T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/126
KARAR NO:2025/471
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:25.11.2021
NUMARASI:2014/1724 Esas - 2021/1280 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Şirket ortaklığından kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirketin eski ortağı olduğunu, önceki yönetim tarafından icra takibi yapılmadığını, şirketin ortaklık yapısının 12.03.2012 tarihli devir ile değişmesinden sonra yapılan tüm uyarılara rağmen cari hesapta bulunan 59.945,58 TL borcun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, borcun tahsil edilmemesi ile halka açık olan davacı şirketin yatırımcılarının da olumsuz etkilediğini ileri sürerek, ... sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacı şirkete borcu bulunmadığını, davacı şirketin muavin defter kaydındaki bakiyenin alacak olarak gösterildiğini, geçerliliği bulunmayan muavin defterdeki alacakların yazılı delillerle ispatı gerektiğini, anılan hesabın 01.08.2012 tarihinde ''....'' açıklaması ile müvekkilini 87.093,57 TL borçlu göstererek başladığını, ancak müvekkilinin geçmişe dönük böyle bir borcu bulunmadığını, aynı hesapta müvekkilinin 31.12.2013 tarihinde ''...'' açıklaması ile 26.192,61 TL ve 2389,39 TL borçlandırıldığını, bu kayıtların açıklanarak dayanaklarının yazılı belgeyle kanıtlanması gerektiğini, aynı hesap dökümünün son satırda ise defterler düzenine ve muhasebe hesap planına aykırı bir şekilde ''...'' açıklaması ile tarihsiz bir şekilde 145.410,00 TL hesaptan mahsup edildiğini, davacının bu bedeli ilişkin olarak ... sayılı dosyasında takip başlattığını, itiraz üzerine Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1573 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, bu davaya ise kira alacağı dışındaki alacağın konu edildiğini ve bu iddiaların yazılı delille ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığı gibi alacaklı olduğunu, müvekkilinin eski unvanı ... Şirketi olan davacı şirketin kurucu ve büyük ortağı olduğunu, şirket ve bağlı ortaklığı olan dava dışı ... A.Ş'ne olan tüm borçlarını ödediğini, halka arz edilen davacı şirketin ...'a bu durumu bildirdiğini, müvekkilinin davacı şirketteki tüm hisselerin ...'e devrettiğini, borçların ödenmesinden sonra müvekkilinin, davacı şirketin dava dışı ... A.Ş'den olan bir kısım alacaklarını Kartal ... Noterliğinin 22.08.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile devir aldığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın davacı şirkete takip miktarı kadar borçlu olduğu iddia edilen davacı şirketin eski ortağı davalı ...'in şirkete olan borcu sebebiyle yapılan takibe itiraz üzerine duran takibin devamı için ikame edilen itirazın iptali talepli olduğu, davalının davaya konu borcu ödedikleri savunmasında bulunduğu , dosyaya kazandırılan 17/11/2017 tarihli protokol incelendiğinde , protokolün davacı şirket ile davalı ... ... ve davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... A.Şarasında yapıldığı , protokoldeki ödemelerin yapıldığı takdirde , tarafların birbirleri hakkında yapmış oldukları bir takım takip ve ikame ettikleri birtakım davalardan feragat edeceklerinin kararlaştırıldığı, bu davalar arasında mahkememizin iş bu dosyası olan ... Esas sayılı dosyası ile dayanak olan ... sayılı takip dosyasının da bulunduğu, protokol kapsamında davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi olan dava dışı ... adına protokol kapsamındaki ödemelerin ...Bankası üzerinden protokole uygun olarak muhtelif tarihlerde davalı tarafından yapılarak borcun ödendiği, protokolun ve ödemelerin yapıldığı tarihlerde dava dışı adına ödemeler yapılan ...'nun davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olup, şirketi ilzam yetkisi bulunduğu, bu sebeple davadan ve takipten sonra yapılan protokolün geçerli olduğunun mahkememizce değerlendirildiği, 12/11/2021 tarihli bilirkişi raporu gerekçeli , bilimsel ve denetime elverişli olmakla hükme esas alındığı, dosyaya sunulu ödeme dekontları incelendiğinde davalı tarafından ödemelerin, '...' açıklamaları ile alıcı olarak görünen...’na yapıldığı,Mahkememizce İstanbul Ticaret Odası Başkanlığı ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarından adına ödeme yapılan ...'nun davacı şirketin eski Yönetim Kurulu başkanlarından birinin olduğunun sabit olduğu, protokolün akdedildiği 17.11.2017 tarihinde ve davalı tarafından ödemelerin gerçekleştirildiği tarihte...’nun Yönetim Kurulu Başkanı ve şirketi her konuda münferiden temsil yetkisine haiz olduğu, bilirkişi raporunda zikredilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2000/7112 E. , 2001/1142 K.Sayılı ilamının da görüleceği üzre, şirket temsilcisine-yetkilisine yapılan ödemenin davalıyı borçtan kurtaracağı, bu yönüyle davacının dava konusu takip sebebiyle davalıdan alacağının bulunmadığı, davalı tarafından davaya ve takibe konu borcun 17.11.2017 tarihli protokol uyarınca ödenmiş olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalının, müvekkil şirketin