T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/83
KARAR NO: 2025/496
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/11/2020
NUMARASI: 2015/521 E. - 2020/302 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Konteyner demurajından kaynaklı)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı taşıtan ... Turizm Dış Ticaret A.Ş. ye ait yükün, yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca Mardaş Limanı' nından 05.10.2014 tarihinde yüklenerek Bingazi/Libya Limanı' na taşıdığını ve yükü ihtiva eden konteynerlerin liman sahasına kapalı ve mühürlü olarak 09.10.2014 tarihinde gemiden tahliye edildiğini, söz konusu deniz taşıma işinde davacı müvekkiline ait konişmentolarda belirtilen iki adet konteyner kullanıldığını, taşıma konusu yüklere ilişkin varış ihbarları düzenlendiğini ve yüklerin tahliye edildiğini, bugüne dek söz konusu yüklerin teslim alınmadığını, yüklerin konişmentolarda öngörülen süre içerisinde gönderilen tarafından teslim alınmaması nedeniyle, davacı müvekkili tarafından yapılan bütün girişimlerin sonuçsuz kaldığını, aradan geçen yaklaşık onbir aylık süre zarfından ne yüklerin teslim alındığını ne de konteynerlerin tahliye edildiğini, konteynerlerin tahliye edilmemesi üzerine müvekkili taşıyan şirket çalışanı tarafından davalıya müteaddit defalar ihtar yapıldığını, davalının ödeme yapmayı kabul ve ikrar etmesine rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını ve görüşmelerden herhangi bir netice alınamadığını, sonuç olarak müvekkili tarafından deniz nakliyatı işinde kullanılan iki adet konteynerin Bingazi/Libya Liman sahasında dolu olarak bekletildiğini ve müvekkilinin söz konusu konteynerleri deniz nakliyatı işinde kullanmaktan mahrum kaldığını, uyuşmazlığın konusunun, davacı müvekkiline ait ve taraflar arasındaki navlun sözleşmesi uyarınca deniz nakliyatında kullanılan konteynerlerin, konişmentolarda öngörülen on günlük süre içerisinde (free time) iade edilmemesi sebebiyle oluşan demuraj alacağı talebi olarak açıklandığını, konişmentolar incelendiğinde konteynerlerin on günlük süre sonunda iade edilmemesi halinde, günlük olarak belirli bir ücretin ödeneceği yönünde hüküm bulunduğunu, konteynerlerin süresi içerisinde iade edilmemesi halinde ise demuraj ücreti olarak adlandırılan alacak oluştuğunu, TTK m. 1207 hükmü gereği, gönderilenin, eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmazsa, taşıtanın, navlun sözleşmesi gereği navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür." şeklinde düzenlendiğini, somut uyuşmazlık bakımından navlun sözleşmesinin tarafları taşıyan olarak davacı müvekkili şirket ile taşıtan olarak davalı bulunduğunu, navlun sözleşmesi nedeniyle oluşan navlun ücreti ile genel olarak navlun teferruatı olarak nitelendirilen masrafların borçlusunun yine taşıtan olduğunu, zira gönderilenin yükü teslim almaması nedeniyle, TTK m.1203 vd. uyarınca davalı taşıtanın oluşan demuraj alacağından doğrudan sorumlu olacağını iddia ederek, yükün teslim alınmaması nedeniyle oluşan demuraj ücretinden davalının doğrudan sorumlu olduğunun kabulü ile demuraj ücretinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ... San. ve Tic. Ltd. Ştinin. Libya'dakı ... na satışını yaptığı ... ve ... no'lu konteyner muhteviyatı yüklerin taşınmasını nakliye işleri ile iştigal eden davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den talep ettiğini, müvekkilinin taşımayı icra etmeyi taahhüt ettiğini ve davalı ile ... Ltd. Şti. arasında asıl taşıma anlaşmasının oluştuğunu, taşımanın icrası için davacı ile anlaşmış olduğunu, davalının alt taşıyan olduğunu, ... no'lu konteynerlerin 05.10.2014 tarihinde İstanbul Mardaş Limanı' nından yüklenerek davacı tarafından deniz yoluyla taşındığını ve 08.10.2014 tarihinde Libya'nın Bingazi Limanı' na tahliye edildiğini, ancak konteyner muhteviyatı yüklerin bu güne kadar