T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/200
KARAR NO: 2025/478
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/10/2021
NUMARASI: 2020/37 Esas - 2021/736 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili Ocak yılı 2019 ayından itibaren davalıya satarak teslim ettiği gıda emtiasından kaynaklanan 54.168,16 TL cari hesap alacağının ödenmemesi üzerine, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, 16.09.2019 tarihli hesap mutabakatına rağmen, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında Ocak 2019 tarihinden itibaren gıda maddesi alım satımdan kaynaklanan ticari ilişki bulunduğunu, davacının sattığı emtiaya karşılık bazen nakit, bazen de kredi kartı ve multinet yoluyla ödemeler yapıldığını, ödemeleri ilişkin olarak davalının çalışanları tarafından makbuz verildiğini, müvekkilinin ticari defterlerinden alınan cari hesap ekstresine göre davacıdan 59.162,86 TL mal alındığını ve 55.857,90 TL ödeme yapıldığını, borç bakiyesinin 54.168,16 TL olmayıp 3.304,96 TL olduğunu, davacının sunduğu 16.09.2019 tarihli sözde mutabakat mektubunun müvekkilince imzalanmadığını ve belgenin bir borç ikrarı niteliğinde olmadığını, bu mektubun müvekkilinin kardeşi ... tarafından imzalandığını, davacının çalışanları tarafından bu mektubun imzalattırıldığını, imza sırasında davacının çalışanlarının bugüne kadar yapılan toplam satımın bakiyesi olduğunu ve ödemelere ilişkin evrakların her iki tarafta olduğunun ifade edildiğini, müvekkilince hiç ödeme yapılmamış gibi takip başlatılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamından;Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının alacağından dolayı icra takibi başlatmış olduğu, icra takibine itiraz ile duran icra takibine devam edebilmek adına iş bu davanın ikame edildiği, tarafların 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davacı tarafın 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davacı tarafın 2019 yılı ticari defterlerinde son işlem tarihi olan 04.09.2019 tarihi ve icra takip tarihi olan 04.10.2019 tarihi itibarıyla davalı taraftan 44.606,94 TL alacaklı olduğu, davalının 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davalı tarafın yevmiye defterinin takip eden yılın Haziran ayı içerisinde yaptırılması gereken kapanış tasdikinin yaptırılmadığı, davalı tarafın 2019 yılına ait tasdiki gereken defter-i kebirin hiç tasdik ettirilmediği, davalı tarafın ticari defterlerinin delil vasfına haiz olmadığı, davalı tarafın incelenen 2019 yılı ticari defterlerinde son işlem tarihi olan 31.05.2019 tarihi ve icra takip tarihi olan 04.10.2019 tarihi itibarıyla davacı tarafa kendi ticari defterlerinde 3.304,96-TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki hesap bakiye farklılığının davalı tarafın 45.073,86-TL tutarındaki 6 adet faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafından davacı tarafına 16.02.2019 tarihli 1.500,00-TL tutarlı, 28.03.2019 tarihli 2.000,00-TL toplam 3.500,00-TL tutarlı ödemelerin davacı kayıtlarında yer almadığı, davalı tarafından yapılan 31.05.2019 tarihli 3.327,00-TL, 30.06.2019 tarihli 1.799,00-TL tutarlı, 29.07.2019 tarihli 1.814,00-TL tutarlı, 04.09.2019 tarihli 332,00-TL tutarlı toplam 7.727,00 TL'nin davacı kayıtlarında yer almasına rağmen davalının kendi kayıtlarında yer almadığı,Davacının kendi kayıtlarında olan davalının kayıtlarında olmayan 45.073,86-TL ve davalının yapmış olduğu davalıda kayıtlı olan davacıda kayıtlı olmayan ödemelerin 3.500,00-TL olduğu, davalının yapmış olduğu davacıda kayıtlı olan davalıda olmayan ödemeler toplamının 3.945,00-TL olduğu, Hükme esas alınan Bilirkişi Raporuna göre bu hesapların denkleştirildiği, davacı tarafın davalı taraftan 41.106,94-TL alacaklı olduğu, Davalı taraf borca itiraz dilekçesinde faturaları almadıkları yönünde itirazda bulunmadıkları, Davacı tarafından düzenlenen faturalara ve