T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2241
KARAR NO:2025/835
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:04.10.2021
NUMARASI:2020/892 Esas - 2021/750 Karar
DAVA:Ticari unvanın korunması
Taraflar arasındaki ticari unvanın korunması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Ticaret Sicil Gazetesi'nde 14.04.2015 tarihinde tescil edildiğini, uzun yıllardan itibaren ... ŞTİ. unvanı ile faaliyet göstermekte olduğunu, farklı bir unvanla kurulan davalının 2020 yılında, müvekkil ile iltibas oluşturacak derecede ticaret unvanında değişikliğe gitmiş olması nedeniyle haksız rekabetin önlenmesi ve davalının ticaret sicilinden terkini için işbu davayı açtıklarını, davalı şirketin 18.11.2014 tarihinde “... A.Ş.” unvanı ile kurulduğunu, 23.03.2020 tarihinde unvan değişikliğine giderek, unvanını “... A.Ş.’ye dönüştürdüğünü, söz konusu unvanın müvekkili şirketin unvanı ile birebir iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunun sabit olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin 6102 TTK'dan doğan haklarına tecavüz ettiğini, müvekkili şirketin, kurulduğu günden itibaren aynı unvan adı altında faaliyet göstermekte olup, söz konusu unvanın gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu beyanla; davanın kabulü ile haksız rekabetin önlenmesine, davalının unvanının Ticaret Sicilinden terkinine, bu taleplerin reddi halinde ise... ibaresinin davalının unvanından erkinine, masrafın davalıdan alınarak mahkeme kararının en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin tescilli markasının “...” olduğunu, bu unvanın davacının ticaret unvanı veya tescilli markası ile iltibasa yol açacak hiçbir özelliğinin olmadığını, davalı şirket tarafından ... değil “...” ibaresi –... kontrol teknikleri- anlamını taşımak üzere düşünülerek ticaret unvanı değişikliği yapıldığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin ticaret sicilde tescil edildiği tarihten sonraki bir tarih olan 23/03/2020 tarihinde davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin ticaret unvanında değişiklik yaptığı, TTK 52. maddesi kapsamında öngörülen korumada tüzel kişi ticaret unvanlarının ülke çapında değerlendirilmesi gerektiği, korunacak gerçek kişi veya tüzel kişi unvanının sonraki tarihli unvan sahibine karşı kullanılabilmesinin zararın varlığı koşuluna bağlı olmadığı, her iki unvanın aynı konuda faliyet gösteren şirketler yönünden iltibas oluşturmaya açık olduğu, ayırt edilmesinin kolay olmadığı, bu itibara davalının unvanında bulunan ... ibaresinin müşteri nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği, davacının ticaret unvanına tecavüz sayılması gerektiği ve haksız rekabet oluşturacağı, bunun 3. kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunduğu ve bu kullanımın TTK'nın 52 .maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olduğu, bu nedenle ... ibaresinin terkini gerektiği anlaşıldığıdan davacının davasının kabulü ile davalının ticaret ünvanındaki "..." ibaresinin haksız rekabet oluşturacak şekilde dürüstlüğe aykırı kullanıldığının tespiti ile davalının ticaret ünvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilden terkinine, davalı şirketin ticaret sicilden terkinine ilişkin davacı talebinin, her ne kadar davalı şirketin davacı şirkete yönelik haksız rekabet içeren eyleminin varlığı tespit edilmiş ise de, haksız rekabet halinde haksız rekabete uğrayanın hakları TTK'nın 52. maddesinde düzenlenmiş olup, şirketin ticaret sicilinden terkininin bu haklar arasında sayılmadığı, bu durumda davacının bu isteminin yerinde olmadığı anlaşılmakla reddine karar vermek gerektiği... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile davalı şirketin davacı şirkete yönelik haksız rekabet eyleminin tespitine ve menine, davacı vekilinin davalı şirketin ticaret sicilinden terkinine yönelik talebin reddi ile davalı şirket unvanında yer alan " ..." ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanından terkinine, masrafı davalı tarafından karşılanmak kaydı ile kararının en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde ilanına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını aynen takrarla; söz konusu şirket unvanında takip eden kelime grupları da tamamen farklı olduğunu, davacının unvanında takip eden kelime grubu “... Şti” olduğunu, buna karşılık müvekkili şirketin unvanında takip eden kelime grubu sadece “...A.