teslim alınamayıp beklemesinin davacı taşıyıcının kusurundan kaynaklandığından davacı taşıyanın demuraj talep edemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü konteynerlerin davalının kusuru nedeniyle tahliye edilmediği şeklindeki iddianın doğru olmadığını, davacının konteynerleri Bingazi Limanı' na tahliye etmesinin hemen akabinde Libya'da yaşanan iç karışıklık, isyanlar, terör olayları, çeşitli güvenlik sorunları ve iç savaş nedeniyle Bingazi Limanı ve gümrüğünün fiilen ve hukuken kapandığını, davacı nakliyeci adına konteynerleri elinde tutan Bingazi Liman idaresinin o tarihten bu yana hiç bir faaliyet göstermediğini ve konteynerleri alıcısına teslim edemediğini, konteynerlerin akıbetinin de bu güne kadar öğrenilmediğini, başka bir ifade ile gönderilen ... nin yükü teslim almada temerrüdü söz konusu olmadığını, tam aksine davacı taşıyanın teslim etmede temerrüdünün söz konusu olduğunu, yükün varmasına müteakip yasal 60 günlük süre içinde yükü teslim edemeyen davacı taşıyanın yükü zayi etmiş durumda olduğunu, bu nedenle demuraj isteme hakkının olmadığını, yükün 08.10.2014 tarihinde Bingazi Limanı' na tahliyesine müteakip 8 ay geçtikten sonra davacının 24.06.2014 tarihinde gönderdiği e-mailde limanda hiç bir değişiklik olmadığını, davacının davaya esas gösterdiği 11.040,00 USD, meblağlı demuraj alacağına ilişkin faturaların da TTK 21/1, ve 1178/5 vs. maddelere, teamüllere, iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, asıl taşıma anlaşmasına istinaden asıl taşıtan ... rücu hakkı olduğunu, bu nedenle davanın asıl taşıtan ... ne ihbarını talep ettiklerini, beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, emsal dosyadan alınan Adalet Bakanlığı' nın yazı cevabından 2016 tarihi itibariyle dahi iç savaş ve karışıklık olduğunun hatta Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılacak bildirime kadar adli/ idari yazışmalara ara verildiğinin bildirildiği, yine dosyada mevcut Gümrük ve Ticaret Bakanlığı' nın yazısından 15 Ekim 2014 tarihinden itibaren liman faaliyetlerinin durduğunun belirtildiği, buna göre davacı tarafça konteynerların boş teslimi için tanınan serbest süre henüz dolmadan tahliye limanı olan Bingazi Limanı kapandığından, bu tarihten sonraki süre için demuraj talep edilmesinin mümkün olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2014 tarihli 2013/12326 Esas ve 2014/4189 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Libya'da yaşanan olayların mücbir sebep olarak kabulü ile davalının demuraj sorumluluğundan bahsedilemeyeceği yine bu yöndeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2019 tarihli 2018/1417 Esas 2019/1430 Karar sayılı ilamı ile de anılan Yargıtay ilamına atıfta bulunularak benzer bir uyuşmazlıkta Libya'da yaşanan savaş ve iç karışıklık hususunun mücbir sebep olarak kabul edildiği, davacı vekilinin de kabulüyle konteynerin 09.10.2014 tarihinde limana tahliye edildiği, davacının demuraj tarifesine göre tanınan serbest süre henüz dolmadan tahliye limanının faaliyete kapanması nedeniyle Libya'da yaşanan olayların mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerekeceği ve bu nedenle davalının sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin taşıyan sıfatı ile davalıya ait yükü kendisi ile yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca Mardaş Limanından 05.10.2014 tarihinde yükleyerek Bingazi/Libya Limanına taşıdığını, yükü ihtiva eden konteynerlerin, liman sahasına kapalı ve mühürlü olarak 09.10.2014 tarihinde teslim edildiğini, gemiden tahliye edildiğini, taşıma işinde müvekkiline ait olan konşimentolarda belirtilen 2 adet konteyner kullanıldığını, yüklere ilişkin varış ihbarlarının düzenlendiğini, yüklerin tahliye edildiğini ancak tüm iyi niyetli girişimlere rağmen konteynerlerin limanda tahliye edilmesine müteakip bugüne dek teslim alınmadığını, müvekkilinin her geçen