muhteviyatı olan hizmete süresi içinde itiraz edilmediği, buna dair bir belge sunulmadığı, Davacı ile davalı arasında karşılıklı bir anlaşma ve belirlenmiş bir vadeye ilişkin belge veya bir ihtarın dosyaya sunulmadığı, bu nedenle takipten önce işlemiş faiz hesaplanmadığı, Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının alacağından dolayı icra takibi başlatmış olduğu, icra takibine itiraz ile duran icra takibine devam edebilmek adına iş bu davanın ikame edildiği, tarafların 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davacı tarafın 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davacı tarafın 2019 yılı ticari defterlerinde son işlem tarihi olan 04.09.2019 tarihi ve icra takip tarihi olan 04.10.2019 tarihi itibarıyla davalı taraftan 44.606,94-TL alacaklı olduğu, davalının 2019 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davalı tarafın yevmiye defterinin takip eden yılın Haziran atı içerisinde yaptırılması gereken kapanış tasdikinin yaptırılmadığı, davalı tarafın 2019 yılına ait tasdiki gereken defter-i kebirin hiç tasdik ettirilmediği, davalı tarafın ticari defterlerinin delil vasfına haiz olmadığı, davalı tarafın incelenen 2019 yılı ticari defterlerinde son işlem tarihi olan 31.05.2019 tarihi ve icra takip tarihi olan 04.10.2019 tarihi itibarıyla davacı tarafa kendi ticari defterlerinde 3.304,96-TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki hesap bakiye farklılığının davalı tarafın 45.073,86-TL tutarındaki 6 adet faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen , davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafından davacı tarafına 16.02.2019 tarihli 1.500,00-TL tutarlı, 28.03.2019 tarihli 2.000,00-TL toplam 3.500,00-TL tutarlı ödemelerin davacı kayıtlarında yer almadığı, davalı tarafından yapılan 31.05.2019 tarihli 3.327,00-TL, 30.06.2019 tarihli 1.799,00-TL tutarlı, 29.07.2019 tarihli 1.814,00-TL tutarlı, 04.09.2019 tarihli 332,00-TL tutarlı toplam 7.727,00-TL'nin davacı kayıtlarında yer almasına rağmen davalının kendi kayıtlarında yer almadığı, Davacının kendi kayıtlarında olan davalının kayıtlarında olmayan 45.073,86-TL ve davalının yapmış olduğu davalıda kayıtlı olan davacıda kayıtlı olmayan ödemelerin 3.500,00-TL olduğu, davalının yapmış olduğu davacıda kayıtlı olan davalıda olmayan ödemeler toplamının 3.945,00-TL olduğu, Hükme esas alınan Bilirkişi Raporuna göre bu hesapların denkleştirildiği, davacı tarafın davalı taraftan 41.106,94-TL alacaklı olduğu, Davalı taraf borca itiraz dilekçesinde faturaları almadıkları yönünde itirazda bulunmadıkları, Davacı tarafından düzenlenen faturalara ve muhteviyatı olan hizmete süresi içinde itiraz edilmediği, buna dair bir belge sunulmadığı, Davacı ile davalı arasında karşılıklı bir anlaşma ve belirlenmiş bir vadeye ilişkin belge veya bir ihtarın dosyaya sunulmadığı, bu nedenle takipten önce işlemiş faiz hesaplanmadığı..." gerekçesiyle, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibinin 41.106,94 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak takipteki diğer şartlarla devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davalının esnaf kaydının bulunduğunu ve tacir olmadığını, davacı yan ile müvekkilin sahip olduğu ... Market arasında Ocak 2019 tarihinden itibaren alım satımdan ilişkisi bulunduğunu, teslim edilen emtia bedelinin nakit, kredi kartı ve multinet yoluyla ödendiğini, ödemeler nedeniyle makbuz verildiğini, müvekkilinin ticari defterlerine göre davacıdan 59.162, 86 TL mal alınarak, 55.857, 90 TL ödeme yapıldığını, borç bakiyesinin ise 3.304, 96 TL olduğunu, bilirkişinin hatalı hesaplama yaptığını, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan bir kısım faturalarda müvekkilinin kaşe imzası bulunmadığını, Haziran 2019 ayında düzenlenen faturaların hiçbirinde müvekkilin imzası veya kaşesinin bulunmadığını, bir kısım faturalard ki imzaların