T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/373
KARAR NO:2025/790
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/10/2021
NUMARASI:2020/389 Esas - 2021/929 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Taşıma sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Belçika'dan ithal ettiği 80 varil portakal konsantresi ürünününün davalı tarafça Belçika'dan teslim alınarak -18 derece sıcaklıkta Türkiye'ye de teslimi konusunda mutabık kalındığını, ürünlerin belli bir ısı derecesinde taşınması gerektiğinden normal taşıma bedelinden fazla ödeme yapıldığını, ürünlerin Türkiye'ye getirilmesinden sonra millileştirme sürecinde soğuk hava sistemi bulunan bir antrepoda muhafazası gerektiğini, ortak transit rejimi çerçevesinde Türkiye'ye taşınan ürün için T2 belgesi düzenlendiğini, belgenin 8 numaralı sütununda alıcı olarak, ... Nakliyat Şirketinin Tuzla'da bulunan soğuk hava sistemine sahip antreposunun gösterildiğini, CMR belgesinde de emtianın -18 derecede taşınarak antrepoya indirileceğinin yazıldığını, bu antreponun seçilmesindeki amacın soğuk hava deposuna sahip olması ve ürünlerin -18 derecede taşınması olduğunu, ancak davalının soğuk hava tesisatına sahip bu antrepo yerine, Erenköy Gümrük Müdürlüğü denetiminde bulunan soğuk hava deposuna sahip olmayan kendisine ait antrepoya teslim edildiğini, davacı şirketçe müvekkiline gönderilen e- posta da davacıya ati gümrüklü antrepoda soğuk hava deposu bulunmadığını ve emtianın sözleşmeye aykırı şekilde -18 derecede muhafaza edilmediğini, bu nedenle emtiada mikro biyolojik büyüme meydana geldiğini, portakal konsantresi ürünlerin taşındığı varillerin şişerek emtianın zayi olduğunu, davacının taşınacak emtiayı -18 derece sıcaklıkta taşıyarak İzmir'de müvekkiline teslimini üstlendiğini, ancak mutabakata aykırı şekilde soğuk hava sistemi bulunmayan kendine ait gümrüklü antrepoya indirdiği emtianın zayi olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davacıya ait gümrüklü antrepoda soğuk hava sistemi bulunmadığı konusunda müvekkiline bilgi verilmediğini, ürünlerin davalıya ait soğuk hava sistemi bulunmayan gümrüklü antrepoya tesliminin 4458 sayılı Gümrük Kanun'unun 94/2 maddesine aykırı olduğunu, anılan maddeye göre parlayıcı ve patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan veya korunmaları özel düzenek ve yapılara gerek gösteren eşya, ancak bu niteliklerine uygun genel veya özel antrepolara konulabileceğini, bu tür eşyanın bir liste halinde yönetmelikle belirleneceğini, Gümrük Yönetmeliği'nin 330/3. maddesinde ise parlayıcı, patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan veya muhafazaları özel düzenek ve yapılara gerek gösteren ve ek-62'de yer alan eşya, eşyanın tabiatlarına ve yapılacak faaliyetin özelliklerine uygun olarak yapılmış bulunan genel veya özel antrepolara konulabilir hükmü bulunduğunu, ürünlerin soğuk hava sistemi bulunmayan davalıya ait antrepoda saklanmasının anılan düzenlemelere aykırı olduğunu, ürünlerin 41.733,04 USD değerinde olduğunu, ürünler için Erenköy Gümrük Müdürlüğüne 158.497,37 TL vergi ödendiğini ileri sürerek, 41.733.04 USD ile gümrüğe ödenen 158.497,37 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının ilk teklifinde emtianın ... antrepoya tahliyesini istediğini, ardından tahliye yerini Erenköy Gümrük Müdürlüğü olarak değiştirdiğini, son olarak emtianın Gümrük/... tahliye konusunda tarafların mutabık kaldıklarını, yazışmalar ve teslim yeri ile ilgili mutabakatın 4-5 Haziran 2018 tarihinde teklif aşamasında yapıldığını, emtia 19.06.2018 tarihinde yüklendiğini, gümrük beyannamesinin Doğruer Gümrük Müşavirliği tarafından 26.06.2018 tarihinde düzenlendiğini ve emtianın 27.06.2018 tarihinde ... teslim edildiğini, emtianın davacının talebine aykırı şekilde ... tahliye edildiğine ilişkin iddiasının gerçek dışı olduğunu, taşımada davalının asıl/akdi taşıyan olduğunu, fiili taşıyıcının ise... Şirketi olduğunu, anılan taşıma için taşıyıcılar tarafından 19.06.2018 tarihli ve... nolu CMR belgesi düzenlendiğini, CMR belgelerinde emtianın teslim edileceği yerin ... olarak belirtildiğini, ... nolu Transit Refakat belgesi ile Belçika'dan Türkiye'ye taşınan eşyanın Erenköy Gümrük Müdürlüğünün 26.06.2018 tarihli gümrük beyannamesi anılan müdürlüğü bağlı ... tahliye edildiğini, Gümrük Kanunu'nun 3.17. maddesinde belirtildiği üzere gümrük beyannamesinin, doğrudan doğruya mal sahipleri ile kanuni mümessilleri veya vekilleri tarafından düzenlendiğini, beyannamenin 14 nolu kutusunda yeralan beyan sahibi ...