gün zarara uğradığını, iyi niyetli çabalarının sonuçsuz kaldığını, sonuç olarak müvekkili tarafından deniz nakliyatı işinde kullanılan iki adet konteynerin Bingazi/Libya limanı sahasında dolu olarak bekletildiğini, davacı müvekkilinin kiraladığı ve halen kirasını ödediği bu konteynerleri deniz nakliyatı işinde kullanmaktan mahrum kaldığını, davalı taşıtanın demurajı ödemekle yükümlü olduğu, navlun sözleşmesinde davacının taşıyan davalının ise taşıtan olarak bulunduğunu, gönderilenin yükü teslim almaması nedeniyle TTK 1203 maddesi uyarınca davalının doğrudan sorumlu olduğunu, müvekkiline ait konteynerlerin davalının kusurundan kaynaklı olarak tahliye edilmemesi nedeni ile demuraj ücretine mahsuben 21.880,00 USD'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, taşıma sözleşmesinin mevcut olduğunu ve davalının bedelden sorumlu olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/12326 Esas, 2014/4189 Karar sayılı ilamında Libya'da 2011 yılında yaşanan ve Kaddafinin ölümü ile sonuçlanan süreci iç savaş olarak tanımlandığını bu sebeple mücbir sebebin varlığına hükmettiğini ancak somut uyuşmazlıkta taşımanın 2014 yılında yani iç savaştan üç sene sonra yapıldığını, sadece 2011 yılındaki koşullara göre verilen Yargıtay kararı dikkate alınarak davanın ret kararının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin hakim görüşe ve emsal kararlara itibar etmediğini, mahkemece karar verilirken müvekkili şirketin ilgili konteynerlerin 3.bir şirketten kiraladığını bu sebeple 2014 yılının Ekim ayından itibaren konteynerleri kullanamadığını ve halen kira ödediğini ve demurajınında halen işlediğini, göz önünde bulundurmadığını, tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz taşımasından kullanılan konteynerlerin zamanında iade edilmemesi nedeniyle oluşan gecikme bedelinin (konteyner demurajı alacağının) tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalının yükleten olduğu, emtianın Mardas Limanından yüklenerek Bingazi Limanına deniz yolu ile davacı tarafça taşındığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının, taşımada kullanılan iki adet konteynerinin teslim edilmemiş olmasından dolayı demuraj bedelinini davalıdan talep hak edip edemeyeceği ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı ... Ltd Şirketi tarafından Libya'daki mukim şirkete satışını yaptığı yüklerin taşınmasına dair nakliyesini davalı şirket aracılığı ile gerçekleştirdiği, davalının taşımanın icrası için davacı ile anlaşma yaptığı, konteynerlerin 05.10.2014 tarihinde İstanbul Mardaş Limanından yüklenerek davacı tarafından deniz yolu ile taşındığı, 08.10.2014 tarihinde Libya'nın Bingazi Limanına tahliye edildiği, 05.10.2014 tarihli konşimentonun düzenlendiği, konşimentonun, karma veya limandan limana taşıma konşimentosu olduğu, konşimentoda, yükletenin davalı şirket, gönderilenin dava dışı Libya/Bingazi'deki yerleşik şirket olduğu, tahliye limanının Bingazi Limanı olduğu, iki kutu parça olarak belirtilen emtianın konşimentoda gösterildiği, orjinal konşimento sayısının üç olduğu, konşimento üzerinde konteynerlerin temizliğinin alıcının uhtesinde olduğu, yükleten tarafından yüklendiği, istiflendiği, emniyet altına alındığı vb açıklamalara yer verildiği, devamında yükleten tarafından açıkça kabul edildiği tahliye limanında boşaltmadan 90 gün içinde konteynerlerin gönderilen tarafından kabul edilmemesi halinde konteyner ve diğer tüm ortaya çıkmış masraf ve giderler ,eğer varsa boşaltma, navlun ve demuraj gibi giderlerin yükleten tarafından ödeneceğine yer verildiği, navlun ücretinin önceden ödendiğinin belirtildiği, yükün ... isimli gemi ile taşındığı, taşıyan şirketin davacı şirket olduğu, konşimentonun eklerinde taşıma şartlarının düzenlendiği, nakliyecinin sorumluluğunun 10.maddede yer aldığı, yükleten sorumluluğunun 18.maddede belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 