bulunan meblağlar açısından, takip tutarını aşan meblağlar için takip talep tutarlarının esas alınması gerektiği, takip yapılan her bir kalem itibarı ile takipte talep edilen, incelemede tespit edilen ve tahsil edilmesi gereken tutarların teminat mektupları için; takipte talep edilen asıl alacak miktarı 99.866,88 TL., incelemede tespit edilen miktar 99.818,12 TL. Tahsil edilmesi gereken alacak miktarı 99.818,12 TL., takipte talep edilen işlemiş temerrüt faizi 9.671,46 TL. İncelemede tespit edilen 3.770,90 TL. Tahsil edilmesi gereken 3.770,90 TL., takipte talep edilen BSMV 483,58 TL. İncelemede tespit edilen 188,54 TL., tahsil edilmesi gereken 188,54 TL., takipte talep edilen masraf 28.732,81 TL., takipte talep edilen ihtiyati haciz vekalet ücreti 400,00 TL. Olmak üzere toplam takipte talep edilen 139.154,73 TL., incelemede tespit edilen 103.777,56 TL., tahsil edilmesi gereken tutarın 103.777,56 TL. olduğu; ticari kredili mevduat hesabı (KMH) için; takipte talep edilen asıl alacak miktarı 30.072,89 TL., incelemede tespit edilen miktar 30.313,53 TL. tahsil edilmesi gereken alacak miktarı 30.072,89 TL., takipte talep edilen işlemiş temerrüt faizi 1.785,,36 TL. incelemede tespit edilen 803,91 TL. tahsil edilmesi gereken 803,91 TL., takipte talep edilen BSMV 89,27 TL. İncelemede tespit edilen 40,20 Tl. Tahsil edilmesi gereken 40,20 TL. Takipte talep edilen masraf 1.605,28 TL., olmak üzere toplam takipte talep edilen 33.552,80 TL., incelemede tespit edilen 31.157,64 TL. tahsil edilmesi gereken tutarın 30.917,00 TL. olduğu; Ticari kredi kartı için; takipte talep edilen asıl alacak miktarı 26.261,88 TL., incelemede tespit edilen miktar 24.161,93 TL. tahsil edilmesi gereken alacak miktarı 24.161,93 TL., takipte talep edilen işlemiş temerrüt faizi 1.428,78 TL. incelemede tespit edilen 640,77 TL. tahsil edilmesi gereken 640,77 TL., takipte talep edilen BSMV 71,44 TL. incelemede tespit edilen 32,04 TL. tahsil edilmesi gereken 32,04 TL., olmak üzere toplam takipte talep edilen 27.762,10 TL., incelemede tespit edilen 24.834,74 TL. tahsil edilmesi gereken tutarın 24.834,74 TL. olduğu; gerekasıl alacaklar gerekse faizler ve fer'ileri için aradaki farkın kaynağının bulunmadığı, ancak hesaplamaların tüm gösterildiğinden işbu incelemede bulunan tutarların esas alınması gerektiği, masraflar için dosyaya belge asıllarının sunulmadığ,ı bu nedenle hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiği, takip tarihinden sonra tazmin olan 32.000,00 TL.'lik teminat mektubunun hesaba katılmadığı, bankanın takip yaptığı kalemler itibarı ile faiz ve feri'ileri dahil olmak üzere banka alacağının ...'dan tazmin olan teminat mektupları 103.775,49 TL., ticari kredili mevduat hesapları 30.917,00 TL., ticari kredi kartları 24.834,74 TL. Toplam 159.527,23 TL. Olduğu, ...'dan tazmin olan teminat mektupları 103.661,13 TL. Ticari kredili mevduat hesapları 30.892,17 TL., ticari kredi kartalrı 24.814,96 TL. Toplam 159.368,26 TL. Olduğu, takip tarihinden sonra tahsil edileceği tarihe kadar Kredi Kartları ile Kredili Mevduat Hesapları için yıllık %28,08 ve tazmin olan teminat mektupları için yıllık %40,00 oranından temerrüt faizi uygulanması gerektiği, kefiller ... ve ...'nın ... A.Ş.'nin tazmin olan teminat mektuplarından, ticari KMH'tan ve ticari kredi kartlarından kefil olarak belirtilen tutarlar için sorumlu bulundukları, kefillerin şirket ortağı olmaları nedeniyle eş muvafakatine gerek olmadığı, davacı bankanın dava dilekçesinde belirttiği gibi iflasın ertelenmesi talebi ile dava açıldığı ve T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/850 esas numaralı dosyasından tedbir kararı bulunduğu öğrenildiğinden ve ödeme emri tebliğ edilmediği belirtildiğinden, asıl borçludan rehinle teminat altına alınan alacağın tahsil edilemediği takdirde kefiller hakkında takibe devam edileceğinin tabii olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Dosyada mübrez 