Ş” bulunduğunu, şirketlerin türleri, işletme konusunu gösteren ibareleri farklı olduğu gibi ticaret unvanı da ayırt edici ek almış olup, tecavüz fiilinin olmadığı ve haksız rekabet oluşmadığını, dolayısıyla bu haliyle tüketici gözünde iki firma karşılaştırıldığında firmaların ünvanlarının karıştırılmasının mümkün olmadığını,Müvekkili şirketin böyle bir unvan değişikliğine gitmesi kesinlikle kötüniyetli bir durum söz konusu olmadığını, şirketin geçmiş yıllarda eski unvanıyla ve yeni unvanıyla yaptığı işler dikkate alındığında şirketin sermaye değerinin ve itibarının uzun yıllardır oldukça yüksek olduğu anlaşılacağını, zira müvekkil şirket uzun süredir sağlık-ilaçlama sektöründe faaliyet göstermekte olup, unvan değişikliği sonrası da sektörde herhangi bir değişiklik yapmadan iş hayatına devam ettiğini, hem unvan değişikliği öncesi hem de sonrasında da sağlık-ilaçlama sektörü dışında farklı sektörlerde de çalışmalarına devam etmiş olup davacının ticaret unvanını kullanıp bundan fayda sağlaması söz konusu olmadığını, bu doğrultuda da müvekkil şirkete ait olan ve düzenlenen faturaların mahkemeye sunulduğunu, Haksız rekabet, iltibasın meydana getirilmesi şeklinde tahakkuk ettirildiğini, burada, üzerinde durulan hususun, iltibasın başkasının faaliyeti ile alakalı olması şartına bağlı olduğunu, davacı şirketin, müvekkili şirketin haksız rekabette bulunduğunu düşünse de haksız rekabette bulunan şahsın, iltibas edilen faaliyetin meydana çıkması için mevcut olan şartlara riayet etmeksizin, başkasının emtiası, iş mahsulleri veya faaliyeti veya işletmesinin aynını yerine getirdiğini,Bir tacirin, rakip diğer bir tacirin şöhretini, ticaret unvanını, mahsulatını, alametlerini, müşterileri yanlış zehaba sevk edecek şekilde kullanması halinde iltibas mevcut olacağını, iddia olunan bu fikirde iltibasın mevcudiyetin rakip diğer bir tacirin durumuna bağlandığını, iş bu nedenle şirketlerin benzerliği nedeniyle iltibas yarattığı iddia edilen kelimeler orta düzeyde ve orta dikkatte bir vatandaşı yanıltacak nitelikte olmayıp şirketler arasında herhangi bir haksız rekabete teşkil oluşturmadığını, değerlendirmeler orta düzeyde bir tüketici nezdinde yapıldığında dahil haksız rekabet oluşmamaktayken, davacı şirket ve müvekkili şirketin sektördeki faaliyetlerini devlet kurumları ve özel kurumlar bünyesinde devam ettirdiklerini ve ihale yöntemiyle iş takip ettikleri değerlendirildiğinde esasen bunların tamamının ticari bir iş kapsamında olduğu dolayısıyla basiretli tacir açısından bir değerlendirme yapıldığında kurumların müvekkili şirket ile davacı arasında karışıklık yaşamasının da mümkün olmadığını, bilindiği üzere hukuki düzenlemelerin somut olay ile uyuşması önem taşımakta olup somut olayda faaliyete devam edilen ve yeni ihalelerine katılınan kurumların basiretli, bilinçli tacir durumunda oldukları da göz önünde bulundurularak sektör açısından şirket unvanları arasında benzerlik ve iltibas bulunmadığının kabulü gerektiğini,Yukarıda yer alan açıklamalar ve kanun maddeleri ve gerekli görülen Yargıtay Hukuk dairesi kararları neticesinde müvekkili şirketin haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir ilişiğinin olmadığı tespit edileceğini,Tüm bunlara ek olarak gerekçeli kararı kabul etmemekle birlikte; davacı haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin ticaret sicilden terkinini talep etmiş, mahkemece bu talebin reddedildiğini ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmişse de taraflarına vekalet ücreti takdir edilmediğini, kararın bu yönüyle de usule aykırı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,TTK'nın 50. maddesine göre usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının kullanılması nedeniyle aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince davalı ticaret unvanın sicilden terkini ve unvanın aynen kullanımı nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve ilanı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ve davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde, davacı şirketin "... Şti." unvanı ile 14/05/2015 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği, davalı şirketin ise 18/11/2014 tarihinde "... A.