Şti tarafından davacı adına dolaylı temsil yolu ile düzenlendiğini, dosyada bulunan ... Rejimi Statüsünde Eşya Girişine İlişkin Sayım Tutanağında yer aldığı üzere, Erenköy Gümrük Müdürlüğünün 26.06.2018 tarihli antrepo beyannamesi kapsamında bulunan 60 kap ve 17130,00 kg portakal konsantresi eşyasının 27.06.2018 tarihli tutanak ile antrepoya boşaltıldığını, bundan yaklaşık bir ay sonra 19.07.2018 tarihinde davacı şirket yetkilisinin iştiraki ile Gıda Tarim ve Hayvancılık Bakanlığı İstanbul İl Gıda Tarim ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından emtiadan numune alındığını ve numune alma işlemine katılan davacı yetkilisinin, antreponun soğuk hava olmadığını gördüğünü ve ve herhangi bir çekince ileri süremediğini, gümrük beyannamesi ve tahliye işlemlerinin davacının temsilcisi olan gümrükçü tarafından yapıldığını, bu nedenle davacının bildiği bir konuda çekince ileri sürmesi gerektiğini, antrepodan bulunan ürünlerin kapaklarında şişme olduğu ve antrepodan çekilmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerinc, davacının 10.09.2018 tarihinde, soğuk hava deposu olmayan ... tahliye işlemi nedeni ile taşımacının kusurlu olduğunu bildirerek ihtar gönderdiğini, 06.11.2018 tarihinde de İsttanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti talep edildiğini, müvekkilinin navlun ve ardiye ücretlerini ödememesi nedeni müvekkilince İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/9012 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, alınan bilirkişi raporlarında, davacının antreponun soğuk hava deposu olmadığını bilerek tahliyeyi yaptığı ve zarardan sorumlu olduğunun belirlendiğini, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve davacı tarafından 15/06/2021 tarihli beyan dilekçesi dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalının edim yükümlülüğünün dava konusu emtianın Türkiye'ye geldikten sonra millileşme sürecine kadar özel donanımlı (soğuk hava sistemini haiz) bir antrepoda muhafaza edilmesidir. Bu husus tarafların kabulünde olup, taraflar arasında bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır.Somut olayda; davalı ...'un asli görevinin ... aldığı serbest dolaşımda bulunmayan gümrüklü eşyayı ... rejimi altında depoladığı süreçte en iyi şekilde muhafaza etmek, vergileri ödeninceye kadar en iyi şekilde Devlet adına korumaktır. Başka bir deyişle dava konusu emtianın millileşmesini sağlamaktır. Dava konusu emtianın tarafların anlaşmasına uygun soğuk hava deposunda saklanmadığı dosya kapsamındaki belgeler ile sabittir.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; esasen davalının dava konusu emtiayı soğuk hava antreposunda saklamaması sebebiyle kusurlu ise de; davalının taraflar arasındaki edim yükümlülüğünün dava konusu emtianın millileşmesine kadar muhafaza edilmesi olduğu, 27.06.2018 tarihinde sağlam ve eksiksiz olarak antrepoya giriş yapan eşyadan, Tarım İl Müdürlüğü ekipleri ve davacı ... yetkilisinin de imzası bulunan tutanak ile 19.07.2018 tarihinde numune alınmış, akabinde 8 gün sonra tescil olunan 27.07.2018 gün ve ... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesinin 44 nolu hanesine beyanla eşyaların TPS (tek pencere sistemi) den uygunluk alındığı ve 27.07.2018 tarihinde eşyaların vergilerinin yatırıldığı, böylece eşyaların ithal edildiği (millileştiği), 27.07.2018 tarihi itibariyle hasar tespiti bulunmadığı gibi, eşyaların antrepodan çıkmasına engel herhangi bir kısıtlayıcı durum tespiti bulunmadığı anlaşılmaktadır. 