16/11/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç bölümünde; kök raporun 4'ncü bölümünün sonunda belirtildiği üzere, bankanın keşide ettiği ihtarnamenin kefillere farklı tarihlerde tebliğ edilmesi nedeniyle temerrüt tarihlerinde de bir gün fark oluştuğu, hesaplamaların tamamının ... için yapıldığı, ... için de ayrı hesaplama yapıldığını ancak bu ek raporda, çok fazla ve gereksiz detay yaratacağından gösterilmediği, ayrı yapılan hesaplamalar neticesinde oluşan tutarların her iki kefil için ayrı ayrı gösterildiği, davacı banka'nın itirazları açısından değerlendirmede: bankanın talep ettiği masraf tutarları için, dosyaya belge asıllarını sunmaması nedeniyle 28.732,81 TL. takip masrafı ve 400,00 TL. tutarındaki ihtiyati haciz vekâlet ücreti tutarlarının hesaplamaya dâhil edilmemesi gerektiği, kredi kartı için 26.261,88 TL tutarındaki asıl alacağın kabul edilmediği yönündeki itirazında hesaplamanın nasıl yapıldığını gösteren detayları dosyaya sunmadığı, halbuki inceleme sırasında tüm hesaplamanın nasıl yapıldığının gösterildiği, bu nedenle bankanın itirazında farkın nereden kaynaklandığının belirtilmesi gerektiği, bu nedenlerle davacı banka itirazı için kök raporda değiştirilecek bir hususun bulunmadığı kanaatine varıldığı, davalı kefillerin itirazları açısından değerlendirmede: kefillerin, dava dışı asıl borçlu...'nun defterlerinin incelenmesi talep etmişse de, GNGKS'nin 13.5. maddesi gereği incelemede banka kayıtlarının esas alındığı, kefillerin kefaletten dönme ihtar yazısının bankaya 01.07.2016 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle 1.000,00 TL tutarındaki harcamadan kefillerin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle yeniden yapılan hesaplamada bankanın; ...'dan toplam 158.439,06 TL., ...'DAN 158.280,95 TL. alacağının bulunduğu, 60.000,00 TL. tutarındaki teminat mektubu temdit tarihinin kefaletten dönme tarihinden önce olduğu, bu nedenle Kefillerin sorumluluğunun kefaletten dönme tarihinde devam ettiği ve takip tarihinde de sorumluluklarının bulunduğu kanaatinin oluştuğu, her ne kadar kayıtların tutmadığı yönünde itirazda bulunsa da, hangi kayıtların tutmadığı hususunda somut bir beyanda bulunulmadığı, genel ifadelerle kayıtların çeliştiği yönündeki itirazın yerinde olmadığı, kök raporda takip tarihine kadar hesaplama yapıldığı, rehinle teminat altına alınmış tutar için hesaplama yapılmadığı belirtilmiştir. Rehinin paraya çevrilmesi için takip başlatıldığı bildirildiğinden, takip tarihi itibarı ile hesaplama yapılmasının önünde bir engel bulunmadığı, takip tarihinden sonrası için dosya/kapak hesabı değil, takip tarihine kadar banka alacağı için rapor hazırlandığı, yani Davalı kefillerin itirazının yerinde olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Dosyada mübrez 12/03/2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç bölümünde; mahkememizin görev tevdi eden ara kararı kapsamında, taraf itiraz ve beyanlarının ayrı ayrı incelendiği; mevcut delil durumuna göre, taraf itiraz ve beyanlarına iştirak edilmediği; mahkememizin mahkememizin görevlendirme kararında işaret edilen takip dosyasındaki her bir alacağın cinsi ve ferileri yönünden ayrı ayrı kök raporda gösterim yapıldığı; buna göre takip tarihi itibariyle davalı ...'nın toplam 158.439,06 TL'den, ...'nin 158.280,95 TL'den takip tarihinden sonra tahsil edileceği tarihe kadar Kredi Kartları ile Kredili Mevduat Hesapları için yıllık %28,08 ve Tazmin Olan Teminat Mektupları için yıllık %40,00 oranından temerrüt faizi uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Davacı banka ile dava dışı borçu ... A.