müvekkiline ait olmadığını, 16.09.2019 tarihli sözde mutabakat mektubun müvekkilince imzalanmadığını, müvekkilince alınan tüm faturaların defterlere işlendiğini, bir kısım faturaların müvekkilince defterlere işlenmediğinin belirtilmesine karşın, bu faturaların teslim edilmeyen emtiaya ilişkin olduğunu, imzasız ve kaşesiz faturaların aleyhe kullanılamayacağını, faturalara itiraz edilmediğinin belirtilmesine karşın, bu faturaların müvekkiline teslim edilmediğini, imzasız ve kaşesiz faturanın tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davalının incelemeye sunduğu 2019 yılı defterlerinin tacirlerce tutulan yevmiye, envanter ve defter'i kebir olduğu, bu durumda davalının esnaf siciline kayıtlı olmasına rağmen, VUK'nın 177.maddesinde belirlenen sınırların üzerinde ticari büyüklüğe erişmesi nedeniyle tacir olarak ticari defterleri tutmaya başladığı ve tacir olan tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanan uyuşmazlık konusunda ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin göreve ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu kabul edilmiştir. Uyuşmazlık, satım sözleşmesinde, davacı tarafından fatura konusu emtianın davalıya teslim edilip edilmediği ve edilmiş ise bakiye alacağın miktarına ilişkindir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının kayıtlarına göre 44.606,94 TL alacak bulunurken davalının kayıtlarına göre ise davacının 3.304,96 TL alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunun bakiye farkının analizi kısmında farklılığın nedeni irdelenmiştir. Taraflar arasındaki hesap bakiye farklılığının, davalının 05.03.2019 tarihli ... nolu 10.586,34TL tutarlı, 06.03.2019 tarih ... nolu 2.624,46 TL tutarlı, 06.03.2019 tarih ... nolu 1.184,98 TL tutarlı, 01.06.2019 tarih ... nolu 18.061,54 TL tutarlı, 01.06.2019 tarihli ... nolu 8.740,51 TL tutarlı, 12.06.2019tarih ... nolu 3.880,01 TL tutarlı olmak üzere toplamı 45.073,86 TL tutarındaki 6 adet faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına karşın, davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Davalı vekili teslim edilen tüm faturalardaki borçların ödendiğini, bir kısım faturaların imzasız olduğunu, bu nedenle bu faturalardan kaynaklı alacağın talep edilemeyeceğini savunmaktadır. Faturanın düzenlenmiş olması tek başına borcun doğumu için yeterli değildir. Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisi kabul edildiğinden, fatura konusu emtianın alıcısına teslim edilip edilmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle davacı defterinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 6 adet fatura konusu emtianın davalıya teslim edildiğinin kanıtlanması gerekir. Davalı faturalarda imza bulunmadığını belirtmiş ise de ihtilaf konusu olan yukarıda sayılı olan 6 adet fatura yönünden yapılan incelemede, 05.03.2019 tarihli, 10.586,36 TL bedelli, 06.03.2019 tarihli, 2.624,46 TL bedelli, 06.03.2019 tarihli, 1.184,98 TL bedelli ve 01.06.2019 tarihli, 18.061,54 TL bedelli, toplam 32.453,34 TL faturada alıcı imzası bulunduğu belirlenmiştir. Bu durumda bu faturalar yönünden emtianın teslim edildiğinin kabul edilmesi yerindedir. Diğer yandan, dosyada bulunan mutabakat mektubuna göre davacının bu faturalardan kaynaklı alacağının bulunduğu ve fatura içeriği emtianın davalıya teslim edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar mutabakattaki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kardeşine ait olduğu ve bakiye borç yerine toplam satım borcunun belirlenmesi amacıyla, imzacının iradesi yanıltılarak bu belgenin alındığı savunulmuş ise de buna ilişkin bir kanıt sunulmamıştır. Mutabakat içeriği ile fatura içeriklerinin bir birini doğrulaması nedeniyle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmelidir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.130,00 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.03.2025