31.07.2015 tarihinde 09.10.2014 - 31.07.2015 tarihleri arası demuraj bedeli olarak toplam 10.840,00 USD tutarında fatura düzenlediği ,ayrıca 31.07.2015 tarihli 09.10.2014 - 31.07.2017 tarihleri arasında demuraj bedeli olarak 11.040,00 USD tutarında fatura düzenlendiği, taraflar arasında mail yazışmalarının gerçekleştirildiği, 29.09.2015 tarihinde gönderilen mailin uzun süre bekleyen konteynerlerle ilgili olduğu ve bilgi istenildiği ancak henüz dönüş yapılmadığının belirtildiği, 24.01.2015 tarihli mailde ise gecikme için özür dilendiği Limanda olumlu bir değişikliğin olmadığı, bekleyen konteynerlerin demuraj tutarlarının ise toplamda 600.000,00 gibi anormal bir rakama ulaştığı, bütün ilgili müşterilere tekrar bildirim yapılacağı ve takibinin hukuk departmanına iletileceğinin belirtildiği, devamında yüklemelerin resmi prosedürün dışında tutabilmek için müşteri ile temasa geçilmesi, armatörün oluşan demurajın %50 indirim ile ödenmesi halinde konteynerlerin minimum fiyatlar ile müşterilere satışına onay verildiği, 01.07.2015 tarihi itibariyle dosyaların avukata devretmek zorunda kalındığının davacı şirket tarafından belirtildiği, davalı şirket tarafından davacının düzenlemiş olduğu faturalara karşı itiraz ve faturaların iadesi amacı ile Kadıköy ... Noterliğinde 12.08.2015 tarihli ihtarnamenin hazırlandığı, ihtarnamede davacı tarafça düzenlenen demuraj bedellerine ilişkin faturalar belirtildikten sonra, 2014 Ekim ayında Libya'nın Bingazi Limanına taşındığı belirtilen konteynerlerin limana tahliyesinin hemen ertesi günü Libya'da yaşanan iç güvenlik sorunları nedeni ile Bingazi Limanı ve gümrüğünün kapanmış olduğu, nakliyeci olarak davacı adına konteyneri tutan liman idaresinin hiçbir faaliyet gösteremediği ve konteynerleri teslim edemediği, tahliye limanında hiçbir tahliye operasyonu faaliyetinin yapılamadığı, yük alacaklısı yönünden alacaklının temerrütününde söz konusu olmadığı, şirketler arasında demuraj ödenmesine ilişkin bir anlaşmanın bulunmadığı belirtilerek faturalara itiraz edilip iade edildiği, davacı şirket tarafından dava konusu edilen fatura alacaklarının tahsili amacı ile sonraki aşamada iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delillerini ibrazı ile birlikte ilgili yerlerden ve özellikle gümrük idarelerinden bilgi ve belgeler dosya içerisine celp edilerek bilirkişi raporları alınmıştır. 10.10.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Forwarder firmalar (Taşıma İşleri Organizatörü- taşıyan sayılan taşıma işleri komisyoncusu da denilmektedir), ithalat ve ihracat yapan firmalara aracılık eden, malları bir yerden bir yere taşınmasını ve teslim edilmesini sağlayan ve bu hizmet karşılığında komisyon alan firmalar olduğu, sözleşme şekline göre forwarderin sorumluluğu, malın tesliminin yapılması aşamasına kadar devam ettiği, Forwarder sadece mali taşıyan değil, malın yüklenmesini, geminin bulunmasını, malın taşınmasını ve malın teslimini de yapan firmalar olduğu, davalı firmanın, bir forwarder firma aracılığı ile alıcıya sattığı malı, davacıya ait bir konteyner içerisinde, davacı taşıyanın belirlediği gemisine yüklemesini yaptığını ve tahliye limanına götürülmesini sağlayarak, konteyneri gemiden tahliye ettirdiği, ancak, konteynerin alıcı tarafından teslim alınmadığı, somut davanın çözümünde, en önemli delilin, konşimento olduğu, dava dosyasında iki adet konşimentonun bulunduğu, navlunun peşin olarak ödendiği, tahliye limanının her ikisinde Libya olarak kaydedildiği, davalı firma, taşıma komisyoncusu sıfatı ile, dava dışı bazı firmaların sattığı ürünleri, Libyada mukim olduğu anlaşılan alıcı firmalara gönderilmesine aracılık eden freight forwarder olarak nitelendirilebilecek bir firma olduğu, davacı firma ile yaptığı konşimento ternelli anlaşmada, davalı firmanın taşıtan konumunda olduğu, taşıyan firmanın konteyner içerisinde