Ş. İle genel nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı bu kapsamda davalıların müşterek borçlu ve kefil olarak bu sözleşmeleri imzaladıkları. Dava dışı şirketin borcu ödemediği, davalı kefillerin GNGKS'ye 1.000.000,00 TL ye kadar 01/10/2013 tarihinde müteselsil kefil sıfatı ile imza attıkları, bu nedenle KMH lar hem de tazmin olan Teminat Mektupları için sorumlu oldukları, Ayrıca ... Card Üyelik Sözleşmesine 19/08/2009 tarihinde 25.000,00 TL 'ye kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları bu nedenle kefillerin asıl borçlunun kullandığı kredi kartı borcundan da sorumlu oldukları, her ne kadar davalılar noter kanalı ile 29/06/2016 tarihinde kefillikten döndükleri beyan etmişler ise de kefillikten mevcut borçlar için vazgeçilemeyeceği ancak bu tarihten sonra kullandırılan krediler için geçerli olacağı, davacı banka 01/11/2016 tarihinde hesabı kat ettiğini belirterek ihtarname düzenlendiği ve ödeme için 7 gün süre verdiği, davalılara ihtarnamenin tebliğ edildiği, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre teminat mektupları için, 99.818,12 asıl alacak 3.770,90 TL işlemiş temerrüt faizi ve 188,54 TL BSMV, Ticari Kredili Mevduat hesabı için; 29.476,73 TL asıl alacak 781,72 TL işlemiş temerrüt faizi, 39,09 TL BSMV ve Ticari kredi kartı için; 23.103,24 TL asıl alacak, 594, 68 TL işlemiş temerrüt faizi, 29,73 TL BSMV olarak belirlenmiştir. Hesap hukuka uygun ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınmıştır. Bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl alacak kredi alacağı olması nedeniyle likit olduğu anlaşıldığından icra inkar tazminatına..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların ... sayılı dosyasına yönelik itirazlarının kısmen iptali ile takibin, teminat mektupları için 99.818,12 TL asıl alacak, 3.770,90 TL işlemiş temerrüt faizi, 188,54 TL BSMV üzerinden devamına, asıl alacağa yıllık %40 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, ticari kredili mevduat hesabı için 29.476,73 TL asıl alacak 781,72 TL işlemiş temerrüt faizi 39,09 TL BSMV üzerinden takibin devamına, asıl alacağa yıllık %28,08 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, ticari kredi kartı için 23.103,24 TL asıl alacak, 594,68 TL İşlemiş temerrüt faizi, 29,73 TL BSMV üzerinden takibin devamına, asıl alacağa yıllık %28,08 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin itirazın iptali davasının reddine, asıl alacak olan 152.398,09 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararına esas teşkil eden bilirkişi raporlarında sadece davacı banka defterlerinin esas alındığı, delil sözleşmesinin HMK'nın 193. 222. ve 448 maddeleri kapsamında mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiğini, oysa Yargıtay’ın kökleşmiş kararları dikkate alındığında bu hususun mahkemenin takdirinde olmadığını, bu nedenle kredi borçlusu şirketin defterleri incelenmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğunu,Alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının da alacağın likit olmadığını gösterdiğini, talep edilmesine rağmen kötü niyet tazminatı yönünden hüküm kurulmadığını,Davacı alacağının tamamı rehinle temin edildiğini, İİK'nın 45. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmiş bir alacak için başka bir takip yoluna başvurulamayacağını, bir çok Yargıtay kararında rehinin paraya çevrilmeden kefile başvurulamayacağının kabul edildiğini, yasada alacağın rehinle temin edilmesinden söz edildiğini, her bir borçlu ve kefilin ayrı ayrı rehin vermesini öngören yasal bir düzenleme bulunmadığını, zira tak bir alacak bulunduğunu ve alacak miktarının çok üzerinde rehin bulunduğunu, rehin borçlusunun iflas erteleme talep etmesine ilişkin açıklamaların yersiz olduğunu, zira bu durumda rehinli takibe engel olmadığını, kredi borçlusu şirketin defter ve kayıtlarının HMK 195. kapsamında celbi ve incelenmesi istenmesine rağmen buna ilişkin bir açıklama yapılmadığını, bankanın rehininin bulunması nedeniyle borçlu defterlerinin incelenmesinin istendiğini, dava dışı kredi borçlusu şirketin kayıtlarının müvekkillerince ibrazına ilişkin 13.03.2021 tarihli rapordaki bilirkişi görüşünün yasal bir dayanağı bulunmadığını, üçüncü kişideki belgelerin incelenmesi usulünün HMK'nın 221. maddesinde düzenlendiğini,TBK'nın 