eski ortağı olması sebebiyle önceki yönetim tarafından icra takibi başlatılmadığını,12.03.2012 tarihinde şirketin ortaklık yapısının değişmesinden sonra alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını, alacağın tahsil edilmemesinin halka açık olan davacı şirketin yatırımcılarını da zarara uğrattığını, davalının, şirketin alacağı yönünden şirketin eski yönetim kurulu başkanı tarafından ibra edildiğini, ödemenin şirket yerine tahsil eden yönetim kurulu başkanının şahsi hesabına geçmesi, borçluyu borcundan kurtarmadığından kararın hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı şirketin eski ortağı olan davalının, şirkete olan borcunun tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı, davacı şirketin eski ortağıdır. Davalının şirketteki A Grubu hisselerini 03.02.2012 tarihinde, C Grubu hisselerinin bir kısımının 03.02.2012 tarihinde, kalan hisseleri de 30.11.2011 tarihinde devir ettiği, 14.06.2012 tarihinde şirket yönetiminden ayrıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece incelenen şirketin ticari defterlerine göre, davalının 2012 yılından itibaren şirkete borçlu olduğu belirlenmiştir. Davalının, davacı şirketin o dönem yöneticisi olması ve yönetim kurulu üyesinin şirketin ticari defterlerinin düzenlenmesinde, şirket ve ortaklara karşı sorumlu olması nedeniyle şirketin alacaklı olduğu kabul edilmelidir. Dosyada bulunan 18.02.2013 tarihli mutabakata göre ise davacı şirketin 113.053,57 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle, başka takip dosyalarının bulunduğu ve şirket alacağının tahsil edildiğini şirketçe ...'a bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı ile davacı şirket arasında düzenlenen sözleşme başlıklı belge ile 30.09.2017 tarihi itibariyle davacının ve dava dışı ortaklığın tüm borçların belirlenmiş ve borcun ödenmesi ile takip dosyalarından feragat edileceği kabul edilmiştir. Sulh ve ibra protokolü niteliğindeki bu sözleşmede, davalının, eldeki İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1724 Esas sayılı dosyasında ve Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/1573 Esas sayılı dosyasındaki borçları belirtilmiştir. Sözleşmenin 2 ve 4. maddeleri gereğince bu borçların ödenmesi hâlinde her iki davadan feragat edileceği ve tarafların birbirinden yargılama giderleri ve vekalet ücreti alacağı bulunmadığı kabul edilmiştir.Mahkemece alınan 12.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; taraflar arasında düzenlenen 17.11.2017 tarihli protokol kapsamında borcun ödendiği, davacının belirlenen tüm ödemeleri ...protokol açıklamasıyla ...'na yaptığı, bu kişinin şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu ve şirketi münferiden temsil yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya borcu taraflar arasında düzenlenen protokol kapsamında ödenmiş olup, davacı da bu ödemenin varlığını kabul etmektedir. Ancak şirket yöneticisinin ödeme yapılması ile borcun sona ermeyeceğini ileri sürmektedir. Tüzel kişiler organları vasıtasıyla idare edilirler. Taraflar arasında düzenlenen 17.11.2017 tarihli protokol şirket kaşesi üzerinde imza atılmak suretiyle şirket adına imzalanmıştır. Protokol ayrıca davalı ile dava dışı ... şirketince imzalanmıştır. Borcun ödenmesi hâlinde eldeki davadan feragat edileceği belirtilmiştir. Borcun ödenmesine rağmen şirketin protokol gereklerini yerine getirmediği, şirket yöneticisine yapılan ödemenin şirketi temsilen yapılması nedeniyle geçerli bir ödeme olduğu anlaşılmakla, davalının borcu sona erdiğinden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Ancak taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkisinin, dava sırasında düzenlenen protokoldeki ödeme ile sona ermesi nedeniyle davanın konusuz kalmasına rağmen mahkemece davanın esas bakımından reddine karar verilmesi usule aykırı olmuştur. HMK'nın 313. maddesi gereğince, taraflar arasındaki sulh sözleşmesi kapsamında ödenmesi nedeniyle aynı Kanun'un 315. maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Bu durum HMK'nın 33 ve 355. maddesi gereğince resen dikkate alınması gerektiğinden, Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilince ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 hükümleri uyarınca ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Taraflar arasında yapılan 17.11.2017 protokol kapsamında borcun ödenmesi nedeniyle dava konusuz kaldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın, peşin alınmış olan 1.023,75 TL'den mahsubu ile artan 408,35 TL harcın, ilk derece mahkemesince, talep hâlinde davacıya iadesine, 3-Taraflar arasında düzenlenen protokolün 2 ve 4. maddeleri gereğince yargılama giderinin yapan taraf üzerinde bırakılmasına, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Artan gider ve delil avanslarının, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, 5-İstinaf aşamasındaki harç ve giderler yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,7-Dosyanı, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olmak üzere karar verildi.