27/07/2018 tarihinde emtiayı hasarsız bir şekilde davacının teslim alabilecekken yaklaşık 136 gün sonra talepte bulunduğu anlaşılmaktadır.Dosya kapsamı değerlendilrdiğinde davalının emtianın millileşmesine kadarki süreçte emtiayı hasarsız bir şekilde muhafaza ettiği ve edim yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacının emtiayı geç teslim alması sebebiyle emtianın ziyaı uğradığı anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle emtianın soğuk hava deposunda saklanmamasında davalı kusurlu ise de; oluşan zarar eşyanın millileşmesinden sonra meydana geldiği, davalının taraflar arası sözleşme gereği edimini ifa ettiği, davacının emtiayı geç teslim alması sebebiyle emtianın ziyaı uğradığı, davalının oluşan zararda sorumluluğunun bulunmadığı, zarar ile davalının sorumluluğu (davalının sorumluluğunun eşyanın millileştirilmesi ile sona erdiği nazara alınarak) arasında uygun illiyet bağı olmadığı, davacı firma yetkilisinin numune alınırken hazır olması sebebiyle dava konusu emtiaların soğuk hava deposunda bulunmadığından haberinin olmadığına ilişkin davacı beyanlarına itibar edilemeyeceği anlaşılmış, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından İAA 13. ATM 2020/428 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile iş bu dosyamızda alınan bilirkişi raporunda çelişki bulunduğu belirtilmiş ise de; mahkememizce yapılan incelemede bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmadığı, iş bu dosyamızdaki bilirkişi raporunun davacı tarafça belirtilen ve raporda işlenen İAA 10. ATM 2018/901E sayılı dosyasındaki raporlarla uyumlu olduğu anlaşılmış, bu yöndeki davacı itirazlarına itibar edilmemiş..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin Belçika’dan ithal etmek istediği portakal konsantresi emtiasının davalı tarafından Belçika'dan teslim alınarak -18 derecede taşınarak Türkiye'de teslimi konusunda tarafların mutabık kaldığını, yükün belli bir ısı derecesinde taşınması gerektiğinden daha fazla taşıma bedeli ödendiğini, ürünlerin Türkiye’ye geldikten sonra millileşme sürecine kadar da özel donanımlı ve soğuk hava sistemi bulunan bir ... muhafaza edilmesinin zorunlu olduğunu, ortak transit rejimi çerçevesinde Türkiye’ye taşınan ürün için T2 belgesi düzenlendiğini, belgenin 8 numaralı sütununda alıcı olarak,... Nakliyat Şirketinin Tuzla'da bulunan soğuk hava sistemine sahip antreposunun gösterildiğini, aynı şekilde çeki listesinde alıcı ve adresin aynı yer olarak gösterildiğini, uluslararası taşımalarda CMR Konvansiyonu gereği düzenlenen ve koşulları standardize ederek taşıyanın sorumluluğunu belirleyen CMR belgesinde de, eşyanın teslim edileceği yerin aynı yer olarak gösterildiğini, belgede ayrıca eşyanın -18 derecede taşınması gerektiğinin yazıldığını, ürünlerin belirtilen antrepoya tesliminde esas etkenin bu yerin soğuk hava deposunun bulunması olduğunu, buna karşın ürünlerin talimata aykırı -18 derecede deposu bulunmayan davalıya ait antrepoya teslim edildiğini.Davalının bu şekilde işlemleri alışkanlık haline getirdiğini, cevabi elektronik postalarda soğuk hava zinciri ile taşınması gereken ürünlerin bu şekilde taşındığı, ancak emtianın hemen çekilmesi nedeniyle sorun çıkmadığının bildirildiğini, davalının yapılan usulsüz işlemler için müşterilerin izninin alındığını savunduğunu, oysa müvekkilinin taşınacak emtianın niteliğine göre böyle bir işleme muvafakat etmediğini, saklama koşullarının yetersizliği nedeniyle ürünlerin zayi olduğunu,Taşıma anlaşmasına göre ürünlerin -18 derecede taşınarak teslimi gerektiğini, davalının buna aykırı şekilde bu şartlarda taşıdığı ürünleri soğuk hava tertibatı bulunmayan kendisine ait depoya indirdiğini, davalının deposunda soğuk hava tertibatı bulunmadığına ilişkin müvekkiline bildirim yapılmadığını, özel sıcaklıkta taşınması gereken ürünlerin soğuk hava tertibatı bulunmayan bir depoya indirilemeyeceğini, ürünlerin soğuk zincirinin bozulması nedeniyle zayi olduğunu, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 94/2.maddesinde ki,"Parlayıcı ve patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan veya korunmaları özel düzenek ve yapılara gerek gösteren eşya, ancak bu niteliklerine uygun genel veya özel antrepolara konulabilir.Bu tür eşya bir liste halinde yönetmelikle belirlenir düzenlemesi ile Gümrük Yönetmeliği'nin 330/3. maddesinde ki "Parlayıcı, patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan veya muhafazaları özel düzenek ve yapılara gerek gösteren ve ek-62'de yer alan eşya, eşyanın tabiatlarına ve yapılacak faaliyetin özelliklerine uygun olarak yapılmış bulunan genel veya özel antrepolara konulabilir" düzenlemelerinin ihlal edildiğini, davalıya ait olan antrepoya mer’i mevzuat gereği alınamayacak olan eşyanın girişine usulsüz olarak izin verildiğini, Mahkemece yürürlükteki mevzuata aykırı rapora dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, -18 derecede taşınması ve muhafazası gereken portakal konsantresinin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın incelemesine tabi ürün olduğunu, incelemenin ancak iki ila dört hafta gibi bir sürede tamamlanabileceğini ve bu süre boyunca da ürünün niteliğinin koruması için soğuk hava deposunda saklanması gerektiğini, müvekkilinin açık talimatına rağmen, davalının soğuk hava tertibatına sahip olmayan deposunda ürünü saklayarak mevzuata aykırı işlem yaptığını Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki taşıma ve saklama sözleşmesine aykırı davranılması nedeniyle davacıya ait ürünlerin zayi olması sonucu oluşan zararların ve emtia için yapılan gümrük giderlerinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacıya ait 120 palet ve 20 ton portakal konsantresi emtiasının Belçika'dan teslim alınarak -18 derecede taşınması, saklanması ve Türkiye'de teslimi hususunda taraflar arasında anlaşma yapılmıştır.Taşımaya ilişkin düzenlenen CMR belgesinde emtianın -18 derecede taşınması hususunda anlaşma yapılmıştır. Başlangıçta emtianın İzmir'de bulunan soğuk hava depolu bir antrepoya indirilmesi kararlaştırılmış ise de davalının sunduğu cevap dilekçesinde belirtildiği üzere -18 derecede taşınması talep edilen emtianın sonuç olarak davalı tarafından işletilen antrepoya indirilmesi ve gümrükleme işlemlerinin burada yapılması hususunda taraflar mutabık kalmıştır.CMR Konvansiyonu kapsamında davalının akdi taşıyıcı olarak taşıdığı emtia Türkiye'ye getirilmiş ve davalı şirketçe işletildiği anlaşılana ... indirilmiştir. Bu aşamada, tarafların beyanlarından anlaşılacağı üzere taşıma işlemi tamamlanmış ve davacının yetkilendirdiği gümrük müşavirince gümrükleme ve millileştirme işlemleri yapılmıştır. Bu itibarla davalının taşıma edimini yerinde getirdiği ve taşıma sözleşmesi kapsamında bir sorumluluğunun kalmadığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince de uyuşmazlığın saklama sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olarak nitelendirildiği ve bu nitelemeye göre yargılama yapıldığı, tarafların iddia ve savunmalarında, Gümrük Kanunu ve ikincil mevzuata göre davalının saklama yükümlülüğünü yerine getirilmediğinin ileri sürüldüğü, davalının ise anılan mevzuat uyarınca saklama yükümlüğünün yerine getirdiğini ve saklama koşulları hakkında davacının muvafakati bulunduğu savunulmuştur.Cevap dilekçesinde de belirtilen 04.06.2018 tarihli elektronik postada emtianın -18 derecede taşınması gerektiği davalıya bildirilmiştir. Esasen davalının emtiayı, soğuk tertibatlı araçlarla yurt dışından Türkiye'ye getirdiği, ancak gümrükleme işlemleri sırasında soğuk tertibatı bulunmayan bir depoda sakladığı anlaşılmaktadır. Basiretli bir tacir olan davalı, soğuk hava tertibatlı araçla saklanıp taşınması gereken emtiayı soğuk hava tertibatlı araçla taşıdıktan sonra, soğuk hava zincirini kıracak şekilde bir depoda saklanmaması gerektiğini bilebilecek durumdadır. Cevap dilekçesinde de belirtilen yazışmada ürüne ilişkin taşıma ve saklama derecesi davalıya bildirilmiş ve emtianın bu şartlarla taşınıp saklanması hususunda taraflar mutabık kalmıştır. Bu nedenle davalının saklama sözleşmesine aykırı davranışı bulunduğu açıktır.Diğer yandan ürünün niteliğini bilen davacı şirket de 04/05.06.2018 tarihinde sözleşme öncesi teklif ve görüşmelerde emtianın belirli sıcaklıkta taşınıp saklanması gerektiğini davalıya bildirmiştir. Emtianın 19.06.2018 tarihinde yüklendiği, yurt dışı taşımaya ilişkin belgelerin düzenlendiği, 26.06.2018 tarihinde davacının yetkilendirdiği gümrük müşavirince gümrük beyannamesinin düzenlendiği