599. maddesi uyarınca kefillere kefaletten dönme hakkı tanındığını, müvekkillerince gönderilen Kadıköy 16. Noterliğinin 29.06.2016 tarihli ihtarı ile şirket ile ortaklık ve yönetimsel bir bağ kalmaması nedeniyle anılan madde uyarınca kefaletten dönme keyfiyetinin bildirildiğini, eski tarihli bir Yargıtay kararına atıf yapılarak kefaletten dönmenin mümkün olmadığının belirtildiğini, bu hususun bankaca zımnen kabul edilerek yeni kullandırılan krediler ile birlikte Üsküdar ... Noterliğince düzenlenen 4.000.000 TL bedelli 11.03.2014 tarihli marka rehin sözleşmesi, teminat miktarı arttırılmak suretiyle Üsküdar ... Noterliğinin 11.07.2016 tarihli sözleşmesi ile 10.000.000TL’sınana çıkartıldığını, davacının kefalete güvenmesi nedeniyle bir zararı bulunmadığını, kredi kullandırım tarihlerinin de 29.06.2016 tarihinden önce ve sonra olmak üzere ayrıştırılmadığını, 23.11.2020 tarihli son bilirkişi raporunun 26-27-28-29-31-32-33. sayfalarında kefaletten dönme beyanından sonra, beyanın hilafına dava dışı kredi borçlusu şirketlere kredili hesap kredisi kullandırıldığını, kefaletten dönme beyanından önce kullandırılan krediler ile kefaletten dönme tarihinden itibaren kullandırılan kredilerin ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini, faize itiraz edildiğini, sözleşmedeki faiz maddesinin matbu sözleşmeye faiz oranı sonradan el yazısı ile ilave edildiği ve taraf imzaları ile onaylanmadığı görüleceğini, HMK'nın 207. maddesi uyarınca senetteki eklemelerin ayrıca onaylanması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı kefiller aleyhinde başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalılar, davacı banka ile dava dışı borçlu ... AŞ. arasında 01.12.2013 tarihli düzenlenen genel kredi sözleşmesinde 1.000.000,00 TL, 19.08.2019 tarihli business kart üyelik sözleşmesi kapsamında ise 25.000,00 TL bedelli müteselsil kefil sıfatıyla yer almaktadır. Kefillerce 29.06.2016 tarihinde gönderilen ihtarla kefaletten dönme iradesi davacıya iletilmiştir. Düzenlenen her iki kefalet sözleşmesi TBK'nın 583 ve 818 sayılı BK'nın 484. maddesinde yazılı şartları taşıdığından geçerli şekilde bir kefalet ilişkisi kurulmuştur. 2013 yılında düzenlenen kefalet sırasında kanuni şartlara uygun şekilde kefil olunan miktar el yazısı ile yazılmıştır. Kefalet sözleşmesinden tek taraflı olarak istifa edilmesi söz konusu değildir. İstinaf başvurusunda belirtilen TBK'nın 599. Maddesinde kefaletten dönmenin şartları düzenlenmiştir. Anılan maddede soyut bir beyanla kefaletten dönmenin mümkün olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Kefalet sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra borçlunun durumunun önemli ölçüde bozulması veya mali durumunun kefalet sırasında kefilin iyi niyetle varsaydığından daha kötü olduğunun ortaya çıkması halinde kefalet sözleşmesinden dönebileceği belirlenmiştir. Ancak somut olayda yasa hükmünde belirtilen durumun bulunmadığı açıktır. Şirket ortaklığından istifa edilmiş olması başlı başlı kefaleti sona erdirici bir neden değildir. Bu genel kredi sözleşmesinde kullanılan kredi için kefaletin geçerli olduğu sürece, kefillerin sorumlu olduğu açıktır.Bankaca kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine, Üsküdar 7.Noterliğinin 18.11.2016 tarihli ihtarı ile hesap kat edilerek borçlu ve kefillere kat ihtarı gönderilmiştir. Dosyada bulunan tebliğ evraklarına göre borçlu kefili ...'a gönderilen tebligatın iade edildiği, ...'ya gönderilen tebligatın ise 24.11.2016 tarihinde tebliğ edildiği ve bu kefil yönünden kat ihtarında verilen sürenin dolmasıyla temerrütün oluştuğu anlaşılmıştır. Borçlu şirket yönünden sözleşmede belirtilen adrese ihtarın gönderilmesi ile temerrüt oluşmuştur.TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.Somut olayda, banka tarafından kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredilerin geri ödenmesinde gecikmeler yaşanması nedeni ile anılan madde kapsamında kefillere yönelik