Ş." unvanı ile kurulduğu, 23/03/2020 tarihinde unvan değişikliğine giderek unvanını "... A.Ş'ye dönüştürdüğü, her iki şirketin faaliyet alanlarının birbirine çok yakın olduğu(temizlik-ilaçlama işleri, haşere ilaçlama hizmeti işleri, böcek, kemirgen ve diğer zararlıların imhası ve haşere kontrol faaliyetleri...) anlaşılmaktadır.Davacı vekili; davalının unvanındaki ''..." ibaresinin davalı yanca haksız olarak kullanıldığını, davalı şirketin davacı şirketten sonra unvan değişikliği yaptığını, bu ibarenin kullanılmasının iltibas yarattığını ve terkin edilmesi gerektiğini, davalın bu unvanı kullanmasının aynı zamanda haksız rekabete sebep olduğunu ileri sürerek, davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin terkinine, bu kullanımın haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve davalının ticaret sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın tarafı olan şirketlerin türleri bağlamında ele alındığında, anonim ve limited şirketlerin ticaret unvanlarının nasıl olacağına ilişkin hüküm TTK'nın 43. maddesinde yer almaktadır. Anılan düzenleme, ''(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, 'anonim şirket', 'limited şirket' ve 'kooperatif' kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz.'' şeklindedir.Buna göre limited şirketlerin unvanlarının çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ibare (limited şirket) ile şirketin işletme konusundan oluşur. Unvana ek almak ise kural olarak serbesttir. Bu serbesti, TTK'nın 46/1. maddesinde, ''Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.'' şeklinde ifade edilmiştir.Ticaret unvanına ek almanın zorunlu olduğu hâllerden biri TTK'nın 45. maddesinde gösterilmiştir. Bu hükümde ''Bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.'' denilmektedir. TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.Yukarıda da belirtildiği üzere ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almakta olup tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu şekilde açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmelidir.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu tespitine dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporunun takdiri delil olduğu da gözetildiğinde, hukuki değerlendirmenin yargılamayı yapan mahkemece yapılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yapılan değerlendirmede; Somut olayda davacı şirketin ticaret unvanının ''... Şti '' olduğu görülmektedir. Bu unvanda şirketin türünü gösteren ibare ''Limited Şirket'', şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise ''... '' ibareleridir. Diğer bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı '' ... ''ibarelerinden oluşmakta olup ''... '' ibaresi ise ek olarak seçilmiştir.Davalı şirketin ticaret unvanı ise '' ... A.Ş " dir. Bu unvanın çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ''Anonim Şirketi'' kısmı ve işletme konusunu gösteren ''..." ibarelerinden oluşmaktadır. Unvanın ek kısmı ise ''..." ibaresidir. Bir diğer deyişle, tarafların unvanlarında yer alan"... '' ve ''... '' ibarelerinin ek kısım oldukları görülmektedir.Bu açıklamalar ışığında; davacının ticaret unvanının ek kısmının ''...'' olduğu, davalının ticaret unvanının ise ek kısmının ise '' ... '' olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu hâliyle davalının ticaret unvanının eki olarak kullandığı ''...'' ibaresinin davacı şirketin unvanından farklı olduğu, üçüncü kişilerde karşılıklığa mahal verecek nitelikte olmadığı ve TTK'nın 52. maddesindeki şartların gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Davalı ticari unvanının ekinin davacının ticari unvanının ekinden farklı olduğu ve üçüncü kişilerde karışıklığa sebebiyet verecek nitelikte görülmediğinden ve davalının tescilli unvanını kullanması haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden, davacının, davalının haksız rekabete sebep olduğu yönündeki iddiası da yerinde değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 65,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 227,10 TL kanun yolu giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,9-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 15.05.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.