ve ve emtianın 27.06.2018 tarihinde ... teslim edildiği anlaşılmıştır.Tarım İl Müdürlüğü ve davacı şirket yetkilisinin katılımı ile 19.07.2018 tarihinde emtiadan numune alınmış, 27.07.2018 tarihinde ise gümrük vergilerinin ödenerek emtiaların millileştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı şirket adına işlem yapmaya yetkili kişinin numune alınması sırasında emtianın soğuk hava zincirine aykırı şekilde muhafaza edildiğine vakıf olduğu ve davalıyı uyarmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı şirketin de kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. TBK'nın 114/son maddesine göre sözleşmeler hakkında uygulama yeri bulunan TBK'nın 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Aynı Yasa'nın 52. maddesine göre ise zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir düzenlemesi bulunmaktadır. Her iki tarafın hukuki durumları birlikte değerlendirildiğinde, davalı taşımacı ve saklayan olarak kusurlu davranmış ve belirli sıcaklık altında taşınması gereken emtiayı, vaad ettiği şartlar altında saklamayarak zarara neden olmuştur. Davacı ise belirlenen şartlarda taşınmayan emtiadan numune aldırmış ve emtianın belirtilen sıcaklıklarda saklanması hususunda davacıya uyarıda bulunmamış ve saklama koşullarına itiraz etmemiştir. Bu durumda zararın oluşumunda her iki tarafın eşit müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilmelidir. Davacının, saklama koşulları ile ilgili numune alması sırasında itiraz etmemiş olması ve emtiayı erken çekmemiş olması, davacının tam kusurlu olmasını gerektirmez. Zira davalı antrepo ve taşıma hizmeti veren bir tacir olarak emtiaya uygun saklama koşullarını sağlamalı, bu koşullar bulunmuyor ise emtiayı kabul etmemelidir. İlk derece mahkemesince, her iki tarafın eşik oranlarda birlikte (müterafik) kusurlu oldukları benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, hukuki değerlendirme içeren bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi isabetli olmamıştır. Ancak eksikliğin giderilmesi için yeniden yargılama yapılıp delil toplanmasına gerek bulunmadığından HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesi kararının duruşma açılmaksızın düzeltilmesi mümkündür. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yerinden karar verilmesine, davanın kısmen kabulü ile davalının eşit müterafik kusuruna göre hesaplanan 20.866,52 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre belirlenecek faizi ile birlikte tahsiline; ayrıca 79.248,68 TL'nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre belirlenecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemine reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yerinden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile;a- 20.866,52 USD alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,b-79.248,68 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi uyarınca avans esasına göre belirlenecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, c- Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Alınması gerekli 16.015,26 TL karar ve ilam harcındann, peşin alınan 8.007,63 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.007,63 TL harcın davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından harcanan 8.069,83 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından ilk derece aşamasında sarf edilen ve ayrıntısı UYAP ortamında kayıtlı 1.067,00 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 533,50 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından ilk derece aşamasında sarf edilen ve ayrıntısı UYAP ortamında kayıtlı 61,00 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 30,50 TL'lik bölümünün davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 37.511,95 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 37.511,95 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarının artan kısımlarının, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 61,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 233,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,11-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.05.2025