takip başlatılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Müteselsil kefalet nedeniyle, alacaklının doğrudan kefile başvuması yerinde olduğu gibi, İİK'nın 45. maddesi hükmüne uygun olarak, alacığın rehinle temin edilmeyen kısmı için doğrudan kefile yönelik talepte bulunması yerindedir. Bu kapsamda, asıl borçlu şirketin kendi borcu için rehin verdiği, kefilin borcu için rehin verildiğinin savunulup kanıtlanmadığı bu nedenle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla asıl borçlu aleyhine takip yapılırken, TBK'nın 586. ve İİK'nın 45. maddesi kapsamında kefil hakkında da takip yapılabileceği, ancak bu durumda tahsilde tekerrür oluşturulmaması gerektiği yasal düzenlemelerin gereğidir.Genel kredi sözleşmesine konu işin ticari kredi ilişkisi olması nedeniyle TTK'nın 8. maddesi gereğince faiz oranının serbestçe kararlaştırılabileceği, bankaca sonradan yazılan faiz oranı üzerinden kredi kullandırıldığı ve bu miktarın tarafların anlaşmalarına hilafına olduğunu, usulüne uygun delille kanıtlanmadığı anlaşılmıştır. İmzalı bir boş belgenin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ihlal edilmesi halinde bu durumun kesin delillerle kanıtlanması gerekmektedir.Tacir olan taraflar arasındaki sözleşmede genel işler koşulu bulunsa bile her türlü genel işlem koşulunun yazılmama yaptırımına tabi olmayacağı ve tacir olan taraflar arasında bu husunun ileri sürülmesinin dürüstlük ilkesinin aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin 13.5 maddesinde banka ile müşteri arasında çıkabilecek her türlü uyuşmazlıktan banka kayıtlarının HMK'nın 193.maddesi gereğince delil olduğu kabul edilmiştir.Davalılar borçlu şirketin ticari defterlerinin incelemesini istemişlerdir.Ancak borçlu şirketçe kredi borcu için ödeme yapıldığına ilişkin bir savunma yapılmadığı gibi bir kanıt da sunulmamıştır. HMK'nın 221. maddesinin uygulanabilmesi için toplanması gereken bir delilin bulunması gerekir. Oysa yukarıda belirtildiği gibi sözleşme uyarınca banka kayıtları kesin delil niteliğinde olduğundan toplanacak herhangi bir delil bulunmamaktadır.Bu nedenle dava dışı şirketin kayıtlarının incelenmemesi usule aykırı görülmemiştir. Kaldı ki ödeme bir itiraz olup yargılamanın her aşamasında hatta infaz aşamasında dahi ileri sürülebilir.Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak likittir. Bunun için kefillerin borçlu şirketin kayıtlarını incelemesi veya inceleme olanaklarının bulunmasına gerek yoktur. Bu nedenle mahkemece hükmedilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. İİK'nın 67/2. maddesine göre, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.Buna göre, alacaklının takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olması da gerekmektedir.Davalılar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş olup, ilk derece mahkemesince kötü niyet tazminatı talebinin zımnen reddine karar verilmiştir. Dava değeri 200.469,63 TL'dir. Mahkemece sonuç olarak 152.398,09 TL asıl alacak olmak üzere 157.772,93 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Yapılan incelemede kefaletin geçerli olduğu ve kefillerin borçtan sorumlu olduğu belirlenmiştir. Ticari ilişkinin bulunması ve banka borcunun ödememesi karşısında bankaca fazladan takip yapılması başlı başına kötü niyet tazminatı gerektirmez. Bu nedenle mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi ve talebin eylemli olarak reddedilmesi yerinde olduğundan davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Dosyada bulunan alacak devir beyanına göre, davacı bankanın ilk derece mahkemesi kararından sonra 01.12.2023 tarihli işlemle, takip ve dava konusu alacağını ... AŞ'ye devir ettiği ve alacağı devir alanın bu durumu dosyaya bildirdiği anlaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, davalılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 8.084,64 TL istinaf nispi karar harcının davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.05.2025