T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2230
KARAR NO:2025/817
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:19.10.2021
NUMARASI:2020/450 Esas - 2021/738 Karar
DAVA:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki gereği davalının müvekkili şirketten usd karşılığı mal satın aldığını, fatura karşılıklarının davalı tarafa teslim edildiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine faturalardan kaynaklanan 15.822,40 usd alacağının ödenmesi için Beyoğlu ...Noterliğinin 08.05.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtardan sonra borçlunun 20.05.2020 tarihinde 6,38 usd kur üzerinden 24.696,55 TL’lık (3.870,93 usd) karşılığı mal iadesi yaptığını ve iadenin kabul edildiğini, davalıdan 11.951,47 usd alacağın kaldığını, kalan alacak için davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile 11.951,47 usd alacak için icra takibi başlatıldığını, borcun 70.231,21 TL lık kısmının kabul edilerek ödendiğini, icra Müdürlüğünün yatan paranın usd karşılığını, kuru 6,87 TL den almak suretiyle 10.222,88 usd olarak belirlediğini, ve kapak hesabına şerh düştüğünü, buna göre davalının ana para borcunun 10.222,88 usd düştükten sonra 1.728,59 usd lık kısmına itiraz ettiğini, davalı ile müvekkili arasındaki ticaretin tamamının ithal ürünlerin satışı ile ilgili olduğunu, dilekçe ekindeki tüm faturaların usd üzerinden kesildiğini, faturaların ve ürünlerin davalıya teslim edildiğini belirterek ...sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli kısmi itirazın iptali ile takibin devamına, takip talebindeki talep doğrultusunda takibin devamına, %20 den az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında cari ilişki bulunmakta olup, müvekkilinin davacı tarafa olan borcunu ödediğini, davacı tarafın kur farkı olduğunu iddia ederek... Numarası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, fakat davacı tarafından açılan icra takibinin 70.231,21 – TL ‘lik kısmını müvekkil şirketin, kabul etmiş ve ferileri ile birlikte davacı tarafa ödemiş olup, fazlaya ilişkin kısma, faizlerine ve ihtarda belirtilen alacak kalemlerine itiraz ettiğini, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Bulunduğunu, davacı tarafın ısrarla bu kararname ve benzeri kanun hükmündeki kararları göz ardı ederek haksız ve hukuka aykırı olarak kur farkı iddiasında bulunarak bu farkı müvekkili şirketten talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından faturaların her ne kadar usd cinsinden kesildiği söylenmiş olsa da, faturaların alt kısmında ödenecek tutarın tl cinsinden karşılığı bulunduğunu beyanla müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından 81.884,30 TL (11.951,47 USD) asıl alacak, 541,33 TL (79,01 USD) faizi ve 295,95 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 82.721,58 TL cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafça borca kısmi itiraz edildiği, davacı tarafından mahkememizde iş bu itirazın iptali davası açıldığı ve davalının kısmi itirazının iptalinin talep edildiği harca esas değer olarak 1.728,59 USD karşılığı 12.760,80 TL gösterildiği, mahkememiz tarafından yapılan yargıla sırasında talimat mahkemesi kanalıyla alınan bilirkişi raporunda Takip tarihi itibariyle davalının davacıya 70.231,21 TL tutarında cari hesap borcu bulunduğu, bu borcun icra dosyasına ödendiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 215. maddesinde “(…) defter ve kayıtların Türkçe tutulması mecburidir” ve “(…) tutarlar TL olarak gösterilmelidir” hükmü bulunduğu, Vergi mevzuatında, prensip olarak belgeler Türkçe düzenlenmelidir ve tutarlar TL gösterilmelidir (VUK md.215) derken dövizli fatura düzenlenmesine de izin verildiği, 215 md “a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz" denildiği, davacı tarafından düzenlenen faturaların 213 sayılı VUK 215.a maddesine uygun olarak düzenlendiği ve fatura üzerinde TL karşılığının ve kurun gösterildiği, davalı tarafında bu maddeye uygun olarak faturaların TL tutarıyla kayıtlarına aldığının tespit edildiği, 19.Hukuk Dairesinin aynı konuya ilişkin Kararında “Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığının da gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından, davacının kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir.” denildiği, dosya kapsamında yapılan incelemede taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı görülmekle birlikte faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olduğunun tespit edildiği bu haliyle davalının kısmi itirazının yerinde olmadığı..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile; davalının ... sayılı dosyasındaki kısmi itirazının 1.728,59 USD üzerinden iptali ile takibin 1.728,59 USD olan asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca bir yıllık USD mevduatına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranındaki faiz uygulanmak suretiyle devamına, alacağın %20'si oranındaki 2.552,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk olarak bilirkişinin hazırlamış bulunduğu raporda yer alan lehe hususlar dikkate alınmadan inceleme yapıldığını, raporda da görüldüğü üzere taraflar arasında 20.05.2020 tarihi itibariyle herhangi bir uyumsuzluk ve tarafların ödeme konusunda kararlaştırdığı bir vade de olmadığını, taraflar arasındaki olayda asıl önemli olan husus kur farkı talebinin yapılıp yapılamayacağına ilişkin olmakla birlikte bilirkişinin de raporunda belirttiği gibi, taraflar arasındaki cari ilişki dava tarihine kadar kur düzenlemesi yapılmadan devam ettiğini, müvekkilinin incelenen ticari defterlerinde de görülebileceği gibi hesaplar her zaman TL ile tutulmuş ve buna göre ödeme yapıldığını, karşı tarafın bu ödemelere ve