bulunan emtiaların kime ait olduğunu bilmek zorunda olmadığı, taşıyan, kendisine taşıtan tarafından iletilen bilgiler kapsamında konşimentoları hazırladığı, zaten konşimento üzerinde, konteynerlerin kapalı ve mühürlü olarak teslim alındığını ifade eden, içerisindeki emtia ile ilgili bilgilerinde “said to contain” ifadesi ile taşıtan tarafından bildirildiğini belirten açık bir ifade bulunduğu, yani konşimentoya kaydedilen tüm bilgiler, taşıtan tarafından, taşıyan firmaya bildirileceği, taşıyan firma, konşimentoya göre taşıtan ve gönderilen ile münasebette bulunabileceği, konşimento kayıtlarında ise, forwarder firma davalı, taşıtan olarak gösterildiği, genelde, forwarder firmalar bir ara konşimento düzenleyerek, malları gönderen ile kendi aralarındaki taşıma sözleşmesini akdedeceği, ana konşimentoyu ise asıl taşıyan ile forwarder firmanın kendi aralarında düzenlediklerinin bilindiği, yani ana konşimentolarda, taşıyanlar fiziki yani asıl taşıyan, taşıtan ise forwarder firmalar olduğu, ara konşimentolar ise genelde malların asıl göndericisi ile forwarder arasındaki ilişkiyi düzenleyen ve gümrük işlemlerinde kullanılan konşimento olduğu, dolayısı ile somut davada konteyner demurajı doğması halinde, demuraj ödemesinden sorumlu tarafın davalı taşıtan firma olacağı, davalı taşıtan firmanın, konteynerlerin geç teslim alınmasından doğan demuraj ödemesi veya diğer uğradığı zararları, dava dışı ara konşimento ile anlaşma yaptığı emtia satıcılarından talep edebileceği, ancak, somut davaya dahil edilemeyecekleri, davacı tarafından, konteynerin, tahliye limanına ulaştığının alıcıya bildirildiği varış ihbarı kopyasının dava dosyasına sunulduğunun görüldüğü, bu ihbar mesajının kopya olup, aslının dosyada mübrez olmadığı, davacı, somut dosyada yer alan dilekçesinde, varış ihbarının yapıldığını, malların teslim alınmaması üzerine bir kez daha yapıldığını iddia ettiği, ancak, bu ihbarın orjinali veya ihbarın gönderilen firmaya ulaştığına dair bir faks jurnali veya email kopyası olarak dava dosyasında mübrez olmadığı, varış ihbarının, usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı konusunda nihai kararın mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından, dava dosyasına sunulan, kopya olduğu anlaşılan ve Libya Limanlar şirketi yetkilisi olduğu anlaşılan ... isimli şahısın, Konşimentoda belirtilen gönderilen firmaya gönderildiği anlaşılan yazıda, Konteynerlerin Libya Bingazi limanına tahliye edildiğini, ve buradan ... depo alanına aktarıldığını, konteynerlerin akıbeti hakkında hiç bir bilgilerinin olmadığını, ... bölgesinin çatışma bölgesi olduğunu ve bir bilgi edinmenin mümkün olmadığını belirttiklerinin anlaşıldığı, davalının, Libyada iç savaş koşullarının oluşması ve bu nedenle, gönderilenin Bingazi Jimanından konteynerleri çekemediği yönünde bir iddiada bulunduğunun anlaşıldığı, dava dosyasında mübrez, 07-01-2015 tarihli Dış İşleri Bakanlığından , Adalet Bakanlığına gönderildiği anlaşılan yazıda, özetle, Trablus ve Bingazi Baş konsolosluklarının faaliyetlerini 18-07- 2014 tasrihi itibarı ile geçici olarak askıya aldığını, Misurata Konsolosluğunun çalışmaya devam ettiğini, Libya makamları nezninde takip edilmesi gereken adli/idari yardımlaşma konularındaki yazışmalara Bakanlıkça yapılacak bir bildirime kadar ara verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiğinin belirtildiği, dolayısı ile resmi makamlarca, Bingazi limanında konteynerlerin varış tarihinde savaş durumu ve/veya limanın işlevselliği konusunda bir bilgi alınamayacağının anlaşıldığı, bu nedenle, davalı tarafından mucbir sebep nedeni ile konteynerlerin teslim alınamadığı yönündeki iddia konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, davalının taşıtan sıfatı ile konşimentoda kaydedilmesi nedeniyle, konteynerin teslim alınmaması ve total kaybı ile oluşan zarardan sorumluluğun davalıya ait olduğu, kopyası dosyada olan varış ihbarının kurallara uygun olup olmadığı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşme başlangıcında da mevcut şartlar gözetilerek; davalının mücbir sebep nedeni ile konteynerlerin teslim alınamadığı yönündeki iddiası hakkında ki taktirin mahkemeye ait olduğu, davacı firmanın, toplam demuraj ve konteyner kayıp tazminatı olarak, davalı firmadan talep edebileceği azami tazminat miktarının 11.600 ABD Doları olarak hesaplandığı, talebi gibi dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi olarak USD mevduatına kamu bankalarınca uygulanan bir yıllık mevduat faizi hesaplanabileceği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı itiraz ve beyan dilekçesinde; bilirkişi raporunda belirtilen mücbir sebeple ilgili tespitlerin davacı ve dava konusu aynı olan diğer dosyalara gelen yazı uyarınca hatalı olduğunu, ilgili dosya için gelen 20.01.2017 tarihli cevabı yazıda, Nato'ya atıfla 09 Ocak - 14 Ekim 2014 tarihleri arasında Bingazi Limanının normal şekilde faaliyet gösterdiğinin belirtildiğini ifade ederek ,davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; ilgili bakanlıklardan Libya'da 08.10.2014 tarihi itibari ile iç savaş yaşanıp yaşanmadığı, Bingazi Liman İdaresi ve Gümrük İdaresinin 08.10.2014 tarihinden itibaren fiilen ve hukuken kapalı olup olmadığı ve bu hususların müzekkere ile sorulmasını talep ettiklerini, dosyaya ibraz edilen Libya Ulaştırma Bakanlığı Liman İdaresinin 29.12.2015 tarihli yazısı ile 2.Libya iç savaşına ilişkin yayınların mücbir sebep durumunu kanıtladığını, 29.12.2015 tarihli yazısı ile 2014 yılı Ekim ayının ortasından bu yana Bingazi Limanında yük tesliminin yapılamadığı, konteynerlerin tahliye edildiği, Bingazi Limanı ve depolama alanının halen saldırı ve ateş altında olduğu, sahaya kimsenin ulaşamadığını belirterek, davacının talep edebileceğine yönelik tazminat hesaplarını kabul etmediklerini ifade etmiştir. 18.02.2019 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; davacı firmanın, toplamı demuraj ve konteyner kayıp tazminatı olarak, davalı firmadan talep edebileceği miktarının 10.200 ABD Doları olarak hesaplandığını, davalının mücbir sebep nedeni ile konteynerlerin teslim alınamadığı yönündeki iddiası hakkında, yukarıda belirtilen “yük alıcısının konteyneri teslim alabilecek imkanı olduğu" kanaatlerine karşın; hukuki yorum ve takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından ek rapora karşı beyan ve itirazları yazılı olarak dosyaya ibraz edilmiştir. Davalı vekili ek rapora karşı itiraz ederek yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. Dava ihbar olunan ... Ltd Şirketi vekili tarafından ek rapora karşı itiraz ve beyan dilekçesinde, Libya'daki iç savaş sebebiyle Bingazi Limanından yük tesliminin yapılamadığı konteynerlerin tahliye edildiği Bingazi limanının ve depolamanın halen saldırı ve ateş altında olduğu, sahaya kimsenin ulaşamadığı, yükün tesliminin yapılamayacağı hususunun Libya Ulaştırma Bakanlığı Liman İdaresinin 29.12.2015 tarihli yazısı ile bildirilmiş olduğunun 10.10.2017 tarihli kök rapordaki itiraz dilekçelerinde ifade ettiklerini, bu nedenle gecikmeye nedenin mücbir sebep olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 27.08.2020 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; davacı firmanın, toplam demuraj ve konteyner kayıp tazminatı olarak, davalı firmadan talep edebileceği azami miktarın 10.200 ABD Doları olarak hesaplandığı, davalının mücbir sebep nedeni ile konteynerlerin teslim alınamadığı yönündeki iddiası hakkında, işbu 2.ek incelemede, serbest süre 10 gün dolmadan liman faaliyetinin durduğu ve savaş ve çatışma ortamından dolayı yük zayi olana kadar malın çekilmesinin mümkün olmadığı, savaş hali ve liman faaliyetlerinin tamamen durmuş olmasının, gerek gönderen- taşıtanın, gerekse taşıyanın sorumluluk ve