kayıtlara ilişkin talebini daha önceki süreçlerde sunmamış olup, bugüne adar yapılmayan kur farkı talebinin son cari ilişkide yapılması mümkün olmadığını, kaldı ki taraflar arasında ödemenin döviz cinsi üzerine yapılacağına dair bir ibare olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesiyle de ortaya çıktığını,Davacı tarafından müvekkilinin borcunun döviz cinsinden hesaplanması gerektiğini belirtmiş ise de davacı yanın bu isteminin yerel mahkeme tarafından kabul edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, karşı tarafın, müvekkili şirketten alacağını döviz cinsinden isteyecek olması durumunda, taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiğini, nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/125 E ve 2017/8069 K. sayılı ilamının da haklılıklarını bir kere daha ortaya koyduğunu, hem davacıya ait ticari defterlerde hem de müvekkiline ait ticari defterlerde tüm kayıtlar TL cinsinden yapılmış olup, davacının döviz üzerinden istemi yerinde olmadığı gibi mahkemenin de vermiş olduğu bu karar haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Taraflar anlaşma tarihi itibariyle bedeli belirlemekte olup, bedelin alımdan sonra sürekli değişebilecek olması da işlem güvenliğini olumsuz etkilediğini, müvekkili şirketin bedelde anlaşma sureti ile aldığı ürünün bedelinin değişebilecek olması davacının riski olup, bu durumda ya ürünü nakit satması ya da kur farkına ilişkin bir sözleşme imzalaması gerektiğini, taraflar bedelde anlaştıktan sonra bedelde değişiklik yoluna gidilmesi mümkün olmadığını, bu durumun davacının riski olduğunu, müvekkiline yansıtılmasının mümkün olmadığını, Mahkemece verilen kararda Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi inceleme konusu yapılmadığını,Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının aralarındaki ticari ilişki sürerken kayıtlara ya da ödemelere bir itirazının olmaması ancak aralarındaki ticari ilişki sona erdikten sonra böyle bir kur farkı talep etmesinin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunun açık olduğunu, mahkeme kararının da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açık olduğunu, dosya incelendiğinde de görüleceği üzere taraflarınca sunulan örnek Yargıtay kararları ve dilekçelerinde öne sürmüş oldukları hususlar doğrultusunda müvekkili şirketin zarara uğramaması için mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalıdan 15.822,40 USD alacaklı olunduğunu, alacağının ödenmesi için Beyoğlu ...Noterliğinin 08.05.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtardan sonra borçlunun 20.05.2020 tarihinde 6,38 USD kur üzerinden 24.696,55 TL (3.870,93 usd) karşılığı mal iadesi yaptığını ve iadenin kabul edildiğini, bu tutarın asıl borçtan mahsubu sonucu davalıdan 11.951,47 USD alacak kaldığını, kalan alacağın tahsili için davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borcun 70.231,21 TL lik kısmının kabul edilerek ödendiğini, bakiyesi yönünden itiraz edildiğini, davalı yanca itiraz edilmeyip kabul edilen ve icra dairesine yatırılan tutarın USD karşılığının 6.87 TL kur karşılığı hesabıyla 10.222,88 usd olarak belirlediğini ve kapak hesabına şerh düşüldüğünü, buna göre davalının ana para borcunun 10.222,88 USD düştükten sonra 1.728,59 USD lik kısmına yönelttiği haksız kısmi itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ise itiraz edilen tutar yönünden borçlu olmadığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince karar istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince sunulu deliller ile taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme ile bilirkişi raporu alınmış, davalı ticari defter ve kayıtlarında incelem sonucu alınan bilirkişi raporu içeriğinden davacı faturalarının hem USD hem de TL olarak fatura tarihlerindeki kur üzerine yazılmak suretiyle düzenlendiği, faturalardaki TL tutarların ticari defterlere kayıt edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre faturaların 213 sayılı VUK hükümlerine uygun olarak düzenlendiği ve fatura üzerinde TL karşılığının ve kurun gösterildiği, İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edilen Yargıtay 19 HD sinin emsal karar içeriklerinde de belirtildiği üzere, kur farkı için taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmasa dahi, faturaların USD karşılığı satılan mallara ilişkin olduğu, faturalarda aynı zamanda TL karşılıklarının da gösterildiği anlaşılmaktadır. Fatura tarihlerinde yürürlükte olan Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununda 32 sayılı karara ilişkin tebliğ( tebliğ no 32/34 ) m.8.9 bent uyarınca taşınır satışlarının döviz üzerinden kararlaştırılması mümkündür. Buna göre ticari ilişkinin USD olarak yürütüldüğü, bu durumda davalı TL ödemelerinin ödeme tarihindeki kur üzerinden dikkate alınarak sonucuna göre alacak tespitinin yapılması gerektiği, ilk derece mahkemesince de davalı ödemelerinin ödeme tarihindeki kur dikkate alınarak yapılan hesaplama soncu bakiye davacı alacağının tespit edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin taraflar arasında yazılı sözleşme hükmü bulunmadığı için, davacı alacağının ödeme tarihindeki kur tutarı dikkate alınarak hesaplanmasının doğru olmadığı, yine faturaların döviz olarak düzenlenmesi ile birlikte TL kur karşılığının da gösterildiği dikkate alındığında; Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu Hakkında 32 sayılı kararda değişiklik yapılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi uyarınca döviz ile ticari ilişki kararlaştırılamayacağına dair hükümlerin değerlendirilmesi gerektiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 653,85 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.05.2025