tasarruf alanında sayılamayacağı, sadece beş (5) yükü alma imkanı kullanılmaması yük alıcısının konteyneri testim alabilecek imkanı olduğu” kanaati şeklinde kök ve 1.ek rapora yansımış ise de halen daha beş (5) gün serbest süre varken karışıklık ve imkansızlık oluştuğu, kusursuz imkansızlıktan davacının menfaat temin edemeyeceği ve demuraj talep edemeyeceği nihai 2.ek rapor kanaatimize karşın; hukuki yorumun mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Dava, konteynerlerin teslim alınamamasından dolayı oluşan demuraj bedelinin yükletenden tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında davalı göndericinin davalı şirket gemisi ile dava dışı Libya'daki mukim şirkete emtiaların taşınmasına dair taşıma işini gerçekleştirdiği, yükün 05.10.2014 tarihinde Türkiye'deki Mardaş Limanından yüklendiği, Bingazi/Libya Limanına taşındığı ve konteynerlerin liman sahasına 09.10.2014 tarihinde gemiden tahliye edildiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı taşıyan şirket tarafından henüz konteynerlerin teslim alınamadığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 1203. maddesinde, ödeme yükümlülüğünün doğması başlığı ile eşyanın taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse bu kişinin navlun sözleşmesi veya konşimentoya da denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinden bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konşimentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Demuraj tutarı sözleşme kapsamında belirlenip eşyayı taşıtan tarafından, taşıyana ödenir. Yani davalı taşıtan, meydana gelen demuraj bedelinden sorumlu olur. Ancak somut olayda, dosya içerisine ibraz edilen ve bilirkişi kök raporunda ayrıntılı olarak yer verilen Dış İşleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğünün 07.01.2015 tarihli cevabı yazısında, Libya'da yaşanmakta olan olumsuz gelişmeler ve asayiş durumundaki zafiyet nedeniyle Trablus Büyükelçiliği ve Bingazi Başkonsolosluğunun faaliyetinin 18.07.2014 tarihinde geçici olarak askıya alındığı, ülkedeki mevcut güç dengesi, iktidar mücadelesi, çatışma ortamı ve süregiden istikrarsızlıklar dolayısıyla Libya topraklarında konsolosluk koruması ve hizmetlerinin sunulması imkânlarının oldukça sınırlı, kısıtlı hâle geldiği bu çerçevede Libya'daki vatandaşlara ilişkin adli, hukuki ve idari yazışmalar ile Libya makamları nezdinde takip edilmesi gereken adli/idari yardımlaşma konularındaki yazışmalara bakanlıkça yapılacak bir bildirime kadar ara verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği ifade edilmiştir. Serbest süre dolmadan tahliye limanı faaliyete kapanmıştır. Her ne kadar söz konusu yazı iş bu dava dosyası ile ilgili olarak yazılmamış ise de yazının konusu aynı ülkeye ve aynı tarihlerle ilgili olduğundan, davacı vekilinin aksine iddiası yerinde görülmemiştir. Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/12326 Esas, 2014/4189 Karar sayılı ilamında; "...Ancak, her ne kadar davalının başlangıçta yükü boşaltmaması davalının sorumluluğunu gerektirir ve bu dönem için davacı demoraj bedeli isteyebilirse de; 15.02.2011 tarihinde savaş başlamış olduğundan ve bu husus mücbir sebep olarak kabul edildiğinden, bu tarihten sonraki dönem için davalının sorumlu tutulması doğru değildir. Bu itibarla, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir..." ifadelerine yer verilmiştir. Dairemizin 2018/1417 Esas, 20191430 Karar ve 07.11.2019 tarihli emsal ilamında da benzer gerekçelere yer verilmiştir. Bu açıklamalara göre, mücbir sebepten dolayı davalının serbest süre içerisinde öngörebileceği ve alabileceği bir önlem de bulunmadığından, davacı taşıyana ait konteynerlerin tesliminindeki gecikme ve/veya teslim edilmemesinden dolayı sorumluluğu söz konusu olmadığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.03.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.